"Zeytin Ağacı keseni asın"

Eşim Füsun Irmak son yıllarda TV haberlerinden çok sıkılıyor. Yandaş ve yoldaş diye iki kategoriye ayrılan yayın organlarının birçok programında sunulan haberler, tarafgir sunucular ve konuşmacılar tarafından zivanadan çıkarılıyor. Sade yalın objektif kriterlerde sunum yapan medya organı maalesef az hem de çok az... Füsun hanımın mesleği benim gibi gazetecilik ama o artık gazetecilik deyince oturup sıralıyor... "Başlarım gazeteciliğe!" deyip suratını ekşitiyor.  Son yıllarda izlediği programlar, ev dekorasyon, farklı hayatlar, yaşam mücadeleleri, dağ, taş ormanlar... Sabah kalktım televizyonda kutuplarda yaşama tutunmaya çalışan insanların mücadelesi var. Bir karı koca ve yakın dostları köpekleri ile -50 derecede yanlış okumadınız eksi elli derecede donan akarsuyun üzerinde açtıkları delikten balık avı mücadelesi var. Gece donmamak için bir kulübe yaptılar ve içine soba kurdular. Isınmak için oduna ihtiyaçları var ama ormanda kurumuş ağaç arıyorlar. Ağacı kesmeden önce, sana teşekkür ederim ağaç, bunca yıl hayatta kalmışsın bize güzellikler sunmuşsun. Şimdi de bizim hayatta kalmamıza neden oluyorsun. "Sana minnettarız bizi affet" diyor ve kurumuş ağacı baltasıyla kesip sobadan yakarken ağaca şükrediyor. Eşine "Aradığımız her şey doğada var" diyor.  Bir diğer kutuplarda yaşama tutunmaya çalışan genç adam, donmuş tavşanı tuzaktan kurtarmaya çalışırken elini yaralıyor ve hemen bir çam kabuğunu kesip yarasının üzerine sürüyor. Kabuğun altındaki reçinemsi suyun antiseptik olduğunu mikropları öldürdüğünü anlatıyor. Kutuplarda yara bandını nereden bulacak ki, ağaç kabuğunun aynı işi gördüğünü anlatıyor. 

Özetle program, yaşama tutunabilmemiz için doğanın bize sunduğu nimetlerin yeterli olduğunu anlatıyor. Hava sıcaklıklarının arttığı şu günlerde ne olur ormanları, ağaçları koruyalım. Sadece bizim değil doğada tüm canlıların hakkı var orada. Yaşam döngüsüne biz çomak sokmazsak eğer, her nimet bize sunulmuş halde. Aç gözlüleri bir kez daha durup düşünmeye çağırırken, bir atasözünü  hatırlatırız: "Beyaz adam bir gün paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacak."

Şimdi gelelim bunları neden yazdığıma.

Gazeteci kardeşim eski mesai arkadaşım Sedat Kaya yine döktürmüş yaşam üzerine. öyle güzel yazmış ki ben de bir iki satır ekleyeyim istedim. 

Sedat Kaya'nın 

"OLEA PRİMA ARBORUM OMNİUM EST”

Yazısını çıktı alıp duvara asın diyeceğim ama... siz öyle yapmayın. Bunu elektronik ortamda sosyal medya hesaplarınızda paylaşın... Biliyorsunuz kağıdın da hammaddesi ağaçlar... Üstelik artık Türkiye'de kağıt üretiminin amiral gemisi SEKA özelleştirildi ve şu sıralar üretim yok ve biz gazeteleri basabilmek için bobinleri  dövizle alıyoruz. Savaşan Rusya'dan kağıt gelmezse, gazeteleri bile basamayacağız!

İbrahim IRMAK / [email protected]

Ben Sedat Kaya'nın "OLEA PRİMA ARBORUM OMNİUM EST” başlığını değiştiriyorum.

Onun yerine Atinalı şair ve devlet adamı Solon'un, zeytin ağaçlarını korumak için çıkardığı yasanın özünü yazacağım:

"ZEYTİN AĞACINI KESENİ ASIN"


"Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz?
Evet, konuşurlar. Birbirleriyle konuşurlar, kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır.
Asıl sorun, sizin dinlememeniz, doğayı, ağaçları..
Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz.
Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız.
Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar."
*. *. *
Bu sözler Stoney Kızılderililerin şefi, Yürüyen Boğa diye de bilinen Tatanga Mani'ye ait.
Doğa ile iç içe yaşayan toplumların doğaya bakışının bir özeti bu.
Navahoların atasözüdür.
“İnsan doğadan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.”
Karl Marks da aynı saptamayı yapar.
"İnsan doğaya ne kadar yabancılaşırsa o kadar toplumsallaşır, ne kadar toplumsallaşırsa da o kadar kendine yabancılaşır."
Sonra da ekler; kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser!
Bugün yaşadığımız tam da budur.
Türkiye aylardır zeytin ağaçlarını korumanın yollarını arıyor
Çünkü bir gece yarısı imzalanan bir yönetmelikle, zeytin ağaçlarının yaşamları büyük tehlike altına girdi.
Elektrik üretiminde kullanılan kömür sahası ve zeytin ağaçlarının aynı yere rastlaması durumunda, zeytinliklerin şirketler tarafından kesilebilmesinin önü açıldı.
Oysa enerji uğruna kesilecek olan yaşamımız, sağlığımız ve binlerce yıllık kültürümüz.
*. *. *
"Olea prima arborum omnium est" demişti Romalılar, yani "zeytin bütün ağaçların ilkidir."
bulunduğu yere bolluk, bereket, sağlık ve barış getirir.
Tarihin babası Heredot "sıvı altın" demişti zeytinyağına.
Tıbbın babası Hipokrat, şifa kaynağı olarak sözetmişti zeytinyağından. Çünkü sağaltıcı ve iyileştirici etkilerini keşfetmişti.
Gladyatörler, güreşçiler ve boksörler dövüşlerden sonra zeytinyağıyla yıkardı bedenlerini. Çünkü hem deriyi mikroplardan temizler, hem yaraları iyileştirirdi.
Atinalı şair ve devlet adamı Solon, zeytin ağaçlarını korumak için özel bir yasa çıkarmıştı; ağacı keseni asın diye.
Karanlık gecelerde insanlara ışık olmuştu asırlarca. Kandillerde zeytinyağı yakılırdı.
Dalı şeref, onur ve barıştı. Tanrılara, krallara, yarış kazanan sporculara o dallardan yapılan taçlar takılırdı.
Yaprağı bile insanlığa hizmet etti yüzyıllarca, yaprağından yapılan çay bağışıklık sistemini güçlendirirdi.
Bu nedenle antik çağdan bu yana Ege ve Akdeniz'deki tüm kültürler tarafından kutsal sayıldı.
Saygı gösterildi, onurlandırıldı.
Ama insanoğluna bu kadar hizmet etmesine rağmen, en büyük zararı uygar denilen insandan gördü.
Maalesef doğanın dilini unutanlar, bir karatavuk kuşunun dışkısı kadar olamadılar.
Karatavuk kuşları zeytin ağacının en iyi dostlarıdır.
Zeytin çekirdeğiyle beslenirler.
Ama asla nankör değillerdir.
Kendilerini doyuran zeytin ağacının çoğalmasını sağlarlar.
Karatavuk kursağında zeytinin etli kısımlarını sindirir, çekirdeğinin kabuğunu da güçlü asitiyle inceltir.
Daha sonra çekirdeği dışkısıyla dışarı atar.
Kabukları incelmiş çekirdek toprakta filizlenir ve böylece yeni bir zeytin ağacı yeşerir.
Karatavuklar olmasa zeytin ağaçları olmaz.
Zeytin ağaçları olmazsa karatavuklar olmaz.
İkisi arasında büyük bir birliktelik ve dayanışma vardır.
Çünkü yaşamları birbirlerine bağlıdır.
*. *. *
Karatavuk küçücük bir kuş.
Kuş beyni diye hor gördüğümüz o aklıyla doğanın dilini biliyor.
Ey insanoğlu, kapitalizmin dilini unutup ne zaman öğreneceksin bu gerçeği.
Doğayı yok ederek, sonunu hazırladığını ne zaman farkedeceksin?
Bakın bir şaman öğretisi ne diyor?
“Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz.
Nehirler kendi suyunu içemez.
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez.
Güneş kendisi için ısıtmaz.
Ay kendisi için parlamaz.
Çiçekler kendileri için kokmaz.
Toprak kendisi için doğurmaz.
Rüzgar kendisi için esmez.
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.”
Doğanın anayasası budur.
Her şey birbiri için yaşar.
Ne yazık ki, bu anayasayı çiğneyen sadece insanoğludur.

Sedat Kaya / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Fkalmuk - Harika bir yazı...

Zeytin ağaçlarının kesilmesine izin verenlerin

beyinlerine büyük harflerle kazılsa anlayabilirler mi acaba....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Mayıs 21:28


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?