Perşembenin Konusu: SOYTARI

Perşembenin Konusu: SOYTARI

ELEŞTİREN GÜLÜNÇLÜK

Kimdir “Aydınların aydınlatamadığı halkı soytarılar aldatır”, “Ederinden fazla değer soytarıyı kral eder.”, “Kralına yol verdim, soytarısıyla uğraşamam” gibi sözlerle anılan soytarılar?

Mısır’da beşinci hanedana kadar gider soytarılık. Araplar’da Abbasiler’le başlar. Osmanlı’da Yıldırım Bayezid, sarayda kadrolu soytarı bulunduran ilk padişahtır.

15. Yüzyıl’ın başında Meksika'da İmparator Montezuma'nın sarayındaydı soytarılar. Soytarılar yüzyıllarca Avrupalı, Ortadoğulu, Hintli ve Çinli hükümdarların yanlarındaydı.

Soytarılığın tarihinden…

Soytarı’ sözcüğü Arapça, sahte penis takarak gülünç ve çoğunlukla müstehcen oyunlar oynayan kişiler için kullanılan ‘satir’den geliyor. Arapça ‘satir’in kaynağı ise, eski Yunanca’da sahte penis ve keçi ayaklarla betimlenen mitolojik yaratık ‘satyros’.

Soytarı psikolog gibi olurdu. Sululukla güldürürlerdi. Yeri geldiğinde de yaptıklarıyla düşünmeye yönlendirirlerdi. Şiirden, müzikten, tiyatrodan anlardı soytarılar. Filozof gibiydiler. Çoğu yer ve gök bilimleriyle ilgilenirdi. Siyaset bilimciydiler. Yetişmiyorlardı kolay kolay...

15. Yüzyıl’ın başında Meksika'da İmparator Montezuma'nın sarayındaki soytarılar felsefi konuları konuşurdu. Mısır'da firavunların mezarlarındaki resimlerde soytarılığını yapan cüceler var.

13. Charles döneminde Fransa'yı imparator yerine yönetirmiş soytarısı.

Soytarıların aynı sıra kralı eğlendirmek gibi bir işlevi de vardı. Ve soytarı gittiği her yere giderdi kralın. Ayrılmazdılar yanlarından. Yatak odasına da girerlerdi. Ancak korurlardı düzenle karmaşa arasındaki dengeyi.

Çevriliydi kralların ve sultanların ortamları yalakalarla. Kendilerine doğruyu söylesin diye soytarı tutarlardı. Gerçekleri ve doğruları gülünç biçimde kırmadan anlatabilmekti soytarıların becerisi. Bir gösteri sanatıydı yaptıkları.

Soytarıların bağlılığı içtendi. Çıkar değildi amaçları. Çekinmezlerdi o nedenle.

Demişti ki Utopia'nın yazarı Thomas More:

Rönesans'ta İtalyan prensleri şöhret sahibi soytarılarıyla gururlanırdı. Birisine incelik için gönderirlerdi bir süreliğine soytarılarını.

Soytarılar çoğunlukla bir dörtlükle bir halk şarkısında ozanca, dansla giysisiyle mimikleriyle gülünç biçimlerde söylerdi.

Hükümdarlığın üst düzey yetkililerini, piskoposların veya hükümdarın yozluğunu, tembelliğini, dokunulmaz herşeydeki yanlışı ve kusuru yüzlerine söylerlerdi. Sözgelimi…

Soytarılar, ciddi politik kararlarda da gerçeği dile getirebilirdi. 1386’da Avusturya Dükü IV. Leopold, İsviçre’ye savaş açacaktı. Sorar kararını özel savaş konseyine. Alkışlar üyeler kararı. Başlarlar konuşmaya savaşı. İsviçre’ye girmenin yolları üzerine…

Düşer soytarıya gerçeği söylemek; “İsviçre’ye nasıl gireceğinizi biliyorsunuz da, bir taneniz bile nasıl geri çıkabileceğimizi demiyor!’’.

Sert kişiliğiyle bilinen İngiliz Kralı VIII. Henry’nin, kendisine herkesin ortasında ‘Harry’ diye seslenen efsane soytarı Will Somers ile çok yakındı. Somers, VIII. Henry’nin önünde eğilmezdi. Başlamazdı konuşmaya ‘yüce majesteleri’ kalıbıyla. Esirgemezdi sözünü.

Birçok soytarı ve dalkavuk tarih boyunca önemli roller oynadı. Ancak soytarının tam tersidir dalkavuk.

Dal-kavuk’ ‘sarıksız kavuk’ demektir. Sarık eskiden bilgili olmanın simgesiydi. Bilgililer onurludur. Doğruya doğru, eğriye eğri derler. Dal-kavuk ise, hükümdarın kararını, düşüncelerini onaylar. Gururunu parlatarak eğlendirir hükümdarı. Parayla ilgilidir ödülü olan.

Dalkavukluk meslek, zanaat dalı olarak onaylandı I. Mahmut döneminde. Esnaf odalarına kayıtlı oluyorlardı.

Tarifesi de vardı;

Elleri kolları bağlanarak su dolu bir kuyuya sarkıtıp bekletmek 600 para.

Bostan dolabında su içinde bırakmak 600 para. Kuyruğu dışarıda kalmak koşuluyla fındık sıçanını ağza kapatma 400 para. Haşarıca bir hayvana veya eyersiz ata bindirip seyretme 300 para. Merdivenden aşağı yuvarlama180 para. Sakallarını kesme180 para. Bir koca bir salkım üzümün sapı ile beraber yedirmek 40 para.

Ölürse, cenazeyi gömmek sahibine düşerdi.

Değişmezdi tutarlılıkları, çizgileri dalkavukların….

Ve kim oldukları unutulan soytarılar bugün de bizlerle…

Yüzyıllarca Avrupalı, Ortadoğulu, Hintli ve Çinli hükümdarlarını tehlikeli yanlışlarına karşı uyarmış bir danışmandır soytarı. Değişmiş olsa da anlamı, sürüyor işlevi soytarılığın. Gördüklerini söyler çocuklar ve deliler. Yoktur çıkarları soytarı gibi. Ama soytarı değiller. Oysa soytarıdır dostlarımız.

* * *

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?