Geçici sığınmacı ile muhacir farkı

Ülkede Arap ve Afrika kökenli insanlar cirit atıyor.
10-15 yıl sonra sadece Suriyeli sayısı 50 milyonu bulacak.
İktidar adeta bu salgını destekliyor, körüklüyor.
İçlerinde ne kadar terörist var, kimsenin umurunda değil.

Türkiye'ye soydaş akını ilk değil,
Daha önce Balkanlardan, Doğu Avrupa'dan,
Yüzbinlerce soydaşımız geldi yerleşti, yerleştirildi.
Tarih şahit ki, Türkiye'ye hem entegre hemde yararlı oldular.

Bugünlerde ülkede bazı tartışmalarda,
Rumeli'den gelen soydaşlarla,
Ortadoğu sığınmacılarını aynı gören bir zihniyet izleniyor.

Eski bakanlar, milletvekilleri, valiler, doktorlar,
Gazeteciler, işadamları öğretim üyeleri, dernek başkanları,
Çeşitli parti ve görüşlerden insanların yeraldığı,
Rumeli Kanaat Önderleri oluşumu bir duyuru yayınladı.
"Geçici koruma altındaki sığınmacı" ile
"Muhacir" ve "Mülteci" arasındaki farka,
Dikkat çekilen bildiride şu görüşlere yer verildi:

"Rumeli-Balkan muhacirleri Osmanlı ve
Türkiye Cumhuriyeti'nin asli vatandaşları olmuşlardır.
Avrupa'da çeşitli tarihlerde uygulanan katliamlar nedeniyle,
Bayrağımızın dalgalandığı topraklara dönmek zorunda bırakıldık.
Son günlerde ülkemizin bazı mensupları,
'Suriyeli sığınmacı' ve
'Yasadışı düzensiz göçmen Afgan vatandaşlarıyla'
Tarihten bugüne aynı kaderi paylaşan,
Anadolu ve Rumeli'nin asli vatandaşlarını aynı kefeye koyup,
Mukayese etme gafletinde bulunuyor.
Biz Rumeli-Balkan kökenliler,
Siyasetin bir figürü haline getirilerek incitilmek,
Misafir kardeşlerimizle mukayese edilme,
Yanlışına misal olmak istemiyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi;
'Muhacir diye küçümsenenler,
Tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,
Yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler,
Çekilmek nedir bilmeyenlerdir.'

Burada misafir olan madur Suriyeli kardeşlerimizin,
Bir gün geri dönecekleri ümidindeyiz.
Bu zorunlu açıklama;
Son günlerde tarih ve uluslararası hukuk bilgisinden yoksun,
Kötü niyetli açıklamalara genel bir cevap niteliğinde olup,
Bir gündelik siyasi açıklama değil,
İnsan hak ve hürriyetleri çerçevesinde bir duruşun ifadesidir."

Açıklamaya imza koyanlar:

Atilla Baykal - Tek Rumeli Tv sahibi, iş Adamı
Mehmet Müezzinoğlu - Geçmiş dönem bakan
Lütfullah Kayalar - Geçmiş dönem bakan
Alaaddin Büyükkaya - AKP Kurucu İl Başkanı, geçmiş dönem vekil
Recep Altepe - Geçmiş dönem Bursa Belediye Başkanı
Melek Aras - Rumeli Türkleri Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı
Burhanettin Hakgüder - B.Trakya Türkleri Derneği eski Başkanı.
Bihlun Tamaylıgil - geçmiş dönem İstanbul Milletvekili
Prof.Dr. Adem Fazlıoğlu - Rumeli Türkleri Dernekleri Fed.Yön.
Prof.Dr. Tamer Dodurka - Rumeli Üniversitesi Rektörü
Önder Matlı - Geçmiş dönem Bursa milletvekili
Selman Yenigün - Emekli vali
Süheyl Çobanoğlu - Emekli kıdemli Albay
Akkan Süver - Gazeteci, yazar. Marmara Grubu Başkanı
Bahri Sipahi - Geçmiş dönem İstanbul milletvekili
Mükremin Duygun - Akdeniz Balkan Türkleri Federasyon Başkanı
İsa Kayım - Prizrenliler Derneği Başkanı
Salih Akgül - Türkiye Bosna Sancak Derneği
Bayram Vardar - RUMELİSİAD kurucu üyesi
Metin Edirneli - Araştırmacı, yazar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ercüment Erkul - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

05

Abdurrahim Çokgüngör - 1*Tarihi derinliği olan kavramlar, düşünceler hele ki ezelden gelip ebede gidecek hakikatler zamane çocuğunun ham düşünce değerleri ile tartılamaz. Aksi halde kısır bir döngü içinde zaman kaybı yaşanır. Rumeli genel bir isimdir. Yani geniş Balkan coğrafyasını ifade eder. Kapsamında çeşitli milletler veya din mensuplarını yer alır. Azınlık veya çoğunluk olarak. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı devletinin devamıdır. Ondan farkı olan iki önemli husustan biri rejim farklılığıdır. Ama millet aynı. Ve bu millet hem Osmanlı’da hem cumhuriyet döneminde tarifi de aynıdır. Yani Lozan’da da Osmanlı’nın millet sistemi devam etmesi konusunda mutabakatı olmuştur. Şimdi Rumeli deyince aklımıza geniş bir coğrafyanın milletleri gelir. Ama Balkan faciası ile başlayan ve 1. Cihan Harbi ile devam eden süreçte yurtlarından yuvalarından göçenlerin hepsi Müslümandı. Ve kahır ekseriyeti Türk idi. Bunlar Rumelili ama ne tür bir Rumelili bilmeyen veya kimliğini unutan varsa öğrensin. Sadece bu coğrafyanın kahraman Türkleri için verilen bir müstesna isimleri vardır. Evlad-ı Fatihan. O evlad-ı fatihan sadece ve sadece Rumeli Müslüman Türk’ün mümtaz adıdır. Selam olsun o kahramanlara.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 02:49
04

Abdurrahim Çokgüngör - 2*Bu isme sahip insanların benzeri bir topluluk da dünyada yoktur. Bu onarın iftihar kaynağıdır. Ama bir de çok acı hikayeleri var. Fatihlerin başına sık gelen bir dram. Kimsenin cehaletten veya unutkanlıktan ağzına sık almadığı bir facia. Balkan Harbi sonrası dönemde bu evlad-ı fatihan maruz kaldıkları saldırı ve katliam karşısında göçe mecbur kalır. Ve Türkiye’ye doğru yola çıkılır. Bazı kaynaklara göre 4 milyon kimine göre 5 milyon Türk ve Müslüman yüzlerce kilometrelik yolda telef olur. Yollarda aç kaldılar, sefalet çektiler ve ağaç kabuklarını yiyerek yaşamaya çalışırken katliama da uğradılar. Peki kaç evlad-ı fatihan Türkiye’ye ulaştı? 900 bin civarında. Yani 3-4 milyon kayıp. Ya da hayatlarını kaybettiler. Onlar bu acıyı dile getirmeli. Ve savaşların yol açtığı göçmen ile mülteci kavramları üzerinde ayrıcalık yapmamalıdır. Tamam şimdi durum farklı da olsa mağduriyetin niteliği ve özü aynıdır. Evlad-ı fatihanı yurtlarında söküp çıkaran fitne-fesadın mimarı kim ise bugünkü de aynıdır ve sahnededir.. 1990'larda Bosnalı kardeşlerimizin yaşadığı katliamın seyircisi bir Avrupa ülkesi idi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 02:47
03

Abdurrahim Çokgüngör - 3*Tarihi bilgisi olan ve günümüzdeki hibrit savaşlarının içyüzünü algılayan olaya hem böyle hem de şöyle bakar. Anadolu’dan bin kilometre uzaklıktan gelen bu kardeşlerimiz ile hemen sınırımızın bir karış ötesinde üstelik 1920’de Meclis-i Mebusan’da kabul edilen Misak-ı Milli sınırları içinden kalan bölgeden gelen önemli sayıda Türk’ün yanında Müslüman Arap ve Kürt ile adlarının zikredilmesinden rahatsız olmaması lazım. En azından insani hisler sebebiyle. Unutulmasın Suriye’de yaşayan 3.5 milyon Türk’ün önemli bir kısmı de mülteci olarak geldi. Yani Millet kavramına göre onlar da göçmen sayılabilir. Kaldı ki bu göçmenlik hali geçicidir. Ve birkaç yıl içinde bunun ne gibi tarihi hayırlara vesile olduğu görüldüğünde herkes şaşırıp kalacak. Olaylara zamane çocuğu gözü ile bakılmamalıdır. Unutulmasın Türkiye bugün hem Bosna Hersek’e gözü gibi sahip çıkmakta, hem Arnavutluk, Bulgaristan ve Sırbistan’a yardım etmektedir. Niçin? Bunun bir sırrı vardır. Türk olmak sırrı. Üstelik Kur’an bu ismi işari olarak zikreder.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 02:45
02

Abdurrahim Çokgüngör - 4*Şimdi mülteci, göçmen, ya da “Arap ve Afrikalı insanlar” konusu bugünlerde istismar konularının başında gelmektedir. Tabi buna Afganları da kattılar. Tabi 1980’lerdeki paralı Arap turisti akını olduğunda onlara da karşı aynı zihniyeti de aynı tepkiyi gösterdi.. Üstelik bu zihniyet milli değil 2 asırdır süren bir dış kaynaklı Türk’ü cebri ve keyfi bir hüküm altına alma fitnesinin bir başka versiyonudur. Türklerin mutasyonla karakter ve seciyesini değiştirip batının kuyruğuna katılacağını sananlar yakında aldandıklarını evren çapında bir hayal kırıklığı ile görecek. Siyaset arenasında ülkemizin hali ve istikbali hakkında düşüncesi olmayanların veya üretemeyenlerin ağzında mülteci ve göçmen sakız. Yani tembel beyinlerin istismar malzemesi. Hele aralarında çok sayıda Türkmen’in de olduğu Suriyeli göçmen söz konusu olduğunda, “abovvvvv” kağıttan kaplan gibi plastik insan olunuyor. Allah kimseyi zamane çocuğu yapmasın.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 02:43
01

Abdurrahim Çokgüngör - 5* Ve yakında en geç 10-15 yıl daha yaşayanlar görecek ki: Hem Türkiye ve dolayisiyle hem geniş İslam dünyasında hem de Hıristiyan dünyasında bu Türk denen kimselerin ne gibi bir dünya düzenine vesile olarak kader-i İlahi’nin takdir ettiği bir tecditi yani yenilenmeyi beşere yaşatacak. Aslında bu hayırhah hareket başladı. Ama filiz henüz ağaca dönüşemediği için kimse meyvalarını yiyemedi. Tecdit aslında dini bir kavramadır. Ve insanlık tarihi ilk kez böyle bir durumu yaşayarak. Çok hayırlı ama çok. O güne ulaşamayıp bu dünyadan göçenler bunun haberini berzah aleminde meleklerden duyacak ve sınırsız bir sevinç yaşayacak. Malum ölüm ile hayat bitmez. 2004 yılında Mahir Kaynak belki bazı insanların alay edeceği bir söz etti. Yazısında “Bugüne kadar batı ne der diye bakardık. Ama artık bundan sonra Türkiye’nin ne diyeceği geçerli olacak” mealinde bir görüş belirtti. Şimdi Türkiye Kafkaslarda ne der, Irak ve Suriye’de ne yapar, Libya’da neye karar verir, Afrika’nın siyahi yoksulları beyaz olan ama sömürgeci olmayan bir Türk’ü sevinçle karşılıyor. 102 ülkedeki yoksullar Türklerle gülüyor. Ve son olarak şu Alman ve ABD ayarlı İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliği için herkes merak ediyor “Türkiye ne der” diye. Peki Suriyeli göçmenler için ne olacak. Bakın bu konu bir operasyona bakacak. Hem yeniden dünyanın yönünü tayin edecek hem de kıyamete kadar konuşulacak bir operasyon. Bunun ziller çalmaya başladı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 02:40


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?