Müslüman Ülkelerde Demokrasiye İzin Yok

Amerika Birleşik Devletlerinin 37. Başkanıdır Richard Nixson… 1969-1974 yılları arasında görev yaptı… ABD için önemli görevlere imza attı… Amerikan halkını bıktıran ve bizim de yüzlerce asker kaybettiğimiz Vietnam savaşını sona erdirdi.

Ancak 1972’de Washington DC’deki Watergate binalarındaki Demokrat Parti genel merkezine girmeye çalışan beş kişi yakalandı. Bu adamların Nixon yönetimi için çalıştığı anlaşıldı. Nixon, bu iddaaları reddetti. Çalışanlarının bunu izin almadan yaptıklarını söyledi. Ancak, daha sonra gizli kasetleri tespit edilen Nixson yargılanmaktan kurtulmak için istifa etti.

İşte bu adamın Müslüman ülkeler hakkındaki düşünceleri ve uygulamaları geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmaya başladı.

Nixson üst düzey yöneticilerle yaptığı bir toplantıda bakın neler söylemiş…

*Müslüman ülkelerde demokrasi ve laiklik olmasına izin veremeyiz.

* Eğitim sisteminin ve ülke idaresinin din temelleri üzerine kurulması gerekiyor.

*Başlarındaki çobanı ele geçirince ülkeyi biz yönetiriz. Bu doğrultuda tedbirler almak zorundayız…

Bu sözler her gün defalarca okunmalı… Üzerinde uzun uzun düşünülmeli…

Amerikayı dost olarak görenlerin boyunlarına yafta gibi asılmalı…

Fikret Kalmuk / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Kalmuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

06

Abdurrahim Çokgüngör - 1*Bir milletin ne ile idare edileceği husus o millete aittir. Tabi yarım yamalak istiklali değil tam istiklali olan millet. Ve gücü olan millet. O da en başta güvenlik gücünün, finans gücünün, kendini yönetme iradesini tayin eden bir medeniyetinin olması lazım. Bunlar bir milletin karakterini ve özelliğini oluşturur. Bunların zaafa uğradığı anda ya işgal ya da vesayet karanlığı yaşanır. Şimdi tarihten örnekler vermek uzun sürer. Özetin özeti olarak bugün küresel gücün asli sahibi, Haçlılar Kudüs için kan dökerken onlar sermaye piyasasına hakim oldu. 1515’te iki dini barıştıracak Protestan hareketi ile başlayan süreçte Hıristiyanlığın başına birkaç mezhep fitnesi art arda geldi. Ve o güç elektron iken koca bir dünya atomu oldu. 100 yıl savaşları sonrasında ise Batı’nın da gizli beyni oldu. 1773’te zirve yaparak dünya hakimiyeti için karar alınmasından 26 yıl sonra Fransız ihtilali ile dünyanın çehresi değişmeye başlar. O zirvede hem siyasi, hem ekonomi, hem felsefi hem de bilim alanlarda hakimiyet olunması için mason locaları uyandırılır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 04:24
05

Abdurrahim Çokgüngör - 2*Fransız ihtilalinden hemen sonra Osmanlı saray ve bürokrasisine sızma başlar. Özellikle o asrın ikinci yarısında Balkanlarda çoğalan mason localarının müdavimini çoğu zengin ve bürokrasi ile askeriye olur. Ama önce 1808 Senedi ittifak ve 1808’de İngiliz donamasının boğazı geçerek İstanbul önlerine gelip şehri bombalaması İslam’ın devlet gücünün duraksaması ve 1826 meş’um olayı ile çözülme ve yıkım başlar. Lafı uzatmayayım Osmanlı Devleti’nin gücü ile temsil edilen İslam’ın devlet hakimiyeti 1909 tarihinde son bulur. Kevser Suresi kapsamında olan İstanbul’a mason ve Siyonist rüzgarları esmeye başlar. Artık hüküm Türk’ten ve İslam’dan çıkar. Kur’an buna işari olarak Rum Suresi’nin ilk ayetleri ile haber verir. (Bir nevi Hicri 14..Asra yani 1300’lü yıllara bakan) 14. Sure olan İbrahim Suresi’nde yine işari olarak yıkılışın Sultan Abdülaziz ile başlayacağı ve Sultan Abdülhamid ile sona ereceğine 1. Ayette işari mana var.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 04:20
04

Abdurrahim Çokgüngör - 3*Bundan sonra ne mi olur? (Onlar, dünya hayatını âhirete tercih eden, halkı Allah'ın yolundan alıkoyan ve o yolu eğri göstermeye çalışanlardır. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler) İbrahim/3. Ki 1907 ile başlayan son hamle ile devlet yıkılırken 10 yıl sonra bütün İslam dünyası işgale uğrar. Artık İslam coğrafyasında hiçbir ülke hür ve müstakil değildir. Bir süre sonra ikisi bir nevi çeyrek istiklalle yetinirken geriye kalanının tamamı 30-50 yıl işgal altında kalır. Sonuncusu istiklaline kavuşması ancak ve ancak 1960’ların sonunda birazcık nefes alacak kadar olur. Tabi bu arada petro-dolarla batılı bankalara sermaye olur. İşte bu dönemde ne yaşandığını bilmeyen yok. Batılı ülkeler şu veya bu şeklide vesayet pençesi ile İslam ülkelerini etkiler. Ve çok insanın ilgilenmediği, ya da uykuda yani gafletin Duhan Suresi’nin işareti ile gözleri kararttığı için ana yurdumuzdaki Türk boylarının başına gelen felaketi bir avuç insanın dışında bilen olmaz. 1917’den sonra 67 yılda kızıl emperyalist tam tamına 25 milyon Türk kardeşimiz katledilir, camileri yerle bir edilir, din adamları idam edilir. Dilleri bozularak birbirine anlamayan lehçelere dönüştürülür. Bu karanlığın başlangıç süreci 1773 zirvesinde alınan kararlar ile ekonomi, finans, felsefede büyük üstünlük kuran o güç 1840 yılında İngiltere ile Ortadoğu için sıkı pazarlığa oturur. Tam tamına 20 yıl sonunda tam anlaşma olur. Ki bunun ne olduğu 1917 Belfour Beyannamesi ile mana kazanır. Bu arada Yahudi asıllı Marksist felsefe İngiltere'de hazırlanır, Almanya üzerinden Rusya'ya ihraç edilir. Dünyanın üçte biri kızıl rejimin pençesine düşer.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 04:18
03

Abdurrahim Çokgüngör - 4*İngiliz ile yapılan anlaşma verilen söze rağmen istenilen alınamayınca bu kez 1929 ekonomik krizi ile ABD’ye girilir. İttifak yapılır ve 2. Cihan Harbi ile maksat hasıl olur. Bu dönemden sonra bütün zengin ve fakir ülkelerde hakim olan tek bir şey vardır. 1773 beyni. İşin ilginç yanı o tarihten sonra yaşanan her iyi-kötü olayın arkasında kurgucu irade onlardır. Hem kimine komünist hem kapitalist, hem kimine hem neoliberal hem muhafazakar. İki yüzlü onların dost hem düşman. Bu kadar sözü Nixon örneğine getirmek için ettim. Evet Başkan Nixon azılı bir İslam düşmanı idi. Bu gerçek pek bilinmez. Bir de şu bilinmez. 1967 6 günlük savaş sonrası ortaya çıkan Ortadoğu’daki gergin atmosfer üzerine İsrail Başbakanı Golda Meir, 1969 yılında buluştuğu Başkan Nixon’a bir fesat teklifi olur. Meir korkunç bir teklifte bulunur. Ve İsrail’in güvenliği için çevre ülkelerin bölünmeleri için siyasi, askeri yardım ister. Nixon “Nasıl olur” diye sorduğunda Meir’in sihirli formülü söyler: Bölge devletlerinin hiçbiri homojen değil etnik yapılarının fazlalığı sayesinde kolaylıkla azınlıkların kışkırtılarak bölünmeler tahrik edilebilir. İsrail zaten 1959 yılından beri İngiltere ile Iraklı Kürtleri silahlandırıp eğitiyorladı İran’da. Ve Tel Aviv'de onlara büro ile temsil ediliyorlardı..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 04:11
02

Abdurrahim Çokgüngör - 5* Tabi sonra ne olur? Devreye Nixon’ın Yahudi Ulusal Güvenlik Danışmanı devreye sokulur. O adam 5-8 yıl içinde öyle şeyler yapar ki Çin dünya sahnesine girer. Bu küresel sermayenin kısa zamanda servetine servetler katmasına sebep olur. Sonra 1975’te Helsinki Anlaşması’nın imzalanması ile sahneye küresel sermaye artık fiili hakimiyet kurmaya başlar. Bize bulaşması 12 Eyül sonrasıdır. Ve Sovyetlerin sonunun başlangıcı başlar. Ki Sovyetler batarken bu kez Neoliberal yani Neotroçkist akım iktidarları bütün batı ülkelerinde 1980’den itibaren yardımcı olur. Gerisini anlatmaya gerek yok. İran-Irak savaşı körüklenirken ülkemizde ilgili çok ilginç iki gelişme yaşanır. Etnik terörün1984 sonrası azması ve FETÖ’nün yerli odaklarca 1984’te CIA’ya teslim edilişi, sonra Körfez Harekatı, 11 Eylül sonrası Afganistan ve Irak’ın işgali. O işgal sürerken sonraki hedefin Suriye olacağı açıkça ilan edilir ve 10 yıl sonra öyle olur. Sorarım size Çin’den Adriyatik ve Atlantik’e kadar hangi ülke hür bağımsız. Ki bunlarla baş edebilir? Cevap: Kimse. Sadece 28 Şubat bu işin çılkını çıkarınca özellikle 1996 yılında ABD’nin devreye girmesi ile Türk-İsrail Stratejik Askeri İşbirliği Anlaşması imzalanınca ve silah tedariki İsrail’in tekeline geçince birileri artık uyanmaya başlar. Çünkü başımıza bir de İsrail vesayeti peydah istidadı kazandı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 04:04
01

Abdurrahim Çokgüngör - 6*Çok kimse bilmez. Bugünkü savunma yatırımlarının planı 1996 sonrası bir grup milliyetçi subayların eseridir. Ve 50 milyar dolarlık ödenek söz konusudur. Ama 1994 ve 2000 krizi o planı rafa kaldırdı. Ne zamana kadar? Çuval hainliğine kadar. Ve 2004’te o planlar hükümetin önüne konması ile savunmaya oluk oluk para akar. Ki bu paraların bir kısmı 11 Eylül sonrası ABD’den kaçan ve bir kısmı Rusya’da giden Arap sermayesidir. O paranın bir kısmı 2005 sonrası uçaklarla taşınınca devreye panikleyen ABD girer. Tabi FETÖ de askeriye kumpasları hazırlar. Her ne ise. Siz savunmada dışa bağımlı, riyakar batılılarla ittifakınız varsa bir düzine batılı ülke bölücü teröre silah ve para yağdırırsa. Ve ekonomik açıdan onlara bağımlı olursanız gerçek bir demokrasiniz olur mu? Peki 2004’ten sonra ne oldu? Yazmayayım çok daha uzayacak. Yalnız tam istiklal için son km taşı 1441’de başladı. Bu tarih 1911’de büyük bir İslam düşünürün keşfi olan bir tarihtir. Türkiye şu anda üç bölgede aktif. Afrika-Büyük Türkistan’da ve Ortadoğu’da. Bu hem batı hem doğu dünyası için hayra yol açacak gelişimlere yardımcı olacak. İnşallah. Tabi o zaman biz de gerçek demokrasinin tadını çıkarırız. Ki bizimkisi milli bir demokrasi olmalıdır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 03:59


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?