Laik Olmadan Asla...

Bugün 23 Nisan. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Kutlu olsun.

Ve bu vesileyle…

Haydi, Atatürk devrimlerinden söz edelim biraz…

Harf devrimi, dil devrimi, şapka ve kılık kıyafet devrimi, tekke ve zaviyelerin kapatılması, halifeliğin kaldırılması, yasaların modernleştirilmesi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması vesaire...

Peki ama, bunların hepsi ayrı ayrı devrimler midir gerçekten?..

Bence, hayır!..

Onlar yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda yapılan büyük devrimin sosyal, siyasi, hukuki, kültürel, ekonomik bileşenleridir aslında…

Ve o büyük devrimin temeli, özü, ana unsuru ise laikliktir...

Diğer hepsinin olmazsa olmazıdır laiklik ilkesi. O denli önemli ve yaşamsaldır…

Örneğin, alfabenin ve dilin değiştirilip yenilenmesi, Türkçeleştirilmesi...

Önemliydi, çünkü Türkçeyi Arapçanın (ve Farsçanın!) boyunduruğundan kurtarmak, kendi öz benliğine kavuşturmak, daha kolay okunup yazılmasını sağlamak gibi acil gereksinimlerin ötesinde, Arapça aynı zamanda Kuran yazısıydı, diliydi. (Çocukluğumdan hatırlıyorum, sanırım Anadolu'da halen sürdürülen bir alışkanlıktır; yerde Arapça yazılı bir kağıt parçası gördüğünde insanlar onu saygıyla alır, yüksekçe bir yere koyarlardı. O kağıtta bakkaldan alışveriş listesi yazılı olabilir, ama -hem de Arapça!- okuma yazmayla pek arası olmayan insanlar, Kuran ayetleri olma ihtimali yüzünden, Arapça her yazıya 'kutsi' bir anlam/değer yüklerlerdi!)

Örneğin, 'gardrop devrimi' diye alay edilen şapka ve kılık kıyafet devrimi...

Önemliydi, çünkü insanlar giyim kuşamlarıyla, kafalarına taktıkları sarık ve feslerle birbirlerinden ayrılır; dini ve etnik (ve mesleki!) mensubiyetleri anlaşılırdı. Şapka ise tam bir 'gavur' timsaliydi. Bir anlamda; Batılı sömürgecinin, efendinin, ezenin alametifarikasıydı. Şapka giyerek hem herkes dini göndermesi olmayan 'tarafsız' (ya da, Batı taraflı!) bir serpuşun altında birleşecek, hem de Batı'ya karşı eşitlenerek, aşağılık duygusundan kurtulacaktı. (Bugünden baktığımızda yüzeysel, naif, hatta komik görünebilir. Ama o günler için çok simgesel ve zor -hatta meydan okuyan, geçmişi bir çırpıda silen!- bir davranıştı!)

Örneğin, tekke ve zaviyelerin kaldırılması...

Tartışmaya gerek var mı?..

Örneğin şeriat kanunları yerine laik Avrupa ülkelerinden alınan kanunlar...

Tartışmaya gerek var mı?..

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi...

Tartışmaya gerek var mı?..

Sonuç olarak, eğer Cumhuriyet Devrimlerinden bahsediyorsak, dikkatimizi her şeyden önce kurucu kadronun laik bir ülke olma kararı ve kararlılığına vermemiz gerekir kesinlikle...

Ki, bugün Türkiye'nin diğer tüm İslam devletlerinden olumlu yönde ayrışmasını sağlayan ana, asıl, temel unsur; Atatürk ve arkadaşlarının yeni bir ülke/devlet kurarken bu büyük dönüşümü gerçekleştirebilmiş olmasıdır...

Ve, bizler de dahil, sonraki nesillerin en büyük kusuru, hatası, suçu ise; onların bu çok önemli ilkesiniyeterince anlayıp, koruyamamamız olmuştur...

Böyle düşünüyorum.

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?