Son Dakika
16 Ekim 2018 Salı

25 Eylül 2013 Çarşamba, 10:49
Tevfik Dalgıç
Tevfik Dalgıç [email protected] Tüm Yazılar

Küresel markalar ve tercihler üzerine

Türkiye’de bazı çevrelerde olduğu kadar, dünyanın değişik yörelerinde de küresellik olgusu ile ilgili konularda bir anlamda kavram kargaşası ve kavgası yaşanıyor. Bunlardan bazılarında milliyetçilik, çaresizlik, bilgisizlik, garibanlık, istismar, yoksulluk öğeleri öne çıkarılırken, bazılarında da kokuşma, çürüme dediğimiz hortumculuk, rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, siyasi kayırma ve taraftara kıyak çekme, avantacılık faktörleri öne çıkarılarak tartışmalar değişik yönlere çekilmeye çalışılıyor.

DEĞİŞİMİN ADI

Küreselleşme denilen konu, bir oluşumdur, sonuç değildir, süreklilik gösteren, kendi içinde dinamikleri olan, tarihsel, toplumsal, teknolojik ve ekonomik boyutları olan bir sürekli değişimin adıdır. Bir anlamda bugün istesek de istemesek de dünyaya hakim bir ekonomik düşünce şekli olan serbest piyasa ekonomisinin ulaşmayı amaçladığı bir aşamadır.Kuramsal olarak tüm dünyanın tek bir Pazar haline gelmesi ve üretimin bölük pörçük olmuş, gümrük duvarlarınca korunmuş, küçük pazarlar yerine, yaklaşık 7 milyara yakın tüketiciyi içeren küresel bir Pazar haline dönüşmesidir.

MALİYETLER DÜŞER

Gene konuya kuramsal açıdan bakıldığında böyle bir küresel pazar için yapılan üretim birim başına sabit maliyetlerin aşırı düşmesi ile bir çok malın fiyatı aşırı düzeyde düşecek, yoksullar daha çok mal ve hizmet satın alabilme olanağına kavuşacak, şirketler de büyük ölçekte mal üretip satabileceklerdir. Kuşkusuz böyle bir gelişme üretim kolaylığı sağladığı gibi, mal ve hizmetlerde de belirli bir kalite standardı gerektirecektir. Ayrıca aynı marka ve aynı tanıtım yöntemleri pazarlama maliyetlerini de aşağıya çekecektir.

YERLİLER YOK OLUR

Yalnız küresel aşamaya gelmiş bir çok şirketin ekonomik gücünün küçük devletlerin milli gelirlerinden bile çok olunca ortaya ister istemez bu şirketlerin değişik ülkelerde uygulamaya çalıştığı siyasi baskılar, siyasetçi satın alma olguları, doğal kaynakları kirletme ve kurutma, yerli firmaları yok etme çabalarını da hatırlatmakta yarar var.

GÖZLEM YAPIN

Türkiye’de halkımızın küreselleşme konusunda ne düşündüğünü anlamak için büyük anketler düzenlemeye, sorular sormaya gerek yok. Şöyle bir çarşı pazar dolaşın, halkın neyi aldığına, neyi giydiğine, neyi yediğine bir dikkat edin. Pahalı ürünler satan değişik AVM’leri bir gezin. Dükkan isimlerine bir bakın. Satılan malların markalarına bir göz atın. Genellikle üst gelir gruplarının seçtiği bu yerlerdeki tüketici tercihleri ile daha düşük gelir düzeyindeki grupların tercihi olan kenar kentlere ve semtlere bir uğrayın. Aynı gözlemleri de oralarda yapmaya çalışın..

MERTER’İ İNCELEYİN

Eğer vaktiniz varsa İstanbul’un Merter yöresine bir gelin. Sokakları tıklım tıklım dolduran giysi satanları, oralardan alış veriş yapanlarım oralarda satılan malların markalarına, dükkan tabelalarına iyice bir bakın.

ÇAKMA ÜRÜNE BASKIN

Ortaya çıkan bir gerçek var: ülkemizin gerek zengini, gerekse yoksulu marka haline gelmiş ürünlere yöneliyor. İster yabancı, ister yerli olsun, iyi isim yapmış, halkın kafasında beğeni kazanmış markalar. Yani kalitede standardı yakalamış ve sürdürebilen markalar. Ünlü markaların çakma türünü üreten ve pazarlayan çok sayıda işyeri olduğu da bir gerçek. Demekki çakma bile olsa tüketiciler tanınmış markalara yöneliyor; bunda bir gösteriş hastalığı veya marka fetisi olduğu kadar bu markaların mallarının kalitesine duyulan güveni de yansıtıyor bu olgu. Uluslararası normlara ve Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalara da ters olan çakma ürün sorunu bir gecede çözülebilecek bir sorun değil. Geniş bir üretim ve dağıtım ağı olduğunu kabul etmek gerek.Geçenlerde bir hanım avukatın Antalya civarında çakma ürün satan dükkanlara yaptığı baskına yöredeki dükkan sahiplerinin tepkisini yazıyordu gazeteler.

Halkın bu seçimi ve yönelimi sadece marka kalitesi ile değil, moda, değişik gözükmek, yeni imaj yaratmak amaçları ile de tanımlanabilir. Ama ortadaki gerçeği değiştirmez.

KÜRESEL ÜRÜNLER

Türkiye’de halk marka olmuş ürünlere yöneliyor. Bu seçilen markaların çoğunluğu bize ait olmayan markalar. Yani küreselleşmenin ürünleri, küresel olmuş ürünler. Bize ait olan markalar da var, ama genel eğilim, yapılan gözlemlere göre daha çok küresel ürünler yönünde.

Küresel olmaya olan yönelme sadece alıcılarda ve tüketicilerde değil, dağıtım kanallarının değişik üyeleri olan toptancı ve perakendecile ile mal üreten kuruluşlarda da var. Onlar da kendi çaplarında en azından “Marka” olarak küreselleşmeye ayak uydurmaya çalışıyorlar. Yabancı dil bilgisinin yetersizliği de ortaya ilginç, sırasında komik, bazan da traji-komik örnekler çıkarıyor. Örneğin; “Fast Foot”-Hızlı Ayak” lokantası, Daha fazla örnekler görmek isterseniz bir boş vaktinizde Merter’ı bir gezin ve oradaki tabelalara bir bakın. Giysi markalarına bir göz atın. Üretici halkımızın küresel olma, evrenseli yakalama diye nice garip “Marka”lar ürettiğini bir görün.

Demekki kuru hamaset duyguları ekonomik gerçeklerin önüne engel oluşturamıyor. Önemli olan üreticinin bu özlemine onlara gereken eğitimi sağlıyarak yardımcı olmak ve bu konuda onlara olanaklar yaratabilmektir. Üretici halkın girişimcilik ruhu, eğitimle,danışmanlıkla ve yol göstermekle daha etkin ve verimli bir şekle konulabilir ve bir çok hataların da önüne geçilebilir.

Ülkede günlük gazete ve TV programlarında reklamcılık ve marka konularına yer verilmesi, köşeler ayrılması iyi bir gelişme, ama gönül isterki, konuya daha sistemcil bir açıdan yaklaşarak, girişimcilere reklam ve markalaşma desteği de verebilecek bir ortam yaratılmalıdır. KOBİ’ler en büyük işverenidir bu ülkenin.

Bir örnek vermek gerekirse Kıbrıs Rumları’nın “Cyprus Potato” kampanyalarının nasıl bir Kıbrıs Patatesi markası yarattığını hatırlatmakta yarar var. Rum patates üreticileri birliği ülke dışında tek bir marka ile satış yapıyorlar ve tanıtma kampanyaları düzenliyorlar. Bunu örnek alacak çok girişim yapılabilir. Örneğin küçük ölçekli hazır giyimciler tek bir marka yaratabilirler ihracat için.

www.haberhurriyeti.com / Prof. DR. TEVFİK DALGIÇ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO