Son Dakika
21 Temmuz 2019 Pazar

Koltuk terk etmek çok mu zor?

Gören de “ Vallahi Türkiye Suriye’ye demokrasi getirdi” sanacak.

19 Aralık 2018 Çarşamba, 18:17

Devlet adamlığı doğuştan olunmaz ama sonradan olanların da bir ölçüsü, adabı, kıvamı bulunmalı…

Devlet adamı önce dik durmalı, durabilmeli.

Devlet adamı  hata yaptığında koltuğuna veda edebilmeli.

Devlet adamlığı sahip olduğu koltuğun, sadece oturmak için değil, görevi bittiğinde kendisine “taç” olabileceğini bilmeli.

En azından sadece “popo” konabilecek bir şey olmadığının bilincini içine sindirebilmeli.

Şöyle etrafımıza bir göz atalım.

AKP iktidarı 17. yılına giriyor.

Bu süre içinde kaç bakan, kaç müsteşar ve kaç genel müdür değişti bilemem.

Çetelesini tutmak zorunda da değil kimse.

Ama bana bir tanesini hatırlatın:

“Ben oturduğum koltuğun hakkını veremedim. En son hatam affedilecek gibi değildi ve bu görevden istifa ediyorum” diyen oldu mu?

Yahu bu ülkede insanlar yok bahasına ölüyor.

Karada, denizde, havada…

Son olarak Yüksek Hızlı Tren kazasını ele alalım.

9 masum vatandaş pisi pisine öldü, 100’e yakın yaralı var.

Bakan nerde?

Koltuğunda.

TCDD Genel Müdürü nerde?

Makam odasında.

İstasyon şefi nerde?

“Burdayımmmm…”

Bazı bakanlar, bazı devlet adamı geçinenler var ki, her gün TV ekranlarında “yalan “ söylüyorlar.

Hadi “Yalan” demeyelim, ağır gelebilir.

Ama kendi sorumluluk alanlarındaki olaylar ve gelişmelerle ilgili halka bilgi verirlerken mutlaka ve mutlaka “ algı” operasyonu çekiyorlar.

Halka  doğru bilgi sunmaları gerekirken, bu görevi hakkıyla yerine getirmekten sorumlularken, bilgiyi kendilerinin ya da iktidarın lehine göstermek amacıyla muhakkak aksi yönde algı yaratmak yolunu tercih ediyorlar.

Yani bir anlamda halkın deyimiyle  “yalan” söylüyorlar.

Ama bu yalan onlar için “ algı” oluşturmaktır.

Bunu en çok kullananlardan ilki İçişleri bakanı sayın Soylu’dur.

Gazete kupürlerine bakınız:

“Teröristlerin kökünü kazıdık…”

En sonuncusu:

“Dağlarda kalan PKK’lı sayısı 700 civarında.”

Gelde inan.

Keşke…

Eğer bu doğruysa bu halk var ya bu halk yarından sonra sayın Soylu’yu omuzlarında taşımalı.

Hem de şehir şehir.

Keza Savunma bakanımız…

Suriye ve Kobani bölgesinde PKK’nın yani Suriyeli Kürtlerin yeni devlet kurma teşebbüsleri karşısında hemen her gün “İnlerine girdik” ile başlayan “bilgi verme” girişimlerinden bir türlü vazgeçmiyor. Keza Suriye’deki gelişmeler konusunda hemen her gün algı operasyonlarını sürdürüyor.

Sürdürsün sürdürmesine de, bazen “doğru bilgi verme” ihtiyacı duysa neyse.

Bir diğer bakanımız sayın Çavuşoğlu.

Yani Dışişleri Bakanımız.

Son olarak Cenevre’de yapılan BM ve Türkiye-Rusya-İran Dışişleri bakanları toplantısı yapıldı ya..

Bu toplantıda Suriye Anayasası yazımı için bir sonuca varılamadı.

Hatta komisyon dahi kurulamadı.

Çünkü taraflar yanyana getirilemiyor.

Ama gelin görün ki, Çavuşoğlu toplantı sanki Suriye sorunu bitmiş gibi bilgi sunuyor kamuoyuna.

Ve amiral gemisi Hürriyet bugünkü birinci sayfasında, bu kördüğüm haline gelmiş bu sorunu” Zafer” edasıyla sunuyor okuyucularına.

Gören de “ Vallahi Türkiye Suriye’ye demokrasi getirdi” sanacak.

Evet devlet adamlığı başka bir olgu.

Örnekleriyle sunmaya çalıştım.

Hata ve yanlış yapmalarına öylesine şerbetlendik ki hiç birinin istifa etmemesini yadırgamıyoruz.

Ama insaf…

Hiç biri mi yorulmaz.

Hiç biri mi kendisini bilerek kenara çekilmez.

Bu koltuklar nemenem şeylerdir ki  terkedilemez.

Anlamak gerçekten zor.

www.haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz