Son Dakika
21 Ağustos 2018 Salı

‘KIZIMI DA GÖTÜR AVAR!’

Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder. Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal ve çocukların dilinde sayısız Avar şarkıları vardır.

11 Haziran 2018 Pazartesi, 19:24
‘KIZIMI DA GÖTÜR AVAR!’

Onlar birer fidan idi. Mahlukatların bile tırmanmaya üşeneceği-korkacağı dağlara, mağaralara yaya çıkıp, oralardaki köylerde, mezralarda cehalet içerisinde boğulup gidecek okul çağındaki kızlar idi onlar. Onları incitilmeden toplamak, eğitim toprağıyla buluşturmak gerekiyordu. Gitti, topladı, kokladı, gözünden sakınarak kolladı, ekti. Sonra da geldikleri dağların, mağaraların, mezraların ona emanetini ‘Dağ Çiçekleri’ olarak iade etti. Bir erkeğin bile dolanmayı göze alamayacağı coğrafi koşullar ile yoksunluklarda yaşadıklarını anılaştırdı.

‘’…Kuzey’e gitmek için yeşil mezrayı dolaşıp dağ kenarından dolana dolana karşı tepeye çıkıyoruz. Yükseldikçe bağlar bahçeler arasında Elazığ önümüze seriliyor, virajları döndükçe kâh kaybolup, kâh resim gibi renkleniyor.

Tepeyi aşınca tatlı bir meyil üstünde sağlı sollu köyleri geride bırakarak indik. Çok geçmeden uçurumları, korkuluklu virajları döne döne Hersek Köyü’nün içinden geçip kayalıklar arasından Pertek Köprüsü’ne vardık…”

Yük kamyonlarıyla başlayan yolculuğun ilk gününü böyle anlatır Sıdıka Avar.

Dağlardan, köylerden mektebe kız öğrenci toplayacaktır!

Büyüklü küçüklü, eğitilmeyi bekleyen, okumayı yazmayı öğrenmeyi bekleyen, adam yerine konmayan, atılan, satılan, hor görülen geleceğin kadınlarını kurtaracaktır!

Bir kitap.

Adı;

Dağ Çiçeklerim.

Yürekli bir öğretmenin kara, kışa, soğuğa, cehalete karşı savaşımını anlatan duyguların harman olduğu bir kitap.

Milli mücadeleyi izleyen günlerde ne Osmanlı’ya, ne de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetine organik bağ kuramayan bu toprakların insanlarına adanmış bir hayattan kesitler bulacağınız bir kitap.

O kadar da değil;

Bu ülkeyi yıllardır parçalayıp bölme uğraşından bıkmayan körelmiş vicdanlara ışık, kemikleşmiş düşüncelere ılık su bir kitap.

Çiçeği burnunda Türkiye Cumhuriyeti’nin, çiçeği burnunda bir öğretmeni.

Kalbinin dışına kurşun dökülmüşçesine; ne görse ne yaşasa ne duysa aldırış etmemiş, dosdoğru yoluna devam etmiş bir öğretmen.

Hikmet Feridun Es. (1909 İstanbul – 1992 İstanbul)

Gazetecisi ve yazar.

1957 yılında Hayat dergisine konu etmiş Sıdıka Avar ve O’nun Türk Milli Eğitimi neferliğini.

Hikmet Feridun Es’in kendisi ile dağ-bayır gezerek yaptığı söyleşi sonrası kaleme aldığı dizi yazının sadece giriş bölümü yeter de artar bence kitabı en kısa sürede edinmek için;

Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesi’ ndeki mahkum kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı .
Bir gün Milli Eğitim müdürü’nün odasına zayıf, ufak-tefek bir genç kız girdi. ‘Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim, efendim’  dedi.Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik, son derece de hassas bir insana benziyordu.Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi. Olacak şey değildi! Lakin düşüncesini belli etmedi.
‘Peki, hoca hanım’ dedi. ‘Bu işle meşgul olacağım.’

İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra, ince pardesüsünün yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.
Hapishane müdürü de, milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.O kavgacı, o geçimsiz mahluklar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya başlamışlardı. Kadınlar hapishanesin de ilk defa böyle bir hava esiyordu.
Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.Hakkındaki isnat: Misyonerlik.Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
Neler de neler yapmamıştı ki:
Kadınlar hapishanesi derken Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara iyi insan olmak etrafında bir takım telkinler. Bütün bunlar misyonerlik denilen şeyden başka ne idi?
İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Atatürk meseleyi merak etmişti.
‘Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz’ dedi.
Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen [Sıdıka] Avar’ı yanına çağırttı. Genç öğretmen Atatürk’ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu. Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
‘Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?’ diye sordu. Avar şaşırmıştı. Yavaşça,
‘Efendim, ben öğretmen Avar’ diye fısıldadı. Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunları söyledi:
“Hayır, sen misyoner Avar’sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım.”
Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı:
‘Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın yoluyla kazanılabilirdi.’
Genç öğretmen doğuya gidecekti. Oradaki genç kızlar, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile toplayacaktı. Onları, bu toplumun potasında yetiştirecekti. Sonra bu çocuklan birer ışık huzmesi altında köylere gönderecekti. Sözlerinin sonunda:
‘Git, memleketin içine gir, dağ köylerine, uzan, orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini göreceksin’ dedi.
Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk’ün yanından çıktı. İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü Müdürlüğü’nde bu inanılmaz işle meşguldür.
Şimdi Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik kadından bir azize gibi bahseder. Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal, ve çocukların dilinde sayısız Avar şarkıları vardır. O, yol vermez, geçit tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
Avar, doğu’da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu masal kadını, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler,
“Kızımı da götür, Avar” diye atın üzengisine yapışıyorlar.
Şehre, Avar’ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz. Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm.
Hikmet Feridun Es (Hayat Dergisi, 1957)

Ayşe Sıdıka Avar Türk Eğitim Tarihinin efsane öğretmenlerinden biridir.

1901 yılında İstanbul´da dünyaya gelmiş.

12 yaşındayken babasını, daha sonra annesini kaybeder.

Aynı yıllarda Çapa Kız Öğretmen Okuluna girer ve 1922´de Çapa´dan mezun olur.

1923 yılında evlenir ve eşiyle birlikte İzmir´e taşınır.

İzmir’deki hareketli ve modern hayatı bazı çevrelerin tepkisini çekince, hakkında misyonerlik söylentileri çıkarılır.

Bu söylentileri çıkaranları dava etmek zorunda kalan Sıdıka Avar 1937’de eşinden ayrılır, Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümüne girer.

1939’da Elazığ Kız Enstitüsü’ne öğretmen olarak atanır. 1939-1954 yılları arasında, o günlerde adı Dersim olan havalide, bazen at veya katır üstünde, bazen yayan, bazen kamyonla, köy köy dolaşarak Kürt kızlarını toplar ve yatılı bölge okullarına götürür.

1967 yılında emekli olan Sıdıka Avar’a, Mektuplar yağar öğretmen olmuş öğrencilerinden:

“Anneciğim beni Van’ın Adır denilen bir köyüne verdiler. Hiç Türkçe bilen yok. 15 öğrenci ile faaliyete geçtim. Köye de alıştım. Önce onların üstlerinin başlarının temizliği ile uğraştım. Türkçeye alıştırıyorum. Kitapları gelirse okuma yazma da öğreteceğim… Bütün kalbimle onların iyi yetişmesine çalışacağım. Sizin bizi yetiştirdiğiniz gibi…”

12 yıllık bir emeklilik hayatından sonra 16 Haziran 1979`da hayata gözlerini yumdu Dağ Çiçekleri’nin annesi.

Atatürk devrimlerine kendisini adamış, fedakâr, cefakâr, kahraman öğretmen Sıdıka Avar’ın tüm çabası, dağ çiçeklerine benzettiği köy çocukları içindi.

Öğretmenlik yıllarının anılarını “Dağ Çiçeklerim” adlı kitapta toplamıştı o nedenle.

Pazar günü hayata veda edişinin yıl dönümü.

15 yıl o havalide,  bazen at veya katır üstünde, bazen yayan, bazen kamyonla, köy köy dolaşarak Kürt kızlarını toplar ve yatılı bölge okullarına götüren, yaz aylarında da emanetlerini ailelerine teslim eden o eğitim neferi, 1954 başlarında neler yaşadı ise zor tebessüm eder olmuş. Gülen yüzünde kırgınlığı solgunluğu peydahlanmış.

Nurlar içinde yatsın.

Gazeteci- yazar Banu Avar’ın da üvey annesi olur aynı zamanda.

Konunun geçtiği mekanlar ve zamanlara dikkatinizi çekerim. Yorum sizin!

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir