Son Dakika
21 Temmuz 2018 Cumartesi

KIRILMA NOKTASI !

Kurmaylarına “Allah bir daha bana 27 ekim gecesi gibi bir gün yaşatmasın” diyecekti.

24 Haziran 2018 Pazar, 19:00
KIRILMA NOKTASI !

1946 idi.

Çok partili sisteme yeniden geçildikten sonra Türk siyasi tarihinde ilk defa olarak 4918 sayılı kanunla iki dereceli sisteme son verilerek, tek dereceli seçim sistemine geçilmişti.

1877’den beri uygulanan seçim yasaları incelendi.

Avusturalya, Belçika, Çekoslovakya, Fransa, Güney Afrika, Hollanda, İsveç, İngiltere, İsviçre, İtalya, Romanya, Sovyet Rusya, Yeni Zelanda ve Yunanistan gibi   çok sayıda ülkenin seçim yasaları tarandı.

Konusunda uzman olan kişiler Türkiye’ye davet edildi.

Yeni seçim yasa taslağı hazırlandı.

Muhalefetin de ikna edildiği bir seçim yasasıydı bu.

16 Şubat 1950.

İnönü ve partisinin beyin takımı oylarından emindi.

Bilmedikleri, görmedikleriydi.

Kraldan çok kralcılar vardı.

Halkı küçümseyenler vardı.

İktidarın Kemalizm’den uzaklaştığı düşüncesi vardı.

Tek parti döneminde kendilerine gösterilenin aksine İnönü iktidarının altı oyulmuş, yıpratılmıştı.

Arka arkaya eklenen Menderesli Demokrat Parti iktidarı yılları başladı.

12 Mart 1954.

Mecliste kabul edilen bir kararla genel seçimlerin 2 Mayıs 1954 tarihinde yapılmasına oy birliğiyle karar verildi.

Bu bir erken seçimdi.

Başta ana muhalefet İnönü ekibi siyasi anlamda bir genel seçime hazır değillerdi.

İnönü seçim kampanyası sırasında daha çok Yabancı Sermaye ve Petrol Yasalarını, işçilere grev hakkının verilmemesini, TBMM’nin onayının alınmadan Kore’ye asker gönderilmesini, üniversite özerkliğinin kısıtlanmasını, iktidarın yanlı davranmasını, gıda fiyatlarındaki artışları, iktidarın radyoyu kendi yayın organı gibi kullanmasını ve basına sınırlamalar getirilmesini eleştirecekti.

DP ise muhalefetin suçlamalarını reddedecekti.

4 yılda her alanda önemli gelişmeler sağlandığını savunacaktı.

Seçim kampanyasında DP daha çok karayolları, barajlar, limanlar, köprüler yapıldığını NATO’ya üye olunduğunu, tarımsal alanda çok büyük başarılar kazanıldığı dile getirecekti.

Türkiye’de görülmedik gelişmeler sağlandığına dikkat çekmeye çalışacaktı.

Bu seçim çalışmaları sırasında Cumhurbaşkanı Celâl Bayar da eski partisi DP’ye her gittiği yerde destek olmayı ihmal etmeyecekti.

DP  %58.42 oy oranı ile yeniden iktidar oluyordu.

Bu seçimler sonrasında Başbakan Adnan Menderes siyasi karizmasının doruk noktasına yükselecekti.

DP iktidarı dönemi adeta onun adı ile anılmaya başlanacak, söz konusu önem ve sonrası Menderes adı ile özdeşleşecekti.

Artık Başbakan Adnan Menderes Türk Ulusunun büyük bir bölümünün ve DP’nin gözünde, siyasi karizmasının doruk noktasına yükselmişti.

TBMM’nin siyasal yapısı bir tek partili bir görünüm arz etmekteydi.

Meclisteki toplam muhalif parti ve bağımsız milletvekillerinin sayısı yalnızca 38 iken, DP’nin milletvekili sayısı 503 olacak idi.

Menderes ve Türk siyasi tarihinin en yüksek oyunu aldığı 1957 genel seçimleri sonrasında halkın ve partililerini gözünde adeta bir kahramandı.

Durum, sonraki süreçte Menderes’in bazı siyasi yanlışlar yapmasında etkili olacaktı.

1957;

Ekonomik sıkıntıların yarattığı ağır bunalım, Millî Korunma Yasasının uygulanmasındaki başarısızlıklar, aydınların iktidara karşı tavır alması, İspat Hakkı Yasasının iktidar tarafından reddedilmiş olmasının yarattığı tepkiler, iktidara mensup kişilerin siyasi nüfuzlarını kullanarak haksız yere mal edindikleri yolundaki iddialar, iktidarın bireysel hak ve özgürlükleri sınırlandırması, Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı’nın yaptığı eleştirilerden dolayı hapse atılmasından oluşan güdeme sahipti Türkiye.

1958 yılında yapılması gereken genel seçimleri iktidardaki Demokrat Parti yedi ay önceye çekti..

Seçim kararından önce menderes yönetimi iki kritik yasal düzenleme yapmıştı.

Birisi basınla ilgiliydi.

Kolayca istismar edilebilecek ibarelerin yer aldığı bu yasa ile “devletin siyasi ve mali itibarını sarsabilecek” ve “devletin ve hükümetin yurt dışındaki itibar veya nüfuzunu kıracak şekilde” yayınlar yapanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve ağır para cezaları verilmesi öngörülüyordu.

Gazeteler mahkemeler tarafından 3 aya kadar kapatılabilecek, bakanları, milletvekillerini ve resmi görevlileri küçük düşürecek yayın yapanlara verilecek ceza 1 yıldan aşağı olmayacaktı.

Yalan haber olduğuna karar verilen haberlerin sorumluları 1 ila 3 yıl arasında hapis cezasına çarptırılacaklar, gazeteler sokakta bağırarak satılamayacaktı.

Halk 27 Ekim 1957’de sandık başına gitti.

Seçim saat 17.00’de bitecekti.

Ama saat 14.30’da devletin tek radyosu, oy verme işlemleri sürerken DP’nin kazandığı illeri açıklamaya başladı !..

Şaka değil, gerçek bu..

İsmet İnönü, Devlet Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu telefonla aradı, “sizden bu suçun işlenmesine engel olmanızı talep ediyorum,” dedi.

Bakan Zorlu, “Beyefendi” Adnan Menderes’e gitti, İnönü’nün söylediklerini aktarıp radyo yayınının durdurulmasını istedi. “Beyefendi” sert çıktı :

“Radyo sonuçları açıklamaya devam etsin !..”

İnönü Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu.

Radyo yayını durduruldu.

Fakat DP istediğini almıştı ;

Kimi CHP’liler “DP kazandı” diye sandığa gitmedi !..

Bu arada radyoevinden yabancı gazetecilere “İsmet İnönü’nün yazılı açıklaması” diye bir kâğıt verildi.

Sözde İnönü;

“Seçimi kaybettik ; en fazla 120 milletvekili çıkarabiliriz,” demişti !..

BBC’den France Press’e kadar yabancı gazeteciler haberi doğrulatmak için İnönü’nün yanına gidince, şaşıran sadece yabancı gazeteciler değildi ;

İnönü ülkesi adına utanacaktı!

Türk siyasal sisteminin kırılma noktalarından biri olacaktı.

Adnan Menderes ve DP’nin zor geçirdiği bir seçimdi.

DP direkten dönmüştü.

Menderes kurmaylarına “Allah bir daha bana 27 ekim gecesi gibi bir gün yaşatmasın” diyecekti.

Sonuç;

60 yıl geçti.

Dün sanki, bugün gibi.

Zaten dün, bugün, yarın döngüsünden ibaret değil midir tarih?

Dünü bugün, bugünü dün yaşayarak devretmiyor mu nöbeti birbirine kuşaklar?

Sürekli böyle yazılıyor tarih.

Ama tarihi okuyan olmadığından mıdır nedir;

Birbirinden küçük farklılıklarla yaşanıyor yarınlar.

Tarihte tarihi okuyarak, tarihten dersler çıkararak, yarınlara yürüyen tek bir kişi oldu zaten.

O da 100 yıldır konuşuluyor.

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

 

eskisehir escortankara escortescort samsunescort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir