”

KENTLERDE OKSİJEN ORMANLARI KURALIM

19 Ekim 2019 Cumartesi, 20:31

Küresel ısınma dünyayı tehdit ediyor. İklim krizi gümbür gümbür geliyor. Şehirlerde beton binalarda yaşayanlar her geçen gün bunalıyor. Yollarda yürüyenlerin güneş tepelerine vurduğunda beyinleri kaynıyor. Peki bir formül var mı bu krizin etkilerini azaltacak. Sektörün duayenlerinden SS.Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selçuk Bilgi, “VAR” diyor. Kentlerde oksijen ormanları kuralım. Yolların üstünü bitkilerle örtelim” diyor.

İzmir’in Ödemiş İlçesi’nde şu günlerde tatlı bir telaş var. Bitki yetiştiricileri, Süs Bitkileri ve Fidancılık Sergisi’nde buluşuyor. Haber Hürriyeti olarak üreticilerin sorunlarını masaya yatırıp, sektörün geleceğine ışık tutmak istedik. Bunun için marka olmuş, üreticilerle röportajlar gerçekleştirdik. Sektörün duayeni SS.Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selçuk Bilgi’nin kapısını çaldık. Başkan Bilgi, küresel ısınmanın etkilerini azaltmadan, oksijen ormanlarına, kaliteli üretimden, döviz açığını kapatmaya kadar birçok konuda bilgi verdi ve “Haydi ülkemiz için kentten köye dönelim ve üretim seferberliği başlatalım” dedi.

Başkan Selçuk Bilgi ile yaptığımız röportajın ayrıntıları şöyle:

 

Haber Hürriyeti: Sayın Başkan Selçuk Bilgi, kooperatifcilikte uyguladığınız sistemler ve attığınız adımlar sizi durmadan ileriye taşıyor. Siz kooperatifçiliğin babası olarak tanınıyorsunuz. Bunu nasıl başardınız. Hayat hikayenizi kısaca anlatabilir misiniz?

Selçuk Bilgi: “Kooperatif kurmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir” demiş Mustafa Kemal Atatürk.

Maddi nedir? İnsanların küçük küçük birikimlerinin bir araya gelmesidir.

Manevi ise insanlar bir araya geldikleri zaman bir güç elde eder. Bazı insanların zekası olur, bazılarının da marifeti olur. Marifetler sanattır. Zeka da akıldır. Bunların birleşmesiyle ortaya güç çıkıyor.

Bu gücü yönetmek gerekiyor. Bugüne kadar bu işi yürüttük. Etrafta başarı hikayelerimiz konuşuluyorsa, güçbirliğini hepberaber gönülbirliği ile iyi yönetmemizden kaynaklanıyor.

Başarının formülü nedir diye soruyorsanız,

1-Kooperatifçi insan iyi çalışacak.

2-Çalmayacak.

3-Çaldırmayacak.

4- Adam kayırmayacak.

Bunlar bir araya geldiği zaman zaten helva oluyor, başarı zaten geliyor.

Biz alanımızda ihtiyaç duyduğumuz ürünlerimizi gerek iç, gerekse dış piyasada pazarlayabilmek için tarımsal sanayide adımlar attık. Soğuk hava depoları, teknoloji laboratuarları, süt işleme tesisleri, temiz enerji için güneş panelleri kurduk. Bunun yanında Zeytin ve Zeytinyağımız vardı, onları değerlendirdik. Bunlarla uğraşıp bugünlere geldik. Bunların da kendi alanlarında farklı dalları oldu zamanla. Fidan yetiştiriciliğinde, hayvancılıkta dünyayı takip ediyorduk. Gelişmeleri izliyorduk. Bunun için departmanlarımızın birinde Ar-Ge birimi oluşturmaya karar verdik. Fidancılıkta hastalıklara dayanıklı veya toleranslı yeni anaçlar üzerinde çalıştık. Yurdışında kaliteli meyve çeşitleri vardı. Bizim de iyi ürünlerimiz var diyebilmek için yeni meyve çeşitleri üzerinde çalıştık. Son zamanlarda herkes küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliğini konuşuyor. Bu iklim değişikliklerine özel bitkiler hazırlıyoruz. Bu hem çevreyi düzenlemek açısında, hem de beton yığınları arasında yaşayan insanlara temiz hava aldırabilmek için önemli. Az suyla yaşayabilen yeni bitki çeşitleri üzerinde çalışıyoruz. Bu bitkilerin büyük şehirlerin oksijen çadırı olabileceğini düşünüyoruz.

Ödemiş’te fidan fuarı düzenleniyor. Bunun üreticiye faydası, kente bir katkısı oluyor mu?

Bu etkinlik daha çok sergi. Ödemiş’te, meyve fidanı ve süs bitkisi üretimi Türkiye ortalamasının çok üstünde. Burada çok sayıda meyve fidanı ve süs bitkisi üreticisi var. Buradan birer stand kiralayıp, yetiştirdikleri ürünleri değişik ebatlarda ambalajlarda sergiliyorlar.Organizasyonu yapan arkadaşlar, her yere davetiye gönderdi. Yalnız, ekonomik sıkıntı içindeki belediyeler, bu fuara ne kadar ilgi gösterecek, bu bitkilerden ne kadar talep edecek orası biraz şüpheli. Umarız çok yoğun katılım olur. Ürünlerimize büyük rağbet gösterilir ve stantlarda alım sözleşmeleri imzalanır. Kurumları adına incelemeye gelen yetkililer ise, üstlerine bitkiler ve fiyatlar konusunda bilgilendirir, ardında alım talepleri gelir. Sergiden tüm beklentimiz bu.

Fuar’da, “Türkiye İklim Krizine Karşı Ödemiş’te Buluşuyor” konulu bir sempozyum düzenlenecek. Bu konuda neler yapılmalı?

Bu görev hem üreticilere hem de şehri yönetenlere düşüyor. Kentlerde orman yapılabilecek alanlar olmalı. Kooperatifcilik, gönül birliği, işbirliği demiştik ya, üretici fahiş olmayan gerçek fiyatlardan bu ormanları oluşturabilir. Apartmanlarda, beton yığınları arasında yaşayan insanlar bu kent ormanlarında nefes aldırılabilir. Kentlerde beton yollarda ilerleyen insanlar bunalıyorlar. Bizim önerimiz, ağaçlı yolların yapılması. Yolların üstlerinin bitkilerle örtülmesi şeklinde. Beton, asfalt yolların şehrin ısısını yükselttiğini düşünüyorum. Yolların kenarlarına toprak varsa toprağa, yoksa büyük saksılara bitki dikilmesini öneriyorum. Şehrin yöneticileri, karbon salınımı yapan tesislere müsaade etmemeli. Bu tür tesislerin şehrin dışında kurulmasına izin vermeli. Hatta çevre kirliliği yapan işletmelere bu karbon gazını tolere edecek orman kurmalarına şartıyla izin vermeli. Ancak bu şekilde davranılırsa, şehirler yaşanabilir olur. Bu tür fikirlerimizi daha yaşanabilir kentlerin kurulması için dillendiriyoruz.

Kooperatifler tarımsal kalkınmanın kaldıracı konumunda. Siz de yıllardır ortaklarınızın işi aşı artsın diye çok büyük caba sarf ediyorsunuz. Merkezi ve Yerel yönetimlerden destek alabiliyor musunuz?

Kooperatifler ekonomik güçtür. Projelerimizi sunarız, karınca kararınca destek alabiliriz. Bizim standart kaliteli sürdürülebilir üretim yapabilmemiz için, şehir yöneticileriyle birlikte böyle organizasyonlar yapmamız gerekiyor. İzmir bir örnek ve bunda başarılı. Sağolsun her iki belediye başkanımız bu konuda çok duyarlı. Öncü görevi üstlendiler. Her şehir bu tür organizasyon yapıp üretici ile son tüketiciyi buluşturmalı. Şehirdeki son tüketiciler sağlıklı, kaliteli ürünlerle buluşurken, üreticinin de yüzü güler.

Kooperatifler sürekli kendini yenileyen, geliştiren bir kuruluş olmalı deniliyor. Sizin başarılarınız her yerde konuşuluyor. Siz neler yapıyorsunuz.

Ben 1970 yılında kooperatifçiliğe başladım. O günlerde kooperatifciliğe öcü gözüyle bakılıp “kominist bunlar” benzetmesinde bulunuluyordu. Dış güçler bu nifak tohumlarını atıp insanlarımızı böldüler. Bugün baktığımızda birliğin kötü olduğunu anlatan ülkelerdeki kooperatifler devasa haline gelmiş ve tarım ürünlerinin yüzde 90-95’ini kooperatifler temin etmeye başlamış. O kooperatifler dış ülkelere ihracat yapmaya başlamış. Biz yılmadan yolumuzu devam ediyoruz. Ortaklarımızı dış ülkelere de götürüp oradaki üreticilerle fikir alış-verişinde bulunmasını sağlıyoruz. “Onlar başarmışsa biz de başarabiliriz” diyoruz ve daha çok çalışmamız konusunda motivasyonumuzu artırıyoruz.

Türkiye milyonlarca bitki ithal etti. Dövizlerimiz olur oluk yabancılara gitti. Kalite burada ön plana çıkıyor. Biz kaliteli üretim yapamıyor muyuz. Büyük sermayeler mi gerekiyor kaliteli bitki üretmek için?

Bunun çeşitli sebepleri var. En önemlisi de sermeye ve bilgi birikimi. Artık ülkemizde bunlar var. Her türlü ARGE’si oluşmuş, büyük üretim yapan kooperatiflerimiz büyük işletmelerimiz var. Bu işin sürdürülebilir olması lazım. Üreticinin endişesi acaba belediyeler bizlerden alım yapmaz mı diye… Alım yapılmazsa, üretim riske giriyor. Bizim de endişelerimiz var ama biz birkaç koldan birkaç ürün çeşidinden yürüyoruz. Biri riske girerse diğeri onu tolere ediyor. Kooperatifleri bazıları amaç için değil, araç için kuruyorlar. Alışveriş yapan belediyeler ve firmalar bunlara dikkat etmesi gerekiyor. 7 kişi bir araya gelince kooperatif kurabiliyor. “Üç kuruşa aldığımı kişisel ilişkilerle 5 kuruşa satarım” diyor. Bu tür kooperatifler türedi olarak kabul ediliyor ve kooperatifçiliğin gelişmesini engelliyor. Daha önce binlerce kooperatif kuruldu. Ortakların ortaya koyduğu birikimler, kırtasiyedir, muhasebedir derken birkaç yıl içinde eriyip gitti ve kooperatiflerin kapısına kilit vuruldu. Bu da ülkemiz için kötü örnek oldu. Sürdürülebilir olması lazım.

Son olarak neler söylemek istersiniz sayın Selçuk Bilgi Başkanım.

Küresel ısınmadan etkilenmeyen bir ülkemiz olsun istiyorum. Tarım çok önemli. Tarım, uçaktan, tanktan, silahtan çok daha önemli. Biz büyükşehirlerde yaşayan insanların gıdasını temin ediyoruz. Sağlıklı gıda üretelim ki, sağlıklı beslensin insanlarımız ve işlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilsinler. Köyde üretim yapan insanlarımızın çok büyük bir kısmı ürünleri para etmediği için kente göç etmişler. Şehirlerde odacı, taksi şoförü, bekçi, boyacı olmuşlar. Ben bu arkadaşların tekrar köye dönüp üretim yapmalarını istiyorum. Ülkemizi darboğazdan sıkıntılardan ancak üretim yaparak kurtarabiliriz.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz