Son Dakika
15 Temmuz 2019 Pazartesi

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in parmağı var mıydı? Faili meçhul cinayetlerin ardında “derin devlet’in bazı adamlarının olduğu iddiaları yıllardır gündemdeydi ve hala tazeliğini koruyordu.

28 Ekim 2018 Pazar, 10:55

Türkiye’de Hayvan Hakları Yasası’nın bir türlü meclis gündemine getirilmemesine karşın, hayvanlara karşı insanlık dışı uygulamalara ilişkin haberlerin giderek gazetelerde geniş şekilde yer alması iyi bir gelişmeydi.

Eskiden tek satır haber çıkmazdı hayvanlar hakkında.

Bu gelişme kedileri cesaretlendiriyordu.

Patitan’daki “hayvansavar”lara karşı “önlem” kongresi düzenleyen kediler, bu kez örgütlenmenin gereği üzerinde durdular.

Mernuş, yasanın bir an önce çıkması için toplu gösteri yürüyüşü yapabileceklerini, ancak bunun için örgütlenmenin şart olduğunu söyleyince toplantıya katılanlar yüksek sesle miyavladılar.

Bu onay, yani tasdik anlamına geliyordu.

Örgütlenmenin, partileşme yerine sivil toplum kuruluşu, dernek kurarak hayata geçirilmesi oylandı. Çoğunluk dernek kurmadan yanaydı. Ön sağ patilerini havaya kaldırarak bu öneriyi de tasdik ettiler..

Daha sonra derneğe isim verme konusunda tartışma açıldı.

Kimileri, dernek adında “hayvan” kelimesinin geçmemesini öneriyordu. Gerçi kendilerine hayvandan daha ağır yakıştırmalar yapılıyordu. Bunun önüne geçmek zamana bağlıydı.

İnsan olmadıkları da bir gerçekti. Kimilerine göre hayvanlık kötü bir şey değildi. Kimliklerini değiştirmeye gerek yoktu. Nasıl gelmişlerse öyle olacaklardı. Kendileri gibi yani. Kediler veya köpekler gibi.. Veya diğer hayvanlar gibi. Hayvan kimlikleri değişmeyecekti.

Mernuş “Bizlerin hayvanlığı, insanların birbirlerine karşı yaptıkları hayvanlıklar yanında devede kulak kalır. Üstelik insanlar kötülemek amacıyla birbirlerine ‘hayvan’ diyorlar. Desinler. Bundan alınmanın anlamı yok. İnsanlar demek ki bizim neslimizi alt kimlik olarak kabul ediyorlar ve içlerine sindiriyorlar. Onun için derneğin adı “Kedi-Der” olabilir. Dernek şubelerimiz yurt çapında çoğalır ve örgütümüz genişlerse ilerde federasyon, sonra da konfederasyon kurabiliriz” diyordu taşın üstünde.

Kediler dernek ismine itiraz ettiler. En çok tepki beyaz renkli kedilerden geldi nedense.

Komşu siteden gelenlerden beyaz renkli bir kedi, sağ patisini kaldırıp söz istedi ve önerilerini sıraladı:

“Sadece kedileri değil, tüm hayvanları çatısı altında toplayacak bir dernek adı bulalım. Kedi-Der sadece kedilerle sınırlı bir isim. Biz tüm hayvanları birleştirmek istemeliyiz. Bizi savunan ailenin evindeki su kaplumbağası Necati derneğimize neden üye olmasın. Komşumuz Zübeyde teyzenin Kakılmış adlı köpeği, ya da Recep beylerin Ukala adlı papağanı,  neden çatımızın altına alınmasın? Neden gecekonduda yaşayan komşumuz kaportacı Osman’ın japon balıkları, ya da  ünlü şarkıcı Sezen Aksu’nun köpeği Cano örgütsüz kalsın”

Bu öneriden sonra dernek için değişik isimler ortaya atıldı.

Sonunda Tüm Hayvanları Koruma Derneği, yani Tüm-Hay-Kor-Der adı oylamaya konuldu.

Tüm kediler üç kere uzun uzun miyavvv sesi çıkararak derneğin adını onayladılar.

Tüm-Hay-Kor-Der’in geçici başkanlığına Mernuş seçildi.

İlk resmi kongreye kadar Mernuş ve Karambo derneğin tüzüğünü hazırlamakta görevlendirildi.

Bu da oya sunuldu.

Bu öneriye bir kısmı kuyruk salladı.

Kuyruk sallamak “çekimserim” anlamına geliyordu. Ama öneri çoğunlukla ve bu kez mırnavvv sesleri arasında kabul edildi.

Kediler kongresine katılanlar daha sonra başarılarını kutlamak için ön patilerini karşılıklı olarak “çaakkk” “ çaaaakkk” ladılar. Bunu da 12 Dev adamın basket maçlarını televizyondan gizlice izleyen bir ev kedisinden öğrenmişlerdi.

Mernuş yattığı yerden gerinerek uyandı.

Gördüğü rüyadaki olaylar karşısında mutlu görünüyordu. Kongreleri bitmişti ve önemli kararlar almışlardı.

Gerçekten dinlenmiş  ve zinde hissediyordu kendisini.. İyi şeyler olmuştu yaşantılarında en azından.

En azından “jenosit” yani toplu  katliam, ya da tek tek öldürülmelere karşı örgütlenmeyi başarmışlardı.

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu  kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.

 

Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in parmağı var mıydı? Faili meçhul cinayetlerin ardında “derin devlet’in bazı adamlarının olduğu iddiaları yıllardır gündemdeydi ve hala tazeliğini koruyordu. Siteye yeni gelen bazı kiracıların tutum ve davranışları, sık sık araba değiştirmeleri,  Patitan’a girişte araçlarını hızlı kullanmaları, hatta “Kara Suratlı” bir adamın aracını kedilerin üzerine üzerine sürmesi gibi korkutucu ve düşündürücü bir çok olay yaşamışlardı.

Acaba kim ve kimler olabilirdi?

Mernuş, “Acaba bizi koruyan aile bireyleri, kaybolan iki yavru ile ilgili olarak kimlerden kuşkanıyorlardı” diye düşündü.

 

Mernuş bunları kafasında tarttıktan ve tahlilden geçirdikten sonra yavrularına doğru yürümeye başladı.

Zıplayarak yürümesi görülmeğe değerdi. Hele o kuyruğunu çalımlı çalımlı sallaması yok muydu. İşte bu, “ben çok mutlu bir güne başlıyorum” anlamına geliyordu.

Patitan’ın en alımlı kedisi addediyordu kendisini.

Manken mi sanıyordu kendisini acaba?

Veya siyah çizmeli  ikona…

Ya da, kara makosenli afet.

Yavruları  Mernuş‘u zıplayarak karşıladılar. Sonra da kuyruklarını bir aşağı bir yukarı sallayıp, onlar da mutlu olduklarını göstermeye çalıştılar.

Bu aile, gerçekten görülmeye değer  bir tablo oluşturuyordu.

Ah insanlar, bir kerecik olsun bu aile fotoğrafını görüp paylaşabilselerdi.

Önce görmeleri gerekti, gönül gözüyle.

Yoksa hepsi bakıyorlardı zaman zaman. Ama bön bön.

Kimse yüreğini, gönlünü, sevgiyi devreye sokmuyordu nedense…

Kendilerini koruyan aile ve yan mahalleden gelip kedilere karşı sevecen, onlarla mutlu olanlar ve sık sık okşayanlar vardı ama sayıları henüz çok azdı, çok.

Bir de, hayvan sevenler dalga dalga büyüseydi ya…

Hayvan sevmenin yolu insanın kendisini sevmesinden geçiyor olabilirdi.

Acaba insanlardaki sevgi eksikliği buradan mı kaynaklanıyordu? Sevgi üretim merkezleri çalışmıyor olabilirdi…

Acaba sevgisizlik hastalığına mı yakalanmıştı çoğu insanlar?

Bilinmiyordu.

Kimse  bununla kafa yoracak halde değildi.

Hayat insafsız ve acımasız devam ediyordu.

Hayvanlar için de öyle..

(devam edecek)

www.haber hurriyeti.com /  SEZAİ BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz