Son Dakika
14 Aralık 2018 Cuma

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı ayrı irdeliyor.

20 Kasım 2018 Salı, 10:15

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı ayrı irdeliyor.

Yazarın “teşbih”i ilginçti. “Şark da (kediler)  miskin, uykucu, lapacı.

***

Kediler konusunda verdiğimiz mücadele sırasında, hayvan hakları ve kedi-köpek konusunda yayınlanan gazete yazılarını devamlı izlemeye başlamıştık.

Kedilerle ilgili bugüne kadar yazılmış, günlük yaşantılarını yansıtan yazı ve haberleri okurken hiç de yalnız olmadığımızı görüyorduk. Hayvanlara karşı duyarlılık giderek artıyordu. Artma bir yana, çığ gibi büyüyordu.

***

Yazarın notu:

Tam bu sırada Peyami Safa’nın Fatih-Harbiye adlı romanını ikinci kez okumaya karar vermiştim. İlk okuyuşumda gözümden kaçmış olmalı; ya da aklımın bir köşesinde yer etmemiş bir paragrafa gelince hayretler içine düştüm.

Peyami Safa, romanında çağdaşlaşmak ya da çağdaşlaşamamak örneğinde, kedi ile köpek arasındaki yaşam farkını gösterme ihtiyacı duymuş. Yıllar öncesi yaptığı “benzetme” tabii ki gerçeklere dayanmıyor ama “teşbihte hata olmaz” kabilinden bu örneğin altını kalınca çizmişti.

Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı ayrı irdeliyor.

Yazarın “teşbih”i ilginçti.

Roman kahramanı Neriman, Batı hayranıdır. Daha doğrusu Batının yaşantısı, çağdaş yaşamına imrenmektedir. Babası emekli Faiz bey ise şarkın, doğunun adet, gelenek ve yaşamına sıkı sıkıya bağlı, dini bütün biriydi.

 Kızı Neriman babası Faiz beyle yaptığı tartışma sırasında “Bütün şark (doğu) kedilere benziyor. Garp da (batı) köpeklere benziyor.” Diyordu.

 Istanbul’da oturdukları semt Fatih’i şark, Beyoğlu’nu ise garp gibi gören Neriman’ın daha sonraki yorumu şöyle yer alıyor romanda:

“Şark da (kediler) işte böyle miskin, uykucu, lapacı. Bakın şimdi Fatih semtinde her taraf uyuyor. Bir de şimdi Beyoğlu’na çıkın…Ortalık mahşer gibi, herkes ayakta, uyanık.”

Babası soruyor: “Garplılar niçin köpeğe benziyor?”

 Neriman’ın yanıtı şöyle oluyor:

 “Çünkü onlar daima uyanık, uyurken bile uyanık. Çalışıyorlar, kazanıyorlar, iyi yaşıyorlar.”

***

Romanda, medeniyetler çatışmasına benzer örnekte şarklıların kedi, garplıların  köpek beslediklerini vurgulanıyordu..

Peyami Safa’nın romandaki bu benzetme ve yakıştırması, beni bahçemizdeki kedilere kadar götürdü.

Gerçi kediler böyle bir durum karşısında “teşbihte hata var” diye savunmaya geçebilirler. Ama gerçek olan şu ki, batı dünyasında kediler değil, köpek besleme hakim.

Daha bırakın şu andaki Avrupa Birliği’nin, Avrupa Topluluğunun daha adı sanı konmamışken, romanda işlenen konu, ulusalcılık ve idealizmden yana olanlarla, Batılılığı savunanların  asırlardır varolduğunu gösteriyor.

Batının sadece teknolojik gelişmelerin ithali gerekli olabilir ama batı gelenekleri, görenekleri ve yaşam biçimi bu millete ters gelir denmek isteniyor.

Hala aynı ideolojik yaklaşım ve bunun tartışması yapıldığına göre, bizim kediler ve köpeklerin durumu ne olacak bu durumda?

Yani AB’ye girersek Batı, Neriman’ın kedisi Sarman için söylediği gibi bizi “miskin kedi” gibi mi algılayacak, yoksa çalışkan köpek gibi mi?

Avrupa bu, ne yapacağı belli mi olur ?

Kendi köpekleri varken, bizim kedi ve köpeklere muhakkak takabilir, gıcık olabilirler. Belki kedi ve köpeklere standart ( !) getirilmesini isterler.

Olmaz olmaz demeyelim.

Oysa kedi de, köpek de doğanın bir parçası. Ekolojinin dengesi olan bu varlıkların korunması, sevilmesi, beslenmelerinin sağlanması insanlara düşen görevler arasında.

Bu açıdan bakınca bizim bahçede beslediğimiz kediler “mutlu azınlık” sınıfına atlamış sayılırlar.

Temiz ortamlarda, hijyenik koşullarda üstelik aşılı ve de  damak tadına uygun besinlerle besleniyorlar. Dış tehlikelere karşı korunaklı durumları var.

Yaz kış demeden üreme olanaklarına sahipler.

Sadece sıcak ev ortamından yoksunlar.

Evlerdeki hemcinsleri gibi “miskinlik” yapma lüksleri yok.

Onun için bizim kediler Avrupa yolunda sayılırlar.

Yani Batıdaki köpekler gibi çağ atlamış sayılabilirler.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale getiremeyenler, hayvan haklarına duyarlı olamazlar.

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

6 gün önce yazıldıSıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

5 gün önce yazıldıHem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO
kartal escort alanya Escort konya escort porno izle manavgat escort izmir escort izmir escort bursa escort bursa escort