Son Dakika
20 Mayıs 2019 Pazartesi

Cennetten gelen iki misafir…(38)

18 Aralık 2018 Salı, 22:49

Benek’in doğumu sırasında bahçedeki hayvanları biraz ihmal eder gibi olduk haklı olarak. Minik yavruların dünyamıza karışması, gözdemiz olan Mernuş‘u unutmamıza neden olmadı ama Benek’in kayıplara karışması anasının ruhunda ne tür fırtınalar koparmıştı bilemezdik.

İki yavrusunu kaybeden, üçüncüsünü günlerdir göremeyen Mernuş, yanından ayırmadığı tek  yavrusu Cızırtı ile günlerini geçirirken, sitedeki dost ve arkadaşlarından uzak durmayı tercih ediyordu. Acaba Benek’in de diğerleri gibi bir cinayete kurban gittiğini mi sanıyordu?

Benek’in doğumdan günler sonra Mernuş, her zaman rüyalarını gördüğü köşesine çekilmişti.Gözlerini yine bir noktaya sabitleştirmişti. Sağ patisiyle gözlerini oğuşturmaya başladı, ancak hiç birşey değişmedi ve derin bir rüyanın kucağında buldu kendisini:

“Bu kez üç yavrusu da yanındaydı. Karambo, Pamuk ve Cızırtı.

Nedense Benek’i göremiyordu.

Karambo ve Pamuk, ilk doğdukları gün gibi neşeli ve şen şakraktılar.

O an  biraz dikkat edince yavrularının kanatlı olduklarını farketti.. Cennetten gelmiş gibiydiler, ikisinde de  hayal ettiği gibi melek kanatları vardı. Cızırtı’nın ise kanatları yoktu.

Mernuş, Karambo’ya dokunmak istiyordu. Yanına yaklaştı. Patisini uzattı. Bir türlü temas edemiyordu. Ne kadar patisini uzatsa, Karambo kaçıyor, ona ulaşamıyordu. İçi bir hoş oldu. Daha fazla sevmek istiyordu ancak mümkün değildi.

Karambo, annesinin patisi başına değiyormuş gibi yanına daha fazla sokuluyor, onun sıcaklığını daha çok hissetmek için adeta çırpınıyordu.

Belki hissediyordu. Mernuş, “Her ikiniz nihayet ortaya çıktınız. Arkadaşlarınız ve ben hep öldürüldüğünüzü sanıyorduk. Çok şükür aramıza katıldınız. Bu sefer Benek yok” diyordu.

Karambo annesini teselli ederek “Bizler seni hiç bırakmadık. Başka dünyalara göçtük. Sanırım Benek sizin dünyada yaşıyor. Eğer yaşamasaydı, o da bizim gibi cennette olurdu anne. Sen merak etme muhakkak bir başka mahallededir, yakında gelir” diye teselli ediyordu.

Mernuş erken yaşlarda kaybettiği iki yavrusunun cennetten geldiklerini yeni yeni farkediyordu. Benek’in ölmediğini anlamış ve sevinmişti.

Şükretti. Eğer ölmüş olsaydı Karambo bunu annesinden saklayacak değildi ya.

Mernuş, bu kez Pamuk’un başını okşamak istedi. Yine olmadı. Beceremedi.

Acaba cennet nasıl bir yerdi? Yavrularının oradaki yaşamları nasıldı? Cehennemi de görmüşler miydi? Cennette başka kimler vardı? Tüm bu soruları sormak istiyordu. Soramıyordu, kelimeler boğazına düğümleniyor, bir türlü ağzından çıkamıyordu.

“Sizleri çok seviyorum. Sizlere doyamadan ayrıldınız. Hiç olmazsa durumunuz hakkında  haber verin. Nasıl bir yerde, huzur içinde mi yaşıyorsunuz? Mutlu musunuz” diye bağırmak ve yavrularına sesini duyurmak istiyordu. Ama nafile bir çabanın içine girmişti.

Sesinin çıkmadığını, bütün bunları Karambo ve Pamuk’un duymadıklarını farkedemiyordu.

Sözlerini daha yüksek sesle tekrarladı, onlara ulaşmakta başarılı olamayınca sustu bir ara.

Karambo “Anneciğim o kadar bağırmana gerek yok. Biz seni duyuyoruz. Merak etme. Çok ama çok mutluyuz” diye karşılık verdi.

Mernuş, sadece boş boş bakıyordu yavrusunun gözlerine.

Aklına takılan tek soru olan “Sizleri kim öldürdü? Bunların isimlerini veya eşkallerini biliyorsanız söyleyin” diyemiyordu nedense Mernuş.

Dilinin ucuna gelen soruyu sormakta zorlanınca durumu hisseden Karambo “Ne soracağını biliyoruz. Bizi öldüren, ya da öldürenlerin kim olduğunu merak ediyorsun. Biz biliyoruz, bir de Allah biliyor. Onların cezası sizin dünyanızda verilmezse nasılsa cehenneme gidecekler. Biz ayda bir kere cehennemdekileri  görmeye gidiyoruz. Bir tepeden onları görüyor ve seyrediyoruz. Nasılsa katillere rastlarız” diyerek annesini teselli etmeye çalışıyor ama isim veye isimleri vermiyordu.

Verse ne olacak ki. Mernuş söylenenleri duymuyordu.

Yavrularının intikam duygularıyla ilgileri olmadığını, kimseye kin duymadıklarını farketti Mernuş.  Belki gözlerinden okudu bu duygularını.  Buna ayrıca sevinmişti.

“Demek ki iyi eğitim vermişim çocuklarıma” diye mırıldanarak kendisina pay çıkarmaya çalışırken birden uyandı. Gözlerini açtı.

Yanında sadece Cızırtı vardı.

Cızırtı annesine sitem etmekten geri kalmadı:

“Ne o rüyanda iyi şeyler görmüş olmalısın. Gözlerin mutluluktan parlıyor, hadi bana da anlat”

Mernuş “Hadi sende” dercesine Cızırtı’ya patisiyle vurdu ve kuyruğunu,  o mutluluk şifrelerini taşıyan kuyruğunu bir aşağı, bir yukarı sallaya sallaya bahçenin karşı duvarına doğru yürümeye başladı.

(Devam Edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

***

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Benek anne mi oluyor yoksa ?(37)

Görülmeye değer bir manzara. Annelerinin memelerini bulamayan, gözleri görmediği için kardeşleriyle birbirine sarılan yavrular iyi kötü süt emmek için

“Çuval ” operasyonu…(36)

3 gün önce yazıldıAçıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri