Son Dakika
17 Ocak 2019 Perşembe

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne çıkan bazı erkek  kedilere yaptığı cilveler anlatılacak gibi değil…

24 Ekim 2018 Çarşamba, 10:25

Kedi cilveleri… (16)

*Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne çıkan bazı erkek  kedilere yaptığı cilveler anlatılacak gibi değil…

————

Mernuş‘un yavruları üzerinde kurmaya  çalıştığı  otorite yanında, onları savunma durumu  kargaşaya yol açıyordu.

Uzak mahallelerden gelen yabancı  kedilerin Patitan’da “zaman öldürmeleri”, yavruların beslenme kaplarına saldırmaları ve bazen kaos yaratmaları bizi iyice germeye başladı.

Mernuş yavrularını korumak için zaman zaman sinirleniyor, patilerini adeta aslan pençelerine dönüştürüyor, tırnaklarını sık sık biliyordu haklı olarak.

Biz yabancı kedilerden iriyarı ve saldırgan olanına “ Yılçarık”, sırnaşık olanına ise nedense “ Yalaka” adını uygun görmüştük.

Erkek kedi Reis, Mernuş‘a kur yaptığı gibi, yavrularına karşı nedense saldırgan tavırlar sergiliyordu.  Yalaka ise “yalakalığını” yapmaktan geri kalmıyor, sessizce yemek tabaklarına sinsice yaklaşıp nemalanmak istiyordu.

Yavrular büyüyorlardı.

Henüz annelerinin korumasından sıyrılıp, tek başlarına hayatta kalma mücadelesine katılamamışlardı.

Patitan’da zaman zaman en az  8-10 sayısına ulaşan kedi efradının kendi aralarında gizli dayanışmaları varmış gibi geliyordu bize.

Mesela, “kedisavar” hane halkından biri, sert davranışta bulunuyor, herhangi birini oradan kovmak istiyorsa, hemen birlikte ses çıkarıp itiraz ediyorlardı.

Hayvanlar arasında bilinçli ve planlı  bir dayanışma var mıydı acaba?

Ya da savunma reflekslerini kullanırken “onlar insan, bizler hayvanız. Ama bizim de yaşama hakkımız var” mı diyorlardı.

Mernuş, sabahın erken saatlerinde sürüler halinde bahçeye gelen köpeklerden korkuyor olmalıydı.

Köpekler gelince savunmaya geçiyor, önce yavrularını  duvarın deliğinden arka bahçeye kaçırıyor, sonra da bir aracın altına sığınıp tehlikenin geçmesini bekliyordu.

Zamanı yoksa hemen bir ağaca tırmanıyordu..

Yavruların korunması için ideal bir savunma alanı keşfetmişti daha önceleri.

Yan sitedeki komşu duvarının  kovuğu dört yavruyu alacak kadar geniş ve uygun değildi ama tehlike anında üst üste sıkışıp sessizce tehlikenin geçmesini bekleyecek kadar işe yarıyordu.

Köpeklerin ani saldırısı halinde kimi arabanın altına sığınıyor, kimi aracın tavanına sıçrıyor, köpeklerin  gitmesine kadar kımıldamadan duruyordu, ya da ağaçlara tırmanıyordu.

Bu gibi tehlikeli anlarda hurda Anadol, Mernuş için bulunmaz kale gibiydi.

Bir de kapısını açabilseydi.

Hani hiç kullanılmayan aracın kapısını biz açıp onları kapalı mekanda besleyebilsek uygun olabilirdi; fakat araç sahibinin kim olduğunu ve ne yapacağını bilmiyorduk..

O kadar dert vardı ki başımızda bir de onu üstlenemezdik.

Böyle bir formül karşısında kedi düşmanlarının diline düşer “güzelim (!) arabayı barınak yaptılar” suçlamasıyla karşılaşabilirdik.

Kışa girerken oldukça zayıf olan Benek iyice halsiz düşmüştü. Hareketleri yavaşlamıştı. Bir hastalık kapmış olacağından endişelendik ve hemen veterinere götürdük. Veteriner, damağına bir kıymık parçasının saplanmış olduğunu görüp onu çıkardı ve aşısını yaptıktan sonra, “Bir süre sonra kendine gelir. Yemeklerini artık yiyebilir” dedi.

Rahatladık.

Diğer yavruların bir süre sonra aşılanması gerektiğini öğrendik.

Gerçi sokak kedilerinin aşılanması ve gerekli önlemlerin alınmasına rağmen ev kedileri gibi olamayacakları, doğada her an, her türlü hastalıklara açık yaşadıklarını öğrendik.

Her türlü tıbbi önlem; aşı, ya da iğnelerin etkisi bir süre sonra kaybolur ve eski haline dönerlermiş. Hele tüylerinin yumuşak ve parlak olmamasının, onların doğada kendilerini savunmasının doğal sonucu olduğunu öğrenince şaşırdık.

Ev kedilerinin parlak ve uzun tüylü oluşu kendilerini savunma ihtiyacı duymadıklarından kaynaklanıyormuş.

Ya da iyi beslenip evde 24 saat “kebap” yapmalarından….

Onların evdeki rahatlıkları, “dört dönüm bostan, yan gel Osman” misali, mis gibi yaşantılarına dayanıyor.

Hayvanlar alemine girince onların insanlar için gizemli olan bir çok yönünün bulunduğunu yavaş yavaş anlıyorduk, öğreniyorduk, keşfediyorduk. Hareketleri, bakışları, patilerini nerde ve ne amaçla kullandıkları, çıkardığı seslerin ne anlama geldiği hiç bilmediğimiz yönleriydi.

Zaman zaman konuşur gibiydiler. Kendi aralarında haberleştikleri biliniyordu. Kur yapmaları, cilveleşmeleri, erkek kedinin çiftleşmek arzusu duyduğu dişiyi nasıl takip edip, ne türlü davrandığını görüyorduk. Dişilerin hangi hallerde kuyruklarını salladıklarını da…

Dışardan bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne çıkan bazı erkek  kedilere yaptığı cilveler görülecek gibiydi, anlatılacak gibi değil…

Mernuş‘un Nataşa’yı hiç sevmediğini, ona karşı sert ve acımasız tavırlar aldığını görüyorduk. Mernuş‘ta acaba Nataşa’yı, Türk erkeklerinin gördüğü gibi mi sıfatlandırıyordu?

Bilemeyiz.

Acaba kendisine kur yapan  Yılçarık‘a’e karşı duyduğu ilgi nedeniyle kıskançlık triplerine mi giriyordu?

Bunu da bilmiyoruz ama rakip gördüğü kesindi. Nataşa zaten Yılçarık ile birlikte geziyordu çoğunlukla.

Hem de pervasızca.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir