Son Dakika
15 Temmuz 2019 Pazartesi

Yaşam felsefesi…(40)

Torunlar, yeni yetmeler salonun her yanında cirit atıp, koltukların üstünde oyunlar oynarken, Yudum’un asistanı trafik kazası geçirmiş bir kediye acil müdahale edilmesi haberini verdi.  Bizler o an panikledik açıkçası

19 Aralık 2018 Çarşamba, 22:59

Hayvan psikolojisinden anlamak için kahin olmaya, ya da doktora yapmaya gerek yok sanırım. Uzun süre kedi-köpek dünyası içine girenler, hele severek bu aleme bulaşmışlarsa, az-çok onların dilinden anlayabilirler.

Bunu Mernuş’un kızı ve torunlarıyla karşılaşmasında yaşanan tablodan rahatlıkla çıkarabilir insan.

Aylardır haber alamadığı evladını beklenmedik bir anda, ummadığı bir yerde gören bir ana ne yaparsa, Mernuş da tıpkı insanlarda olduğu gibi onu öpmeli, sarılmalı değil mi?

Hayır.

Onlarda sarılmak, patilerini yana açarak birbirlerine doğru koşmak yok.

Onlar sevgi dolu  bakışlarla, değişik şekillerdeki  kuyruk hareketleriyle ve çıkardıkları şifreli mırıltı-hırıltılarla bunu yapıyorlar.

Bizim yaptıklarımızın aynısını yapsalardı, sadece dilsiz, konuşma özürlü insan sayılırlardı.

Ama değil, onlar hayvan olarak yaratılmışlar, kendi yaşamları kaderlerine hayvan gibi kodlanmış, hepsi bu.

Mernuş aylardır göremediği ve hasretini çektiği yavrusuna yaklaşıp onun sıcaklığını hissetmek isterken, mutad şekilde kuyruğu ile duygularını açığa vuruyor, gözleriyle konuşuyor gibiydi.

Dikkatimizi çeken, Benek’in yavrularını, torunlarını görmezlikten gelmesiydi. Sanki dört bebek kedi, Mernuş’un torunları değilmiş gibi.

Masum, hiç bir günahı olmayan, annesinin etekleri dibinde oynaşan dört yavrunun Mernuş için bir şey ifade etmemesini acaba kızı ve aynı zamanda ikinci kuşak anne olan Benek farketmiş miydi?

Benek uzun süre lüks otelinde yaşayacaktı.

Pamuk prensesler gibi bakıldığının farkındaydı. Zaman zaman  bizlere bakışlarını çevirip, bunları anlatmaya çalışıyordu.

Annesi Mernuş’a da söyleyecek çok şeyler vardı. Bazı sırlarını ona açıklayacaktı, yeri ve zamanı olmadığına karar verdi o an..

Torunlar, yeni yetmeler salonun her yanında cirit atıp, koltukların üstünde oyunlar oynarken, Yudum’un asistanı trafik kazası geçirmiş bir kediye acil müdahale edilmesi haberini verdi.

Bizler o an panikledik açıkcası.

Yudum hızla içeriye doğru süzülüp kaybolduğunda eşim de arkasından gitti.

Durumu anlamak için.

Geri döndüğünde, araç altında kalan ve ayakları kırılan yavru bir kedinin hemen ameliyata alındığını anlattı.

Meğer kedi dostu bir kadın, evlerinin kapısında can çekişirken bulduğu yavruyu hemen bir taksi çevirip veterinere getirmiş.

Hala iyi insanlar var bu gezegen üstünde, umut kesmemek gerek diye düşünmeden edemedik eşimle birlikte.

Bir süre sonra, yaralı kediyi veterinere getiren kadın salona girdi. Çok üzgün görünüyordu.

Çarşıdan gelmiş, tam evine giriyormuş. Aniden bir fren sesiyle sarsılmış, sonra beyaz bir özel araç gaza basıp uzaklaşmış.  Ne olduğunu anlamak için baktığında kenarda hareketsiz yatan kediyi görmüş ve  o an beyaz aracın kediye vurduğunu anlamış.  Hemen kediye doğru hamle yapıp, onu kucaklamış, tabii bu sırada hayvana çarpan aracın plakasını almayı aklına getirememiş. Sadece direksiyonda bir kadın bulunduğunu farketmiş. Hatta arka koltuk camında dışarı bakan bir köpek slüetini de hatırlıyordu havyansever hanım.

Kucağındaki yaralı kediyle bir  araç bulana kadar yürümüş ve sonra bir taksi ile yavruyu veterinere ulaştırmış. Adı bilinmeyen kedi yavrusunun kurtarıcı meleği vardı karşımızda. Ameliyat sonrasını sabırla bekliyorduk.

Mernuş, sıkılmıştı, ara ara torun-tosunlara baktığı görülüyordu. Bıyık altından kendine güldüğünü sanıyorduk biz. Sevgisini dışa vuramayan bir nine rolünü öylesine iyi oynuyordu ki.

Yarım saat sonra Yudum hanım dışarı çıkarak “Evet, kazada ağır yaralanan kedimizin ameliyatı başarıyla sonuçlandı. Kırıkları çok ciddi. Hala ölüm tehlikesi var. Başına nasıl bir darbe aldığını bilemiyoruz. En az 3 gün gözetim altında kalacak” diyordu.

Kediyi getiren bayan, ayağa kalktı ve bu yaralı kediye iyileştikten sonra bakacak imkanı olmadığını söyledi ve “Keşke olsaydı severek bakardım. Ama kediyle ilgili buradaki masrafları üstleniyorum” deyince, Veretiner Yudum hanım “Hiç bir borcunuz yok. Siz insanlık görevinizi yapıp borcunuzu ödediniz. Kalan kısmını da ben ödemiş olayım” deyince ortalıkta derin ve herkesin içini ısıtan kısa bir sessizlik oldu.

Ben  hemen atılıp, “Araba altında kalan o yaramaza, iyileştikten sonra biz bakarız. Siteye götürür bahçedekilerle kaynaştırırız” deyince sorun çözülmüş oldu.

Oldu ama gelin de Mernuş‘a sorun. Sanki yaptığımız konuşmaları anlıyormuş gibi suratını düşürmüştü yere. Bize kızdığını anladık.

(Devam Edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

***

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Cennetten gelen iki misafir…(38)

Benek’in doğumu sırasında bahçedeki hayvanları biraz ihmal eder gibi olduk haklı olarak. Minik yavruların dünyamıza karışması, gözdemiz olan

Benek anne mi oluyor yoksa ?(37)

Görülmeye değer bir manzara. Annelerinin memelerini bulamayan, gözleri görmediği için kardeşleriyle birbirine sarılan yavrular iyi kötü süt emmek için

“Çuval ” operasyonu…(36)

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz