“Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların geleceklerine dair kararlar veriyordu. Sadece hayvanların katli için görevli “derin devlet” var mıydı acaba?

23 Kasım 2018 Cuma, 19:01

“Ölümden öteye köy yok” derler ya, hayvanlar için de geçerli olmalı bu gerçek.

Önce Pamuk, ardından kardeşi Karambo’nun beklenmedik ölümleri bizleri sarstığı gibi anne Mernuş’u daha da etkilemiş olmalıydı.

“Olmalıydı” demek bile yanlış.

Mernuş, Karambo’nun ölümünden bir gün sonra yemekten içmekten kesildi.

Önüne konanlara burun kıvırması bir yana, ortaya konan yemeğe hücum eden yan bahçeden gelen hemcinslerine karşı da son derece tepki vermeye başladı. Onların yemek yemelerini istemiyor, pençelerini gösteriyor, tırnaklarini çıkararak saldırıyor, hatta bazen yemek kabını dahi darmadağın ediyordu.

Akşamları ise duvarın köşesindeki taşın üstüne çıkıyor, Pamuk’da olduğu gibi gözlerini ufka çevirip derin mi derin düşüncelere dalıyordu.

O an neleri hayal ediyordu ki..

Eğer bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti.

Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların geleceklerine dair kararlar veriyordu. Hayvanlara yönelik infazları duyulmamıştı hiç.

Hayvanlara yönelik bir eylem için zamanları dahi olmazdı.

Peki hayvanların derin devleti olabilir miydi?

Sadece hayvanların katli için görevli “derin devlet” var mıydı acaba?

En azından cinayetler Patitan’da işlendiğini göre, birileri gizli oyunlar içindeydi, ama kim?

Mernuş çok duygulu bir anaydı. Ve peşpeşe iki yavrusunu kaybetmişti. Bir hiç uğruna üstelik. Nedensiz..

Ne Pamuk ve Karambo analarına doymuşlardı, ne de Mernuş yavrularına yeteri kadar sevgi, şevkat aktarabilmişti.

İnsanlara göre “kaza” kendilerine göre “cinayet”le sonuçlanan bu ölümlerin sonu ne zaman gelecekti?

Yan komşu siteden iki kedi olmak üzere, Pamuk ve Karambo’yla birlikte tam 4 kedi nüfustan silinmişti.

Mernuş, insanların bu kadar acımasız olacaklarına ihtimal vermiyor ama yavrularının başına gelenleri ise içine sindiremiyordu.

“Sindirim kapasitesi” dedikleri şey bu olmalıydı.

Hadi bir tanesi kaza; ikincisine de kaza diyelim ama, 4 kazanın üstelik akşam saatleri, ya da gece yarısı meydana gelmesini izah etmek çok zordu.

Her kimse cinayetleri gün ışığında değil, karanlıkta planlıyordu.

Belki de katil “seri cinayet” manyağının tekiydi.

Benzer cinsler, benzer saatler ve benzer yerlerde işlenen bu cinayetlerin planlı olmaması akla uygun düşmüyordu.

Belki aynı zaman diliminde işlendiğine dair kesin bir delil yoktu elimizde ama katil olaya “seri cinayet “ süsü verip bizleri şaşırtmak isteyebilirdi.

Pamuk’un ölümünü araştırmakla görevli Karambo’nun  öldürülmesi  tesadüf olamazdı.

Katil herhalde Karambo’nun elde ettiği bazı ipuçlarından yakayı kaptıracağından korkmuş, onun ortadan kaldırılmasına karar vermişti.

Acaba Karambo, gözü kanlı katile ait ne ve neleri biliyordu?

Evinin kapısını dinlemiş olabilir miydi?

Elinde önemli ipuçları var mıydı?

Ya da tek şüpheli “karasurat”ın arabasının siteye giriş çıkışlarını izlemiş, bazı kuşkulu hareketlerine tanık mı olmuştu?

Mernuş, bütün bunları gözlerinin önüne getirip gelişmelerin analizini yaparken, gözkapaklarına tonlarca ağırlık oturmuş gibi hissetti kendisini ve üzerindeki karton parçasına kıvrıldığında rüyasına ilk adımı atmıştı bile.

Mernuş, yine Patitan’da ve batı cephesindeki yüksek taşın üstüne çıkarak arkadaşlarına şöyle bir göz attıktan sonra konuşmaya başladı:

Arkadaşlar, görüyorum ki hepiniz Karambo’nun ölümüne üzülüyorsunuz. Bir ana olarak gözyaşlarımı içime akıtmayı öğrendim. İnsanların acımasız olduklarını da öğrendim. Ülkedeki töre cinayetlerinin önünün  alınamadığını biliyorum. Mafya babalarının kanlı hesaplaşmaları sona ermiş değil. Cezaevlerinde yer kalmadı. Okuldan fazla cami yapılan bir ülkede, cezaevlerinin sayısı bir gün gelir okul ve cami sayısını da geçer. Zaten hükümet ileri gelenleri, yeni cezaevleriyle övünüyorlar artık. Adliye binalarının adı artık Adliye Sarayı yapıldı, buralardan cezaevlerine daha fazla mahkum gönderilmesi marifet sayılıyor. Bütün bunları öğrendim de insanların bizleri ortadan kaldırmalarına, doğal ortamımızda yaşama hakkı tanımamasına bir anlam veremedim. Üstelik bizleri öldürmelerinin gerçek nedenlerini hala  öğrenemedim”

Bir ara soluklandı ama hemen devam etti sözlerine:

“Ne barınak istiyoruz, ne evlerdeki pinti ve miskin bir hayatı. Barınakları da başlarına çalsınlar. Barınaklar zaten toplama kamplarından farksız. Bizim tek hedefimiz tüm hayvanlar için “rehabilitasyon merkezleri”nin açılması. Bu bir hayal gibi gelebilir insanlara. Ama bir gün bizi anlayacaklar ve bu merkezlere kavuşacağız. Bunu AB’nin desteği ile hayata geçirebiliriz. Ancak şu andaki hedefimiz  katili tesbit etmek. Bu konuda herkesten öneri bekliyorum. Böylelikle stratejimizi çizebiliriz.”

Mernuş’un konuşması bitmişti.

Toplantıya katılanlar hep bir ağızdan “Katiller nerede, biz buradayız” diye tempo tutmaya başladılar.

Kedilerin bu tepkisi devam ederken Mernuş, söz almak için devamlı sağ patisini havaya kaldıran ama şimdiye kadar hiç görmediği bir kediyi işaret ederek “Tamammm. Kesin artık sesinizi. Konuşmak isteyenlere söz vereceğim” diyerek bu yabancı kediyi kürsüye çağırıyordu.

Emin adımlarla kürsüye gelen yabancıyı herkes izlemeye başlamıştı bile.

Sakin ve soğukkanlı olduğu anlaşılan ve söz isteyen yabancı nereden gelmişti, neden bu toplantıya katılmıştı ve en önemlisi ne söyleyecekti. Herkes pürdikkat bekliyordu.

Bahçede derin bir sessizlik hakimdi.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

***

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak 

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı 

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi 

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak 

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale 

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

6 gün önce yazıldıSıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

5 gün önce yazıldıHem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO