Son Dakika
18 Ağustos 2018 Cumartesi

KARA MİZAH!

Davacı bunu festival alanında öğrendi, çünkü davacının avukatı konumunda olan kurumlar, davalıyı sponsor eylemişti. Pamukören çiftçisinin dediği gibi; ”Aydın’da kim kimin kıyısında belli değil!”

08 Ağustos 2018 Çarşamba, 16:08
KARA MİZAH!

‘BU NASIL BİR İNCİR FESTİVALİ, NASIL BİR SPONSORLUK OLAYI’ diyerek başlamış  Aydın Çevre Mücadelesi (AYÇEM) söze.

Bildiri ötesi.

Canlar burunlara dayanmış olsa gerek, nerede ise Muhtıra.

Gazeteciyiz.

Mevcut düzenin ağır abilerince, gazetecilik oynayanlardanız.

Kabul görenlerce, ki HABERHÜRRİYETİ‘ni izleyenler oluyor kendileri;

Kamu görevi yapıyoruz.

Vatandaşa ‘göz-kulak-ses’ olma Donkişot’luğu anlamsızlığında ısrar eden bir kaç tane arasında görme trajedisine rağmen;

Acı çekmekten hoşlananlar;

Yani Mazoşistler olarak vatandaşın çektiği acıya balıklama dalacağız yine.

Olay Karamizah.

Mazoşistliğe de en çok yakışan mizah türü çünkü.

Davacı vatandaşın festivali, davalının sponsorluğunda yapıldı.

Bitmedi;

Davacı bunu festival alanında öğrendi, çünkü davacının avukatı konumunda olan kurumlar, davalıyı sponsor eylemişti.

Kimine göre ‘ne var bunda!’

Bize göre ‘bir şeyler var bunda!’

Dünyanın en kaliteli ve en çok kuru incirinin üretildiği Aydın’da, 2015 yılında incir ağaçları jeotermal firmaları tarafından kuyu açmak ve tesis kurmak için köklenmişti çünkü.

İzleyen günler;

Daha 20 gün önce kıyamet koptu Germencik’te buhar ve sıcak suyun karıştığı sulama suyu yüzünden kuruyan incir ağaçları için.

Ardına aynı nedenle Bukarkent ilçesi eklenmişti aynı nedenle sokağa dökülmede.

Buharkent Ziraat Odası Başkanı Naim Özdamar da jeotermal firmalarının, kanunları hiçe sayarak Aydın tarımını ve halkının hayatını zehirlediğini söylemiş, ‘Hayatında bir tek soğan tohumu toprağa dikmemiş adamlar bu incirleri katletti’ diyerek isyanını dillendirmişti.

Özdamar, yarım asırlık incir ağaçlarının kökünden söküldüğünü vurgulamakla kalmamış, kalan incirin de kuyulardan sonra zaten kuruyacağı uyarısında bulunmuştu.

Noktasına virgülüne dokunmadan AYÇEM’in olaya bakışını biz verelim.

Nasıl olsa vicdan sizin, olayı nereye oturtacağınızın kararını siz verin;

2016 yılında ADÜ Üniversitesi tarafından Buharkent’te 2 bilimsel çalışma yapıldı.

Bu çalışmaların ilkinde Buharkent’teki JES akışkanların içinde yüksek oranda sodyum,kalsiyum,magnezyum,bor,mangan,
aluminyum,krom,kadmiyum,kurşun olduğu ve bu akışkanların yer altı ve yer üstü sularını kirlettiği saptandı.

İkinci çalışmada JES akışkanların kirlettiği suların tarımsal sulamada kullanımı sonucu suların toprak ve bitkileri kirlettiği, toprak ve bitkilerde pH-tuzluluk-bor-çinko-demir-alüminyumun arttığı saptanmış.

Bu iki çalışmaların sonucu;

jeotermallerin suları,toprakları,tarımsal ürünleri kirlettiği, bölgede topraklarda çölleşme ve çoraklaşma tehlikesinin olduğu saptandı.

Ve 2018 yılında bölgede jeotermale yakın binlerce incir ve zeytin ağaçları kurumaya başladı, hiç bir resmî kurum bu duruma ses çıkarmadı.

Ve bugün Buharkent’te bulunan jeotermal şirketi Buharkent Belediyesi tarafından yapılan Buharkent İncir Festivalini desteklediğini,sponsor olduğunu deklare ediyor.

Bölgede çiftçinin haklarını savunmak için seçilen yetkililer de bu şirketlerden maddi yardımını rahatlıkla kabul edebiliyorlar. 

Aydın’da en fazla jeotermalin yer aldığı Germencik ilçesi Alangüllü mahallesinde iki ay kadar önce jeotermale yakın binlerce incir ve zeytin ağaçları kurudu.

Yetkililer yine suskun kaldı.

Germencik Belediyesi de 2017 yılında Germencik İncir festivalinde Maren maddi sponsorluğunda pek çok sanatçı yanında yıldız şarkıcı Hadiseyi’de getirmişti.

Germencik Belediyesi de jeotermal şirketin maddi sponsorluğunu kabul ediyor ama jeotermallerin incirlere-zeytinlere verdiği zararlar için tek bir kelime etmiyor, sorunu görmezlikten gelmeye devam etmeye devam ediyor.

Şimdi Buharkent ve Germencik Belediyelerinin yaklaşımları için ne denilir, ne söylenir bilen var mı?

Anlayan var mı?

Aydın çiftçisi ve halkı kime güvenecek, derdini kime anlatacak, dermanını nerede bulacak?

Aydın’da jeotermallerin tarıma ve çevreye verdiği zarar “Köylü tarlasını satmasın” denilecek kadar basit bir olay değildir.

Hiç kimse bu işin kolaycılığına kapılarak gerçekleri görmezlikten gelemez.

Ve biraz ilke, biraz dürüstlük, biraz ahlak Aydın’da sorunun çözümü için olmazsa olmaz gibi görünüyor.

Tabi bu duygularımız hala kirlenmedi ise.

Kirlendi ise verin “Aydın ölüm selasını” , buyurun “Aydın cenaze namazına”.

Sözün özü;

Pamukören çiftçisinin dediği gibi;

Aydın’da kim kimin kıyısında belli değil!”

Ben demedim son cümleyi.

Onlar diyo!

Festival olayından sonra benim buna diyeceğim ise;

İncir ağacının kökleri geniş bir alana yayılır ve çok güçlüdür.

Bu nedenle birisinin ocağına dikilecek incir ağacı o ocağı (evi) yıkacaktır.

Ata sözü oradan gelir;

Ocağına İncir Ağacı Dikmek.

Jeotermaller incirin ocağına incir ağacı dikmiş durumda köylünün, ziraatçilerin bağırıp-çağırmalarına bakılırsa.

İncir bile acısını umuttu, gülmekten ağladı!

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir