”

KADINI ALDATMANIN FATURASI

17 Ekim 2019 Perşembe, 15:51

Dokunsam ağlayacaktı. Sordum:

 “Karadeniz’de gemilerin mi battı?”.

“Daha fena. Hanım bana battı.”.

 “Lan hanım nerene battı?”.

 “Evi terk etti.”.

 “Neden?”.

 “Anasına gitti?”.

 “Ne oldu ki?”.

 “Kavga çıkardı. Bavulunu topladı gitti.”.

“Didem uyumlu şeker gibi insan. Neden

kavga çıkarsın? Ne bok yedin lan?”.

 “Onu aldatıyormuşum.”.

“Biz bizeyiz birader. Doğrusu lütfen.”. 

“Aman kimse duymasın! Bir ay önce bir bayanla tanıştık..

“Aranızda elektrik doğdu.”.

“Eh yani. Kaynaştık.”.

“Sözün sonu şudur: Oynaştık.”.

 “Anlamaması için öğrendiklerimin hepsini titizlikle uyguladım. Kendi başıma hareket etmedim. Beklediğinden fazla ilgi göstermedim. Abartılı çiçekler almadım.

 Harcamalarımı artırmadım.

  Eleştirilerim her zamanki gibiydi. Ayrıca ne ortak beğenilerimizi değiştirdim ne de kendime özgüleri. Ne Didemi ne de ilişkimizi başkalarıyla karşılaştırdım..

 “Var mı başka?”.

 “Eve geliş saatlerimi değiştirmedim. Her sorumluluğumu yerine getirdim. ‘Seni seviyorum’ demeyi bile aksatmadım. Saçlarını okşamayı bile aksatmadım.Telefonumun mesaj kutusunu ve arama listesini silmedim.

 Şakalarında gülüş biçimimi ve ses tonumu değiştirmedim.”.

 “Suç mahallini hep temiz tutmuşsun. Ama o bayanla elektriklenme yüksek voltaja dönüşmüş. Çarpılmışsın. Peki sana göre aldatıldığını neden anladı?”.

 “İşte ben de bunu anlayamıyorum. Neden dersin?”.

 “Soru bana mı? Ben gazeteciyim. Psikolog, sosyologdeğilim. Antropoloji senin ilgi alanın. Açık vermedin ama boynuzlandığını anladı. Düşünelim… Kaynağını aramalıyız… Yanıtı insanlığın evriminde belki.”.

“Nasıl yani?”.

 “Amatör antropolog; İnsanlığın tarihi ne zaman başlıyor?”.

 “Dört milyon yıl kadar önce başlamış. Ne ilgisi var?”.

 “Var olmamızın temel nedeni ailede çocukların uzun süre eğitilmesi, demiştin”.

 “Evet öyle demiştim.”.

 “Yani aile toplumun hücresi. Kadın hücrenin çekirdeği oluyor. Yanlış mı?”.

 “Doğru be. Hücrenin koruyucusu. Genlerinde koruyuculuk sezgileri oluşmuş.”

 “Ve beyninin erkeğinkinden değişik çalıştığı kanıtlandı, demiştin.”

 “Ama Didem beni çok seviyor. Sevdiğinden anlamıştır.”

 “Kadın eşini sevmiyor ancak aile sezgisi, anlamaya da yetmiş olamaz mı?”.

 “Konuya bu açıdan bakmamıştım Döner mi dersin?”

“Dönmek Didem’in seçimi. Çözüm bulacaktır. Dönse de artık renkler soluklaştı. Faruk Nafiz Çamlıbel’in şiirinde dediğini anımsattı: ‘Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok’. Çünkü ne yaptın biliyorsun.”.

“Dediğin gibi bok yemişim. Kendimi bağışlatacağım.”.

“Eşin ailenin mutluluk bahçesine çiçekleri senle ekiyordu. Senle bakıyordu.”.

 “Soldurmuşum.”.

“Aslında soldurmadın da. Kopardın be. Didem’e, ailene yabancılaştın.”.

 “Ama ailemiz hâlâ var.”.

 “Ailenizin varlığı şimdilik adında. Boşuna suç mahallini temiz tutmaya çalışmışsın işlediğin cinayetten sonra. Kanıt dizisi vardı.”.

 “Biliyorum ama hiç izlemedim.”.

“Keşke izleseydin. Adli Tıp Uzmanı Sevil Atasoy her dizinin sonunda hep şunu diyordu: Kusursuz cinayet yoktur.

İşte o nedenle…

 Aldattığını eşinin anlamadığını sanmak

erkek aptallığının püf noktasıdır.”.

*

Murat Tepebaşılı

 * * *

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz