Son Dakika
15 Ekim 2018 Pazartesi

JEOTERMAL’DEN MEKTUP VAR!

”Amacımız jeotermal santraller ile ilgili ön yargıları yıkmak ‘ dediler.

06 Ekim 2018 Cumartesi, 17:33
jeotermal Enerji Santral Yatırımcıları Derneği, kamuoyundaki tartışmalara açıklık getirme gereği duydu.

Jeotermal;

Türkiye’nin petrolü.

Çünkü;

Türkiye’nin yüzde 70’i jeotermal kaynak olarak değerlendirilme kapasitesine sahip.

Yeni yeni ekonomiye dönüştürülme yoluna gidiliyor Türkiye’de.

Şu an için;

Tamamı ‘yerli ve milli’ yatırım.

Genelde sadece vatandaşın yatırımcıyı ‘yaşam haklarına saygı göstermediği’ yönündeki itirazlarla aşina kamuoyu.

Bunun dışında pek konuşulmayan bir konu.

Hafta başında;

Aydın’da vatandaşların son bir yıldır yoğunlaşan Jeotermal itirazlarına, ‘daha gelmeden’ İzmir’in Çeşme ilçesinde oluşan tepki eklendi.

Çeşme’nin defansında, Aydın’da yaşananlar referans alınıyordu.

Okuyan hatırlayacaktır.

Okuma fırsatı olmayan için aşağıda yazımın linkini vereceğim;

Çünkü önce ya da sonra ‘ne denmişti’ diyeniniz olabilir.

Bazı noktalara açıklık getirme gereği duymuşlar çünkü;

JEOTERMAL’İN MERTLİĞİ BOZULDU!

Basın Danışmanları aradı, konuştuk, kurumlarının vatandaşın söz konusu itirazında referans aldığı suçlamalara açıklık getirmek istediklerini söyledi.

Yayınlayıp, yayınlayamayacağımızı sordular, ‘memnuniyetle’ dedik.

Bigilendirmeyi gönderdiler.

Önce onu verelim, ardından yazıyı bir iki bizden öneri ile tamamlayalım;

”Sayın Oğuz Örnek,

Haber Hürriiyeti’nde yer alan jeotermal elektrik santrallerle ilgili yazınızı okuduk. Jeotermal elektrik santrali yatırımcıları olarak su, hava ve toprağın öneminin farkında olarak santrallerimizi işletiyor ve bölgenin gelişmesine katkı sağlıyoruz.

Santral kurulumu ve işletiminde devletin sıkı denetimine tabiyiz. Bu manada çevre standartlarına uymak ve bu çerçevede hareket etmek zorundayız. Değerli bir köşe yazarı ve kanaat önderi olarak, köşenizde bir de bizim, resmi verilerden yola çıkarak oluşturduğumuz görüşlerimize yer vermenizi arzu ederiz. Takdir edersiniz ki, kamuoyunu yakından ilgilendiren konularda iki tarafın da görüşünü aktarmak, gazetecilik etiğinin evrensel ilkelerinden biridir. İlkeli bir yayın kurumu olan Haber Hürriyeti’nin bizim aktaracağımız verilere kulak vereceğine inanıyoruz.

KANSER İDDİASI

Öncelikle kanserle ilgili iddialara değinmek isteriz. Türkiye İstatistik Enstitüsü’nün verileri, jeotermal enerjinin kansere neden olduğu, insan ve çevre sağlığına olumsuz etkide bulunduğu iddiasının bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini ortaya koymaktadır.

Veriler, Aydın’da ölümlerin büyük çoğunluğunun 75 yaşından sonra yaşandığını ve 2009 yılından bu yana 75+ yaş ölüm oranın yüzde 6,4 arttığını göstermektedir. Aydın’da ölüm oranları yılda ortalama yüzde 3 artarken, nüfusun son 5 yılda yüzde 8 attığı da görülmektedir.

Aydın’da tümör hastalıklarına bağlı olarak gelişen ölüm oranlarına dair resmi veriler de jeotermal enerjinin kansere sebebiyet verdiği ve kanser sebebi ile ölüm oranlarının arttığı yönündeki iddialarının gerçekçi olmadığını ortaya koymaktadır. Zira tümör hastalıklarına bağlı ölümlerde büyük bir artış yoktur.

Tablo 1: Aydın’da tümör hastalıklarına bağlı gelişen ölümler

Tablo 2: Aydın’da ölüm vakalarının yaş aralığı bazında dağılımı

(TÜİK)

İNCİRLE İLGİLİ İDDİALAR

Türkiye’de incir üretiminin yaklaşık yüzde 60’ı Aydın’da, kalan yüzde 40’lık kesim ise İzmir, Manisa ve çevre illerde gerçekleşmektedir. Son dönemde Aydın ilindeki jeotermal elektrik santrallerinin atmosferde nem değişikliğine yol açarak incir üretimini olumsuz etkilediği iddiasının ortaya atılmıştır. Son 30 yılda şehrin iklimsel faktörlerinin (sıcaklık, nispi nem, yağış miktarı) gelişimi ile bu yıllarda yapılmış olan incir üretimi arasındaki ilişkiyi dair inceleme, bu önermenin doğru olmadığını göstermektedir.

Veriler incelendiğinde, incir üretiminin fazla olduğu yıllarda nem oranının diğer yollara oranla nispeten daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Bu durumda üretimin salt olarak sıcaklık ve/veya nemden etkilendiği söylemek doğru olmaz. Yüksek nem oranın ürün için zararlı olduğunu söylemi ise istatistiki verilerle çelişmektedir.

Veriler, incir üretimini etkileyen asıl faktörün, yağış miktarı olduğunu göstermektedir. Toplam yağışın 400 mm’den düşük olduğu yıllarda üretimin de düşük olduğu görülmektedir. Yağışın 700 mm üzerine çıktığı yıllarda da üretim yine düşmektedir. İstisnai durumlar göz ardı edilerek incir üretimi için optimal yağış rejiminin yıllık 500-700 mm arasında olduğu söylenebilir.

JES’ler kapalı sistem çalıştıkları için jeotermal suların içme sularına karışma gibi bir riski bulunmamaktadır. Yeraltından çekilen su işlemden geçerek yeniden yer altına basılmaktadır. 

GAZLAR KONUSU…

Santrallerden çıkan gazlar ise, ağırlıklı olarak çevreye herhangi bir zararı olmayan karbondioksitten oluşmaktadır. Adnan Menderes Üniversitesi tarafından hazırlanan “Jeotermal Enerjinin Çevresel Etkileri” başlıklı raporda, buhar ve jeotermal tesislerde gaz deşarjı için bulunan kirletici gazların son derece düşük olduğu belirtilmektedir.

Jeotermal santral gaz atıklarından karbondioksit, insanlar, hayvanlar ve bitkiler tarafından da üretilip atmosfere atılan bir gazdır ve sera etkisi dışında sağlığa bir zararı bulunmamaktadır.

Jeotermal santrallerden çıkan bir başka önemli gaz türü olan hidrojen sülfür ise yerkürede doğal olarak oluşan ve 8 ppb (milyarda 8 parça) gibi çok düşük oranlarda bile çürük yumurta kokusu ile varlığını hissettiren, renksiz ve yanıcı bir gazdır. Hidrojen sülfür, kükürtlü bir bileşen olarak petrol, doğal gaz, volkanik gazlar ve kaplıcalarda doğal halde bulunmaktadır. Jeotermal santraller olmasa dahi bölge itibari ile bu kokunun oluşması normaldir.

Bu konularda gerektiğinde daha detaylı bilgi vermekten onur duyarım.

ÇEŞME EKONOMİSİNE KATKI

Jeotermal enerji santralleri elektrik üretiminin yanında ikincil yatırımlar olarak adlandırdığımız seracılık, bölgesel ısıtma, balıkçılık gibi faaliyetlerde de aktif bir şekilde kullanılmakta ve yaygınlaşması için gerekli çalışmaları yapmaktayız.

İkincil yatırımlar daha çok bölgenin ekonomik gelişimini sağlamakla beraber, istihdam olanağı da sunmakta ve ekonomiyi güçlendirmektedir. Şöyle ki; jeotermal kaynaklar yerli olduğu için dışarıdan sağladığımız doğalgaz, petrol gibi fosil yakıtlara ihtiyacı azaltmaktadır. Böylece, hem ekonomik hem de çevresel verimlilik sağlanmış olmaktadır.

Santrallerimiz çevreye duyarlı bir şekilde çalışmakta ve enerji üretiminin yanında ikincil jeotermal faaliyetlere de yer vermektedir. Amacımız jeotermal santraller ile ilgili önyargıları yıkmak olup, yerli ve milli yenilenebilir enerji kaynağımızın verimli kullanılabilmesini sağlamaktır. Ekonomik ve çevresel anlamda gelişmiş ülke uygulamalarına baktığımızda, Norveç elektrik enerji üretiminin %97’ini yenilenebilir enerji santrallerinden sağlamaktadır. Türkiye’nin zemin yapısı bu değerli kaynağın kullanılmasına müsaittir.

Saygılarımla,

Ufuk Şentürk

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği – JESDER

Yönetim Kurulu Başkanı”

Noktası, virgülü ile gönderilen bilgilendirme bu.

Sayın Şentürk şahsında JESDER’e  ‘şimdilik’ şu kadarını söylemek isterim önce;

Kimse Jeotermal Enerji’ye karşı değil.

Sadece ‘uygulanışına ilişkin gizemli duruş’ sorun olan.

Sorun orta yerde, bir taraf sorunun diğer yanında, diğer taraf sorunun öte yanında kaldığı sürece ne yazık ki ‘çözüm odaklı’ gelişmeler yaşamak mümkün olmuyor.

Çözüm;

Taraflar yan yana olup, sorunu karşılarına almaları durumunda çözüm doğabiliyor ancak.

Ayrıca;

Sorunu ‘dillendiren’ biri, çözüm önermiyorsa;

Doğal olarak o da o sorunun bir parçasıdır.

Adnan Menderes Üniversitesi sorunu dillendirebilen, çözümü de önerebilen bir adres.

Mesleki Dayanışma Kuruluşu olarak kol kola girip şu Menderes’de iz sürmeye ne dersiniz?

www.haberhurriyeti.com /  OĞUZ ÖRNEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO