Son Dakika
21 Temmuz 2019 Pazar

İpin ucunu kaçırmak!..

Türkiye’de o denli önemli ve ‘cuk’ diye yerine oturan deyimler var ki saymakla bitmez…

02 Aralık 2013 Pazartesi, 14:09
İpin ucunu kaçırmak!..

bariskudar_haberhurriyeti

Türkiye’de o denli önemli ve ‘cuk’ diye yerine oturan deyimler var ki saymakla bitmez…

Bunlardan biri de “İpin Ucunu kaçırmak…”tır.
Türk Dil Kurumu’na göre:
“İpin ucunu kaçırmak!..
Yönetimde veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü yitirmek” anlamına geliyor…
Farkındaysanız birkaç gündür yatıp kalkıp kredi borçlarıyla ilgili haberlerle yatıp kalkıyoruz…
Başbakan’ın Diyarbakır çıkartması, “Açılım” politikasında kişi, kuruluş ve yapılanma konusundaki değişiklikler… Yaklaşan yerel seçimler… Aday olup da istifası gerekmeyen bakanlar!..
Bunların yerine yatıp kalkıp kredi borçlarıyla ilgili BDDK’nın yürürlüğe koymayı planladığı taksit sınırlandırmasıyla ilgili konuları düşünmekten başka bir şey yapmıyoruz. Doğal olarak bunu yapıyoruz çünkü toplumun hangi kesiminden olursanız olun sizi de bizi de yakından ilgilendiriyor.
Merkez Bankası’nın Finansal İstikrar Raporu’na göre;
“Tüketici kredisi kullananların yüzde 33’ünün geliri 1000 TL’nin altında. Yüzde 26’sının geliri 1000 TL ile 2 bin TL arasında… Yüzde 15’inin geliri 2 bin TL ile 3 bin TL arasında. Sadece yüzde 11’inin geliri 5 bin TL’den fazla.
Özet ile tüketici kredisi kullanan her 100 kişiden 59’unun geliri 2 bin TL’nin altında…
Gelelim tüketici kredisi kullananların ne iş yaptıklarına. Tüketici kredisi kullanan her 100 kişinin 51’i ücretli.Yüzde 8’i serbest meslek sahibi.”

KISKAÇ DARALIYOR

Habertürk’ten Ahmet Kıvanç kardeşimizin derlediği bir habere göz atalım mı?:
“Faiz kıskacı daralıyor!
Vatandaşın borcu arttı!
Tüketici kredileri ve kredi kartında vadeyi sınırlama çalışmaları devam ederken, hane halkının borçlarındaki yükseliş dolayısıyla faiz ödemelerinde de hızlı bir artış yaşanıyor. Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu’na göre, hane halkının harcanabilir geliri 2011 yılında 531.2 milyar lira iken 2012’de 613.9 milyar liraya, bu yıl da 673.6 milyar liraya yükseldi. Harcanabilir gelirde son iki yılda yüzde 27 oranında artış yaşandı.
Buna karşılık bankalar ve finansman şirketlerinden kullandıkları krediler, kredi kartı bakiyeleri, TOKİ’den satın aldıkları vadeli konutlar, varlık yönetim şirketlerine devredilen donuk banka kredileri ve vadesinde ödenmeyen krediler dolayısıyla yükümlülükleri 2011’deki 252 milyar lira seviyesinden 2012’de 299.9 milyar liraya, 2013’te de 372.1 milyar liraya yükseldi. Toplam yükümlülüklerde iki yıllık sürede yaşanan artış yüzde 47.8 oldu. Hane halkı borçlarındaki artış faiz faturasını da artırıyor. 2011 yılında bankalara, finansman şirketlerine, TOKİ’ye olan borçları için 23.1 milyar lira faiz ödeyen hane halkı, 2012’de 30 milyar lira ödedi. Bu seneki faiz ödemesi ise 36.5 milyar lira olacak. Hane halkının faiz ödemelerinin harcanabilir gelirlerine oranı da giderek artıyor. 2011’de harcanabilir her 100 liranın 4.4 lirası faize giderken, 2013’te bu rakam 5.4 liraya yükseldi.”
Demek ki: İpin ucunu kaçırmışız…
Neden?
Masa başı rakamlarla AB’ye ve dış dünyaya göz kırpmak için canlandırılan ve teşvik edilen tüketim harcamaları…
“Bakın bizim yönetimimizde herkes dilediği gibi her köşe başında açılan ve açılacak olan AVM’lerden gönlünün dilediği gibi alış veriş yapabiliyor… Türkiye büyüyor…” diyebilmek için mi?
Ona siz karar verin.

NEDEN KREDİ KULLANMAK ZORUNDAYIZ?

Bakınız ekonomist Güngör Uras dünkü yazısında ne diyor?:
“Bu bilgiler neyi gösteriyor? Suçlu olanlar tüketici kredisi kullananlar değil, alt gelir grubundakileri, ücretlileri tüketici kredisi ile yaşamlarını sürdürmeye mecbur eden ekonomi politikaları.
Aylık geliri 1000 TL’nin, 2 bin TL’nin altında olanlar ancak ve ancak ihtiyaçlarını karşılamak, belki de çocuklarının telefon veya bilgisayar özlemlerini giderebilmek için tüketici kredisi kullanıyor. Taksiti imkân ölçüsünde uzatarak, çoğaltarak borç yükünü o kadar yaymaya çalışıyor.
Özetle, bu insanların tüketici kredilerini kısmadan, taksitlerini azaltmadan önce, “Bunlar neden tüketici kredisi kullanmak zorunda?” sorusuna cevap aramak gerekiyor.”
Enflasyonun resmi (!) olanının sürekli düşme trendinde olduğunu sürekli vurgulayanların olduğu bir ülkede tüketim çılgınlığına kapılmışlarının kredi borçlarını yükseltmeleri sizce normal mi?..
“İpi ucu nasılsa kaçtı” deyip uygulama yürürlüğe girmeden ihtiyaçlarını gidermeye çabalayanlar bu konuda ne der acaba?..

www.haberhurriyeti.com / BARIŞ KUDAR

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz