Son Dakika
19 Ağustos 2019 Pazartesi
”

“İnsanın en büyük katili zaman öldüren katildir”

Gençliğin kıymetinin bilinmesi, yaşlılarla iletişim halinde olunması ve hazır yaşanmışlıkların ders edinilmesi gerektiğini vurgulayan Araştırmacı yazar Faruk Dilaver, “Gençler bilgisayarı araştırma yapma yerine daha çok vakit geçirmede kullanıyor, vakit öldürüyor. İnsanın en büyük katili ‘zaman öldüren katil’dir. Vaktimizi öldürmeyelim, yazık etmeyelim” dedi.

13 Nisan 2019 Cumartesi, 01:23

Yıllarını Yunus Emre’nin fikirlerine ve kültürüne adamış, Yunus Emre’nin fikirlerini ve kültürünü günümüzde verdiği seminer ve konferanslarla yaşatmaya çalışan, topluma faydalı bireylerin yetişmesinde yardımcı olan, Yunus Emre Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin Kurucu Başkanı, Araştırmacı yazar Faruk Dilaver, Haber Hürriyeti muhabirlerinden Aslınur Yaşa’nın sorularını yanıtladı. Hoş sohbet eşliğinde gerçekleşen röportajda Dilaver, Toplumun, Yunus Emre’nin fikirlerine ve düşüncelerine muhtaç olduğunu aktardı. Yunus Emre’nin bilgilerini geniş kitlelere yaymaya çalıştığının altını çizen yazar Dilaver, “Sevelim sevilelim işi kolay kılalım. Bu dünya kimseye kalmaz.’’ Sevelim sevilelim işi kolay kılalım çünkü sevmedikçe işimiz kolaylaşmaz” diyor… Yazdığı kitaplarla Türkiye’de satış rekorları kıran Dilaver, gençlere de nasihatlar veriyor. İşte Araştırmacı Yazar Faruk Dilaver ile yaptığımız röportaj:

Yunus Emre Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ni kurdunuz. Aynı zamanda araştırmacı yazarsınız. Yunus Emre’nin fikrini, kültünü, araştırma ve yaymak için çıktığınız yolda seminerler ve konferanslar veriyorsunuz. Yunus Emre’nin fikri ve kültürü ile günümüz kültürünü kıyaslarsak sizce ortaya nasıl bir sonuç çıkar?

Yunus Emre’nin fikri ve kültürü hiçbir zaman zaman aşımına uğramaz. Çünkü Yunus Emre’de fikrinde birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşlik vardır. Biz toplum olarak bu düşüncelere bu fikirlere her zaman muhtacız. Bu fikirlere sahip çıkmamız gerekir. O nedenle, günümüzde de Yunus Emre’nin fikri ve kültürü geçerlidir. Yunus Emre’nin bilgilerini geniş kitlelere yaymamız gerekiyor. Ben bu amaçla Ankara’da Yunus Emre Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ni kurdum. Daha sonra 7 ilde ve diğer şehirlerde bu derneğin kurulması için öncülük yaptım. 7 ilde kurulan bu dernekleri bir çatı altında toplayarak Yunus Emre Dernekleri federasyonunu kurdum ve başkanlık yapıyorum.

Yunus Emre deyince aklınıza ilk ne geliyor?

Yunus Emre deyince ilk sevgi geliyor. Hemen Yunus Emre’nin sevgi üzerine bir sözünü söyleyelim. “Sevelim sevilelim işi kolay kılalım. Bu dünya kimseye kalmaz.’’ Sevelim sevilelim işi kolay kılalım çünkü sevmedikçe işimiz kolaylaşmaz. Yani bir öğrenci sınıfa girer öğretmenini sever severse iyi dinler, dersini iyi öğrenir. Öğretmen öğrencileri severse dersi en iyi şekilde zevk ile anlatır. Daha anlaşılır olur . Öğrencileri tarafından benimsenir. Öğretmende görevini yerine daha iyi getirmiş olur.

Kaç kitap yazdınız? En çok okunan kitabınız hangisi?

HAYATIN GERÇEKLERİ BU KİTAPTA

11 kitap yazdım. Benim en çok okunan kitabım ise “Gönül Bahçesi.” Artık kaçıncı baskımızda olduğunu unuttum. O kadar baskıda bulundu ki aklımda tutamaz hale geldim. Çok sattık ve çok sevildi. “Şems’’ diye bir kitabımız var oda Türkiye ‘de D&R’larda 3. sattı. Kitaplarımız çok okunuyor. Gönül Bahçesi neden en çok okundu derseniz. Bu kitabın bir özelliği var. Bu kitabı eline alan hayatın gerçeğini görüyor. Hayatın gerçeğinin ne olduğunu görüp yaşamaya başlıyor. Gönül bahçesinin asıl özelliği farklı yerlerde, yaptığım söyleşilerden alınan kayıtların sonucudur. Ben bu kitaba online diyorum. Okuyucuların bu kitap hakkında söylediği şey; “’Hocam bu kitabı elimize aldığımızda, kitap konuşuyor. Açıyoruz, bir şey niyet edip parmağımızı koyuyoruz. Kitap o kadar ilginç bir şey söylüyor ki sanki cevap veriyor’ diyor okuyucularım. Bende açtım birkaç kere hakikaten nokta atışı cevap verdi.

Araştırmacı Yazar, Aslınur Yaşa’nın sorularını yanıtladı.


Aslınur Yaşa: Hocam sizinle şuan ki sohbetimizde de ben canlı Kur’an-ı yaşadım. Bu tür sohbetlerde de sizin gibi değerli kişilerle diyaloğa girmek beni onurlandırıyor.

Faruk Dilaver: Allah razı olsun. Kur’an-ı, Peygamberimiz için Hz. Hatice ne dedi. O canlı Kur’an, yürüyen Kur-an dedi. Kur-an’da ne yazıyorsa onu yaşıyor. Hayata geçirip onu yaşatıyor. Allah layık etsin böyle bir terim kullandığın için teşekkür ederim. Peygamberimizin tozu olamayız ama onun gibi yaşamaya çalışıyoruz.

Toplumda kişilerin idrak etmesini, hayata geçmesini arzuladığınız en önemli konu nedir?

Toplumda, bu ülkede en çok istediğim şey insanların gaflet uykusundan uyanmasıdır. Gaflet uykusundan uyanması nasıl olur. Mutlaka bir gün öleceğini, insanlar hatırlamalı ve sonu bu dünyada kalıcı olmadığını bilerek yaşamalıdır.

Gençlere tavsiyeniz nelerdir?

Gençlere tavsiyem gençliğini güzel yaşasınlar ve geçliğin kıymetini bilsinler. Birde yaşlılarla devamlı iletişimde olsunlar. Onların tecrübelerinden faydalansınlar. Yani gençlerimiz acı tecrübeler edinmemesi için yaşlıların dediklerine kulak versinler. Hazır yaşanmışlıkları kendilerine ders edinsinler tecrübeli bir yol çizsinler zor hayatları bu yolda kolaylaştırsınlar.

Bilgisayar eğitimi aldınız. Bu, teknoloji ile yakından ilgilendiğinizi gösteriyor. Sizce günümüzde teknolojiyi doğru kullanıyor muyuz. Teknolojinin gençlerdeki etkisi nedir?

EN BÜYÜK KATİL ZAMAN ÖLDÜREN KATİLDİR

Ben bilgisayar eğitimini 1969’da Almanya’da aldım. Aslında üniversitede iktisat okudum. Ama Almanya’da Hava Kuvvetlerinde görevliyken NATO alanında bilgisayar eğitimine gittim. Orda 1 yıla yakın eğitim aldım. Türkiye’ye gelince Türkiye’de hava kuvvetlerinde uzun yıllar çalıştıktan sonra istifa ettim. Hacettepe Üniversitesi’nde bir vakıf kuruluşunda bilgisayar departmanı kurdum. İlk defa ÜSYM (Üniversite Seçme Yerleştirme Merkezi)’ni oluşturmada büyük katkımız oldu ve o işi biz yaptık. Sonrasında belli başlıklı bakanlıkların bir çoğunda bilgi işlem merkezi kurduk. Türkiye’de 350 tane kurumun bilgi işlem merkezini kurdum. Bilgisayar olayını Türkiye’ye gelmesinde öncülük edenlerden biriyim diyebilirim.

Bilgisayarı daha çok iş alanında araştırma yapmak için kullandık. Benim bugünkü izlenimlerim şu yönde oluyor; gençlik bilgisayarı araştırma yapma yerine daha çok vakit geçirmede kullanıyor. Buna üzülüyorum. Oyun aygıtı olarak kullanıyorlar. Vakit öldürüyorlar. İnsanın en büyük katili ‘zaman öldüren katil’dir. Zaman kıymetlidir. kaliteli geçirilmesi gerekir. Vaktimizi öldürmeyelim yazık etmeyelim.

Yazılarınızda hep ‘’Aşk ateştir’ dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Aşk ateştir çünkü insanı yakar. Zahiri aşktan söz edersek bir genç birine aşık oluyor. Samimi olarak severse onun içinde bir ateş yanar. Bu şekilde sevmezse ona aşk denmez, ona şehvet denir. Aşk olması için sevginin aşka dönüşmesi için sevenin içi yanması gerekir. Onun için diyorum ki aşk ateştir. Ateşi olmayana aşık denmez.

Son olarak ‘’yaşamak’’ kelimesini sormak istiyorum. Sizce insan nasıl yaşamalıdır ?

İnsan hayatın gerçeğini bilerek yaşamalı, bir gün mutlaka öleceğini bilecek bu dünyaya kapılıp gitmeyecek istikbalini de düşünecek istikbal nerdedir göklerdedir , dünyada değil yani öbür alemdedir. Onu unutmamalı hayatın gerçeğini bilerek yaşamalı ki sonu hüsran olmasın.

RÖPORTAJ: ASLINUR YAŞA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2 Yorum

  1. Melek Karadeniz

    14 Nisan 2019 at 06:35

    Faruk Dilaver abimizin kendisi de kitapları da çok kıymetli.Allahım uzun ömürler versin.

  2. İsimsiz

    29 Nisan 2019 at 21:28

    Şahane bir insanla şahane bir röportaj olmuş.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz