“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata alınmış ama sol gözü kurtarılamamıştı.. Parçalanan sol kolunu ise hayatı boyunca kullanamayacaktı. 

02 Aralık 2018 Pazar, 21:26

P atitan’da herşey yolunda demek çok zordu. Hayvan Hakları Yasası’nın TBMM’den çıkıp Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra yapılan ön kutlamaların ardından derin bir sessizlik hüküm sürüyordu Patitan’da ama “kedi düşmanları”nın ne yapacakları belli olmazdı.

Gazetelerde hemen hemen hergün hayvan hakları ihlallerine yönelik haberler yayınlanıyor, suçlular hakkında takibatlar başlıyordu. Belediyelerin, özellikle sokak hayvanlarına karşı takındıkları katı tutum ve davranışların artık daha yumuşadığına tanık oluyorduk.

Bizimkiler, hayvan hakları yasası çıktığından bu yana sanki  biraz şımarmışlardı.

Daha önceleri, sitenin her tarafına yayılmayan hayvanlar  sınır tanımıyorlardı artık. Site dışına gidiş gelişler bir yana, yakın parklara kafileler halinde gidiyorlar, yine toplu halde ve peşpeşe dönüyorlardı.

Reis’in kutlamalar sırasında yaptığı uyarıların hepsi kulak ardı edilmiş gibiydi nedense. Dışardan gelenlerin önü kesilmiyordu. Bazen sayıları 15-20’yi geçiyordu.

———

Yazarın notu:

 Oysa Patitan dışındaki insanlar için geçerli olan bir yasa vardı. Bu yasa yürüyüşler için çıkarılmıştı. Üç kişinin yanyana gelip birlikte yürümesi “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri” kanununa aykırı sayılıyordu. Bunun için dahi valilikten izin alınması gerekiyordu.

 Gerçi kediler için bu yasa geçerli değildi ama olsun, madem ki hayvan hakları yasası çıkmıştı, toplu hareket etmeleri karşısında her an karşılarında belediye zabıtası, ya da toplum polisini bulabilirlerdi. Her an bir TOMA ile burun buruna gelebilirlerdi.

 Köpekler bu yasaya göre her an derdest edilip şehir dışına sürülebilirdi. Sürülseler iyi, toplu halde yok edilebilirlerdi.

İnsanlar için söylenen “jenosit” tanımı köpeklere uygulansa kimsenin kılı kıpırdamazdı. Yugoslayva’nın dağılması sırasında çıkan savaşta Sırp katliamcıların toplu ölümleri gerçekleştirmesi karşısında ne Birleşmiş Milletler ve ne de ABD kılını dahi kıpırdatmamıştı.

Bırakalım Sırpları, daha da geriye gidip Hitler’in İkinci Dünya Savaşında 6 milyon masum Yahudi’yi fırınlarda yakmasına tüm dünya sessiz kalmıştı.

İnsanların savunulmadığı bir gezegende hayvanların esamesi neden okunsun ki…  Adı üstünde “Boşverin, öldürülen nasılsa  hayvan” der geçilirdi.

Üstelik burası ne Avrupa, ne de Amerikaydı.

Burası Patitan’dı.

Neyseki şimdilik böyle bir tehlike yoktu.

—————-

 Mernuş, hayvan hakları konusundaki gelişmeden memnundu. Hak ihlallerinden çok “yaşama hakkı” çok önemliydi onun için. Yavrularının peşpeşe ortadan yok olması, faillerin hala ellerini kollarını sallayarak toplum içinde gezmelerini içine sindiremiyordu.

“Katiller yakalansa ne olacak ki?” sorusu aklını kurcalamıyor değildi.

“Daha iki yıl önce iktidardakiler barış ortamı gelir diye af yasası çıkarmışlar, binlerce insan hapishanelerden çıkmıştı. Adına “Rahşan Affı” denen yasanın yürürlüğe girmesinin ardından daha üç ay geçmeden katiller, gaspcılar, trafik canavarları affa uğrayan tüm suçlular, toplum içine karışmışlar ama yine aynı veya benzer suçları işleyerek tekrar cezaevlerini boylamışlardı.

Tarihin tekerrür ettiği tek alan galiba af yasalarıydı.

Bu alanda tarih önlenemez biçimde ve sık sık tekerrür ediyordu.

Pamuk ve Karambo’nun katili bulunduğunda acaba yine af yasası çıkar mıydı?

Bu soruya yine kendi yanıt verdi:

“Artık aynı başbakanın, yani eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in bir daha iktidara gelmesi mümkün değil. Üstelik affın çıkmasına ön ayak olduğu söylenen eşi Rahşan Hanım da artık siyaseten geri gelemez nasılsa. Üstelik Rahşan hanım ve kızkardeşi kediseverlerden. Kediler için ayrı daire kiralayıp onları besleyen insanlar affa nasılsa yanaşmazlar”

Mernuş bunları düşünürken, sitede yine önce çocukların duyduğu haber büyük yankı yapmıştı.

“Karasurat”ın arabası dün gece sabaha karşı Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Yola çıkan yaşlı birini ezmemek için bariyerlere çarpan aracı hurda haline gelmiş, kendisi hemen hastaneye kaldırılmış, ameliyata alınmış ama sol gözü kurtarılamamıştı..

Araç altında parçalanan sol kolunu ise hayatı boyunca kullanamayacaktı.

Çocuklar “Karasurat” için “Zaten arabasını her zaman çok hızlı sürüyordu, bir gün başına birşeyler geleceği belliydi” diye kendi aralarında konuşurken, Mernuş durumu öğrendi.

Tabii kısa sürede tüm kediler ve Tami  feci trafik kazası hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak için, geceleri “kapı dinleme” işine ağırlık verdiler.

“Karasurat”ın ailesi “verilmiş sadakamız varmış, o kazadan kurtulmak bir mucize” diyorlarmış.

Acaba ailenin söyledikleri doğru muydu?

Hayvanlar cephesinde ise yorumlar farklıydı.

Acaba bu kaza “İlahi Adalet” in tecellisi miydi?

İnsanlar için “İlahi Adalet” nasıl sığınılacak bir liman ise hayvanların dünyasında “İlahi Adalet” inancını güçlendiren bir “İlahi Güç” neden olmasındı?
‘Allah’ın parmağı yok  ki, bazı insanları cezalandırmak için gözüne soksun”  cümlesindeki anlam sanki bu kaza için söylenmişti..

Allahın parmağı değil ama aynanın sivri kısmı “Karasurat”ın gözüne girmişti.

“İlahi Güç” demek ki bazen insanlık dışı davranışlarını cezasını “öbür” tarafa bırakmıyordu.

Her zaman değil galiba.

Bazen…

Mernuş derin bir tefekküre dalmış gibiydi. “Yüce güç, eğer devreye girdiyse işimiz kolaylaştı demektir. O güç bazı  suçlara cezaları burada kesiyor demektir. Bu iyi bir gelişme” diye mırıldandı.

Gözlerine fer gelmişti sanki.

Gülüyor bile denebilirdi..

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar, oynuyorlar, sevişip ürüyorlardı. Ya Necati? Necati’nin geleceği soru işaretiydi n

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dah

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO