Son Dakika
19 Eylül 2019 Perşembe
”

İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME!

”Gönüllerin adayı olarak anılıyorsunuz” dedik; ”Ağalık sistemi Çeşme’de yaygın olduğu için politikacı olarak sizi bölgeye sokmamaya özen gösteriyorlar. Üyelerle buluşturmuyor, hiçbir etkinliğe dahil etmiyorlar. Belediye başkanı ya da ilçe başkanı değişiyor bu yaklaşım değişmiyor. Siyaset bilimciyim, uzun yıllar köşe yazarlığı yaptım ve yapıyorum,  neredeyse İzmir’in her ilçesinde ve diğer pek çok şehirde konferans ve söyleşilere davet edildim, bir memleketimde davetsizdim. O zaman da ‘tarlada izin yok’ havası oluşuyor” dedi.

29 Ekim 2018 Pazartesi, 16:06

Türkiye’nin marka beldesi  Çeşme. Buraya Belediye Başkanlığı yapmak, Türkiye’nin eski  sistemindeki Başbakanlık ile eş değer  neredeyse.  İstanbul oradan çıkmaz. Ankara oradan ayağını çekmez. Bu haldir orayı diğerlerinden farklı kılan. ‘Ateşten Gömlek Giymek’ denir ya; tam da budur buraya yerel yönetici olmak.

Yerel seçim geliyor. Belediye Başkanlığı için aday adayları mantar gibi. Bildiğimiz 10’u buldu bile.  Büyük cesaret mi denir, yoksa başka bir karşılığı siz mi yakıştırırsınız o ayrı konu. Böylesi ilginç yapı ve konumdaki bir yerde adaylık süreci de ilginç haliyle. Daha er meydanına çıkmayanları da var. Bir de dillerde ve gönüllerde olup da bekleyenler. Doğma-büyüme Çeşme Germiyanlı  Sosyolog Doktor unvanlı  Siyaset Bilimci Engin Önen  gibi.

Ege Üniversitesi  Sosyoloji  Bölümü öğretim üyesi,  Uygulamalı Sosyoloji  Ana Bilim Dalı  amansız sosyal demokrat  ve CHP’li.  Doktor unvanı var. Akademisyenlerce ‘Üniversitenin aklı başında hocalarından’ tanımlanır, öğrencilerce ‘Efsane’ anılır. Onun dersinde en radikal fikirlerin bile dile getirilebildiği söylenir. Öğrencilerini her zaman için sükûnetle karşılayan bir yapıya sahip olması da ‘Bonus’  tarif edilir.

Sosyoloji’nin sadece kitaplardan değil sokakta da öğrenilebileceğini gösteren bir kişilik. Masa başı sosyologu olmaktan ziyade, insana karışarak bizzat uygulamalı olarak deneyim elde etme şansını hem kendisine hem de çevresindekilere her fırsatta tattıran şahsiyet.

Babadan Çiftçi, Köylüden Denizci, çevreci.  Adaylığı değil, uzmanlığından dolaşarak sorduk kendisine siyasetin vardığı noktayı. Yerelden, genele değerlendirterek dolandık dilinin altındaki baklayı sökmek için. Bir taşla iki kuş olacaktı ne de olsa. ‘Küçük Türkiye Çeşme’ için dillendirecekleri, Türkiye genelinin belediye başkanlığı aday adaylığı fotoğrafını ortaya koyacaktı aynı zamanda. Sorduk, cevapladı;

HABER HÜRRİYETİ: Yıllardır siyasetin içindesiniz. Çeşme’de çeşitli çevre etkinlikleri, sosyal sorumluluk projeleri içinde de aktifsiniz. Çeşme’den aday adaylık başvurunuz beklenmişti. Adınız anılmıştı. Neden başvurmadınız?

ENGİN ÖNEN: Evet ben de köyde kasabada bu tür sorularla karşılaşıyorum zaman zaman. ‘Hayırlısı olsun’ diyenler de var, ‘bu adaylarla olmaz çıksana’ diyenler de. Tabi bu öyle gümbür gümbür bir talep değil doğrusu. Zaten Çeşme’de hiçbir şey öyle gümbür gümbür olmaz. Buna sonra değinelim.

Ben kamu görevlisi olduğum için zaten bu aşamada resmi bir başvuru yapamazdım. Ancak süreci yakından izliyorum. Çeşme benim için önemli ve yerel seçimler burada diğer birçok yere göre hayati öneme sahip. Çünkü Çeşme çok ciddi tahribata uğruyor ve ciddi tehdit altında. Tarihinin en zor günlerini yaşıyor belki de. Allah beterinden saklasın.

Aday olacağım ya da olmayacağım yönünde bir açıklamam olmadı. Eşim dahil hiç kimseye böyle bir şey söylemedim ve buna uygun bir strateji de izlemedim doğrusu.

Karar vermek için hem partililerin tepkisini izliyorum hem de Büyükşehir konusunda partinin vereceği kararı bekliyorum. İlla da mevki makam hırsım yok. Çeşme’yi restore edecek bir ekip ve büyükşehir desteği lazım. Aksi halde Çeşme’nin Süpermen’e ihtiyacı yok.Babadan Çiftçi, Köylüden Denizci, çevreci.  Adaylığı değil, uzmanlığından dolaşarak sorduk kendisine siyasetin vardığı noktayı. Yerelden, genele değerlendirterek dolandık dilinin altındaki baklayı sökmek için. Bir taşla iki kuş olacaktı ne de olsa. ‘Küçük Türkiye Çeşme’ için dillendirecekleri, Türkiye genelinin belediye başkanlığı aday adaylığı fotoğrafını ortaya koyacaktı aynı zamanda. Sorduk, cevapladı

SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA

-HH: Çeşme konusunda baya dertlisiniz. Yazılarınıza, söyleşilerinize ve sosyal medya paylaşımlarınıza çok net yansıyor. Çeşme’de yolunda gitmeyen nedir?

ENGİN ÖNEN: Aşk ağlatır, dert söyletirmiş. Ben memleketime aşığım bu yüzden ağlıyorum. Gözyaşlarımı görenler görüyor. Memleketim zorda, çok dertli bu yüzden de söylüyoruz. Yapmayın, kıymayın, başka şekilde de olur demeye çalışıyoruz.

Çeşme; doğası, tarihi, kültürü ve diğer bazı değerleri ile çok özel bir yer. Çok özel bir yer çok özel yönetilir. Üzerine titremeniz gerekir. Burayı başka ilçeler gibi yönetemezsiniz.

Tam tersine çok hoyrat yönetiliyor Çeşme. Plansız, programsız ve denetimsiz. Saldım çayıra mevlam kayıra.

Çeşme’de en büyük stratejik hatalardan biri enerji alanı ilan edilmesidir. Hiçbir şehir planı anlayışına uymayan ve yaşam alanlarını tehdit eden bir RES yayılması söz konusu. Taş ocakları ve balık çiftlikleri için de aynı durum geçerli. Hiçbir sürdürülebilirlik kriteri yok ortada. Havadan, karadan ve denizden işgal edildi adeta. Gürültü, toz, balık yemleri hiçbir kirlilik ölçümü yok. Kapasite artışı ve yayılmaları adeta seyrediliyor.

Oysa Çeşme değerlerini koruyarak pekala daha iyi ve sağlıklı gelişebilir. Çok bina gelişme olmadığı gibi çok otel de güçlü turizm anlamına gelmez. Çağımız turizmi doğa, tarih ve gastronomi turizmi. Böyle bir trendi varsa Çeşme’nin köyler, koylar, dağlar ve tarıma özel bir önem vermesi gerekir.

TARİHİNE KÜSMÜŞ BİR YER…

-Geçenlerde Çeşme köy ziyaretiniz oldu. Amaç neydi?

ENGİN ÖNEN: Mesela bu da kanayan bir yarasıdır Çeşme’nin. Çeşmeköyü çok az Çeşmeli bilir. Karacahisar, Karaköy, Alişar, Merdivenlikuyu ve Halkapınar’ı bilmedikleri gibi.

Çeşmeköy, Türklerin ilk yerleştiği yerdir. Yaklaşık 600-650 yıl öncesine dayanan bir tarihi vardır. Yok olmak üzere. Uzun yıllar ilgisizlik nedeniyle binalar yıkılmış, inşaatına taş ihtiyacı olan gelip buradan götürmüş. Depremler, yağmur, rüzgar derken; son tanıklardan çok önemli bir eser olan camiinin son kubbeleri ile türbenin yıkılmaya yüz tutmuş kubbesi halen direniyor. Çeşmeköy bu ilçenin en önemli değerlerinden biri. Nasıl göz yumuyoruz yok olup gitmesine? İlla burada da villalar yapılınca mı fark edeceğiz? Tarihine küsmüş ve ilgisiz bir yer kimlikli bir gelişme sağlayabilir mi?

ÇEŞMELİLER ÇEŞMEYİ HAK ETMİYOR

-Belli ki Çeşmeköy’ün yok olmaya doğru gidişi sizi çok etkilemiş. 

ENGİN ÖNEN: Sadece beni değil tabi. Çok sayıda çevreci arkadaşım ve akademisyenlerle yerinde incelemeler yapıp, buranın Çeşme’ye nasıl kazandırılacağı konusunda sohbetler yaptık. Arkeolog, Sanat tarihçi arkadaşlar Çeşmeköy’ün çok güzel bir tarih parkına dönüştürülebileceği düşüncesinde.

-İyi ama hoca; Çeşmeliler yeterince duyarlı mı bu konuda?

ENGİN ÖNEN: Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da duyarlılığın zayıf kaldığını söyleyebilirim. Sadece hemşerilerimi suçlamak için değil ama bir özeleştiri olarak sıkça şunu söylüyorum. “Çeşme biz Çeşmelilerin hak etmediği bir yer.” Bu, bütün çevre sorunları ve şehircilik konusunda da böyle. Çeşmeliler Müteahhitler kadar duyarlı olmadıkça, işimiz çok zor.

AĞALIK KURUMU EGEMEN

-Sivil toplum yeterince diri değil sanki..

ENGİN ÖNEN: Bence Çeşme’de sivil toplum geleneği yok. Sosyolog olarak birbiriyle ilişkili olarak bunu iki nedene bağlıyorum. Birincisi;  Çeşme’de halen ağalık kurumu egemen. Ağa değişiyor ama ağalık değişmiyor. Ağa olduğu için ağalık yok. Bu bir boyutu. Ağalığa elverişli bir iklim var aynı zamanda.

Yerel yönetimde demokrasi tecrübesi olmamış Çeşme’nin. En azından tanık olduğum dönem hep “Tek adam” dönemi. Sivil toplum olsa böyle olur mu? Bir binaya ya da ofise tabela koyunca sivil toplum olmuyor. Onun işlevine bakın. Kamu için ne yapıyor? Ortak yarar için ne üretiyor. Bir de Atatürk’ün dediği gibi “özgürlük ve bağımsızlık benim karekterimdir” diyebiliyor mu? Yoksa; ama ağam ne der, paşam alınır mı havası mı egemen?

AKLA DAYALI POLİTİKA YOK

-Bu sadece Çeşme’ye özgü değil…

ENGİN ÖNEN: Yok değil ama burada çok belirgin. Çok ağır. Katılım yok, çoğulculuk yok, güç paylaşımı yok. Eleştiri yok. Kulağa fısıldama ya da çay veya rakı sohbetlerinde eleştiri var elbet ama kamuoyuna seslenme anlamında yok. Demokratik tepki yok.

Çeşme bir sivil toplum anlayışı ile değil de müteahhit yaklaşımı ile yönetiliyor ama tepki çok sınırlı. Kalkınma uğruna şehircilik ve sürdürülebilirlik ilkelerine aykırı her türlü yatırım destek görüyor. Adeta şehir rant’tan ibaret algılanıyor. Biz bunu eleştirince bazen bu ağalık sistemi gereği bazen de particilik fanatizm nedeniyle alınanlar ve rahatsız olan arkadaşlar da oluyor.

Uzun lafın kısası Çeşmeliler söylemekten ziyade söylenmekten hoşlanıyor. Eleştirel bakmak, akla dayanan politika ve şehircilik deyince bazen yalnızlaşıyor insan burada. Pir Sultan’ın dizeleri geliyor aklıma: “Çıkar giderim kale başına, mümin Müslümanlar gider işine, bir ben mi düşmüşüm can telaşına…”

ÜÇRETSİZ TEK YER CAMİ AVLUSU

-Şehircilik ilkeleri açısından eleştiriyorsunuz bu yönetim anlayışını. Neyi kastediyorsunuz? Bir yandan da insanlar ‘evlerimiz mallarımız değerlendi’ diye düşünüyor.

ENGİN ÖNEN:  Evler ve arsalar her yerde değerleniyor. Burada biraz daha fazla. Bunun çeşitli nedenleri var. Şehirliler ve İstanbulluların ilgisi ve akını var. Bu beraberinde de beton sermayesinin iştahını kabartıyor.

Alaçatılılar da İstanbullular gelince çok sevindi. Ama Alaçatı’da yaşayamaz hale geldi. Şimdi bu süreç onları dışa attı. Ama bazı sokak ve caddelerden geçerken bile sorun yaşayabiliyorlar.

Dünyada örneği yoktur sanırım Alaçatı modelinin. Bu şehircilik anlayışında kamu geri planda. Kar ve rant var. Bu yüzden yurttaş değil müşteri önemli. Alaçatı’da meydan işletme, sokaklar işletme, eski belediye binası işletme. Müşteri olmadan şehir merkezinde durabileceğiniz tek yer camii avlusu. En kapitalist ülkelerde bile yoktur böyle bir şey.Babadan Çiftçi, Köylüden Denizci, çevreci.  Adaylığı değil, uzmanlığından dolaşarak sorduk kendisine siyasetin vardığı noktayı. Yerelden, genele değerlendirterek dolandık dilinin altındaki baklayı sökmek için. Bir taşla iki kuş olacaktı ne de olsa. ‘Küçük Türkiye Çeşme’ için dillendirecekleri, Türkiye genelinin belediye başkanlığı aday adaylığı fotoğrafını ortaya koyacaktı aynı zamanda. Sorduk, cevapladı

ÇEŞME  İŞGAL ALTINDA

-Çeşme’de şu ana kadar 10 başkan aday adayı başvurusu yapıldı sanırım. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?

ENGİN ÖNEN: Herkesin aday olma hakkı var. Hukuk ve demokrasi açısından. Sayı bazı ilçelerde arttı sanırım. Daha kamu görevlileri de yok hesapta. Aday sayısının fazlalığı değişim beklentisi ve umudunun yüksekliği ile bağlantılı olabilir. Mesela Aziz bey, “bırakıyorum” demeseydi bu sayı çok sınırlı kalırdı.

Aday adaylarının çoğunu tanıyorum. Tek tek değerlendirme yapmam doğru olmaz.

Ancak Çeşme’de bir umut ve heyecan yaratıldığını görmüyorum. Bu da doğaldır. Çünkü bazı aday adayı arkadaşlar bu yönetim ile yakın mesaide idiler. Bir kısmı Çeşme’ye uzak ve yabancı. Ama neredeyse hiçbiri henüz Çeşme’yi konuşmuyorlar.

Çeşme’nin yönetim sorunu var mı? Neden aday adayı oldunuz? Özellikle son yıllarda artan işgal ve çevre sorunları konusunda ne düşünüyorlar? Beş yıldır bu konularda nasıl bir tutum içinde oldular?

Aday adayı arkadaşlarımız belediye personel ve bütçe yönetimi hakkında ne düşünüyorlar? Bunları soracağız. Bazıları şu sıra “sıkıntı var” demeye başladılar. İyi ama beş yıldır uyardınız mı? Eleştirdiniz mi? Biz mi duymadık?

ANKET İLE BAŞKAN SEÇİLMEZ 

-Siz aynı zamanda yerel yönetim ve siyaset sosyolojisi uzmanısınız. Sizce aday nasıl belirlenmeli?

ENGİN ÖNEN:  Bu çok sıkıntılı ve karmaşık bir konu. Reel durum Ankara’da ağa aramak olduğu için, aday adaylarının ilgisi oraya yönelik. Öte yandan neredeyse her gün sokaklarda anketler yapılıyor. Yaklaşık 23-24 yıldır anket yönetiyorum. Anketle aday bulmak doğru değil. Anket sadece tanınmış kişileri bulur. Anketlerle belediye yönetiminden memnuniyet ve değişim beklentisi ölçülebilir. Ama iyi aday bulmak için ilk olarak bağımsız bir komisyon mülakat yapmalıdır. Daha sonra başka yöntemler de denenebilir.

-Peki hocam; aday adaylığı konusunda bir kararsız mısınız tamamen? Olumlu ya da olumsuz neye göre karar vereceksiniz?

ENGİN ÖNEN:  Ben profesyonel bir siyasetçi değilim. Gecem gündüzüm ya da bütün hayatım bu değil. Halen üniversitede öğretim üyesiyim. Dolayısıyla Çeşme’de bazı kesimler beni tanımıyordur. Tanıyan ve samimi/sıradan vatandaşların önemli bir kesiminden parti ayrımı olmaksızın çok pozitif destek görüyorum. Ama sahaya çıkmış değilim. Kendiliğinden oluşan bu desteği gözlemliyorum ve önemsiyorum. Ancak aday belirlemenin Ankara’dan olacağını biliyoruz. Bunun yanı sıra Büyükşehir adayının da belirlenmesini bekliyorum.

Geçen dönem Narlıdere’de 10 muhtar Kılıçdaroğlu’na imzalı mühürlü mektup yazdılar. Sadece bir muhtar yoktu bu deklerasyonda. O da belediyeden ek maaş alıyordu.

Ardından eski ilçe başkanları ve birçok muhalif arkadaş benim aday olmamı istedi. Evime geldiler, çok ısrar ettiler. Ben de ‘gaza geldim’ diyeyim. ‘Tamam’ dedim. Sonra hiçbir değerlendirme yapılmadı. Aziz bey liste verdi, Adnan Keskin bir iki kişi ekledi. Yüzlerce aday adayı hiçbir konuda yarışmadan ve değerlendirmeye tabi tutulmadan öylece ortada kaldılar. Şimdi ne olacağını bilmiyoruz.

BUNUN ADI DIŞLANMADIR

O dönemde Çeşme’den çok kişi bana, “ya ne diye buradan başvurmadın” diye ısrarla sordular. Haklılardı ama daha önce de dedim ya; ağalık sistemi olduğu için politikacı olarak sizi bölgeye sokmamaya özen gösteriyorlar. Üyelerle buluşturmuyor, hiçbir etkinliğe dahil etmiyorlar. Belediye başkanı ya da ilçe başkanı değişiyor bu yaklaşım değişmiyor. Siyaset bilimciyim, uzun yıllar köşe yazarlığı yaptım ve yapıyorum,  neredeyse İzmir’in her ilçesinde ve diğer pek çok şehirde konferans ve söyleşilere davet edildim, bir memleketimde davetsizdim. O zaman da tarlada izin yok havası oluşuyor.

Oysa ben Çeşme’nin dağı, taşı, koyu ve köylerini iyi bilenlerdenim. Sorunlarını da hisseden ve çözüm önerileri olan bir Çeşmeliyim. Çeşme’nin en büyük eksiklerinden biri olan yerel demokrasiyi de benimseyen ve önemseyen biriyim.

Çeşme, gerçek değerini bilen ve bunu yerel demokrasi modeli ile geliştirecek bir yönetim arıyor. Önemli olan Çeşmeliler ve partinin böyle bir ihtiyaç duymasıdır. Çeşmeliler mi yoksa büyük müteahhitler mi adayı belirleyecek. Göreceğiz.

Yorum

  1. özgen ergin

    29 Ekim 2018 at 17:20

    Çok yerinde sorunlanları, düşünceleri dile getirmiş sayın Engin Önen, ayakta alkışlıyorum.
    özgen ergin

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


mersin escort

eskişehir escort

mersin escort

mersin escort

mersin escort
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort izmir escort ataşehir escort bayan ümraniye escort kadıköy escort hd porno izle ataköy escort bakırköy escort esenyurt escort travesti porno izle beylikdüzü escort ankara escort escort bayan ankara escort bayan sincan escort keçiören escort Ankara escort Antalya escort ankara escort pendik escort