Son Dakika
21 Kasım 2019 Perşembe
”

Hürriyet nasıl dibe vurdu?… (3)

Hürriyet’i “Entelektüel” gazete yapmaya çalışan Özkök için söylenecek çok söz, tanımlanacak çok benzetme var ama yazmaya gerek yok.

27 Mart 2018 Salı, 08:47

Güzel ülkemin “tarafsız” yayınıyla, inanılır olmasıyla ün yapan, yayınladığı her haberiyle gündem yaratan Hürriyet’in bu duruma düşmesine, parçacıdan tüpçüye satılmasına neden olanlar utansın.
Bir milyon satışıyla, dillere destan haberleriyle, yediden yetmişe herkesin güvendiği tek liman olan Hürriyet’in bugünlere gelmesine neden olanlar eğer bir nebze utanma duyguları varsa ortalara dökülüp bir nebze günah çıkarsalar iyi olur.
Başta Ertuğrul Özkök olmak üzere..
Tam yirmi yıl Hürriyet’in tepesinde yapmadığı hata kalmayan, fantastik dünyasında yarattığı “şipşak” manşetleriyle gemiyi karaya oturtan Özkök’ün geçmişine bakmakta yarar var.
Kurduğu kadro ve güvendiği çevresiyle Hürriyet’i “Entelektüel” gazete yapmaya çalışan Özkök için söylenecek çok söz, tanımlanacak çok benzetme var ama yazmaya gerek yok.
Hürriyet bir halk gazetesiydi , Aydın Doğan adlı Sirkeci kökenli oto parçacısının eline geçene kadar.
Yani, Erol Simavi’nin oğlundan umudu kesip, gazetecilik dünyasından ayrılma kararı aldığı ana kadar.
Tek bir yazarı (Ecvet Güresin ve ardından Oktay Ekşi)olmasına rağmen sadece ses getiren haberleri ve inanılır gazeteciliğiyle, bir milyon tiraja ulaşan Hürriyet’in, Özkök’ün görevi devralmasından sonra pike uçuşuna geçmesine kadar.


Özkök ne yaptı?
Gazeteyi halktan kopardı.
Bir tek yazarlı gazeteyi, kısa süre içinde hafta içi dönüşümlü 35-40 köşe yazarlı hale getirdi.
Geceleri pavyonda şarkıcılık yapan kadını, gündüzleri yazar diye yutturmaya çalıştı halka.
Sonradan olma, bir kısmı sonradan yetme yazarların yazılarıyla,” fikir gazetesi” olma iddiasını sürdüren Özkök, Rahmetli Genel Yayın Yönetmenleri Nezih Demirkent ve Çetin Emeç’in kadrosunda yer alan ne kadar yazı işleri müdürü, sekreter, muhabir varsa tırpanladı ve kendine” has” bir kadro kurmaya çalıştı.
Köşe yazarları kısa zamanda köşelerini “Babalarının çiftliği” gibi kullanır duruma gelince, utanmadan kendi köşesinden “Köşeler babanızın çiftliği bile olsa böyle yazılar yazılmamalı” diskurunu çekmek zorunda kaldı.
Kısa bir dönem sonra iktidarın hoşuna gitmeyen, kendi çaplarında eleştiri yapan köşe yazarlarını tek tek kovdu, ya da kovdurdu.
“Dikensiz gül bahçesi”ne döndürdüğü gazete ise izlenen politika nedeniyle devamlı tiraj kaybediyordu.
“Dur” diyecek hali yoktu ve muhabirleri devreden çıkarıp zaman zaman ülkenin cumhurbaşkanları ile (Rahmetli Özal) başta olmak üzere, doğrudan kendisi habercilik yapmaya kalkışınca, muhabirler devre dışı kaldı ve tiraj yarı yarıya, yani 500 binlerin altına inmişti bile.
28 Şubat olaylarında “Garnizon Muhabirliği”ne soyunup halkın beklentilerin aksine bir yayın politikası izlemesi, Hürriyet’in halktan kopmasına, TBMM haberlerine el koyup müdahale etmesiyle de tirajın dibe vurmasına neden oluyordu.
Durmadı, ikazlara kulak asmadı, doğruları söyleyenleri “bypass” etti.
E.Özkök, Türkiye’nin gerçekleriyle, Türkiye’nin sorunlarından bihaberdi, bu ülkede yaşadığının bile farkında değildi sanki.
Pop sosyolog arkadaş, 20 yıl boyunca devamlı “Bu işi sadece beni bilirim” kibriyle hareket etti ve ne yazık ki Hürriyet, bu takıntılı siyaset ve yönetim nedeniyle, Hürriyet’likten çıktı, Fransız Le Monde taklidi bir “monşer” gazetesine dönüştü…
Hürriyet’in okuyucu profilinden de habersizdi Özkök.
“Ben Hürriyet’in aydınlara hitap eden gazete olmasını istiyorum” görüşündeydi ve bu hareket noktasıyla yeni bir vizyon çizmeye kalkıştı…
Halka değen, dokunan ve halkın kendisini içinde hissettiği tüm haberlere uzak bir yayın politikası izledi.
Halktan koptu.
Halksız bir gazete düşledi galiba.
Sonunda tiraj 850 binlerden, 300 binin altına düşünce koltuğu bırakmak zorunda kaldı.
Sevabı günahıyla Aydın Doğan , Özkök’ten çektiğinin binde birini ne damatlarından, ne de çevresindeki dalkavuklardan çekti.
Güvendiği dağlara kar yağdığında ise çok geçti.
Sedat Ergin, Enis Berberoğlu ve Fikret Bila denendi, yine düşüş önlenemedi, iktidar baskıları durmayınca da kenara çekilme kararı aldı..
Sonuç: KOÇ’un bayii, araba satıcısı ve oto parçacı Doğan, zorla sokulduğu medya dünyası defterini kapadı, tüpçü ise yeni bir defter açtı.
Bakalım tüpçünün döneminde gazetede kimlerin defterleri dürülecek?
Hürriyet nasıl bir rota izleyecek.
Demirören’in sayın Erdoğan’ın karşısında döktüğü gözyaşları sel mi olacak, nehirlere mi dönüşecek?
Bakalım ne olacak?
Göreceğiz.
(Şimdilik Bitti)

www.haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz