”

Hoşgörü ezildi, saygı-mantık gülerek izliyor!

Hoşgörü sınırlarını zaten çoktan geçmiş durumdasın. Rağmen anlam içeriğinde sınırsız bir opsiyon alanında geziniyorsun. İzmir özünde saygı şehridir. Bari saygıyı zorlama derim.

01 Haziran 2017 Perşembe, 18:58

Müsamaha eş anlamlısı.

İnsanlıktan, melekliğe terfi anlarımız.

Aslında; ara renkleri veya tonları görebilme yetisi, insanları kategorize etmeme çabası.

Eşittir; Hoşgörü

Ayarın iyi tutması gerekir. Sömürü temelli bünyelerin asla somurmaya doyamayabileceği lütuftur çünkü.

İzmir ‘’Hoşgörü Şehri’’ diyor ya; hata aslında. İzmir, ‘’saygı şehridir’’ demek, daha doğru bir tanımlama. Hoşgörü, duygusallık içerir, mantık yoktur içeriğinde. Saygı ise mantıktan sonraki en önemli kavramdır. Var olmakla başlayan, hareket- kişilik-sözlerle beslenen bilinç. Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına yapmayarak yaşama şekli yani.

İzmir’de yaşandı. Sosyal medyada yüzbinlerle yankı buldu. Taze haber, dumanı tütüyor hala. Medyaya yansıdı. Karşıyaka’da bir vatandaş, tramvay hattının hemen yanında namaza durdu. Aynı anda o noktaya gelen tramvay ve vagonlar dolusu insan, namazın bitmesini bekledi. Namaz bitti, vatandaş çekildi, tramvay yola öyle devam etti.

İlk bakışta akışı ‘’Hoşgörü’’ belgesi olarak değerlendirmek mümkün. Ancak, ancağı var. Arabasını yolun kenarına çekip namaza durmuş. Kıbleye durduğu yer demiryolunun hemen kenarı. Solu kaldırım, geniş cadde, geç caddeyi koca park, biraz ötesi cami. Sağı 4 metrelik tramvay hattını geç, yeşillik, gezi alanı. Buna bir de dizine inen entari, kafada takke giyim tercihi ekleyin. Üzerine güneydeki kıble yerine, doğuyu kıble edindiğini tuz-biber ekleyin. Gerisini öyle değerlendirin.

Kordon’da, Gündoğdu’da yem attınız, sazan kesilip oltaya atlanabileceğini hesap ettiniz, yenmedi. İzban’ın can damarı Halkapınar aktarma merkezinde cübbe-sarık vücuda gelip gezindiniz. ‘’Tercihtir’’ denildi, oltaya gelinmedi. Kesmedi, sarık-cübbe metro-İzban giriş-çıkışlarında imana-cihada çağrı ile yemi büyüttünüz. Bir kısım görmezden gelmekle yetindi. Oltaya gelmek üzere olana da uyanık vatandaş ‘’hesap belli aman’’ dedi. Yangına dönecek kıvılcımınızı alevlendirtmedi. Daha da ilerisini denedin, ahlak polisi kesilip metro vagonunda giyime kuşama karıştın. Vatandaş ‘’Biz sana karışmıyoruz, sen de bize karışma’’ ile ibaret içerikli cevap vermekle yetindi. Şimdi de bu.

Tramvay sürücüsünün durması senin namazına saygısından değil üstelik. Araç genişliğinin, ibadeti facia ile sonuçlandıracak şartların kaçınılmazlığından.

Hoşgörü; ‘’hoşgörü de nereye kadar’’ deme esnekliğine sahip bir kavram. Saygı ise ‘’ya vardır ya yoktur’’ keskinliğinde. Aynı Kuran’ı Kerim’in ‘’Kendine yapılmasını istemediğini başkasına asla yapma’’ özet keskinliğindeki gibi. Yani; engellenmek istemiyorsan, engellemeden yaşa’’. Yani; yok bunu yapmıyor isen vitrin Müslümanısın, hatta Müslüman bile değilsin.

Hoşgörü sınırlarını zaten çoktan geçmiş durumdasın. Rağmen anlam içeriğinde sınırsız bir opsiyon alanında geziniyorsun. İzmir özünde saygı şehridir. Bari saygıyı zorlama derim. Hala yaptığının yanlışlığını kabul etmiyor isen, daha Müslümanlığım ‘’M’’ sinde bile değilsin şovmen kardeşim. Eğer sence hala yanlış ise dediğim, sen de beni hoşgör sevgili din kardeşim.

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz