Son Dakika
21 Ocak 2019 Pazartesi

25 Aralık 2018 Salı, 00:01
Nur Saylan
Nur Saylan [email protected] Tüm Yazılar

HOŞ GELDİN DİYELİM 2019’a

Nostalji aklın bize oynadığı hüzünlü bir dimağ yolculuğudur.
Gelmişi geçmişi zor zamanları yok sayarak en güzel en eğlenceli anlarıyla hatırlamak sadece fotoğraflarda kalmış kişileri ve olayları yâd etmek için acımasız hayata katlanmak zorunda kaldığımız anlarda sığındığımız geçmişe kaçıştır.

Haydi gelin biz de oyunu kurallarına göre oynayalım ve bir çoğumuzun her yılbaşı yaptığı nerede ” o eski yılbaşılar ” diyerek nostaljiye sarılarak analım.

Yeni bir yıla az bir zaman kala hayata daha çok tutunmamızı, keyif almamızı sağlayacak nostalji tadında eski yılbaşıları burnunuzun direğini sızlata sızlata lâkin dudağımızın kenarında tatlı bir tebessüm bırakacak şekilde de hatırlayalım.

Yılbaşı sofraları en büyük telaşı idi o zamanlar ev halkının…
Tek tük ailelerin tercih ettiği dışarıda bir mekanda kutlama merakı olsa da şimdiki gibi çok fazla dışarıda kutlanmaz evlerde bambaşka bir heyecan olurdu.

Özellikle orta direğe mensup aileler her zamankinden daha farklı çarşı pazar alışverişi yapar, esnafa bayram heyecanı yaşatırlardı.
Annemiz babamız elimizden tuttuğu gibi çarşıya pazara giderdik. Kuru yemiş asla unutulmayacaklar listesindeydi.
Hindi ya da tavuk hiç vazgeçilemeyen assolistleriydi sofraların.
İç pilav ise tüm lezzeti ile tam anlamıyla prensesten farklı değildi.
Aslan sütüne de prens muamelesi yapılmasının sebebini o zamanlar bilemesek de büyüyünce idrâk eder olduk usulca.

O özel geceye renk katan rengârenk krepon kağıtlarından yapılan kedi merdivenleri çiçek görünümlü süsler, ellerimizi boyayan balonlar, beyaz tüylü kırmızı şapkalar Alice’in Harikalar Diyarı’na düşmüşüz gibi büyülerdi her birimizi.

Gece boyunca yaşlılarımızın kulaklarını sağır etmek pahasına başarıyla üfler dururduk parlak parlak kaynanadillerini.
Arada bir ‘ Yeter yahu bu ne gürültü…’ deseler de kıyamazlar kızamazlardı hiç birimize.

Tombala ve kızma birader oyunlar annelerimizin diktiği bez torbalardan çıkıp her birimize dağıtıldığında ve ” birinci çinko ikinci çinko…tombalaaa ” derken faltaşı gibi açılan gözlerimiz…
yılbaşının alâmetifarikası Milli Piyango çekilişinde hüzünlü bakardı mütemadiyen…
Ağzımız bir karış açık yarı uykulu gözlerle gecenin bi körü hiç bir zaman kazanamayışımıza da üzülür dururduk.

Haydi tam hüzünlendik daha düzelmeyiz gari derken bir dansöz fırlardı tv ekranlarından sanki odanın ortasına…
Tam eğlencenin doruğundayken de kaşla göz arasında kayboluverirdi peri kızı gibi aramızdan…

Şimdi gelelim ellerimizi ısıttığı kadar yüreğimizi de sımsıcak eden kestane kebap yemesi sevap hallerine…
İşte yılbaşı orada başlardı bizim için…
Zirâ ardından hediye paketlerini açmamızın vakti gelirdi.
Yer gök yırtık pırtık hediye paketleri olurdu da o muhteşem darmadağınlığa hiç ses etmezdi annelerimiz…

Ne mutluymuşuz o zamanlar…

Hele soba başındaysak…
Hele bir de kar yağıyorsa dışarıda…
Dünyanın en muhlis çocuklarıydık galiba…
Katışıksız, saf,rafine…
Hijyen içinde…
Adına ne derseniz deyin işte !

…ve büyük final
10, 9, 8,7,6, 5, 4,3, 2, 1, ! derken…
Mahmur bakışlarla, alkışlar eşliğinde yeni yıla girerdik.
Büyük küçük herkes birbirini öpüp kutlarken bitiverirdi o peri masalı aniden…

Öyle güzel ve özel geceleri bir daha yaşar mıyız diye çok bekledik yıllar boyu…
Olmadı olamadı aynı tad ve lezzette.

Ne demiştim yazımın başında nostalji madem aklın bir oyunudur bize…
O zaman hüzünleri geride bırakıp nostalji ile mutlu günleri analım istedim sizlerle…

Neyse…
Kısaca…
Biz büyüdük ve kirlendi dünya…

Hayırlı uğurlu yıllara…
Hoş geldin diyelim 2019/a…

HABER HÜRRİYETİ
NUR SAYLAN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir