Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar, oynuyorlar, sevişip ürüyorlardı. Ya Necati? Necati’nin geleceği soru işaretiydi ne yazık ki…

02 Aralık 2018 Pazar, 21:18

Yıllar yılı TBMM’nin gündemine alınmayan, artık nerdeyse komisyonlardaki dolaplarda “küf” tutan Hayvan Hakları Yasa tasarısı nihayet genel kurula geliyor.

Meclis genel kurulu, insan hakları ihlallerinin ayyuka çıktığı bir dönemde, biraz sivil toplum örgütleri ve biraz da kadınların baskısıyla hayvan haklarına el atması, tarihin yeniden yazılması anlamına geliyordu ki  bunu tüm hayvanlar farketmişti.

İnsanların hayvan hakları için bir kere olsun yasanın maddelerine ellerini kaldırarak “evet” demeleri karşısında tüm hayvanlar “nihayettttt.”diye çığlıklarla karşıladılar bu gelişmeyi.

Bugün, onların 82 yılda, Cumhuriyet’in ilan edildikten sonra elde ettikleri en büyük kazanımdı.

Bu, hayvanlar için bir anlamda cumhuriyetin ilanı demekti.

Bu, hayvanlar için çok partili dönemin başlaması demekti.

Bu, katılımcı demokrasinin ilk meyvesiydi.

Bu, kötü muamelenin sonu demekti.

Bu, kötülerin cezalandırılması demekti.

Bir gün sonra Mernuş yine düşlere dalıyordu. Mutluluğu yüzünden okunuyordu adeta.

Yine o ünlü rüyalarından biri için uykuya geçmişti bile..

Mernuş, sitenin bahçesinde toplanmış tüm hayvanlara sesleniyordu:

“Yürürlüğe giren yasamız çok önemli. Sadece hayvan gibi yaşama hakkı istiyorduk. Ezilmeye, horlanmaya, işkenceye, tekmelenmeye, sokak ortasında katledilmeye karşı elde ettiğimiz haklar şu anda kağıt üstünde var. Önemli olan bunların hayata geçirilmesidir. Bekleyeceğiz. Acele etmeyeceğiz. Göreceğiz.”

Bahçedekilerden büyük alkış koptu. Yasa nedeniyle bahçeyi miting alanına çeviren hayvanlar arasında kediler çoğunluktaydı ama Zübeyde Teyzenin Kakılmış’ı, Melahat Hanımın  Köpük’ü,  komşu kızı Banu’nun Orfe’si de kutlamalara katılmıştı. Bu üç köpek, Çankaya’nın gülleri sayılıyorlardı.

Evimizdeki su kaplumbağası suskun Necati’yi, şenliklerden mahrum kalmasın ve “ katılımcı” olsun diye minik akvaryumu ile camın kenarına getirmiştik.

Necati, akvaryumun buğulu camından bahçedeki şenlikleri izlerken gözyaşlarını tutamıyor olmalıydı ve “Bugünleri de görecekmişim meğer. Ne mutlu neslimize” diyordu herhalde. Kediler onu göremese de sağ ön ayağı ile fanusun camına vurup adeta başarılarını alkışlamaya çalışıyordu.

Oysa, körolası Necati doğduğundan bu yana zaten evde yaşıyordu. Özel yemi, üstelik ithal maması önüne konuyordu. Haftada bir banyo günüydü. Akvaryumu temizleniyor, üzerinde tünediği minik kayalar yani taşlar dezenfekte ediliyor, özel diş fırçasıyla sırtı dakikalarca keseleniyordu.

Suyu değiştirilmek bir yana, mikrop kapmasın diye yine hijyenik ilaçlar katılmak suretiyle doğal ve güvenli bir ortamda yaşamını sürdürüyordu.

Necati, hayvan haklarının çoğunu zaten elde etmiş sayılırdı. Tek eksiği doğal ortamda, tabiatta, doğanın içinde yaşamıyor olmasıydı.

Belki o ortamda yaşasaydı şu anda hayatta bile olmayabilirdi o da ayrı ya. İyi kötü bir evde, sıcacık ortamda hatta kendisiyle zaman zaman konuşmaya çalışan üç seveniyle birlikteydi.

Necati ne kadar “ayrıcalıklı” sınıftan sayılsa da, ondan daha mutlu olanlar vardı ve bir kısmı “daha imtiyazlı ve şanslı” sayılırdı.

Mesela Uluslararası Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve Adana İl Çevre Orman Müdürlüğünün 2006’da ortaklaşa başlattığı, “Bir deniz kaplumbağası evlat edinin” kampanyası dahilinde yuvalarından çıkan 24 bin yeşil deniz kaplumbağasından 3 bini, kendilerini hiç göremeyecek aileleri tarafından evlat edinilmişti.

Bu nasıl olur demeyin?

———–

Yazarın notu:

WWF Deniz ve Kıyı Programı Sorumlusu Ayşe Oruç’tan almıştık bu son haberi.

Her kaplumbağa için 10 YTL vererek kampanyaya katılmanın, bir türün yaşam alanlarının iyileştirilmesine katkı için çok önemli olduğunu söyleyen Oruç, 2008 yılı sonuna kadar toplam 5 bin kaplumbağayı kampanya dahilinde evlatlık vermeyi hedeflediklerini belirtmiş.

Oruç, “İsteyen herkes, ’www.wwf.org.tr’ internet adresimizden başvuruyla istediği kadar Yeşil deniz kaplumbağası evlat edinebilir” demişti.

———–

Necati gazetelerde çıkan bu haberden, son gelişmeden habersizdi.

Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı.

Geziyorlar, koşuyorlar, oynuyorlar, sevişip ürüyorlardı.

Ya Necati?

Necati’nin geleceği soru işaretiydi ne yazık ki…

Necati bahçedeki kutlama öncesi yapılan toplantıyı izlemeye devam etti. Hüzünle. Ve bir gün dışarıya çıkarım hayaliyle…

Mernuş, Hayvan Hakları Yasası’nın ileride yapılacak açık hava şenliklerinde daha kapsamlı biçimde kutlanacağı haberini verince bahçedeki tüm hayvanlar “En büyük başkan bizim başkan” diye tempo tuttular.

Hemen hepsi bu şenliklerde dans etmeyi, kurtlarını dökmeyi düşlemeye başlamışlardı bile.

Taşın üstüne çıkan Yılçarık, Patitan içinde taşkınlık yapılmamasını istedikten sonra  ilk defa uzun konuşma ihtiyacı duymuştu:

“Yasamız çıktı diye işin cılkını çıkarmayalım. Tamam, koruyucu ailemizin bu yasa ile eli güçlendi. Onlar bizleri beslerken kedi dostu olmayanlara karşı artık yasamızı gerekçe gösterebilirler. Yine de dikkatli ve duyarlı olmalıyız. Kadınlara ve çocuklara karşı daha şevkatli davranın. Hiç birimiz insanlara zarar verecek bir hareket içine girmeyelim. Yasa çıktı diye şımarmak bize yakışmaz. Önemli olan bu haklarımızın hayata geçirilmesi. AB’nin de gözü üzerimizde olacak. İnsan hakları ihlalleri yanında şimdi bir de hayvan hakları izleme komiteleri kurarlar. Hiç açık vermeden hayatımızı sürdürelim.”

Bu sözleri hepsi onayladı.

Patilerini birbirine vuran çiftlerin “çak, çakları” görülmeye değerdi.

İnsanların verdiği isme göre Hayvan Hakları, kendileri açısından ise bir anlamda Anayasaları sayılan yeni yasanın kabul ediliş şölenini  Anayasa Parkı’nın içinde yapmaya karar verdiler.

Çünkü Anayasa Parkı  100 metre, Cumhurbaşkanlığı Köşkü ise 250 metre uzağındaydı Patitan’ın….

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO