Son Dakika
16 Ekim 2018 Salı

04 Ekim 2013 Cuma, 17:38
Hatice NAYIR
Hatice NAYIR [email protected] Tüm Yazılar

“Hayır” diyebilmenin dayanılmaz hafifliği (*)

Siz de hayır diyemeyenlerden misiniz yoksa?

Hayatım boyunca “hayır” demek bana çok zor geldi. Onu kırarım, bunu üzerim diye “hayır” diyememek sonrası, üzülen hep ben oldum. İstemediğim halde gitmek, yapmak, konuşmak ve daha bir sürü şeyi yüklenmek zorunda kaldım.
Çoğumuz öyleyiz gördüğüm kadarıyla… Ya da bizim nesil böyle belki de… Çünkü çocuklarım, onların arkadaşları ve çevremdeki gençlerden de gördüğüm kadarıyla onlar çok daha rahat HAYIR diyebiliyorlar. Sanırım sorun bizim yetişme tarzımızdan, ya da büyüdüğümüz zamanın şartlarından kaynaklanıyor.
Biz çok naif, çok zarif çocuklardık bence. “Televizyon bile nerdeyse gençliğimize yetişti” diyebilirim. Annemizin sözünden çıkmaz, akşam ezanı okunmadan evde olurduk. Hiçbir şeye itiraz etme hakkımız yoktu. Büyükler konuşunca susar, annemiz babamız ne derse onu yapardık. HAYIR deme lüksümüz hiç olmadı hatırladığım kadarıyla.
Aslında HAYIR diyebilmek kendimize yetmeye başladığımızın da bir göstergesidir bence. Kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyorsak eğer, daha rahat kullanabiliyoruz bu sözü. Sevdiklerimizi kırdığımızı düşünüyoruz belki de “HAYIR” derken. Ama istemeden ağzımızdan çıkan bir “EVET” kelimesinin bizi ne kadar yaralayabildiğinin, kırdığının farkında olmamız gerekmiyor mu artık?
İstemeden yapılmış herhangi bir şey bizi ne kadar mutsuz ediyorsa, karşımızdaki kişiye vereceğimiz negatif enerjiyle o kişide de olumsuz duygulara neden olmuyor muyuz sizce? Annemize, babamıza, sevgilimize, eşimize, çocuklarımıza, işverenimize, dostlarımıza ve bunun gibi daha birçok kişiye diyemediğimiz bir “HAYIR” sözcüğü, yerine göre hayatımızın akışını bile değiştirecek olaylara neden olabilir.
“İstemediğimiz şeylere HAYIR demenin gücünü elde ettiğinizde, kim olduğunuzu da bileceksiniz.” demiş Amerikalı ünlü bir kişisel gelişim uzmanı olan Darel Rutherford. Nasıl katılıyorum bu söze, bir bilseniz. Ben yeni yeni “HAYIR” diyebilmeye başladım. “Çok geç olmadı mı?” dediğinizi duyar gibiyim. Ama şimdiye kadar hep “Acaba üzer miyim, kırar mıyım? Benim için ne düşünür?” gibi bir sürü içsel soruyla “HAYIR” diyememenin tedirginliğini taşıdım üzerimde. Ama artık istemediğim şeye “HAYIR” demem gerektiğini biliyorum. Yine de bazen diyemediğim zamanlar oluyor tabii. Ama hayatta önceliğin kendiniz olduğunu öğrendiğiniz zaman -ki ben bunu yakalandığım, çoklukla amansız olarak adlandırılan sevgili hastalığım sonrası öğrendim- HAYIR demeye başlıyor insan.
Sizlerin kötü bir tecrübe sonrası değil, geç olmadan HAYIR demeyi öğrenmenizi diliyorum. Bunu öğrendiğiniz zaman kuş gibi hafif hissedeceksiniz kendinizi, emin olun. Saygıyla, sevgiyle, Aşk’la.
(*) Milan Kundera’ya saygıyla.

www.haberhurriyeti.com / HATİCE NAYIR
BELKİ DE SİZE BU ŞİİR

Belki yine size gelirim bir gün
Size baktığım gibi bakarım belki dünyaya yine
Gözlerim ışığınızı özler gibi
Belki gelirim
Hep yolunuzu gözler gibi.

Tutarım belki ellerinizden, bir daha bırakmayacakmış gibi.
Sıcacık olur yüreğim sözlerinizde
Gözleriniz bir ırmak olur, akar içime
Belki dokunurum yüzünüze bir daha
Hep daha da özler gibi.

Seslenirim size belki de
Sesime tutunup yüreğime uzanmanızı beklerim sessizce
Sevdanız bir hançer gibi saplı durur içimde
Belki otururum gecelerce pencerenizde
Hep sizinle kalmak ister gibi.

Belki bir gün siz de…

HATİCE NAYIR

Yorum

  1. Hafize Tanyeli Karakaya

    16 Mart 2014 at 21:15

    Arkadaşım aynı kuşağın insanları olarak çok güzel bir konuya değinmişsiniz yaş icabı acaba yılların birikimi olarak mı HAYIR demeye başladık.Bence birinci ergenliğimiz(gençliğe ilk adımı)görmüş olduğumuz terbiye geriği ile hayır diyemediklerimize ikinci ergenligimizde hayır demeye başlayıp haklarımızı aramaya başladık.Artık herşeye evet yok.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO