Son Dakika
12 Haziran 2019 Çarşamba

Haydi Airai Antik Kenti’ne gidelim

Tarih, Deniz ve bol oksijen… İzmirliler buyrun pikniğe…

26 Mayıs 2019 Pazar, 22:04

Gazeteci Gürol Tulunay Abimiz, arkadaşı Mimar  Serhat Akbay ile birlikte 10 Ağustos 1997’de gezip dolaştığı Urla Demircili Köyü sınırları içindeki antik Airai Kenti’ni gördünüz mü diye sordu. Biz her tarafı tarih fışkıran İzmir’in nerelerinin farkındayız ki Airai’den haberimiz olsun Gürol abi… Gürol abimiz, tarihi talandan ve bu köydeki darphaneden bahsediyor… Elbet orada para basarlar Gürol Abi, İzmir’in tepesinde arseniksiz tek havzası olan Kavacık’da hala altın çıkartıyorlar. İzmir’in damını her gün oyuyorlar ve kimsenin de sesi çıktığı yok. Günlük gazeteler konuyu gündeme taşımadıklarından/taşıyamadıklarından altıncıların açtıkları tünellerde kilometreleri buldu. Aman dikkat et Gürol Tulunay abi, tünel Airai Kenti’ne çıkmasın…  

Neyse biz şimdi kimsenin derdi olmayan İzmir’in damının oyulması meselesini bırakalım Airai kenti daha fazla yağma edilmeden gidip görelim. / İbrahim Irmak

*****

URLA DEMİRCİLİ KÖYÜNÜN HUDUTLARI İÇİNDE OLAN
AİRAİ ANTİK KENTİNDEN BAHSEDİYORUM…

Yazı ve Fotoğraflar : Gürol Tulunay

26 Mayıs 2019

Şehrin kalabalığından kaçmak istiyorsunuz…Belki de bir günlük tatil yada piknik yapmak istiyorsunuz. Bir gün için de olsa, gürültülü ortamdan çıkmak bol oksijen almak istiyorsunuz. İşte size hem tarih, hem nefes alma için bir önerimiz var. Burası Airai antik kenti ve Demircili köyü (mahallesi) Burada yukarıda yazılı bütün her şeyi yapabilirsiniz ve tarih ile birlikte bir gün geçirebilirsiniz.
Ben bu mahalle adına alışamadım. Burası köydür ve köy olarak kalmalıdır…

Airai antik kenti denizin üstüne kıstak ile uzanmış, tarihi önemli bir merkezimizdir. Önemli olduğu kadar da, neredeyse bütün tarihi yerlerimiz gibi ihmal edilmiş, darphanesi dahi olan, para basılan bir antik kent.

Prof. Dr. Numan Tuna’nın “İonia ve Datça yarımadası arkeolojik yüzey araştırmaları 1985 – 1986” adlı çalışmasından, yarımadanın deniz seviyesinden 22.16 metre yükseklikte ve 400 x 350 metre boyutunda olduğunu öğreniyoruz.
Yüzey buluntularına göre antik yerleşim bölgesi olan yarımadada yayılma 7.4 hektarlık bir alanı kapsamaktadır. Hektar başına ortalama 200 kişinin varlığı kabul edilirse 1480 kişinin yerleşebileceği ortaya çıkmaktadır.
Ada üzerinde bulunan sur kalıntılarını görmenizi özellikle tavsiye ederim. Ben bu ziyareti Mimar arkadaşım Serhat Akbay ile birlikte yaptım. O zaman tarih 10.Ağustos.1997 idi. Yani 22 yıl evvel Urla Belediyesi’nde çalıştığım yıllarda yapılmış bir gezi.
Ama ben yine sizlerle paylaşmayı uygun gördüm…


Mimar Serhat Akbay ile birlikte yarımadayı adımladık ve korkunç talanı gördük. Ayni Kokar Koyda olduğu gibi her taraf deşilmiş. O tarihlerde oraları askeri tatbikatlar için kullanılıyordu. Yarımadadaki antik taşlar, hedef belirlemek için daire yapılarak kullanılmış ne yazık ki .
Deniz burada bakir ve ilkel birkaç tahta iskeleye ve balıkçı kayıklarına sahiptir. Hemen hiç gitmeyenler için bir anımsatma yapayım, deniz suyu soğuktur. Ancak. Girdikten kısa bir süre sonra suya alışılır.

Yine Prof. Dr. Numan Tuna’nın çalışmasına göz atacak olursak, “Toplanan yüzey buluntuları içinde geometrik çanak, çömlek örnekleri ilgiye değer. Arkaik çağ malzemesi kuşlu İonnia kaseleri gibi bezemeli olanlar kadar, daha basit bantlı çanak, çömlek parçalarına da rastlanmıştır.
Burada rastlanan bir diğer ilginç buluntu grubu da, klasik çağ mangal parçalarıdır. Güneydoğu eteklerinde demir atölyelerine ait olabilecek çok sayıda fırın artığına rastlanmıştır. M.Ö IV yüzyıldan sonra yarımadada yerleşmenin terk edildiği, yüzey buluntularından anlaşılmaktadır.”


Bu demir ocaklarından Klazomanai (Karantina) adasında ve özellikle adanın kuzey burnunda bulunmaktadır.
Beraber inceleme yaptığımız Mimar Serhat Akbay ise, bu konuda yörenin tümünün koruma alanı içinde olması gerektiğini savunarak şu açıklamada bulundu “Antik kent Airai ve civarındaki koylarda yaptığımız gezi bizi hayli ürküttü. Açılmamış yer bırakılmamıştır adeta. Doğa ise keçi sürülerine emanet, bir çok yörede ormanları tahrip ettiği için yasaklanan keçiler, burada cirit atıyorlar… Tekne ile yaptığımız gezilerde ise, yabancı bandıralı ve yerli yatlardan sürekli dalış yaptığını gözlüyoruz. Oysa Türkiye’ nin neredeyse bütün kıyılarında tüplü dalış yasaklanmıştır.”

Sonuç olarak; Tarihi alanların, arkeolojik kentlerin talanına gelince muhtarlar daha çok bilgilendirilmeli, Kolluk kuvvetlerinin denetimleri arttırılmalı, kaçak kazı yapan yakalandığında zaman ağır cezalara çarptırılmalıdır. Caydırıcı önlemler alınmalıdır.
Bu arada ziyarete, gezmeye gelenler, bir yanda deniz, bir yanda kumsal. Bir yanda doğa ve bir yanda tarih. İşte size farklı bir gün geçirilecek bu görüntü Demircili’de bulunmaktadır…
Şansınız varsa yöre balıkçılarının sık,sık rastladığı fokları dahi görebilirsiniz…

GÜROL TULUNAY

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri