Son Dakika
21 Temmuz 2018 Cumartesi

‘HARAÇ’ DEDİ!

‘Belediyeler 100 metrekare ve üstü kahvehanelerden, pastahanelerden, esnaftan her ay 230 TL. atık su parası alıyor, öyle karar vermişler’ diye yakındı. Konutta benim de canımı yakmıyor değil. Makulluğu tartışılabiler durumda. Yargıtay diyor ki;

19 Haziran 2018 Salı, 17:18
‘HARAÇ’ DEDİ!

Başbakan Binali Yıldırım’a İzmir’de bugün katıldığı Esnaf Buluşması’nda ‘Atık Su Bedeli’ şikayet edildi.

İzmir Kahveciler Odası Başkanı ‘belediyeler 100 metrekare ve üstü kahvehanelerden, pastahanelerden, esnaftan her ay 230 TL. atık su parası alıyor, öyle karar vermişler’ diye yakındı.

Özetle Yıldırım şu cevabı verdi;

‘Bunun yasal dayanağı yok. Bu haraca girer. Dava edin hemen iptal olur.  Biz destek verelim.  Kafasına göre para alırsa bu iş nasıl olacak yani?  Yani ya değiştireceğiz, zamanı var.  Veyahut da dava edeceğiz. Günü gelince de (sen bunları bize niye yaptın? Biz seni bunun için seçtik.) deme hakkımız var. (Hizmet bedeli) diyor. (Geldim, sayaca baktım, okudum, yazdım.) Çeşitli başka kalemlerle ilave edebiliyorlar.’

İtham edilen kim?

Mahkemelerde 900 yıl ile yargılanıp beraat etmiş, çatısında müfettişsiz adım atılamayan  Büyükşehir Belediye Başkanı.

Kullanım ile atık su faturalarında belediyelerin makul sınırlarda kaldığı sürece benim itirazım yok.

Rakamların makul olup olmadığı tartışma hakkı saklı olmak üzere yukarıdaki değerlendirmelerle ilgil bir iki kelam etmek gerekir önce.

Uygulayanı var, uygulamayanı da var.

Uygulanması yasal mı?

Yasal!

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44. maddesi uyarınca su tüketim faturalarına, tüketilen su bedelinin yüzde ellisi kadar yansıtılmakta olan bedel.

02/01/2004 tarih ve 25334 sayılı resmi gazetede yayınlanan 5035 sayılı kanunun 41.maddesi uyarınca 01/01/2004 tarihinden başlamak üzere evlerden alınacak cevre temizlik vergisi bedeli su tüketim miktarına bağlandı.

Ayrıca;

İskenderun Belediyesi 2013 yılında atık su bedeli uygulaması nedeni ile mahkemelik oldu.

Dava Danıştay’a kadar gitti.

Danıştay 8. Dairesi, Büyükşehir Belediyesi statüsünde bulunmayan belediyelerin de tarife belirleyip atık su bedeli tahsil edebileceklerine karar verdi.

Bu kararla atık su da tarife yetkisiyle ilgili tartışma da noktalanmış oldu.

Danıştay’ın bozma kararı da şöyle:

“2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44. maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklik ile çevre temizlik vergisinin tarifesi ile tarh ve tahakkuku yeniden belirlenerek su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlarındaki çevre temizlik vergisinin de 2560 sayılı kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizyon idarelerince tahsil edileceği düzenlemesi getirilmiştir.’’

Ayrıca;

Bu düzenleme büyükşehir belediyesi statüsünde bulunan yerlerde atık su bedelinin 2560 sayılı kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizasyon idarelerince tahsil edilmesine ilişkin olup büyükşehir belediyesi statüsünde bulunmayan belediyelerin atık su bedeli tahsil etmesini engelleyici nitelikte değil.

Zira yukarıda yer verilen 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15 d ve e bentlerinde belediyelere atık suyu uzaklaştırma görevinin verilerek bu hizmetin karşılığı olarak atık su bedeli tahsil edebilecekleri de açıkça düzenlenmiş.

Kim düzenlemiş?

Yasama organı.

Yani;

Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Kim uygulamış?

Yürütme organları.

Yani;

Ülkenin yönetilmesi görevindekiler, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu, Başbakan.

Yürütmenin altında olanlar ise sadece kendilerine söyleneni yapmakla yükümlü olanlar.

Yürütmenin altında sadece söyleneni yapmakla yükümlü kurumlar (ki biri belediyeler) atık su bedeli için ne diyor?

‘İçme suyuna ödediğiniz bedelden daha fazla olması gereken bedel’ diyor.

‘Çünkü’ diyerek de ekliyor;

‘’Genelde bir metreküp içme suyu elde etmek için harcanan para, bir metreküp atık suyu arıtmak veya uzaklaştırmak için harcanan paradan daha azdır.’’

Rağmen itiraz var mı?

Var!

Kullandığımız su lavabodan veya tuvaletten akıp gittikten sonra beynimizden de akıp gitmiş olduğundan, ben bile aynı yanılgı ile zamanında ‘soygun var’ diye yazı kaleme aldım.

Burada yine de sorgulanması gereken bir şey var mı?

Var!

Nedir?

Çevre Temizlik Vergisi !

Nedir sorgulanması gereken Cevre Temizlik Vergisi’nde?

Yargıtay diyor ki;

“2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44. maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklik ile çevre temizlik vergisinin tarifesi ile tarh ve tahakkuku yeniden belirlenerek su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlarındaki çevre temizlik vergisinin de 2560 sayılı kanun hükümlerine göre kurulan su ve kanalizyon idarelerince tahsil edileceği düzenlemesi getirilmiştir.’’

Nedir Çevre Temizlik Vergisi?

Mesken, işyeri ve diğer yapıları kullananlar tarafından ödeniyor. Bu ödemeleri malik değil, kullananlar ödüyor.

Konutlarda vergiler su faturalarına yansıtılırken, işyerlerinin vergisi belediyelere ödeniyor.

Konutlarda çevre temizlik vergisi hesaplaması taşınmaz sahibinin gerçekleştirmiş olduğu ‘su tüketim miktarına’ göre belirleniyor,  su tüketimi arttıkça aynı zamanda çevre temizlik vergisi tutarı da artıyor.

Aynı konu üzerinden sağlanan bu gelirlerin çifte vergilendirmeye neden olmamasıdır sorgulanması gereken.

Karmaşıklık nerede?

Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararlara rağmen mevzuatlarda yer alan karşıt hükümlerde.

Uygulamada karmaşıklıktan sorumlu tutulacaklar kim olur bu durumda?

Yürütme organı olur.

Yürütme organın başı kim?

Başbakan.

Başbakan kim?

Binali Yıldırım.

Yasamadaki sıfatı ne?

İzmir Milletvekili.

Yürütmedeki sıfatı ne?

Son Başbakan.

Hem yasamadaki, hem yürütmedeki sıfatların getirdiği yükümlülük ne?

Denetlemek ve denetletmek.

İzmir’in pisliğinin arıtılması için, körfezde balık avlayıp denize girebilmek için döşenen borular zaman zaman benim ‘faturadaki atık bedeli’ sıfatıyla bir yerlerimi acıtmıyor değil o ayrı.

Biraz makul olsa zevk almaya devam etme seçeneği ile idare de edebileceğiz o da ayrı.

Ama, söz konusu ‘Haraç’ nitelemesine yol açacak bir şikayet olunca, İzmir  Kahveciler Odası Başkanı İsmail Hakkı Kırdı’ya şunu sormak isterim;

Ayağa kalkıp, şikayet etmek için neden sayın Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’nin son Başbakanı olarak makamına kilit vurulmasına 5 gün kalmasını bekledin?

Hiç olmaz ise denetleme ve denetletme yetkilisi olarak, böyle önemli bir ayrıntıyı  atlamamış olurdu sayın Başbakan.

Önce 7/24 belediyeden çıkartmadığı müfettişlerine hesap sorardı.

Seçim konuşması yapılırken mi söylenir bu?

‘Denetleme-denetletme yetki alanında haraç dönerken sen neredeydin?’ diye önce Sayın Son Başbakan’a sormaz mı  İzmirli şimdi?

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK 

eskisehir escortankara escortescort samsunescort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir