Son Dakika
19 Kasım 2019 Salı
”

Hakemler yaşar iken / Yılmaz SEKMEN

Vatanseverdir, bayrakseverdir, dayısı, arkası, güvendiği, yaslandığı dağlar hiç olmamıştır, tek torpili de düdüğü olmuştur, onu da dürüstçe çalmıştır.

10 Ekim 2014 Cuma, 19:55

Vatanseverdir, bayrakseverdir, dayısı, arkası, güvendiği, yaslandığı dağlar hiç olmamıştır, tek torpili de düdüğü olmuştur, onu da dürüstçe çalmıştır.

18 yıl hakemlik yaptım.
Gelebileceğim en yüksek seviyeye kadar yükseldim.
Eski deyimle (B) Klasmanı’na kadar.
Yani şu anki, Süper Lig’in bir alt ligine kadar.
Yırtınsam da çıkamazdım zaten.
* * *
Hem yoğun eğitimli üniversitede oku, hem gazetecilik gibi bir ağır meslekte çalış.
Gençlik var bir de.
Kaytarmak gerek.
Fazla asılamadım, toplu hakemlik idmanlarına dinlenmeye giderdim, sanki.
Muhabbet olsun hesabı.
* * *
Çok güzel günlerim oldu, çok güzel insanlar tanıdım.
Türkiye genelinde, bir daha asla gidemeyeceğim yerlere gittim, gördüm, yaşadım, ekmeğini yedim, suyundan içtim.
* * *
Her şeyi sevdim de.
Her şeye alıştım da bir gözlemcilik müessesesini sevemedim, alışamadım.
* * *
Gidersin maça, her şeyinle hazırsındır.
Biri açar hakem soyunma odasının kapısını.
Tıklatma gereği bile duymaz.
Löngürt diye dalar içeri.
Şıktır, kılık kıyafeti düzgündür ama.
Ya içi.
* * *
Sert bakışlı, suratsız, az konuşan, dik dik bakan, adını bile söylemeyen biri girer, içeri.
Adını söylemez, bileceksin, tanıyacaksın, anında.
İşte onun adına gözlemci denir.
* * *
Sonra çenesi bir açılır susmak bilmez.
Ağzından laf almaya çalışır.
O’nu bunu sorar.
Donunu bile rahatça değiştiremezsin.
Süzer öylece seni.
Aradığı hakemlik değildir.
Not kıracak yer arar, fesattır, kıskançtır.
* * *
Tek kırgın olduğum insanlar gözlemcilerdir.
Kendini bilen bilir.
Sakın ha, ‘Sözüm meclisten dışarı dememi beklemeyin’ bu böyle, bu benim görüşüm..
Demeyeceğim işte.
* * *
Durun daha bitmedi.
Konu az sonra Yılmaz Sekmen hocama gelecek merak etmeyin.
Keşke herkes onun gibi olabilse.
* * *
Devam ediyorum, atışa.
* * *
Türk futbolunun katili, biz karagömlekliler değil.
Kendini bilmez, kural bilmez, hakemlik bile yapmamış, yapsa da hakemliğinde tatmin olamamış, yaşayamamış, torpilli gözlemcilerdir.
* * *
Bir telefonla, bir ricayla.
Maçın içine edenlere tam not verdiler.
Aslanlar gibi görev yapanları darağacında astılar.
Notları itibar gördü.
Adaleti unuttular.
Ellerinde orak hakemleri tırpanladılar.
Sevemedim işte, var mı bir diyeceğiniz.
* * *
Adı güzel, kendi güzel bir insan.
Yılmaz Sekmen.
* * *
Önce askeri takımda top oynayıp sonradan hakemliğe başlayanlardan.
Tıpkı İbrahim Acar hocamız gibi.
1956-60 yıllarında Havagücü’nde oynadı.
Topu yere bıraktı.
Düdüğü eline aldı.
* * *
1960’da ateşten gömleği sırtına geçirdi, hakemliğe başladı.
66’da Milli hakem sıfatını aldı.
Malatya, Ankara, Bandırma, Diyarbakır, Ankara’da görev yaptı.
Türkiye’yi gezdi, dolaştı, turladı.
* * *
1977’de hakemliği bıraktı, gözlemci oldu.
Kurslar açtı, hakem hocalığı yaptı, kuralları anlattı, tecrübelerini aktardı.
Nice nice hakemlerin yetişmesinde büyük pay sahibi oldu.
1978-80’de Ankara Hakemler Birliği’nin başkanlığını yaptı.
* * *
DAL’da görev yaptı.
Deplasmanlı Amatör Lig’de Orta Anadolu Bölgesi’nde Hakem ve Gözlemci Atama Sorumlusu oldu.
2000’de hakem hocalığını da, gözlemciliği de bıraktı.
1976’da ‘en başarılı hakem’ seçildi.
* * *
Çok anısı var.
Balıkesirspor – Aydınspor maçı, Batı derbisi.
Balıkesirspor’dan bir futbolcuyu kırmızı kartla ihraç eder.
Saha da tribün de karışır.
Yardımcılarıyla sahadan çıkamaz, mahsur kalırlar.
Yaklaşık 50 dakika sahanın ortasında bekleşirler.
Hakemlik işte, güllük gülistanlık olamaz.
Hakem dürüstse, daha çetrefilli geçer işte böyle.
* * *
Verdiği kararları dün gibi yaşar, çünkü alnı açık başı diktir.
Takımların adını bile hatırlamaz, aklında tutmamıştır.
Çünkü Yılmaz Sekmen hocamız için, iki farklı renkteki formalı takım vardır.
A takımı B takımı vardır.
Mavi takım vardır, Beyaz takım vardır.
Evsahibi kimmiş, deplasman takımı hangisi hiç umurunda olmamıştır.
O gördüğünü çaldı.
* * *
Dedik ya takım isimleri önemli değil diye.
Ali Sami Yen Stadı’nda bir maç daha.
Bir penaltı verir, ama ne penaltı.
Öyle böyle değil, cinsinden.
Bin yılda bir hakemin başına gelecek pozisyon, onun önüne gelir.
Tarihi andır, kırılma noktası dediklerindendir.
* * *
Top oyundadır, pozisyon durmamıştır, devam etmektedir.
Cezaalanı içinde oynanmaktadır.
Bir de bakar ki, aman Allah’ım o da ne.
Te diğer cezalanı içinde defans oyuncusu, rakip oyuncuyu yumruklarken görmüştür.
* * *
Olay sabittir, top oyunda olduğu için.
Gider o yumruk atan futbolcuyu kırmızı kart göstererek ihraç eder, sahadan atar.
O ana kadar her şey, normaldir.
Buraya kadar çok bilmişlerin kural bilgisi tamdır.
Görüntüde yumruk, şiddetli hareket vardır, kırmızı karttır.
Ne zaman Yılmaz hoca, eline topu alır penaltı kararı verir.
İşte o an kızılca kıyamet kopar.
Kural bilgisi bitmiştir, yoktur, hiç olmamıştır.
Hep kendine yontan nalıncı keserleri piyasaya çıkar.
Hem zırcahillerdir hem de haklı çıkmaya çalışırlar.
* * *
Açık tribünün tel örgüleri yere iner, yırtarlar.
Soyunma odasına güç bela gidebilirler.
Polis takviyesi gelir.
Ortalık yatışır gibi olur, çıkar sahaya penaltı atışını kullandırtır.
* * *
Seyirci gibi davranan, kural bilgisi eksik kalmış, belki de torpilli maçın gözlemcisi hakem soyunma odasına dalar.
Çok bilmiş bir şekilde, bir de sesini de yükselterek, ‘Bu nasıl penaltı’ der.
Yılmaz Sekmen hoca, gülmemek için kendini zor tutar.
Ancak, kamera şakası değildir bu sahne.
Gözlemci gerçekten pozisyonu anlamamıştır.
Hakem Sekmen’i dinlemeden, ‘iyi günler’ bile demeden döner sırtını gider.
Raporu beklemeye bile gerek duymazken, ‘Kural hatası yapılmıştır’ ibaresini görünce gözleri faltaşı gibi açılır.
Ardından da MHK Başkan ve Üyeleri Sekmen’i dinler, hak verir, doğrusunu yaptığı, kuralı cesurca uyguladığını açıklayıp, kutlarlar, teşekkür ederler.
Hakemini ezdirmeyeni de çıkmıştır.
* * *
Başka bir maç, yer İnönü Stadı.
O gözlemciyle yine karşılaşır.
Sorar ‘çok bilmiş bilgisiz’ gözlemci bir de yüzsüzce, ‘Bana ceza verdiler, senin torpilin kim’ diye.
Vicdanı rahat olduğu ve de gecesinde fosur fosur rahatça uyuyabildiği için felsefik yanıtını yapıştırır tıpkı penaltı düdüğü gibi.
‘Benim torpilim şu düdüğüm’ der.
Futbol Oyun Kuralları Kitabı’nı açar.
Pozisyonu açıklayan kuralı gözlemcisinin gözünün içine baka baka sokar.
Anlamış mıdır, yoksa hala bilmediği kuralın doğru olduğunu sanmaya devam mı eder, işte o bilinmez.
Maç bitmiştir.
Düdük doğru çalmıştır.
* * *
Gözlemcisine kural öğreten hakemdir O.
O bir Yılmaz Sekmen’dir.
Ömrünüz çok olsun sevgili hocam.
Düdüğünüze gurban.

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU

 

Yorum

  1. İmbat Uzak

    10 Ekim 2014 at 22:24

    Metin Bey bu yazıyı okuyan pek çok insan Yılmaz SEKMEN olmak isterdi herhalde. Yüceltmeniz müthiş olmuş. Kaleminize kalbinize sağlık.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz