Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla” dağıtılmış.

02 Aralık 2018 Pazar, 21:07

2004 yılı. Aylardan Kasım. Meteoroloji Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının İç Anadolu ve çevresinde etkili olacağını belirtmişti. Başkentte  değil gece, gündüz dahi insanın burnunu düşüren kuru, acımasız soğuklar şehrin üstüne çökmüştü. Gecenin karanlığında, site giriş kapısının sağ tarafındaki gölgenin bir ara kıpırdadığı farkediliyordu.

Gölge duvarın üstüne çıkmaya çalışıyor ama gücü yetmiyor, ya da soğuktan beceremiyor. Yere düşen gölgeden bunun Yılçarık‘tan başkası olmadığı açıkca anlaşılıyordu.

Yılçarık  nöbette. Cinayet sanığının peşine düşülecek bir gece değil. Mernuş‘un kesin emrine uymak durumunda kalmış olmalı. Cinayetlerin üzerindeki sisin bir an önce dağılmasını sağlamak için soğuktan yakınıp görevden kaçacak hali yok Yılçarık‘ın.

Soruşturma Kurulu’nun diğer sorumluları görünmüyor derken, demir kapının sağında, kulakları adeta düşmüş, kuyruğunu sallayarak bekleyen bir gölge daha göze çarpıyor.

O da Tami’den başkası değil. Ama kapkara olduğu için çok dikkatli bakıldığında farkediliyor.

Polisiye filmlerden birinde rol almış gibi sessizce avını bekliyor. Bir kasketi ve piposu eksik. Onlar da olsa bir İngiliz hafiyelerinden farkı olmayacak nerdeyse.

Birden ana kapıya far ışıkları düşüyor. Her ikisi de nefeslerini tutmuş, gelen aracın kime ait olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Aracı uzaktan kumanda ile açan sürücünün “karasurat” olmadığını görüyor her ikisi de.

Araç sitenin park yerine giriyor.

Sessiz bekleyiş sürerken, Mernuş’un ana kapının doğu duvarının üstünde cinayetleri ortaya çıkarmakla görevli kurul üyeleri, yani Yılçarık ile Tami’yi izlediğini görüyoruz.

Mernuş, soğuktan donsa da “analık gücü” onu dimdik tutuyor olmalı. Gerçi katil bulunsa, hemen adalete teslim edilecek ve hiç bir zaman kediler “kısasa kısas” yöntemine başvurmayacaklar ama Mernuş bütün çabasına rağmen kin duygusunu üzerinden henüz atabilmiş değil nedense.

Bir aracın farları yine giriş kapısını aydınlatıyor. Yılçarık ve Tami yerlerinden bir milim kımıldamadan ve adeta soluk almadan gelenin kim olduğunu gözlüyorlar. Araç kapı açılır açılmaz hızla içeri giriyor. Otomobili kullananın kim olduğunu farkedemiyorlar önce. Yılçarık, eliyle işaret ederek Tami’den aracı  izlemesini istiyor.

Kapıyı boş bırakmamak için nöbetine devam ediyor.

Biraz sonra Tami yanına gelip “Bu da Karasurat değilmiş” bilgisini aktardıktan sonra nöbete devam ediyorlar.

Cinayetleri araştırma kurul üyesi Benek’in ortalıkta görünmemesi, annesi Mernuş’u kızdırıyor ama yine analık duygusu işte “Herhalde çok üşüyor olmalı. Gelmemesi daha iyi, bir de hastalanırsa ona nasıl bakarım, bu kış kıyamette”diye içinden geçiriyor. Bir yandan çocuklarının katillerinin bulunması, diğer yandan iki yavrusunun korunması konusunda mücadele veren Mernuş’un Benek’i düşünmesi, onun bir saat dahi kaybolmasını sorun etmesi son derece doğal. Etrafta kedilere karşı fırsat kollayan, onları yok etmek için diş bileyen o kadar çok “hayvansavar” mahlukat var ki.

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş, bu spastik mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan  acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla” dağıtılmış. Bu nedenle nasipsiz kalmışlar.

Benek bu açıdan her zaman risk altında.

Mernuş da….

Üstelik Benek hastalıktan daha yeni kalkmış. Uzun süren hastalığı sırasında bir ara anasını korkutmuştu.

Gece yarısını geçe bir başka aracın hızla kapıya gelmesi üzerine Tami bu kez sürücüyü görüyor “İşte bizim Karasurat” deyip işaretle Yılçarık’ı uyarıyor.

Araç içeri giriyor. Park yerinde “Karasurat”ın arabanın kapısını kaparken sağa-sola yalpaladığını gören Mernuş “Yine sarhoş. Bu adam acaba alkolik mi?” diye kendi kendine konuşuyor.

“Karasurat”, bir süre kendisine çeki düzen verdikten sonra kapıyı kapıyor, bir iki kere daha sendeliyor aracını kilitlerken. Sonra elindeki poşet torbası ile evinin yolunu tutuyor.

Yılçarık  ve Tami, mümkün olduğu kadar sessiz ve ayaklarının ucuna basa basa izliyorlar “Karasurat”ı.

Çevresine kızgın biçimde bakan “Karasurat”ın birşeyler aradığı hissine kapılıyorlar. Bir süre sonra oturduğu blokun kapısını açarak içeri giriyor.

Yılçarık ve Tami moralleri bozuk halde, tekrar “Karasurat”ın arabasının yanına geliyor . Kuşkulu bir durum olup olmadığını araştırmak istiyorlar. Arabanın içinde iz bulabiliriz diye düşünüyor olmalılar. Aracın kapısını açmaya çalıştıkları anda alarmın devreye girmesiyle öyle korkuyorlar ki, arkalarına bakmadan yuvalarına kaçıyorlar.

Durumu farkeden Mernuş “Yine yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Şimdi de herkes ayağa kalkacak” diyerek olay yerinden uzaklaşıyor.

Bir süre sonra “Karasurat”ın aşağıya inerek, arabasına doğru seyrettiğini görüyoruz. Alarmı durduruyor. “Karasurat”  arabasına ve çevreye çok dikkatli bakıyor. Bir şey anlayamıyor..Yalpalayarak tekrar evinin yolunu tutuyor.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO