Akşener'den Erdoğan'a: ''Millete ihanet ediyorsun''

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, uluslararası hukukta “Tiksindirici Borç" kavramı bulunduğunu, bu kavramın, dış borç alan ve bunu milletinin menfaatine harcamak yerine, kendi kişisel ikbali için harcayan liderler için kullanıldığını söyledi. 

Kelime Ata / Ajans Bizim / Türkiye / ANKARA

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Söke söke alırlar'' sözünü eleştirerek, ''Adeta bir sömürge valisi ağzıyla, abuk sabuk konuşarak, sana bütün makamları veren bu aziz millete, apaçık ihanet ediyorsun. Senin görevin, Bu milletin olanı, söke söke almaya kalkacakların yanında saf tutmak değil, bu milletin hakkını-hukukunu söke söke almaktır. Aklını başına al, kendine gel” diye seslendi.

Akşener, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmaya başlarken, 6 ve 9 yaşlarındaki iki çocuğa yapılan cinsel istismarla ilgili açılan davada, adli tıp raporlarına rağmen sanıkların tahliye edilmelerini eleştirdi ve “Elmalı Davası”nı hukuk rezaleti olarak değerlendirdi. Akşener, “Tutuklu yargılamayı olağanlaştıranlar, konu iki küçük çocuğumuza, vicdansızca yapılan cinsel istismar olunca, tutuksuz yargılamayı tercih etmişler. Bu insanlıktan yoksun kararda pay sahibi olan herkesi, Allah’a havale ediyorum. Çocuklarımız çizerek anlatmışlar, anlaması gereken vicdansızlar anlayamamış. Buradan, başta Adalet Bakanı olmak üzere, iktidarı uyarıyorum: Milletin adalet duygusu ve vicdanıyla sakın oynamayın” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aklına eserek İstanbul Sözleşmesi’ni, yürürlükten kaldırmaya kalkması üzerine hukuk süreci başlattıklarını, hiçbir makamın, kaynağını anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamayacağını, bir işlemi sona erdirme hakkının, sadece onu yapan makama ait olduğunu, yine aynı şekilde bir işlemin, hangi usule göre yapılmışsa, ona uyularak ortadan kaldırılabileceğini belirten Akşener, Danıştay’ın İYİ Parti’nin başvurusunu reddettiğini, böylece millet iradesinin tek temsilcisi Büyük Millet Meclisi’nin devre dışı bırakıldığını anlattı.

“Verilen bu fantastik karar, yargı üzerindeki vesayetin apaçık ispatıdır” diyen Akşener, “Sayın Erdoğan, gittiğin bu yol, yol değil. Yargıda açtığın bu gedikler, yol verdiğin bu adaletsizlikler, hem toplum vicdanını, hem milletimizin devletine olan güvenini yaralıyor. Giderayak, sırf senin gönlün olacak diye, Türk Devleti’ne zarar vermeye hakkın yok.  Yazıktır, günahtır. Buradan, Türkiye’nin dört bir yanında, çetin bir mücadele veren kadınlara seslenmek istiyorum: Ne hukuk taklaları, ne de oldu bittiler bizi yıldıramaz. Kadınların mücadelesi, benim mücadelemdir. Kadınların mücadelesi, İYİ Parti’nin mücadelesidir.  Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Sonuna kadar 'İstanbul Sözleşmesi Yaşatır' demeye, devam edeceğiz” diye konuştu. 

Soru formatları neden değiştirildi?
Bir buçuk yıldır, kesintiler ve zorluklarla, eğitimlerine devam etmeye çalışan 2 milyon 600 bin gence neden çok zor soru sorulduğunu ve soru formlarının neden değiştirildiğini soran Meral Akşener, hem eğitim hem de psikolojik açıdan olumsuz etkilenen çocukların durumunun dikkate alınması gerekirken değişen soru formatları ve zor sorularla öğrencilerin şaşkına çevrildiğini söyledi.

''Aklını başına al, kendine gel''
''Devlet geleneğini bilmeyen, kahraman ecdadından feyz almayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kanal İstanbul’a itiraz ettikleri ve bu yanlışa ortak olmayı düşünenleri uyardıkları için çok sinirlendiğini'' ifade eden Akşener, şöyle devam etti:

“İktidara gelince, size tek kuruş ödemeyeceğiz' dediğimiz için, çok sinirlendi... Ve dedi ki; 'Boş konuşuyorlar.  Uluslararası tahkim yoluyla o parayı, sizden söke söke alırlar.' Şuursuzluğa bakar mısınız? Beşli çetenin ve yabancı şirketlerin avukatlığına soyunan, şu sorumsuzluğa bakar mısınız? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı çıkıyor, ve milletin gözünün içine baka baka, 'O paraları sizden söke söke alırlar' diyor. Sizden dediği kim? Milletin ta kendisi. İbretlik gerçekten. Dahası var. Sayın Erdoğan’dan sinyali alan küçük ortak hiç durur mu? Elbette durmaz. Nitekim yine durmadı ve dünkü grup konuşmasında, hiç utanmadan, Türk Milleti'nin parasına çökecek firmaları, 'Hukuki güvence altına alalım.' dedi. Bu nasıl iştir arkadaş! Bu nasıl bir utanmazlık, bu nasıl bir vicdansızlıktır. Hatta açık açık ilan edeyim; Bu nasıl bir işbirlikçiliktir? 

Sayın Erdoğan tarafını seç. Milletinin yanında mısın, yoksa 5’li çetenin arkasında mı duracaksın? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı mısın, yoksa yabancı şirketlerin avukatı mı olacaksın? Milletin adamı mısın, yoksa lobilerin adamı mı olacaksın? Bir karar ver. İlk seçimde yolcu olduğunun farkına, daha yeni varmış olabilirsin. Ama İsmet Özel’in şiirinde söylediği gibi; 'Tam düşecekken tutunduğun tuğlayı, Rab bellemeyeceksin.' 100 yıl önce de, işgalcilerin avukatlığını yapmaya kalkan, işbirlikçiler vardı. Sonra ne oldu? İşgalciyle birlikte, geldikleri gibi gittiler. Tarihten ders al. Oturduğun makamın getirdiği sorumluluğun artık farkına var. Adeta bir sömürge valisi ağzıyla, abuk sabuk konuşarak, sana bütün makamları veren bu aziz millete, apaçık ihanet ediyorsun. Senin görevin, Bu milletin olanı, söke söke almaya kalkacakların yanında saf tutmak değil, bu milletin hakkını-hukukunu söke söke almaktır. Aklını başına al, kendine gel!”

''Tiksindirici borç''
Erdoğan’ın ''Kanal İstanbul adı altında otoyol viyadüğü temelini attığını'' anlatan Akşener, uluslararası hukukta “tiksindirici borç” diye bir kavramı olduğunu, bu kavramın, dış borç alan ve bunu milletinin menfaatine harcamak yerine, kendi kişisel ikbali için harcayan liderler için kullanıldığını, bu liderlerin iktidardan düştükten sonra o borcun o liderlerin kişisel harcaması kabul edildiğini belirtti. Borcun da o liderden tahsil edildiğini dile getiren Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Alexander NahumSack tarafından geliştirilen doktrine göre,  bir borcun 'tiksindirici borç' olarak kabul edilmesi için, 3 şart var: Bir; Borcu veren kişinin bilgilendirilmesi. Bu yapılmış mı? Evet. Biz, Millet İttifakı olarak, bu görevi yerine getirdik. Her fırsatta, yerli-yabancı tüm kurumları uyardık.  İki; Borcun halkın rızası dahilinde alınmamış olması.  Bu şart oluşmuş mu? Oluşmuş. Medya üzerindeki iktidar kontrolüne rağmen,  kamuoyu araştırmaları, milletimizin büyük çoğunluğunun, bu projeye karşı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Kanal İstanbul için, ayrı bir referandum yapılmamış ve halkın onayı da alınmamış.  Yani milletin rızası alınmamış. Üç; Borcun, halkın menfaati için kullanılmaması. Mevcut ekonomik değerlendirmeler, Türkiye’nin, işsizlik, enflasyon ve kişi başına düşen milli gelir gibi parametrelerde, kendi sınıfındaki ülkeler arasında, en kötü performansı gösterdiğini söylüyor.  Peki Kanal İstanbul Projesi, hali hazırda çalışan ve değer üreten firmaları ayakta tutmayı, veya milletimizin refah seviyesini yükseltmeyi amaçlıyor mu? Hayır. Projenin, bölgede arsa kapatanlar ile malum müteahhitler dışında, milletimizin refahına ve insani gelişmişlik düzeyine, yapacağı bir katkı var mı? Yok. Dolayısıyla bu şart oluşmuş mu? Bu şart da oluşmuş. Ez cümle, Sayın Erdoğan; hiç heveslenme, bu parayı milletimiz ödemeyecek.  'Tiksindirici Borç Doktrini’ne”'göre,  Milletimize inat olarak yaptığını, bizzat kendin itiraf ettiğin, bu projeden doğan, şahsi borcunu, eğer paran varsa, bizzat sen ödeyeceksin. Yani, şayet birisi, bir parayı söke söke alacaksa, hiç kusura bakma, senden alacak. Nitekim, şimdiye kadar, söke söke verdiğin, kapitülasyon tadındaki nice tavize bakınca, şimdiden para biriktirmeye başlasan iyi edersin.”

Akşener, Kanal İstanbul için avuç ovuşturan, projeye dahil olmak isteyen, yerli ve yabancı bütün finans kuruluşlarını ve müteahhitlik firmalarını bir kez daha uyardığını da söyledi. 

İktidarın millete verecek hiçbir şeyinin kalmadığını, tek derdinin koltukları korumak ve beşli çetenin kasasını doldurmak, milletin varlıklarını yabancılara peşkeş çekmek olduğunu ifade eden Akşener, memur ve emeklilere yapılacak maaş artışları konusuna da değindi. Yılbaşında yüzde 3 maaş artışı yapıldığını, kanun gereğince, memur ve memur emeklilerine, Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen enflasyon ile yüzde 3 arasındaki fark kadar, enflasyon farkı artışı verileceğini dile getirdi.  Ayrıca, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine de, ilk altı aydaki enflasyon kadar maaş zammı yapılacağını belirten Akşener, çalışan ve emeklilerin maaşlarının enflasyon kadar artırıldığını, TÜİK’in açıkladığı makyajlı enflasyon rakamlarının ise piyasa gerçekleriyle, mutfakla, bilimsel çalışmalarla bağdaşmadığını söyledi. Emekli ve çalışanların mağdur edildiğini belirten Akşener, TÜRK-İŞ Araştırmasının Haziran 2021 ayı sonucuna göre, Türkiye’de açlık sınırının 2864 lira olduğunu, Türkiye’de bu rakamın altında maaş alan milyonlarca emekli bulunduğunu söyledi. Derdini anlatmak isteyen emeklilerin basın açıklaması yapmasına izin verilmediğini, terörist muamelesi yapıldığını ifade eden Akşener, kısa çalışma ödeneğinin sona erecek olmasının milyonlarca insanı işsizlik tehlikesiyle yüz yüze bıraktığını söyledi. Kısa çalışma ödeneğinin İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılandığını anımsatan Akşener, “İşçinin parasını işçiden esirgemeyin” dedi. 

“Yanan alanların takipçisiyiz”

Geçen hafta Trabzon ve Muğla’ya gittiğini, dört gün boyunca İstanbul’u karış karış dolaştığını belirten Akşener, milletin kan ağladığını söyledi. Marmaris ve Dalaman’da orman yangınları çıktığını, Marmaris’te bir şehit verildiğini belirten Akşener, “Bu yangınlar ilginç. Ben bunlara, “Akıllı yangınlar” diyorum. Çünkü bu yangınlarda, daha önce Bodrum’da yaşadığımız gibi, bir tesis için ne kadar alan gerekiyorsa, ne hikmetse sadece o kadarı yanıyor. Yangın, ihtiyaç kadar alan yandıktan sonra, ya sönüyor, ya da söndürülüyor. Şimdiden uyarıyorum; Doğamız bizim için kutsaldır. Marmaris’teki o alanın takipçisi olacağız. Kimse boşuna heveslenmesin. Yine Dalaman’da, günlerdir zehir solutan yangınla ilgili soru işaretleri, henüz giderilmiş değil. Ziyaretimiz sırasında, vatandaşlarımız yolumuza çıktı ve o yangının,  özel bir fabrikaya ait alanda, için için devam ettiğini ve günlerdir zehir soluduklarını söylediler. Gerçekten biz de, o havayı soluduk” dedi. 

01 Tem 2021 - 01:40 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?