Güzel bir gelecek için yapabileceklerimiz var

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı ve Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığımız şu günlerde çok önemli çağrı geldi. İzmir Veteriner Hekimleri Odası, "Geleceği güzelleştirecek çocuklarımızın Doğayı tanımalarını sağlayalım" dedi. 

+11
Haber albümü için resme tıklayın

Bütün olumsuzluklara rağmen bu dünyayı yaşanır kılmak elimizde. Yeter ki isteyelim. Yeter ki istekli olalım. Mesela çevreyi tanıyabiliriz. Doğadaki hayvanları, börtüyü böceği, sulak alanları sevip, koruyabiliriz.

GÖZLERİNİN İÇİ GÜLDÜ

İzmir Veteriner Hekimleri Odası’nın bu konuda çok güzel bir projesi var. Geçtiğimiz yıllarda uyguladıkları projeyle çocukların böyle bir etkinliğe katılmaları sağlanmış ve çok güzel çıktılar alınmış.

DOĞAYI TANIYALIM

Şimdi de diyorlar ki, “Pandemi sürecinde çocuklarımızın normalleşme adına kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak küçük gruplar halinde ve kurallara uyarak doğayı tanıma etkinlikleri düzenleyelim.

DUYARLI OLSUNLAR

Biz çocukların geleceği güzelleştirmesine katkı koyacak her türlü çalışmanın içinde yer almaya hazırız. Çünkü çocuklar geleceğimizdir. Onlara doğru bilgilerle duyarlı bireyler olarak yetiştirme görevimizdir.”

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı ve genel sekreteri bu çok özel gün için bakın neler söylüyor ve nasıl çağrıda bulunuyorlar:

****

GÜZEL BİR GELECEK İÇİN

YAPABİLECEKLERİMİZ VAR

Nisan ayının son haftası biz Veteriner Hekimler için çok daha özeldir. Çünkü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sevinci ve heyecanımıza, 20 yıldır Dünya Veteriner Hekimler Günü heyecanımız da eklenmiştir.

Nisan ayının son cumartesi günü tüm dünyada Veteriner Hekimler Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Veteriner Hekimler Günü bu yıl da 24 Nisan cumartesi günü kutlanacak.

Bizim için; Ulu Önder ATATÜRK' ün ulusal egemenliğimizi bir bayramla birlikte armağan ettiği çocuklarımız çok kıymetli. Onların iyi birer insan, birey ve vatandaş olarak yetişmelerinde sadece ailelerinin ve eğitimcilerin değil her bir yetişkinin sorumluluk sahibi olduğuna inanıyoruz.

Bu inançla çocuklara yönelik pek çok etkinlik ve eğitimde yer almak bizleri çok mutlu ediyor. Bu kapsamda yaptığımız en güzel çalışmalardan birisi de 2013 yılında TÜBİTAK 4004 Bilim ve Toplum Projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz "Yalnız Değiliz" adlı projedir.

Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü yürütücülüğünde, Olgu Anaokulu ve İzmir Veteriner Hekimleri Odası paydaşlığında tamamladığımız proje yıllar geçmesine karşın çıktılarını ve deneyimlerimizi yeni eğitimlerimize aktarabildiğimiz bir çalışma olmuştu.

Projede amacımız, günümüz kentsel yapısının bir parçası halini almış olan sahipsiz hayvanlar ve yaban hayatı ile ilgili farkındalık yaratmaktı. Proje kapsamında sahipsiz hayvanların gözlenmesi, insanlarla ilişkileri, kent yaşamındaki pozisyonları ve karşılıklı etkileşimleri değerlendirdik. Plansız yapılaşmanın arttığı günümüzde doğa koruma alanları içinde önem arz eden ve yaban hayatını içinde barındıran sulak alanların tanıtılmasını hedefledik. Çocuklarımızın birbirleri ve diğer canlılarla yaşadıkları ortamı paylaşma duygularını pekiştirmek de projenin amaçlarının en önemlilerindendi. Bu amaçla okul öncesi dönemdeki çocuklarımızı ve onların öğretmenlerini hedef kitle olarak seçtik.

15 kişilik öğrenci grupları 4 dönem 4 er gün olacak şekilde etkinliğimize katıldı. Her grupta bir tane de öğretmeniz vardı. Proje ekibimizde; Veteriner Hekim Proje Yöneticisi, 2’si Veteriner Hekim, bir tanesi Eğitimci, 1 tanesi Psikolojik Danışman 4 Uzman, 1 Veteriner Hekim, 1 Biyolog 2 Eğitmen, 2 Veteriner Hekim ve bir Yaratıcı Drama Eğitmeni olmak üzere 2 de Rehberimiz vardı.

İlk gün etkinliğinde çocuklarla tanıştıktan sonra yakın çevrelerindeki hayvanları algılamalarına yönelik bir gezi yapılarak çevrelerindeki sahipsiz hayvanları ve kuşları fark etmeleri, onlarla ilgili bilgi sahibi olmalarını sağladık. Gün sonunda resimlerle izlenimlerini yansıtmalarını istedik ve yaratıcı drama çalışmaları ile gördüklerini pekiştirdik.

İkinci gün; İzmir Kuş Cenneti gezisi yapıldı. Geziye çıkmadan önce çocuklara dürbünle gözlem yapmak, mesafe kavramı, bazı kuş türleri hakkında bilgilendirme yaptık. Sonrasında her çocuğumuz Kuş Cennetinde dürbün ve teleskopla oradaki yaban hayatını ve doğayı gözlemledi. Ayrıca sulak alanın ne demek olduğunu uygulamalar ve oyunlarla anlattık.

Üçüncü gün; Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğüne gidilerek sahipsiz hayvanların rehabilitasyonuna ilişkin bilgilendirmeler yapıldı. Köpek Eğitmeni bir meslektaşımızın eğitimli bir köpeği ile tanışmaları ve onunla etkinlik yapmaları sağlandı. Kediler ve köpeklerle besleyerek, severek iletişim kurdular. Hayvanların beden dilini anlatan etkinlikler yapıldı. Hayvanlara nasıl yaklaşmaları gerektiği uygulamalı olarak gösterildi. Onların da canlı oldukları ve hastalandıkları, hastalandıklarında Veteriner Hekimler tarafından ameliyat edildikleri, tedavilerinin yapıldığı Konak Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü gezdirilerek anlatıldı.

Proje sonunda; çocuklarımızın memnuniyet derecesi yüzde yüze yakındı. Projedeki etkinliklerde gerçekten bilgi sahibi olup olmadıklarını anlamak için ön test ve son testler uygulamıştık. Ön testlerde konularla ilgili bilgi düzeyleri % 30 civarındayken, son testlerde bilgi düzeyleri % 90 a ulaşmıştı. Projemize katılan çocukların bir kısmının ailelerinde de köpeklerden korkanlar olduğunu öğrendik. Evlerinde hayvan besleyenler katılımcıların 1/3 ü idi.

Projenin başında “Yalnız Değiliz. Çünkü….” cümlesini 60 çocuktan yalnızca 11 tanesi hayvanlar ve başka canlılar da var diyerek tamamlarken, proje sonunda çocukların 58’i hayvanlar, canlılar, kediler, kuşlar, köpekler şeklinde tamamlarken 5 yaş grubundan 2 öğrenci “Anne, Babamız” var olarak yanıtladıktan sonra hayvanları söyledi. Başlangıçta; hayvanlara “veteriner”lerin baktığı bilgisi vardı. Hayvan edinmek istediklerinde yapmaları gereken şeyler hakkında az da olsa fikirleri olduğunu gördük. Sulak alanlar hakkında ise hiç bilgileri yoktu. Kuşların beslenmesi ve gözlemlenmesi ile ilgili olan sorulara ise bazı çocuklar doğru yanıt vermişti.

Proje tamamlandığında; çocukların sahipsiz hayvanlar hakkındaki bilgilerden çoğunu öğrendiklerini belirledik. Bu çok mutluluk vericiydi. Yine sulak alanlarla ilgili verilmesi hedeflenen bilgilerin de çoğunlukla öğrenildiği, yalnızca beş yaş grubu öğrencilerin doğal olarak tatlı ve tuzlu suyu ayırmaya ilişkin bilgiyi anımsamakta zorlandığını görmüştük.

Projede hedeflendiğimiz gibi; veteriner hekim, belediye, hayvan bakımevi, aşı, kısırlaştırma, sulak alan, Kuş Cenneti, sazlık, evsiz hayvan, kent yaşamı, kentleşme, korunan alan, doğal yaşam, kuş gözlemi gibi kavramları öğrendiklerini gördük. Kedi, köpek ve kuşlara yaklaşım ve onların bakımlarına ilişkin doğru bilgileri aldıkları, son testlere verdikleri yanıtlardan ve etkinlik çalışmalarındaki uygulamalarından (yaratıcı drama, resim faaliyetleri, poster çalışmaları, vb.) da anladık.

Örneğin kuş türlerine ilişkin yapılan çalışmalarda 4 grupta da en çok bilinen ilk üç kuş ismi; Güvercin, Papağan ve Karga olmuştu. Şehir merkezindeki kuşlar ve Kuş Cenneti’ndeki kuşların gözlemlenmesinden sonra ise öğrenilen kuş isimlerinde artış oldu. Kuş Cennetinin sembolü olan Flamingo'yu 60 çocuğumuzdan 53’ü yardımsız olarak tanıdı ve öğrendi. Her çocuğun en az üç yeni kuş ismini mutlaka öğrenmiş olduğunu belirledik.

Anaokulu çevresinde yapılan gezide, çocukların çevreye karşı duyarlılık düzeylerini gözlemledik. Çocuklardan bazıları, gezi sırasında gördükleri köpekleri daha önceden tanıdıklarını belirtti. Çoğu çocuğumuz köpeklerin kulaklarındaki küpeleri daha önceden fark etmediklerini söyledi. Yine sahipsiz kedi ve köpeklerin bazı insanlar tarafından beslendiğini ve onlar için kutu vb. malzemelerden yuvalar yapıldığının farkında değildiler.

İzmir Kuş Cenneti’ne yapılan yolculukta; şehirleşme ve doğal alanlar (korunan alanlar) hakkındaki bilgilendirme sırasında bu konuda insanların sorumlu olduğuna dair görüş sahibi oldukları ve etraflarını gözlemleme konusunda dikkatli oldukları gözlendi. Sulak alana yaklaşınca azalan binaları fark ettiler. Bu gözlemlerini yaptıkları maketlere de yansıtıp yolda gördükleri fabrikaları, yüksek katlı binaları ve treni maketlerine eklemeyi unutmadılar.

Projeye katılan çocuklardan çoğu Kuş Cennetine hiç gitmemişti. Kuş Cennetine geldiğini söyleyen çocuklarımız da “Hiç kuş görmemiştik” dediler.

Geçici Hayvan Bakımevi gezisi sonrasında 60 çocuğumuzdan 48’i Geçici Hayvan Bakımevine yeniden giderse hayvanlara bakıp, sevmek istediğini, bu faaliyetleri yapmaktan hoşlandığını belirtirken, 11 çocuğumuz sadece köpeklerle oynamak için gideceğini bir çocuğumuz da köpeklerle şov yapmak için yeniden gitmek istediğini ve beğendiğini belirtti. Çocuklarımızın 1/4 ü böyle bir yerde çalışmak isteyeceğini düşünüyordu.

Projedeki ilginç ve hoş bazı anektodlardan da örnek verirsek aslında bu tip etkinliklerin çocuklarımız için ne kadar yararlı olduğunu anlayabiliriz:

Çocuklarımızdan birisi projenin üçüncü günü akşamı evde babasından kendine son test uygulamasını istemiş, kendisine sorduğumuz sorulara benzer sorular yazdırıp tablo yaptırmış, soruları yanıtlamış ve alt kısmındaki boşluğa da resim yapmış ertesi gün bizlere getirmişti.

Bazı çocuklarımız evde yaptıkları resimleri bizlere hediye olarak verdiler.

Kardeşi olan bir çocuğumuzun gezi sırasında kedi yavrusunu görünce “Kardeşimden de küçük” diyerek yorum yapması hepimiz gülümsetmişti.

Kaldırımda köpek dışkısı gören çocuklardan biri, “Koyun kakası zeytin gibi” diyerek bilgi paylaşımında bulunmuştu.

Gördüğü tüm hayvanlara isim takarak gezen bir çocuğumuz da vardı.

Yine beyin fırtınaları çalışmalarına verdikleri yanıtlar çok güzeldi. "Evsiz hayvanlar için ....... keşfetmek isterdim" cümlesine; mavi, lezzetli ve yararlı mamalar diye yanıt vermişlerdi. İki katlı yatağı olan kulübe, oyun, top, ilaç, yuva, tüy kesme makinası gibi yanıtlar aldık. Çocuklarımızdan biri de “Hav hav dediğinde otomatik olarak istediğini getiren bir şey yaparım” demişti.

“Sulak alanları korumak için …………… projesi yapardım.” cümlesini tamamlamak için çocuklarımızdan bazıları “Orayı kendim beklerdim” dedi. Cır cır böceklerinin ışığı ile koruma projesi yapan oldu.

Drama etkinliklerinde gerçekten veteriner hekim olmayı düşünen çocukların veteriner hekim rolünü seçtiğini gördük. Tamamen doğaçlama şeklinde gelişen etkinliklerde ve ailelere yapılan sahipsiz hasta hayvanlara yardım canlandırmasını yaptıkları gösteride çocuklardan birinin “Evet bu çok abur cubur yemiş, hasta olmuş” yorumu projenin unutulmayacak karelerindendi.

Her grubun sonunda çocuklarla birlikte ailelerinin konuk olduğu; çocukların resimlerini ve maketlerini sergiledikleri proje tanıtımı etkinlikleri düzenleyerek aileleri de projenin çarpan etkisine dahil ettik. “Anneme ve Babama Öğretiyorum” etkinliği adını verdiğimiz etkinlik sonunda dağıtılan “Veli Değerlendirme Anketleri”nde ailelerin projeyi % 100 faydalı bulması bizlerin emeklerinin en güzel karşılıklarından biriydi.

Ailelerin geri bildirimlerinden örnekler verirsek;

Birlikte geçirdiğiniz her günü büyük heyecanla bizimle paylaştı.

Biz doğa dostu ve hayvansever bir aile olsak da sizler sayesinde bambaşka bir dünya keşfettiler.

Bireysel gelişiminde ciddi katkılarının olduğunu ve olacağına inanıyoruz.

Proje boyunca onlarla birlikte sürekli ilgilendiğiniz ve en önemlisi mutlu olmalarını sağladığınız için de teşekkürler.

Değerli bilgileri ilk ağızdan öğrenmesi, yerinde gözlem yapması farkındalığını artırdı.

Çocuklarımın (ikizler) gün içerisinde yaşadıklarını anlatırken ki heyecanlarına eşim ve ben çok güldük. Onlardan tanımadığımız kuş isimlerini dahi öğrendik.

Çocukların farkındalıklarının artmasını umuyorduk, ancak bu beklediğimizden de iyi idi. İyi organize olunmuş, epey emek verilmiş bir çalışma.

Bu proje olmasaydı ben çocuğumu Kuş cennetine götüremezdim. Bu sayede oldu.

Kendim köpeklerden korkarım. Bu korkumu maalesef çocuğuma da hissettirdim. Projede bu korkusunu bir nebze yendi. Hayatı boyunca taşıyacağı bir yükten kurtulmak için ilk adımı atmış oldu.

Bizlerin atladığı ayrıntıları hatırlattığınız için teşekkür ederim.

Çocuğum projenin her günü “Harika bir gün geçirdim” diyerek geldi.

Çok faydalandığımızı düşünüyoruz. Biz de bahçemizde köpek besliyoruz. Uyguladıklarını her zaman pekiştireceğiz.

Proje sonundaki gerek çocukların gerekse ailelerin görüşleri, kazanımları bizler için çok kıymetliydi.

Aslında bu tarz projelerin çok daha fazla yapılması ve daha fazla çocuğumuza ve aileye ulaşılması gerekiyor.

Projede müziğin gücünü kullanmak adına Proje Uzmanlarımızdan Olgu Anaokulu’nun kurucusu olan çok kıymetli Emekli Öğretmen Özden Can tarafından etkinliklerimize uygun şarkı sözleri yazılmıştı. Bilinen ezgilerle uyarladığımız bir kaç tane örneği de paylaşırsak belki bu 23 nisan çocuklarımız bu şarkıları da söylerler.

Şarkı Sözleri:

Şarkı 1: (Ezgi: Tin tin tini mini hanım)

Cik cik mini mini kuşum

Cik cik cik cik mini mini kuşum

Yuvasız kalmış kuşum

Ağaçları kestiler, Suları kuruttular

İnsanlar hayvanları yuvasız bıraktılar

Evlerin balkonları, Apartman çatıları

Size yuva mı oldu, Kirli çöp kutuları

Şarkı 2: (Ezgi: Patlıcan soymadın mı?)

Kedi alsam evime

Sütü koysam önüne

Hiç kızma anneciğim bu miniğin suçu ne

Pişt pişt diyelim patileri sevelim

Minik pembe buruna bir öpücük verelim

Köpek alsam evime

Kemik koysam önüne

Hiç kızma anneciğim bu miniğin suçu ne

Hav hav diyelim patileri sevelim

Minik pembe buruna bir öpücük verelim

Şarkı 3: (Ezgi: Daha dün annemizin)

Daha dün ağaçların dallarına konarken

Çiçekli bahçelerde yuvaları yaparken

Şimdi evler yıkıldı

Ağaçlar hep kesildi

Çok üzgünüz hepimiz

Doğayı koruyun siz

Şarkı 4: (Ezgi: Hal hal)

Bir evi yok annesi yok

Ekmeği yok yemeği yok

Yavru köpek benden korkar

Kendisine yuva arar

Minik köpek gel yanıma hav hav

Şarkı 5: (Ezgi: Şaşkın)

Hayvanlara kötü bakma bakma dostum

Hiçbirine zarar verme verme dostum

Onlar canlı biz canlıyız kıyma dostum

Dünya benim dünya onun paylaş dostum

Bu dünya hepimizin paylaş dostum

Özellikle pandemi sürecinde çocuklarımızın normalleşme adına kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak küçük gruplara yönelik bu tip etkinliklere fırsat tanınmalı ve bütçe ayrılmalı diye düşünüyoruz. Doğada maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyarak bu etkinliklerin gerçekleştirilmesi mümkün.

Biz İzmir Veteriner Hekimleri Odası olarak çocukların geleceği güzelleştirmesine katkı koyacak her türlü çalışmanın içinde yer almaya hazırız. Çünkü çocuklar geleceğimizdir. Onların aklı işlenmemiş maden yatağıdır. Ne kadar doğru bilgiye ulaşırlarsa, ne kadar duyarlı bireyler olarak yetişirlerse o kadar güzel bir gelecek hepimizin olacaktır.

Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Not: Projeyi gerçekleştirmemize yardımcı olan, proje ekibimizde yer alarak emek verip katkı koyan herkese teşekkür ederiz.

Veteriner Hekim Dr. Ebru TONG

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Genel Sekreteri

****

HASTALARIN

SESİ OLMAK

Bu yıl Dünya Veteriner Hekimler Günü 24 nisan Cumartesi günü kutlanıyor. Bizler Veteriner Hekimler olarak hayvan sağlığı ve halk sağlığı çalışmalarımızın yanında hayvan hakları ve refahına, ülkemiz hayvancılığına ve ekonomisine, gen kaynaklarımızın korunması ve hayvan ıslah çalışmaları ile iyileştirilmesine, ülkemizin biyolojik çeşitliliğini oluşturan yaban hayatı üyesi hayvanlarımızın korunmasına da hizmet ediyoruz.

Veteriner Hekim olmak isteyen çocuklarımızın bizleri tanıması ve çalışmalarımızı bilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Doğa ve hayvan sevgisi ile büyüyerek yaşamlarında farkındalıklara yer açmaları gerekiyor. Sonrasında temeli gerçekten sevgi üzerine kurulu bu mesleğin bilgi ile gelişip büyüdüğünü göreceklerdir. Hastalarının ağzı dili olmadığı düşünülse de onlar Veteriner Hekim olduklarında hastalarının ağzı, dili, gözü, yüreği ve sesi olacaklar.

Dünya tarihi boyunca tek sağlık yaklaşımı ile Veteriner Hekimlerin yaptıkları hizmetleri araştırmaları, tarihte iz bırakmış Veteriner Hekimler hakkında bilgi sahibi olmaları, mesleğimizin zorluklarının neler olduğunu bilmeleri, onlara başarılı birer Veteriner Hekim olma yolunda ışık tutacaktır.

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy' u, Ordinaryus Prof. Süreyya Tahsin Aygün'ü ve ülkemizin çocuklarının sağlıklı olmasını sağladığı başarı hikayesini bilmeleri, çocuklarımız sağlıklı beslenmeli diyerek hayatını bu uğurda çalışmalara adamış Osman Nuri Koçtürk'ü tanımaları, bir zamanlar çocuk olan bu değerli insanları ve günümüzde bıkıp usanmadan tükense de vazgeçmeden çalışan Veteriner Hekimlerin tanınması ve çocuklarımıza tanıtılması gerekir.

Çocuklarımızın mesleğimizi seçseler de seçmeseler de ülkelerinin geleceği için Veteriner Hekimlik mesleğinin stratejik önemini bilerek büyümelerini ve ileride söz sahibi olduklarında daha güzel bir dünya için geleceğin Veteriner Hekimleri ile el ele çalışmalara imza atmalarını diliyoruz.

Dünya Veteriner Hekimler Gününde ebediyet göç eden meslek büyüklerimizi saygı ve rahmetle anarken, çocuklarımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını Atamıza minnet ve rahmetle kutluyorum.

H. Gökhan ÖZDEMİR

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı

23 Nis 2021 - 10:50 İzmir- Çevre


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?