Ödemiş'te dozerler tarihi eserleri paramparça etti

İzmir'in Ödemiş İlçesi'nde kurulan Rahmanlar Baraj havzasında, iş makinaları antik eserleri paramparça etti ve molozların arasına sürdü.

+4
Haber albümü için resme tıklayın

Ödemişli Bilim Adamları’ndan Prof. Dr. Ülkü Altınoluk şu günlerde çok dertli. İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde başlayan öğretim üyeliği,  Yıldız Teknik Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve halen Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde devam eden Yüksek Mimar Prof. Dr. Ülkü Altınoluk, son Ödemiş ziyaretinde kahroldu. Ödemiş’te kurulan Rahmanlar Baraj havzasında iş makinalarının antik eserleri paramparça ettiğini ve molozların arasına sürdüğünü gördüğünü söyleyen Prof. Altınoluk, “Oysa o eserler tarihe ışık tutacak nitelikte. Baraj suları altında kalacak. Dereuzunyer, Derebebekler ile yıkılan Elmedenler yerleşimleri; sürdürülebilir özellikleri nedeniyle özgündür” dedi. Buradaki eserlerin talan edilmemesini isteyen Prof. Altınoluk, “Müzeler Müdürlüğü’ne, Jandarmaya ve emniyete haber verdik. Umarız o eserlere bir zarar gelmez” dedi ve düşüncelerini açıkladı.

Yaptığımız çalışmada; yerleşimin belgelenmesi, verilerin kayda geçmesi diğer yandan bu verilerle yerin ruhunu (Genius Loci) bulmaya çalışmak amaçlanmaktadır” dedi.

Gelin, bir dönem Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sanat Kuramları Anasanat Dalı Başkanlığı da yapan  hayatını sanata, sanat eserlerine ve mimariye adayan Prof. Dr. Ülkü Altınoluk’un feryadına kulak verelim .   İbrahim Irmak / iirmak@ haberhurriyeti.com

***

ÖDEMİŞ'TE yapımı sürün Rahmanlar Baraj havzasında kalan çalışmalar nedeniyle artık kullanılmayan yerleşimlerde bırakılan, bulabildiğimiz sepet, saplı hamur tahtası, zeytinyağı ibriği, küp, testi, bulgur değirmen taşı, dokuma aracı gibi malzemeler de bu yerleşimlerdeki yaşama ait önemli verileri sağlamaktadır (1).

Buradaki bilgiler, beceriler gibi somut olmayan kültürel miras ise yaşamı anlamlı kılan düşünmeyi ve duyguları harekete geçiren unsurlar olarak değerlendirilmelidir.

Köyler, Rahmanlar Çayı (deresi) üzerinde yer almaktadır. Bademli yerleşimi örneğinde olduğu gibi burada da ‘‘dere’’ isminin öne çıkarılması bu derenin önemini ortaya koymaktadır (3). Köylerin isimleri Dereuzunyer ve Derebebeklerdir (6).

1947 yılında tamamlanan Ödemiş İmar Planı'nda da; Ödemiş'ten çıkan bu köylere giden yol, plan üzerinde ‘Üzümlü Dere Köyleri’ olarak tanımlanmıştır.

Bu köylerdeki yapılarda kullanılan antikiteye ait devşirme malzeme ile birlikte, yakın çevrede de antik dönem eserleri bulunmaktadır. 2013 yılında yapımına başlanan barajın suları altında kalacak olan bu köyler, yakındaki Üzümlü Köyü’nden ayrı düşünülmemelidir. Yolların kavşak noktasındaki Üzümlü Köyü Rahmanlar Çayı üzerindeki Yalnızdeğirmen Köprüsü vasıtası ile bölgenin önemli kenti Hypaipa’ya (Datbey) bağlanmaktadır. Köprü, üzerinde bulunan kartal örgesi ile birlikte selde hasar görmüştür.

Onarılan köprüde ‘dönem’ izi görülebilmektedir. Üzümlü köyü yakınlarındaki Çınardibi ve Topraklık mevkilerinde antikiteye ait izler bulunmaktadır.

Üzümlü’de, yıkılan eski köy camisinin temelinden çıkan ve kiliseye ait olabileceği düşünülen, günümüzde köy kahvehanesinin bahçesinde bulunan ve birçoğunun kaybolduğu söylenen Bizans eserleri bu bölgenin antik dönemlerde de önemli olduğunu göstermektedir.

Yakındaki Tosunlar köyünde taş bir köprü ile, su kaynaklarının ve verimli tarım topraklarının olduğu yerlerde kurulduğu bilinen “Manastır Mevkii” bulunmaktadır. Yakın köylerden 1530 yılı kayıtlarında adı geçen yol üzerindeki Ortaköy’de ( Medekse) köprü, köy içinde ve mezarlığında antikiteye ait mimari yapı elemanları ile değirmen taşları bulunmaktadır.

Diğer yandan buradaki köylerde bulunan çok sayıdaki değirmen taşı bu köylerin endüstriyel miras açısından önemini ortaya koymaktadır.

Ödemiş Üzümlü Barajı suları altında kalacak olan Dereuzunyer, Derebebekler ile yıkılan Elmedenler yerleşimleri; sürdürülebilir özellikleri nedeniyle özgündür.

Bu yerleşimlerden alacağımız, kullanarak değerlendirebileceğimiz bilgiler bulunmaktadır. Rahmanlar Deresi ve topografya ile bölgenin diğer coğrafi çevre özellikleri; yolları ve yerleşimi belirlemiştir.

Dağdaki düzlükler tarım olanakları sunarken buna yakın eğimli alanlar zeytin ağaçları ve yerleşim için değerlendirilmiştir. Bu şemadan günümüz için çıkarımlar yapılabileceği açıktır. Bu çıkarımlar aşağıdaki başlıklarda ele alınabilir.

Ulaşım ağı ve elemanları, yollar, köprüler; yol mirası.

Yerleşimin dokusu, yönlenmesi, topografyaya uyum.

Konut özelinde biçim, şema ve iç mekan donatımı ögeleri. Avluda çeşme, fırın, ağaçlardan oluşan çevre.

Yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli tarımsal ürünlerin yetiştirilmesi ve işlenmesindeki düşünceler, değirmenler, yağhaneler; endüstriyel miras olarak tanımlanabilir.

Yaşamın temel girdileri olan barınma ve beslenme amacı ile yaşamın sürdürülebilmesi için burada bir kurgudan söz edilebilir.

Bu köyleri diğerlerinden ayıran özelliği yaz kış akan deresi ile dere kenarına dizilmiş değirmenleridir.

Rahmanlar Çayı'nın da bağlandığı Küçükmenderes Nehri’ni besleyen ve 1930’lu yıllarda ‘ırmak’ olarak tariflenmiş beş dere bulanmaktadır. Bunlar Arpacık, Gölcük, Bozdağ, Subatan ve Löbek ırmağıdır. Arpacık ırmağı, Arpacık dağından çıkarak Üzümlü Deresini oluşturur. Üzümlü Deresi Rahmanlar Vadisi’nde karstik bir alanı geçtiğinden, bölgedeki diğer derelerden farklı olarak sularını hızla boşaltmamakta bu morfoloji (yapı) yaz aylarında bile derenin akmasını sağlamaktadır. Dere yaz aylarında iki-üç ay berrak, diğer mevsimlerde bulanık akmaktadır (2).

Derenin alt bölgelerinde höyüklerin yoğun olarak bulunması da bu özel durumun, ilk çağlardan itibaren dikkate alındığını göstermektedir. Rahmanlar Deresi’nin enerjisi değerlendirilmiştir. Ödemiş’ten ve civar köylerden buradaki değirmenlere öğütülmesi için buğday, arpa, çavdar, yulaf, mısır getirilmesi ve buradaki özellikle ilkbahar aylarındaki yoğunluk derenin önemini ortaya koymaktadır.

Yağlık zeytin cinsindeki zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinin de yine köylerdeki yağhanelerde sıkılarak zeytinyağı elde edilmesi ‘su enerjisinin kullanımından dolayı’ bu köyleri ayrıcalıklı kılmaktadır.

Derenin temiz su kaynağı olmasının yanı sıra suyun potansiyel enerjisinden yararlanılması da söz konusu olmuştur (4).

Roma İmparatorluk döneminde ( M.Ö 14- MS 395) en üst düzeye ulaşmış olan Datbey’de (Hypaipa), üzümlü yönüne giden yol üzerinde bulunan Cin Köprüsü yanındaki taş örgü su kanalı, büyük olasılıkla o dönemde Rahmanlar Çayı'ndan kente temiz su getirmek için yapılmış olabilir.

Üzümlü’den yaklaşık üç km uzaklıktaki Datbey’e giden taş kaplama yol üzerinde, seti tutan ve taş duvar örgüsünde iki değirmen taşı bulunan set duvarı bulunmaktadır (5). Yolun sol yanında suyun enerjisi ile çalışan bir bölümü yıkılan yağhane, yanında yüksekliği altı metreyi bulan şelale, Rahmanlar Çayı ve bunun üzerinde ‘Yalnızdeğirmen Köprüsü’, çay kenarında kitabesinde; ‘Çobanoğlu Yusuf Akcora Hayratıdır 1950’ yazan çeşme ve bunların çevresinde zeytinlik, nar ağaçlarının oluşturduğu flora bulunmaktadır.

Üzümlü veya Dereuzunyer Köyü'nde Hagios lohannes isminde bir Ayazma bulunmaktaymış (7). Bu alanda bulunan “şelale, su kaynağı, köprü ve yoldan” oluşan odak noktasından hareketle, Ayazma’nın buradaki çeşme olabileceği düşünülebilir.

Rahmanlar Çayı boyunca 1940’lı yıllara kadar her mevsim çalışan ilk ikisi Ortaköy’den önce sıra sıra değirmenlerin en büyüğü ‘fabrika’ olarak tarif edilen, Üzümlü ile Dereuzunyer Köyleri arasında kalan, müşterilerin konaklayabilecekleri odaları da bulunan binadır.

‘Kompirin Değirmeni’ olarak bilinen bu değirmen-yağhane baraj su toplama havzasında kaldığından 2014’te yıkılmıştır. Binaya yapımından sonra zeytinyağı işliği de eklenmiş bu endüstri yapısı ‘değirmen-zeytinyağı işliği’ olarak iki işlevi bir arada sürdürmüştür. Görgü tanıkların ifadesine göre burada ezilen zeytinler kıl torbalara konulup bunlar üst üste dizilir, üzerine sıcak su dökülerek insan gücüyle baskı kolu döndürülerek yağ elde edilirmiş.

Deruzunyer Köyü'nün bize göre en özgün evi 1999 yılında yıkılmıştır.

Ev bulunduğu topografya değerlendirilerek doğaya en az müdahale ile üç katlı olarak inşa edilmiştir. Sık doku içindeki evin, çevresinde de evler bulunmaktadır. Kalemişi süslemeleri binanın buradaki önemini vurgulamaktadır. Başodadaki duvarlara üstte tavana yakın bölümde boydan boya çiçek bordürü, altta vazo içinde çiçek demeti, yandan çarklı ve yelkeni de olan gemi resimleri işlenmiştir.

Cami resmi bulunan duvarda iki minare arasında ‘Tophane Asitab Ali Camii’, sol tarafta ‘Nakkaş Katip Hüseyin Efendi’ sağ tarafta ise ‘ amel …. ‘ yazılmıştır.

Sonuç olarak; özgün değerlere sahip bu köylerde belgesel, etnoarkeoloji, fotoğraf, film, resim vb. gibi farklı ilgi alanlarında çalışmalar yapılmalıdır.

Köylerdeki belge niteliği taşıyan eserler ve belgeler toplanarak kayıt altına alınmalı, değerlendirilmelidir.

Bize değerlendirebileceğimiz birikimleri ileten bu ve benzeri yerleşimlerdeki bilgiler korunmalıdır.

Buralardaki ekoloji, sürdürülebilirlik, flora, fauna bilgileri insanlığın ve doğanın birikimleri sonucu oluşmuştur.

Bugün bize düşen görev bütün bu birikimlerden dersler çıkarmak, bu bilgileri gelecek kuşaklara aktarmak olmalıdır.

Prof. Dr. Ülkü Altınoluk / ulkualtinoluk@hotmail.com

Kaynaklar

ALTINOLUK, S. , Hypaipa A Lydian City During The Roman İmperial Period, İstanbul, 2013.

ALTINOLUK, Ü. , Geleneksel Kent Dokusu Bilgi, İstanbul, 2007.

ARMAĞAN, M. , Ege Tarihi Coğrafyası, İzmir, 2009

DURAL, H., (Yayına hazırlayan Dr. Sabri YETKİN), İzmir, 2004.

ERDAL, M. , Anımsamalarda Eski Ödemiş Arz-ı Halleri, Ödemiş, Tarihsiz

M.Necip, ‘‘Ödemiş’’, Yeşil Tire Mecmuası, S.4 , İzmir, 1931.

KAHYA, Y. , GÜLER, K. , GÜLER, A.C. , ‘‘Ödemiş-Dereuzunyer: Architectural Features of a Rural Settlement to Be Submerged by Dam Water’’ , International Journal of Architectural Heritage, 2018.

GÜLER, K., Batı Anadolu’da Terk Edilmiş Bir Köy: Ödemiş- Lübbey, Mimarlık Dergisi, s.391, Ankara, 2016.

ÖZCAN, M. , ‘‘Üzümlü, Ortaköy ve Kaymakçı’da İncelemeler’’ Bülten 5 , Ödemiş Lisesi Eski Eserleri Koruma ve Tanıtma Kolu Yayını, Ödemiş, 1980.

VARDAR, S. , ‘‘Ödemiş Ovası ve Çevresinin Fiziki Coğrafya Özelliklerinin Yerleşim Üzerine Etkileri’’, Yörük Obasından Ödemiş Ovasına Bilgi Sempozyumu, 2019.

***

DİPNOTLAR

Seramik araç-gereç yapımında kullanılan derenin oluşturduğu kil malzeme, yerleşim yakınındaki ‘‘kil gediği’’nden temin edilmekteymiş.

Baraj yapımından önce, doğal yolunda seyrederek Küçükmenderes Nehri’ne akan Rahmanlar Çayı’nda Tatlısu yengeçleri su kaplumbağası ve balık bulunmaktaydı.

Ödemiş’te önemli bir ırmak kenarı yerleşimi Bademli (Potamia- Irmak Yurdu-, Bodemya) Aydınoğlu Beyliği sonrası kayıtlarda Değre (Dere) Bodemya olarak geçmektedir.

Ödemiş’te şehir suyu 1925 yılında Üzümlü Dere’sinden kilden üretilmiş üzeri sırlanmış 30 cm uzunluğunda 15 cm çapındaki künklerle 1931’den sonra ise demir borularla getirilmiştir.

Yapıda kullanılan tuğlalar, üzerindeki harflerden anlaşıldığına göre farklı atölyelerden sağlanmıştır.

Dereuzunyer yerleşimi mevkii isimleri: Elmedenler, Büyükharman, Topçudağı, Dikenler, Ahatlar.

Küçükasya Araştırma Merkezi, Dosya No: 18-22, Atina, 1963. Yunanca metni bizim için Türkçe’ye çeviren : Dr. Y. Mimar Savvas Tsilenis.

07 Ara 2020 - 00:00 İzmir/ Ödemiş- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

<3 Türki̇ye <3 - Yazının tamamını okumasam da başlıktaki ön yazı ne olduğunu anlamamıza yetiyor.

Konu gayet basit en cahil insan bile anlar , Adı üstünde tarihi eser bu yabancı bir ülkede olsaydı durum nasıl olurdu ? yıkanlara nasıl bir ceza uygulanırdı ne ceza verilirdi , Biz kendi dilimizde olan ancak TÜRKİYE' de olur böyle şeyler demekten öteye gidemez diyoruz ,Ben de kendi cahil kafamla ve düşünce ile bunları yapanlar vatan haini olabilirmi diyorum , Başka şekli ile kısaca ülkemin menfaatlerine zarar veren kişilere kuruluşlara vereceğim cevap budur .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Aralık 23:32


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?