Öğrencisi için ölümüne fedakarlık

Öğretmen Hasbi Alkılıç, Erzurum’un Tekman İlçesi’ne bağlı Dengiz Köyü İlkokulu’na atandı. Bir gün yoklamada 21 numaralı Osman'ın gelmediğini gördü. Hastaydı Osman, üstelik onu doktora götürecek babası da yoktu. Karlı bir kış gününde sağlık ocağına gitmek için atlı kızak kiraladı Alkılıç. bozuk yollarda hoplaya zıplaya giderlerken tipiye yakalandılar. Donmak üzereydiler. At karları kaza kaza ilerledi ve...

Kur'an'ın ilk emri 'Oku!..

Hz Ali,“Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” diyor.

O nedenle öğretmenlik dünyanın en kutsal mesleklerinden biri.  

Bizleri okumayı-yazmayı öğreten öğretmenlerimizin değerini biliyor muyuz peki.

Ya haklarını veriyor muyuz?

Yıllardır "geçinemiyoruz" diye sessizce ağlayan eğitim ordumuzun neferlerine kulak veriyor muyuz?

Roma döneminde, barınması için ev verilen, vergi bile alınmayan, Büyük İskender’in, “Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe yükseltti” dediği ve büyük saygı duyduğu öğretmenlerimizi biz sadece 24 Kasım’da hatırlar olduk.

Umarız bundan sonra hepimizin hayatına dokunan öğretmenlerimize karşı daha saygılı davranırız.

***

Hasbi Alkılıç, eğitim ordumuzun yılmaz savaşçılarından. Erzurum’dan yola çıkıp öğretmen olarak ülke insanımıza yıllarca hizmet vermiş. Mecburi hizmetiyle, atamalarıyla birçok yerde hizmet gören, gittiği yerlerde devletin bir temsilcisi gibi davranıp, insanlara ve insanlığa sıcacık yüreğiyle dokunan Hasbi Alkılıç’a, “Unutamadığınız anılardan birini bizimle paylaşır mısınız” dedim. Sanatcı bir özelliği de olan, saz çalıp, şiir yazan emekli eğitimci Hasbi Alkılıç bizi kırmadı ve meslek hayatının ilk yıllarında başından geçen bir olayı kendi kalemiyle anlattı. Öğrencisi için canını bile tehlikeye atan fedakar öğretmenlerimize bin selam olsun. İyi ki sizin gibi güzel insanlar var Hasbi Alkılıç Öğretmenim.  (İbrahim Irmak)

***

Eğitimde sevgi, gayret ve Fedakarlığın öğretmene verdiği mutluluk

1965-66 Öğretim Yılı’nda öğretmenlik mesleğimin ikinci senesiydi. Erzurum’un Tekman İlçesi’ne bağlı Dengiz Köyü İlkokulu’na  atamam yapılmış ve görevime başlamıştım. Okulun köyde ilk olarak açılmasından dolayı çeşitli zorluklarla karşılaşmış, çok yönlü gayretler sarfederek başarıya ulaşma yollarını aramıştım.

Öğretmen okulunda almış olduğum feyizle ömrüm boyunca görevli bulunduğum her yerde Milli Eğitimin amaçlarına, yasa ve yönetmeliklerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı, amaç olarak da öğrencilerime ve çevremdeki insanlara Atatürk, Vatan, Millet, Bayrak, Cumhuriyet ve din sevgisini öğretmeyi ve onlara her konuda örnek almayı ilke edinmişimdir.

Bu meslek sevgisi ve gayreti ile Dengiz Köyü İlkokulu’nda tek öğretmen olarak çalışmakta, gündüzleri öğrencilerine ve geceleri de istek üzerine okuma yazma bilmeyen köyün yetişkin insanlarına ders vermekte idim. Bu tür çalışmalarımla köylülerin itimadını kazanmıştım. Gün geçtikçe öğrenciler arasında ve çevrede okulun önemi artırıyor, eğitime ve okula karşı gösterilen sevgi ve saygı daha iyi şeyler yapmamı sağlıyordu.

O zamanın şartlarına göre köyün bir çok sorunları vardı.  Muhtar ve köylüler her sorunlarında bana başvururlardı. Onların sorunlarını çözmek ve mutlu etmek için Devletin bir temsilcisi olarak her türlü fedakarlığı yapmayı asli görevlerimden sayıyordum.

Çalıştığım köyün en büyük sorunu ulaşım ve sağlıktı. İlçeye 7 Km. mesafede olan köyün kışın yolu kapanır ve sağlık ocağı olmadığı için çok fazla sağlık sorunları yaşanırdı. Bu dertlerin çözümüne yardımcı olabilmek için   okulun ecza dolabında bol miktarda ilaç ve ilk yardım malzemesi bulundurur, yeri geldiğinde iğnelerini de yapar, yanık sıyrık ve kesik gibi vakalarda ufak tefek müdahalelerde bulunur zaman zaman pansumanlarını da yapardım.

Böylece öğrencilerimin ve köylülerin gözünde Öğretmen olarak onların hekimi, veterineri, katibi, marangozu, sıvacısı ve çaresizliklerine bulan candostu idim. Onların bu duygularını, davranışları ile ortaya koymaları çalışma şevk ve heyecanımı daha da artırıyor ve kendime ayıracak zaman kalmıyordu.

Şubat ayının son günlerinde ( 27 Şubat 1967) okulun zili çalmıştı. Derse girerek sabah yoklamasını yaptığım öğrencilerimden 21 numaralı Osman Dağın sınıfta olmadığını gördüm. Üçüncü derse başlamıştım ki, öğrencinin babası olmadığı için annesi sınıfa girerek çaresizlik ve üzüntü içinde çocuğunun çok ateşli hasta ve bitkin bir halde yattığını ve okula gelemediğini belirtti.  Dertli anne,  mümkünse Osman’ın durumuna bakmam için ricada bulundu.

Sınıftan Osman’ın arkadaşlarından birisi ile birlikte evine gitmiştik.  Ateşinin 39,5 derece olduğunu görünce, dereceyi bir daha kontrol etmiş ve doğru olduğunu anlamıştım. Öğrencim Osman rengi soluk ve baygın bir şekilde yatıyordu. Ateşini düşürmek için bazı tedbirler almıştım ama olay ciddi idi ve onu sağlık ocağına ulaştırmaktan başka çaresi kalmamıştı.  İlçe yolunun açık olduğunu öğrenince çocuğu doktora götürecek birini aradım. Yaşlı ve takatsız dedesinden başkası yoktu ve o da bir iş beceremediği için üçümüz birlikte gitmek durumunda kalmıştık. Bu tür vakalarda köyün tek ulaşım araca, Köylü Zeki’nin tek atlı kızağı olduğu için onu kiralayarak çocuğu kızağa yatırıp yola çıkmıştık.

İlçe yolu kullanışsız ve dere tepe olduğu için hayvan kızağı zorlukla çekiyor ve yavaş yavaş yol alıyorduk. Osman’ın durumunda bir değişiklik yoktu ve arada bir sayıklıyordu. Yaşlı dedesi Ömer amca da yürüyemez duruma gelince onu da kızağa bindirmek zorunda kalmıştım. Bu arada ilçeye bir hayli yaklaşmıştık ki kar yağışı artmış biraz sonra da tipi başlamıştı. İlçeye de ancak birbuçuk km bir mesafe kalmıştı. Gittikçe yol kapanmış ve benim de yürümeye takatım kalmamıştı.

Tipi şiddetlenince kızağın bir köşesine de ben oturmuştum ve tipinin şiddetinden çevremizi göremez olmuştuk. Bu durumda çaresiz bir şekilde atın dizginlerini çekmiştim ve hayvan eşinip kişneme başlayınca onu serbest bırakmıştım. Hayvancağız ayağı ile yolu eşiyor, kokluyor ve yavaş yavaş ilerliyordu. Biz üçümüz kızağın içerisinde donmamak için bir yumruk gibi birbirimize sokulmuş ve ölüm korkusunu yenmeye çalışıyorduk. Nefes almamız bile zorlaşmıştı. Zaman ilerliyor ve saatte beşe gelmişti. Daha önce de bu yolda birkaç kişi bu şekilde hayatını kaybettiğini bildiğim için, bu psikoloji içerisinde tipinin durmasını bekliyor ve bu arada kızağın bizi bir yerlere götürdüğünü hissediyor, bu sıkıntı ve kabustan biran önce kurtulmak istiyorduk.

Çocuğun durumu gitgide ağırlaşmakta idi. Tipinin şiddeti benim ve Ömer dedenin üzerinde etkisini göstermeye başlamıştı ve uyumamak için büyük bir gayret sarfediyorduk. Uykunun bizi ölüme götüreceğini biliyorduk. Bu şekilde aradan bir hayli zaman geçmiş, tipi eski şiddetini kaybetmiş insan ve köpek sesleri duymaya başlayınca, yaşama heyecanı ile ilçenin ana yoluna yaklaştığımızı görmüştüm. Ama kızağımızı çeken o asil ve yürekli hayvanda da takat kalmamıştı. Tipiden donma tehlikesinden kurtulma sevinci ile hayatta kalmamı sağlayan kıratın boynuna sarılarak yaşama sevincini paylaşmıştım.

İlçeye vardığımızda sağlık ocağına giderek Osman’ın durumunu görevli doktora anlatmış ve gerekli tedaviyi yapmalarını rica etmiştim. Doktor bey hastamızı iyice muayene ettikten sonra hastanın üşüme ve bakımsızlıktan bu duruma geldiğini ve eğer birkaç saat geç kalınsa idi hayati tehlikesi olabileceğini belirtmiş ancak birkaç günlük tedaviden sonra eski sağlığına kavuşacağını açıklayarak bizi sevindirmişti. Bu açıklama geçirmiş olduğumuz tehlikeli yolculuğa değmişti ve bir meslek zorunu başarmanın gurur ve mutluluğu ile görevimin başına dönmüştüm.

Mesleğimin ilk yıllarında, fedakarlık gayret ve sevginin mutluluğunu unutmayacağım bir şekilde yaşamış ve meslek hayatım boyunca da bu çalışmaların bana rehberim olarak kalmış başarımın da sırrı olmuştu.

Eğitimci Şair Hasbi ALKILIÇ

25 Kas 2020 - 02:07 İzmir- Eğitim


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Hasbi alkılıç - İbrahim bey, yaşadığımbu anıyı okuyunca çok heyecanlandım ve gururlandım.Bu fedakarca çalışmalar sonunda ülkemin kalkınmasına, aydınlanmasın ve çağdaşlaşmasına bir nebze de yardımcı olabildiysem yaşadığım topluma karşı görevimi yapmanın mutluluğu içerisindeyim..Sizin gibi duyarlı gazeteciler sayesinde verdiğimiz emeklerimizi gelecek nesillerimize duyurarak,onların da bu ülke için yapabilecekleri fedakarlıkları hatırlatmış oluyorsunuz,kaleminize ve yüreğinize sağlık.çok teşekkür ederim.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 26 Kasım 19:20


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?