Erkek bedenini silaha dönüştürmekten vazgeçin

Datça'da bir araya gelen bir grup ELEŞTİREL erkeklik DATÇA inisiyatifi (EeDi) oluşturmak için yola koyuldu. İstedikleri sadece Etik Değerlere Saygı olan erkekler, şiddete dur demek için ön çağrı hazırladı: "Elinizdeki, dilinizdeki, cebinizdeki, bedeninizdeki silahları yavaşça yere bırakın ve bir adım geriye çekilin!" dedi.

Datça'da bir araya gelen bir grup ELEŞTİREL erkeklik DATÇA inisiyatifi (EeDi) oluşturmak için yola koyuldu. İstedikleri sadece Etik Değerlere Saygı olan grup, şiddete dur demek için ön çağrı hazırladı. Çağrımız en başta kamu gücü olmak üzere, tüm erkeklere/eril yapılara diyen AeDi, "Elinizdeki, dilinizdeki, cebinizdeki, bedeninizdeki silahları yavaşça yere bırakın ve bir adım geriye çekilin!" dedi.

****

ELEŞTİREL erkeklik DATÇA inisiyatifi
(EeDi)
ÇIKIŞ BİLDİRİSİ şöyle:


BİZ SİZİN BİLDİĞİNİZ erkeklerdeniz
Eleştirel erkeklik Datça inisiyatfi (EeDi) yola çıkıyor!
Kendimizi sorgulama ve dönüştürme yükünü, eşit ilişkiler içinde olduğumuzu varsaydığımız başkalarının sırtından kendi omuzlarımıza almak için yola çıkıyoruz.

Eril dünyanın paydaşları ve suç ortakları olarak vermemiz gereken bir hesap, kendisinden özgürleştirilmesi gereken bir “erkekliğimiz” olduğunu ve bu özgürleşmenin yolunun, önce yüzleşmekten ve hesaplaşmaktan geçtiğini biliyoruz.

Sızlanmak, mızmızlanmak, sözüm ona doğru anlaşılmak, sözüm ona bilindik erkeklerle aynı kefeye konulmamak türünden bir hak talebimiz olmadığı gibi, aksine kendi erkekliğimizi kendi ellerimizle de sorgulamak ve kendimiz ile “kendimiz” arasında hesap sorulabilirlik ve hesap verilebilirliği mümkün kılacak bir mesafe açmak için yola çıkıyoruz!

Eleştirel erkeklik Datça inisiyatifi (EeDi) yola çıkıyor! Ama bir hak hareketi olarak değil!
Biz kim miyiz: Biz-olmayanı ezdikçe kendini özgür ve muktedir sanan; fabrikada işçi, evinde patron, emniyette işkenceci, yuvasında şefkatini öfkeyle gösteren bir baba, üniversitede asistanını taciz eden akademisyen, gazetede eşitlikçi yazılar barda herkese “yazan” gazeteci, plazada reklamcı, vadide bankacı, gözü toprakta eli her yerde emekli. Kendini var etmek ve güçlü hissetmek için evde, toplu taşıma araçlarında, gecelerin karanlığında, işyerlerinde ezmek, sindirmek, taciz etmek için fırsat kollayan, iktidar tapıncıyla muktedir olmaya çabalayan biziz.

Biz, sizin bildiğiniz o erkeklerdeniz!

Kadınlara, LGBTİ+’lara, çocuklara, başta hayvanlar olmak üzere canlılara yönelen şiddetin anormal, beklenmeyecek, kabul edilemez, sapıklık, hastalık hali, arızi, istisnai, kendini bilmezlik, vahşilik, barbarlık, medeniyet yoksunluğu, görgüsüzlük, terbiyesizlik, eğitim ya da bilinç sorunu gibi terimlerle, arkadan arkaya varsaydığı bir normu meşrulaştıran ve bu normdan sapmayla açıklanabilecek bir olgu olmadığını; aksine eşitlikçi toplulukların tasfiyesinden bugüne, farklı biçimler ve yoğunluklar gösterse de toplumu mümkün kılan temel eril normun en temel tezahürü olduğunu kabul ve beyan ediyoruz.

Bu anlamda, sözüm ona türsel olarak insanı temel aldığı iddiasıyla, nihayetinde “kadının kadın, erkeğin erkek” olduğu varsayımıyla önemli olanın insanlık olduğunu ileri sürmeye yeltenen, giderek erkeklerin fail olduğu her şeyi testosteron gibi biyolojik farklılıklara bağlayan her soy biyolojizmi ve doğallaştırma girişimini kesinlikle reddediyoruz!

Erkeklik bulaşıcıdır; erkekten erkeğe ve herkese geçer.

Bugün, içinde yaşadığımız bu ülkede, en başta kadınlar ve çocuklar gelmek üzere, normatif erkekliğin erkek saymadığı, erkekler de dahil olmak üzere, her kesimden canlıya yönelen şiddet, özellikle kadınlar ve LGBTİ+’lar söz konusu olduğunda apaçık bir savaş halidir. Kadınlara yönelik bu katliam artık apaçık bir cinskırımdır! Cinskırım olarak kadınlara ilan edilen bu savaşta, öldürülmeyenler, itaate ve değersiz konumlara zorlanmak için, toplumun bütün yüzeylerinde ve bütün düzeylerinde ya tacize, tecavüze uğramakta ya da öldürülme, taciz, tecavüz, açlık, yoksulluk ve yoksunluk üzerinden rehin alınmaktadır!

Ayrıca, kamu gücü ve otoritesini kullanan eril failler, kimi örnekleri kamuoyunca da yakından bilindiği üzere, işledikleri eril suçlar nedeniyle ne yazık ki kamu otoritesinin birden çok düzeyinde korunup kollanmakta, aynı şekilde suç ortakları hiçbir biçimde kovuşturmaya uğramamakta, bu faillerle ilgili dosyalar olabildiğince hızla kapatılabilmekte ya da sümen altı edilebilmektedir.

Dahası, kamu gücüne yaslanarak eril suçlar işleyen bu faillerin eylemleri sonucu hayatlarını kaybedenlerin yakınları ya da hayatta kalıp ağır sorunlarla baş etmek zorunda kalanlar, aynı failler ve suç ortakları tarafından ağır bir baskı ve kuşatma altına alınmakta, hatta cenazeleri bile ailelerinden, yakınlarından, sevdiklerinden, kamuoyundan kaçırılmaya çalışılmakta, hatta kaçırılabilmektedir.

Bu olay ve olgular, insana, siyasete, hukuka ilişkin hangi terimlerle açıklanmaya çalışılırsa çalışılsın, ne meşrulaştırılabilir, ne de kendini insan sayan biri tarafından kabul edilebilir.

Hukuksal tertibat, cinskırım savaşına dönüşmüş bu şiddeti çeşitli biçimlerde hem görmezden gelip, hem de etkili adımlarlarla norm-erkekliğin yanında saf tutarken, siyasal tertibat bununla yetinmeyip belirli ölçüler ve sınırlar içinde kadınlar için görece güvence olarak kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nden kendi attığı imzayı geri çekme peşindedir.

Eleştirel erkeklik Datça inisiyatifi kayıtsız koşulsuz İstanbul Sözleşmesi’ni sahiplenir; her koşulda savunur ve savunanların yanında saf tutar!

6284’ün uygulanmasını ve bununla yetinilmeyip, TCK 103’ün çocukları koruyan özelliklerinin ortadan kaldırılmasına, çocuk istismarcılarına karşı af getirilmesi girişimlerine ve istismarcıları teşvik eden çocukluk yaşının daha da düşürülme girişimlerine kesinlikle karşıdır.

Ayrıca inisiyatifimiz siyasal, ekonomik, hukuksal ve toplumsal düzeylerin tümünde, kadınlar ve LGBTİ+’lar için pozitif ayrımcılığı savunur.

Biliyoruz ki; hiçbirimiz “erkek” olarak doğmuyoruz; erkek oluyoruz!

EeDi’nin mücadele alanı kadın sorunu değil, bir sorun olarak erkeklikler ve erkeklerdir!

Bu çerçeve içinde, kadın hareketleri ile LGBTİ+ hareketlerini, he ne kadar her düzeyde birlikte anıyor olsak da, birbirine indirgemeyi, biri diğerini soğuracak şekilde kavramayı, kendi özgüllüklerini yadsımayı reddediyoruz.

Elbette kendimizi de bu iki hareket grubunun, kendilerinden çok şey öğrenmeye ihtiyacımız olduğunu bilmekle birlikte, çok geç kalmış bir taklidi ya da kopyası olarak görmüyoruz!

Bizler, bu inisiyatifin bileşeni erkekler olarak kadınlar ve heteroseksist, heteronormatif tertibatın tüm ötekileriyle birlikte eşit bir yaşamın mümkün olabilirliği hayalciliğini üstleniyor ve savunuyoruz.

Kendimize şu soruları soruyoruz: Hegemonik erkekliğe, güçlülük mitine, heteroseksizme ve heteronormativiteye nasıl bağlanıyoruz, bunlarla nasıl bütünleşiyoruz, eril iktidar şebekesinin parçası haline nasıl geliyoruz/getiriliyoruz; özcesi erkekler olarak bu eril tertibatın nasıl ve niçin itaatkar köleleri haline dönüştürülebiliyoruz?

Eleştirel erkeklik Datça inisiyatifi en başta kadınlara, çocuklara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddete karşı farkındalık geliştirmek, yaratmak ve bu şiddetle mücadele etmek isteyen, biyolojik cinsiyet mimarisi ne olursa olsun, kendisini erkek/erkeklik dünyasının bir parçası ve eril tertibatın paydaşı kabul eden tüm çeşitliliğiyle erkeklerin gönüllü, bireysel temelli katılımına açık sivil bir inisiyatiftir.

İnisiyatife katılım bireyseldir. Hiçbir biçimde inisiyatife herhangi bir -siyasal ya da gayrı-siyasal- örgüt, grup, oluşum, hareket, düşünce adına ya da onları temsilen katılımcı kabul edilmez.

İnisiyatif katılımcıları, içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız eril, heteroseksist, heteronormatif tertibatın asli faili ve odak noktası olarak erkek/erkekliği kabul etmiş sayılırlar. Bu ilkeden hareketle, inisiyatif bileşenlerinin tümünden öncelikle kendi önlerine kendi erkeklik halleriyle yüzleşmeyi temel bir görev olarak koyması beklenir.

İnisiyatif katılımcılarının, ister inisiyatifle ilgili tüm süreçlerde, isterse inisiyatif dışı yaşam düzeylerinde, hangi gerekçeyle, hangi vesileyle olursa olsun, jinofobik, heteroseksist, homofobik, transfobik, bifobik, militarist, şövenist, ırkçı, türcü, biyolojist vb. söylemlerin yeniden üretilmesi ve dolaşıma girmesine karşı bir tutum geliştirmesi esastır.

EeDi tümüyle barışçıl faaliyetler yürütür ve tüm faaliyetlerinde barışçıl yöntemler ile araçları esas almayı gözetir.

İnisiyatif katılımcıları “özel olan/alan politiktir” savsözünü yalnızca kadınlar için değil, erkekler için de geçerli sayar. Bu doğrultuda katılımcılardan herhangi birinin bu bildirgede dile getirilen temel esaslara radikal bir biçimde karşıt tutum ve davranışlar içinde olduğu, gerek sözel, gerek sembolik ve pratik olarak şiddet uyguladığına ilişkin herhangi bir durum ortaya çıktığında, inisiyatif şiddete uğrayanın beyanını, temel politika belgesi doğrultusunda, esas kabul eder ve aynı belge çerçevesinde gerekli adımları atar.

“GERİYE DOĞRU İLERLEYELİM, ABİLER”

Bizler, her birimizin biricik bir varlık/ tikel özgünlüklerimizle erkek olma hakkını gasp eden, homojenleştiren, özgün olma imkanlarını tümüyle tahrip eden eril bir misyonla sabitleyen, süreklileştirilmiş, sabitlenmiş bu misyon aracılığıyla kadınlara ve norm dışı varoluş biçimlerine karşı işlenmiş tüm suçların paydaşı kılan, zihinlerimizde pranga, ayaklarımızda zincir, tenimizde damga diye taşıdığımız eril tertibatın ürünleri olmaktan kurtulmak istiyoruz.

“Hep beraber”, “hep birlikte” erkek olmaktan utanç duyuyoruz! Her birimiz, tek tek, “Hepsi aynı”nın içinde “Bir erkek” olmak yerine kendi tikelliklerimizle var olmayı talep ediyoruz! Kaybedeceğimiz “Bir erkek” olmaktan başka hiçbir şey yok.

Çağrımız bu hayale sahip olan, sahip olmayı isteyen tüm erkeklere: Yeni bir erkeklik inşa etmek için değil; yeni bir bütünlük için değil; içinde boğulduğumuz bütünlüğü, bizi bütünleyen, soluğumuzu kesen o duvarı yıkmak ve içinden tek başımıza, bütün özgünlük potansiyellerimizle, bütün çıplaklığıyla bir varlık olarak doğmak için!

Eleştirel erkeklik Datça inisiyatifi birleşmeye değil, dağılmaya bir çağrıdır! Erkekler olarak “Hep beraber” kazanmaya değil, hep beraber kaybetmeye bir çağrı!

Biliyoruz ki erkekliğimizin ve erkeklerimizin her kaybı, norm-dışında bırakılanların kazancıdır!

Sizlere sesleniyoruz:

Bu ülkeyi bir erkek çölüne çeviren, içeride ve dışarıda militarist politikalarınızdan vazgeçin!
Devlet eliyle bireysel silahlanmayı yaygınlaştırmaktan vazgeçin!
Artık toplumsalın ve dilin tüm yüzeylerinde baskın hale gelen şiddet ve tehdit dilinden, dilsel silahlanmadan vazgeçin!
Erkek bedenini silaha dönüştürmekten vazgeçin!
Erkekleri silahsızlandırın! Erkekler, silahsızlanın!
Çağrımız en başta kamu gücü olmak üzere, tüm erkeklere/eril yapılaradır: Elinizdeki, dilinizdeki, cebinizdeki, bedeninizdeki silahları yavaşça yere bırakın ve bir adım geriye çekilin!
Çağrımız Datça’dan başlayarak tüm erkekleredir:
Bir adım geriye! Daha geriye! Kaybetmek özgürleştirir!
ELEŞTİREL erkeklik DATÇA inisiyatifi
(Bu bildirge, Eleştirel erkeklik Datça inisiyatifi temel politika belgesi dahilinde hazırlanmıştır. İnisiyatif oluşum süreci temel politika belgesi tartışma süreciyle devam etmektedir.)

05 Eki 2020 - 13:24 Muğla/ Datça- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?