Araziler birleştirilirse, Süs Bitkileri Türkiye’yi uçurur

Süs bitkileri konusunda yaptığımız röportajın ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Dış mekan bitkileri sektörünün öncülerinden ve Süs Bir Alt Birliği Yönetim Kurulu Adayı Mustafa Çoban, sektörün sorunlarının acil çözümü konusunda çağrı yapıyor. Bu sese kulak verelim.

ANKARA TANESİ 5-10 BİN EUROLUK AĞAÇ İTHAL EDİP DİKİYOR, BİZ İSE 1 TL’LİK ÇALIYA TAKILIP KALDIK

ARAZİLER BİRLEŞTİRİLİRSE

SÜS BİTKİLERİ TÜRKİYE’Yİ UÇURUR

Dış mekan bitkileri sektörünün öncülerinden ve Süs Bir Alt Birliği Yönetim Kurulu Adayı Mustafa Çoban, sektörün sorunlarının acil çözümü konusunda çağrı yaptı.

ZAMANI SATIN ALIYOR

Belediyelerin çaplı ağaç alıp, parklara diktiğini, altına kanepe koyup seçmenine yaşam alanları yarattığını belirten Mustafa Çoban, “Başkanın küçük fidan dikip büyümesi için beklemeye vakti yok. 5 yıllığına seçilen başkan zamanı satın alıyor” dedi.

ÇALIYLA REKABET OLMAZ

Çalı grubunda kıyasıya rekabetin olduğunu ve fiyatların dibe vurduğunu belirten Mustafa Çoban, ağaç yetiştirirsek, büyüdükçe para kazanırız. Ağacı bu yıl satamazsanız gelecek yıl daha fazla fiyata alıcısı çıkar” dedi.

KÜÇÜK MENDERES MÜTHİŞ YER

Ağaç yetiştirmek için Küçük Menderes Havzası ‘nda müthiş bir iklimin bulunduğunu belirten Çoban şöyle devam etti: Araziler çok küçük. Toplulaştırılıp, süs bitkileri yetiştiricilerine verilmeli. Bedava istemiyoruz. Her şeyin bedeli olmalı.

DÖVİZ BASARIZ

Büyük çaplı ağaçların katma değerinin de yüksek olduğunu belirten Mustafa Çoban, “Büyük bitkiler yetiştirirsek, hem üreticimiz, hem ülkemiz kazanır. Dövizlerimiz dışarı gitmez, tam tersine ülkemize tomar tomar döviz gelir” dedi.

RÖPORTAJ: İBRAHİM IRMAK

+++++++++++++++++++++++++++

SÜS bitkileri üreticileri şu günlerde pazar sorunu yaşıyor. Dibe vuran fiyatlar nedeniyle 2,5 metrelik leylandi fidanlarının sökülüp, yol kenarına atıldığı görünce “Yükselen feryatlara kulak verelim” dedik ve sektörün öncülerinden Çobanoğlu Çiçekçilik’in kurucusu Mustafa Çoban’la konuştuk. Mustafa Çoban’la röportaj yapmamızda iki neden vardı. Eğitimi ve deneyimleri nedeniyle sektörün sorunlarını çok yakından biliyor olmasıydı. İkinci neden ise şu günlerde arkadaşlarıyla birlikte sektörün Ankara’daki temsilcisi konumundaki Süs Bitkileri Alt Birliği Yönetimi’ne aday olmasıydı. “Ben yönetim kurulu üyesi olarak sektörün potansiyelini görüyorum tüm bilgi birikimimle sektörümüze ve ülkemize döviz kazandırmaya hazırım. Destek verilirse, Süs Bitkileri, Turizm’den daha fazla kazandırır” diyen Mustafa Çoban’la yaptığımız röportaja bu hafta da devam ediyoruz.

ÜRETİMİ PLANLAMAK GEREKİYOR

İBRAHİM IRMAK: Sayın Mustafa Çoban, çalı grubundan, ağaç grubuna doğru geçmemiz gerekiyor. Ancak o zaman rekabet edebilir duruma gelebiliriz diyorsunuz ve konsep değişikliğinden bahsediyorsunuz. Peki konsept değişikliği o kadar kolay mı? 3-5 yılda yetişmiyor mu bu bitkiler?

MUSTAFA ÇOBAN: Evet . Onun için arz talep dengesi için büyük alıcılarla üreticiler arasında iletişim kurulması ve ürün planlaması yapılması şart. Bir örnek vereyim. İstanbul bir dönem hep çalı dikti. Yani bizim ürettiğimiz bitkileri dikti. Daha sonra, “Bu çalılar bulundukları yerlerde pislik topluyor. Biz bunları temizleyemiyoruz” dedi. Biz elit ağaçlardan büyük olanlardan bir dekara 3-4 tane dikelim” dedi. O zaman ne oldu. Bizim 5-10 bin tane çalı diktiğimiz alana 4-5 büyük ağaç dikildi. Çöp topluyor diye konsept değişikliğine gidildi. Ya da Belediyeler, “Yapraklı ağaçlar Sonbaharda yaprak döküp, benim mazgallarımı tıkıyor” diyebilir. Bunun için Belediyelerle üreticiler ortak çalışma yapması gerekiyor. Bu koordinasyonu sağlayacak olan da birliktir. Baştan söyleyeyim, hiçbir belediye bunu direk söylemeyecektir. Ama biz oturup konuşacağız ve onların konseptlerine göre üretimi planlayacağız.

KÜÇÜK HACİMLİ BİTKİ İSTENMİYOR

İBRAHİM IRMAK: Avrupalılar ne yapıyor bu konuda?

MUSTAFA ÇOBAN: Avrupa bir dönem otobanların ortasına, kenarlarına çalı dikti. Karşıdan gelen araçların ışığını kesmek için bitkileri kullandı. Siz bunu bilirseniz, karayollarının çalı talep ettiğini öğrenirseniz, üretimi ona göre yaparsınız.

İBRAHİM IRMAK: Sizin söktürün başka sorunları yok mu?

MUSTAFA ÇOBAN: Fidancılık, süs bitkileri sektörünün sorunlarından sadece bir tanesinden bahsettik. Üretimle tüketim arasında doğru tespit yapmak gerekiyor. Genel anlamda işletmeler daha büyük daha hacimli üretim yapmak zorunda olduklarını biliyorlar. Belediyeler artık küçük hacimli bitki dikmek istemiyor. Her belediye de böyle değil. Bazı belediyeler, “Ben büyük de dikerim, küçük de dikerim” diyor.

GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNE GÖRE BİTKİ

İBRAHİM IRMAK: Belediye Başkanları Park oluştururken büyük ağaçları dikiyor. Altına da kanepeyi koyuyor. Vatandaşlarını da buyurun oturun bu parkı ben yaptım diyor. Seçmeninin karşısına hizmet ürettim diye çıkıp alkış alıyor. Aslında küçük fidan dikse o ağaçların gölgesinde oturulmak için en az 2-3 dönem başkanlık yapması gerekecek. Başkanlar Büyük ağaç dikerek zamanı mı satın alıyorlar?

MUSTAFA ÇOBAN: Aynen öyle. Belediye Başkanlarının zamanı satın alma konusundaki tavırları eleştirilecek bir tutum değil. Bu işin sonu da yok. Şimdi 8-10, 12-14 cm çaplı bitkiler dikiliyor. Ankara’da havaalanı protokol yolunda 60-80’lik kocaman ıhlamur ağaçları dikilmiş. Bu bitki orada olması gerekir. Küçük dik, büyük dik ama bak güzel duruyor mesajının veriliyor. Ama ülkemizin gelişmişlik düzeyine göre her tarafa o bitkiyi dikebilir miyiz? Hayır dikemeyiz.

KİRALIK ALANLARDA ÜRETİM ÇOK ÇOK ZOR

İBRAHİM IRMAK: Sayın Mustafa Çoban bu büyük ağaçlar pahalı değil mi? Öyle hemen de yetişmiyor. Bu ağaçlar ülkemizde var mı?

MUSTAFA ÇOBAN: Ankara protokol yoluna dikilen 5 bin 10 bin Euroluk ağaçlar. Ben buradan sorunlara, daha doğrusu sorunlar yumağına geleceğim. Ankara’daki mesaj, “Ben 60-80 ıhlamur dikeceğim” diyor. Peki bu ağaçlar ne kadar zamanda yetişiyor. En az 15-20 yılda. Ödemiş’teki bir üretici 20 sene bir ağacın büyümesini bekleyebilir mi? Kiralık alanlarda bekleyemezsiniz. Ödemiş’te kiralık alanlar 2-3 yıllığına veriliyor. 5 yıl, 10 yıl, 20 yıl bir kiralama modeli yok.

1-Arazi sorunu. Kiralık yerlerde bunu yapma şansınız yok. Şu anki kiralama sistemiyle sadece çalı üretirsiniz. O da bir yerde tıkanır. Çok üretim fazlası var.

2- Finans sorunu. Bizim ülkemizde 5 yıl, 10 yıl, 20 yıllık ürüne kimse kredi vermiyor. “3-5 gün sulamazsanız sizin ürün yok olabilir.”

DEVLET DESTEĞİ YOK DEĞERİNDE

İBRAHİM IRMAK: Peki sizin yönetiminiz bu finans sorununu Ziraatı destekleyen kamu kurumlarından mı çözecek?

MUSTAFA ÇOBAN: O kurumların, Bankaların ziraat desteklemeleri arasında Süs Bitkisi tanımı yoktu. Şimdi Süs Bitkisini de koydular. Bugün bu azdır ama ileride bu artırılabilir. Bizim görevlerimizden bir tanesi de bu olacak. Benim ilk dönemde görev yaptığım dönemde, Ziraat Bankası yöneticileriyle görüşüldü ve kitapçığa girdi. Şimdi dekara destek gibi bir çalışma yürütülüyor. Devletin bu konuda desteği yok denecek kadar az.

ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI

İBRAHİM IRMAK: Destekler artarsa, o 60-80’lik ıhlamurları, ağaçları iç piyasadan temin edebilirsiniz. Dolayısıyla dövizlerimiz dışarı gitmemiş olur. Onun satışından elde edilen Katma değer vergisi de ülkemize katkı olur. Değil mi?

MUSTAFA ÇOBAN: Elbette ülke ekonomisine büyük katkı sağlarsınız. Bir başka katkı da istihdam konusunda olur. Süs Bitkilerinde 7 dekar bir istihdam yaratır. Bu buğday tarımında 200-300 dekarda bir istihdamdır. Bu patates de atıyorum 50 dekarda bir kişidir. Sebep bu üretimlerde makineleşmedendir. Biz 200 dekarda üretim yapıyoruz, 20-30 kişi çalıştırıyoruz.

ORTAK AKIL ORTAYA ÇIKMALI

İBRAHİM IRMAK: Süs Bitkileri sektörü emek yoğun bir iş.

MUSTAFA ÇOBAN: İstihdam yaratmanın yanında, katma değeri de yüksek bir sektör bizimkisi. Devletin desteğinin de, Belediyelerin desteğinin de karşılığını verir Süs bitkileri sektörü. Bir başka konu da biz bunu burada yetiştirmezsek, o ürün yurtdışından alınıyor. Dolayısıyla dövizlerimiz dışarıya gidiyor.

İBRAHİM IRMAK: Üretim planlaması da aslında başlı başına bir sorun ülkemizde.

MUSTAFA ÇOBAN: Bu sorun hem merkezi, hem de yerel bazda çözülmesi gereken kapsamlı bir konu. Ancak bunların kendi aralarında bir bağ dokusu yok. Bunun kanunla düzenlenmesi gerekebilir. O zaman ortak akıl da ortaya çıkabilir.

İBRAHİM IRMAK: Ben arazi konusuna takıldım. Katma değeri çok yüksek bir sektör olan süs bitkileri için organize bölge kurulamaz mı?

MUSTAFA ÇOBAN: Bu yerelde olmaz. Bakanlık tarım politikalarıyla yapılabilir. Bizim birlik belki de en çok bakanla görüşendir. Süs bitkileri belirli bir olgunluğa geldi. Bakanlık bu sektörün gücünü tam keşfettiği zaman peşini bırakmaz.

AVRUPA’YA NEDEN ÜRÜN SATAMIYORUZ?

İBRAHİM IRMAK: Sayın Çoban, Orta Doğuya süs bitkileri konusunda açılmışız. Bu çok güzel elbette. Biz bu konuda ne zaman dünya oyuncusu olacağız. Avrupa’ya İtalya’ya ne zaman süs bitkisi satacağız?

MUSTAFA ÇOBAN: Avrupa’ya bitki satışında mevzuat sorunu var. AB üyesi olmadığımız için bizden bu ürünleri almıyorlar. Avrupa’dan Türkiye’ye gelen ürünleri bile biz onlara satamıyoruz. Bu mevzuat engeli Devletin çözeceği bir sorun. Ben sizin sorunuzu kalite anlamında alıyorum ve bugün bile Avrupa’ya ürün satabiliriz diyorum. İtalya’dan üretilen bir ürünü biz Küçük Menderes ovasında aynısını üretebiliyoruz. Avrupa’ya göre bitki üretiminde hiçbir eksiğimiz yok. Tecrübe ve bilgi birikimine de sahip bu ülke. Yeter ki sektöre basit dokunuşlar olsun. Sektöre 5 bin yeni üretici sokulabilir ama onlar küçük arazilerde üretim yapmak zorunda kalacaklar. Büyük üreticilere arazi konusunda dokunuş sağlanırsa, ürettiği ağaçları 5 metreye 6 metreye çıkaracak. Devletin desteği olsun veya olmasın bu sektör Avrupa düzeyine ulaşacak. Ancak 20 yıllık bitkileri ben belki bir kez üretebileceğim. Bir başkası bir başka bitkiyi üretecek. Ancak sektörün önü arazi açısından açılırsa bu daha da büyüyecek ve ülkemiz daha fazla döviz kazanır düzeye gelecek. Üretilen tek bir bitki değil. Yüzlerce çeşit var. Artık modern kentler mimari yapısıyla değil peyzajıyla da konuşulacak.

İBRAHİM IRMAK: Son yıllarda konutları satarken, gezi alanlarını, koşu yollarını, çocuğunuzla birlikte dolaşabileceğiz gezi yollarını ön plana çıkarıyor. Yaşam alanlarını ön plana çıkarıyorlar. Bu da peyzajla, bitkilerle oluyor. Dolayısıyla sektörün önü her gün daha da açılıyor değil mi?

MUSTAFA ÇOBAN: İnsanların iki tercihi öne çıktı. Birincisi yaşam alanları, ikincisi ise güvenlik. Ya da bunun tam tersi. Temiz çevre boyutu bizim elimizde, güvenlik boyutu ise devletin elinde. Sanayi toplumuna geçerken çok fazla kirlilik var. Bu da insan sağlığını çok ciddi etkiliyor. Bundan kurtulmanın yolu çevre, doğa… Başka bir alternatif yok.

ÜRETİCİ, MAKUL BİR YÜKLE

KAYITDIŞILIKTAN KURTULSUN

Bir sektör oluşurken sadece bir yöneticiyle olmaz. Dolayısıyla, üreticinin de sektörün içinde olması lazım. Bizim gayretimizin en önemli kısmı bu olacak. Yeniden ayağa kalkmamızda üretici desteği olmazsa sektörün başarılı olma şansı yok. Bu, yasak koyarak, korkutarak olmaz. Biz bu konuyu 10 sene önce anlattık ama o zaman sektör çok zayıftı. Çok cılızdı. Sektör bebekken biz ona büyük projelerden bahsediyorduk. Bize göre doğruydu ama o zaman belki çok erkendi. Bebek artık büyüdü emekliyor. Küçük üretim yapan arkadaşların da sektörün sorunlarını tartışarak çözüm arama yoluna girme ve el ele olma zamanıdır artık. Vergiye tabi olsun mu, olmasın mı, kayıt altına girsin mi girmesin mi tartışmalarına girmemiz lazım artık. Kayıt altına girmezseniz, sektör sizi tanımaz.

VERGİLER MAKUL OLMALI

Küçük üreticiler kayıt altına girsin ama hemen üzerine ağır yükler de binmesin tabii. Bu konunun ülkenin gerçekleriyle de örtüşmesi lazım. Bu nasıl çözülür. Üreticiye zarar vermeden, makul kabul edilebilir bir vergiyle sistemin içine almak gerekir. Kayıt altında olsun ve sayılsın. Ne yapıyoruz, ne ediyoruz, kaç kişiyi istihdam ediyoruz. O zaman sorunlar, sıkıntılar daha kolay aşılır. Şimdi biz görev istiyoruz ve sorunları, sıkıntıları çözmeye talibiz. Biz sektörün kayıt altına alınmasıyla bakanlığa sorunlarımızı daha iyi anlatabileceğiz. “Biz şu çalışmaları yapıyoruz, bölgeye uygun teşvikler istiyoruz” diyebileceğiz. Mesela, “Ödemiş’te şu şu ürünler daha iyi yetişiyor. O ürünlere teşvik istiyoruz” diyebileceğiz. Biz teşvik’i sadece para olarak bakmıyoruz. Dağın başındaki keçiden devletin haberi var. Neden teşvik nedeniyle kulağında küpe var. 10 lira, 20 lira nedeniyle herkes keçisini kaydettirmiş. Ama bizim sektörde, kim ne üretiyor maalesef devletin haberi yok. Bunu teşvik sistemiyle çözebiliriz. Biz süs bitkileri sektörünün sorunlarını biliyoruz. 10 yıl önce sektör bebekti anlatamadık. Artık profesyonelleşmeye hazırız. Ben de sektörün sorunlarını daha iyi anlatabileceğimi biliyorum.

RÖPORTAJ: İBRAHİM IRMAK

NOT: Çevre konusunda her türlü olumsuzluğu bize bildirebilirsiniz. Tabii güzellikleri de.

iirmak@haberhurriyeti.com

TEL: 0533 414 24 57- 0232 246 82 46

++++++

18 Eyl 2016 - 19:03 - Çevre


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?