Metin’in kafası suni çime karşı

Yemyeşil köy ve kasabada, taştan, duvardan bile çiçek, ağaç fışkırır o derece verimlidir, tek sahası vardır o da suni çim, ne anladım bu işten...

Yemyeşil köy ve kasabada, taştan, duvardan bile çiçek, ağaç fışkırır o derece verimlidir, tek sahası vardır o da suni çim, ne anladım bu işten…

‘Cennettir ülkemiz, insanlarımız da pek misafirperverdir’ deriz ama.
Aslında çok tuhaf bir ülkeyiz.
Aynı zamanda garip de bir milletiz.
* * *
Pide, lahmacun, ayran beğenmez, pizza, hamburger, hatdok yer, cola içer.
Mikrofonu uzatınca aslan kesilir, milliyetçidir, vatanseverdir, yurtseverdir.
Diyeceksiniz ki, ne alakası var.
Düşünürseniz var işte.
* * *
Üç tarafımız denizlerle çevrilidir.
Balık yemeyiz, yüzmeyi de bilmeyiz.
* * *
Ağaçları, yeşilliği pek severiz.
Mangalla gider, ormanı yakarız.
* * *
Çıkarken neyse de.
İnerken bile asansöre biner, yürüyen merdiveni kullanırız.
Biraz şişince de.
Parasını peşin ödeyip spor salonuna her gün gider, birkaç gün sonra vazgeçeriz, yetmez kolesterol ilacına başlarız.
* * *
Kardeşimizin bile bardağıyla su içmeyiz.
O derece titiz ve temiziz.
Vatan, millete hayır için, sokağa tükürüp balgamın okkalısını atarız.
* * *
Saatlerce vitrin gezer, ayakta kalırız.
‘Ay şekerim bir gezdik bir gezdik sorma’ diye gururla anlatırız, hava atarız.
‘Bak görüyor musun çok gencim hala’ demeye getiririz.
Sonra otobüse, metroya itiş kakıp binip hemen oturacak ararız.
Herkesin gözünün içine, içine bakar, ‘Kalksana ulan der’ gibi.
Yer veren olmayınca da.
Bu genç nöbetten mi çıkmış, hasta mı, regl mi, uykusuz mu diye düşünmeden, ‘Vallahi bu gençlerde saygı kalmadı, oysa bizim zamanımızda böyle miydi’ der dururuz.
Az önce deli dana gibi dolaşan sen değil miydin ?
Metroda, otobüste mi geldi aklına yorgunluğun ?
* * *
Lafı şuraya getireceğim.
Yıllarca hakemlik yaptık, biliriz, yaşadık çünkü.
Köy, kaza, kasaba, ilçe, mezra adı ne olursa olsun.
Gezdik, gördük, bizzat şahit olduk.
Yemyeşil cennet gibi yerler, taşın ardından duvarından bile çiçek, ağaç çıkıyor.
Bir tanecik sahalarına gidin bakın, kel, toprak.
Yeşil, otun zerresini bulamazsınız.
neden, niçin ?
Su var, toprak verimli.
Ne kaldı geriye ?
Şimdi İzmir’in ilçe ve köylerine gidin.
Çoğunluğu suni içim, yapay, kullanışsız, sağlıksız.
Yediğin içtiğin doğal olsun isterseniz, oynadığın saha yapay.
Çamur olmuyor, su basmıyor, oooh ne rahat diye düşünüyorsanız.
Çok yanılıyorsunuz.
Yere tükürüp, sümküren, kanı damlayan topçunun attığı nereye gidecek, toprak yok ki.
Yapışacak, toz olacak.
Hooop geriye başka bir topçu.
O da evine, mahallesine.
Enfeksiyonlardan enfeksiyon beğen.
* * *
İki neden kalıyor geriye.
İlki personelin, amirin, müdürün işine gelmiyor.
Su bahane, aslı yok bence.
Tembellik, rehavet olmasın sakın.
* * *
Bedavaya kaplanmıyor, o suni yeşillik denen şey.
Kaplat geç, kafan rahat etsin.
Öteki nedene hiç ihtimal vermek istemiyor.
Tamam duygusal demek istemiyorum.
Olmaz öyle şey
Suni, sanal bir düşünce benimkisi.
Hem de en yeşilinden.

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU

01 Eyl 2014 - 19:03 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?