Hadi tut elimi

Hayallerimiz suya düşer mi sevgili? Düşerse boğulurlar mı? Yıllardır suya düşe düşe öğrenemediler mi hala yüzmeyi?

Hayallerimiz suya düşer mi sevgili?Düşerse boğulurlar mı?Yıllardır suya düşe düşe öğrenemediler mi hala yüzmeyi?

Peki, söyle bana, insan düşlerinden vurulur mu?
Vurulursa ne olur?
O mu terk eder düşlerini, düşleri mi onu?
Ben artık hayal kurmuyorum sevgili…
Ben artık düşlerimden de vazgeçtim.
Hayat denen bu saçma sapan yolculuktan da yoruldum artık.
Biraz mola vermek, biraz dinlenmek istiyorum.
Yoksa devam edemeyeceğim.
Yoksa yolun tam burasında bitireceğim yolculuğumu.
Hayat bitmeyen bir yolculuk sevgili…
Hayat dinmeyen bir yalnızlık…
Dönmeyen bir beklenen, sönmeyen bir yangın…
Hayat ölmeyen bir aşk…
Ve ben bu aşkı taşımaktan da usandım artık.
Gitmek istiyorum hiç kimsenin olmadığı, hiçbir şeyin kalmadığı yerlere…
Gitmek istiyorum zamanın geçmediği, umudun bitmediği diyarlara…
Dönmek istiyorum acıların, hüzünlerin, ayrılıkların olmayacağı günlere…
Düşmek istiyorum sevdaların, güzelliklerin, huzurun tam kalbine…
Bir masal kahramanı olalım istiyorum sevginin, barışın, huzurun, insanlığın hüküm sürdüğü bir ülkede…
Gökten 3 elma düşsün istiyorum; biri çocukların, biri insanlığın, biri de bizim üzerimize…
Tutmak istiyorum elini hiç korkmadan ve sonuna kadar…
Hadi tut elimi sevgili.
Hadi, hayallerimizin suya düştüğü, düşlerimizden vurulduğumuz yerde kalmayalım artık…
Hadi tut elimi, o masal ülkemiz bekliyor bizi…

Bugün de bunlar düştü yüreğimden klavyemin tuşlarına… Huzurun, insanlığın, dostluğun, aşkın bileşkesine ulaşabilmek umuduyla… Sevgiyle, dostlukla, aşkla…

www.haberhurriyeti.com / HATİCE NAYIR

İNSAN DÜŞLERİNDEN VURULUR MU?

faili meçhul bir cinayetti düşlerim
düşlerim ki 16 yaz çiçeği
düşlerim daha kaç kış bekleyecekti
faili meçhul bir cinayetti düşlerim
imgelerin savrulduğu işkencelerden geçiyordu
tecavüze uğruyordu 17 sinde
iki dudak arasına sıkışan bir hayatın
gizli barınağıydı,
duydum ki faili meçhul bir cinayette
rastlamışlardı
düşlerimin parmak izlerine
görünmez bir el yazıyordu geleceği
giyitsizlik özlemlerini, açlıkları ve ölümleri
nasıl bir senaryoydu bu
binlerce uyarlanan
ve bin asır sürecek gibi
bu yalan dolan
zaaflarından vuruyorlardı çocukları
düşlerinden
elma şekerlerinden , pamuk helvalarından
misketlerinden,gülüşlerinden
ama ille de gözlerimin önünde
oluyordu olan biten
kulağımızdan bakıp görüyorlardı düşlerimizi
suskularımıza ekliyorlardı
ve korkularında buluyorlardı bizi
faili meçhul bir cinayetti düşlerimiz
büyük ümitlerin hükümleri kesinleşiyordu
haylaz çocuklar, suçlulardı mutlaka
ellerinde sapanları ile
yükseklere kendini fırlatmak istekleri
mancınıklar insanları nereye gönderir ki
gazetelerin puntoları arasına sıkışan
küçücük harflerle yazılıyordu ölenler
hedefi ve mesafeyi doğrulamadan
düşlerimizi salıveriyorduk
ilk siren sesinde vurulup düşüyordu
tahliye kararı vermişlerdi
düş kurmayan çocuklara
uçurtma uçurmayanlara,
sapan kullanmayanlara.
sen resimler çizerken tırnaklarınla duvarlara
düşler bir kibrit çöpüne eşdeğerdi
faili meçhul bir cinayetti düşlerimiz
biz gülüşlerimizden asılan çocuklardık
düşlerinden kurşuna dizilen
faili meçhul bir cinayette rastlamışlardı
düşlerimizin parmak izlerine
vurulduk bu yüzden habersizce
büyük büyük adamların korkularında
düş yoksulu geceler kaldı bize…

MUSTAFA GÜLCAN

25 Eylül 2014 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?