Kaya Çelikkanat ve “İkinci Liman” kitabı

Geçenlerde yaşı 80’ine dayandı ama yüreği, zekası halâ 40 yaşlarında olan gazeteci-yazar dostum Kaya Çelikkanat’ın “ İkinci Liman “ adlı kitabı yayınlandı.

MESLEĞİNİN DUAYENİ KAYA ÇELİKKANATVE “ 2. LİMAN ” KİTABI…

Geçenlerde yaşı 80’ine dayandı ama yüreği, zekası halâ 40 yaşlarında olan gazeteci-yazar dostum Kaya Çelikkanat’ın “ İkinci Liman “ adlı kitabı yayınlandı. Kitabın imza gününde meslektaşlarının yanısıra değişik meslekten kendisini seven dostlarıda bir araya geldi. Kitabın imza günü, Kaya’nın bir başka sürpriziyle de karşılaştık. İmza günü aynı zamanda Kaya’nın doğum günüymüş. Kaya’nın imzalı olarak kitabına sahip olmanın sevincinin yanısıra doğum günü pastası da o güne bir başka tat kattı.

Kaya ile ilk tanışıklığım çok eskilere (yarım asra ) dayanır. 1959 yılında başladığım Tercüman gazetesi İzmir bürosunda çalışırken Kaya’da o yıllarda Demokrat İzmir gazetesinde çalışıyordu. Yıllar çok çabuk geçti. 1965 yılında Tercüman’dan ayrılıp Ege Ekspres gazetesine geçip çalışırken 1970 yılında Avustralya’ya gittim. Gidiş o gidiş… Ve bu gidiş uzun yıllarımı aldı..

…….

Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıktaki bu ülkeye göçüp çalışmağa başlayan Türklere Yeni Vatan, Dünya ve Yeni Gazete isimli gazeteler yayınlayıp ana vatanla ilgili haberleri, 9 yıl da Hürriyet’e Avustralya’da çalışan Türklerle ilgili haberleri ulaştırdım. Kısa bir devre yerel bir televizyonda kısa bir devre yayın yapan Türkçe programda haber yorumları yaptım.

Son yıllarda Türkçe gazetelerin artması ile bu gazetelerde yazan-çizen genç arkadaşları iki yıl kurucu başkanlığını yaptığım Avustralya Türkler Gazeteciler Cemiyeti’nin çatısı altında topladım. Cemiyetimizi ayrıca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (Bşk.Orhan Erinç zamanında) kardeş kuruluşu olmasını sağladım.

……..

Tabii bu zaman içinde hasretini çektiğim ülkeme, İzmir’ime gelip gitmeler başladı.

Kaya bu zaman içinde çalışma yıllarını doldurmuş, emekli olmuş ve 2.Liman’da deniz kenarında bir ev tutarak oraya yerleşmişti. Türkiye’ye her gelişimde zaman zaman bu evde buluşur, çilingir sofraları kurar, sevgi, saygı dolu sohbetler yapardık.

Rahmetli Nihat Paykoç’la baba-oğul gibiydik.Türkiye’ye her gelişimde eski basın lokalinde buluşur akşamları-kerahat vakti yiyeceklerimizi, içeceğimizi koltuklarımızın alır Kaya’nın 1.limandaki evine gider orada yer-içer derin sohbetlere dalardık. Bu sofraların demirbaşları ise Dede lakaplı Hüseyin Omaç, karikatürist Eflatun Nuri idi. Ara sıra Ender Çoşkun ve Nuri Birgi’de katılırdı aramıza.. Uzak bir yerde yaşayan biri olarak benim için bu dost sohbetleri, gurbete geri dönüşlerde bana bir enerji sağlıyordu.

Akşamları Kaya Çelikkanat ile çilingir sofrasına oturmak, sohbete katılmak çok kimsenin arzusudur. Çünkü, o sohbet adamı, candan bir dost ve aynı zamanda yaşam kaynağı ve zamanımızın Bekri’sidir.

…….

Bizim devrimiz medyanın 4. Kuvvet olduğu devirdir.O devrin gazetecileri inanılan, sevilen, sayılan kimselerdi. Maddi çıkar için kalem satmak, koltuk/makam kapmak için yalakalık/dalkavukluk yapmak, yalan yazmak yoktu.. İzmir mesleğinde başarılara imza atmış, gazetecilerin yetiştiği bir şehirdir aynı zamanda. İstanbul ve Ankara’da önemli basın-yayın organlarında bir çok İzmir’li gazeteci önemli görevlerde yer almışlardır.

Benim 1959-1970 yılları arasında gazetecilik yaptığım İzmir’de medyanın IV:Kuvvet olduğu devirde gazetecilik yapan İsmail Sivri, Güngör Mengi, Muammer Övünç, Seyfi Özgenel, Nejat Türkeri, Kaya Çelikkanat, Tayfur Göçmenoğlu, Zeynel Kozanoğlu, Erkin Usman,Sabri Süphandağlı ve bu satırları karalarken isimlerini hatırlayamadığım değerli kimseler vardı.

…….

Evet, medyanın gerçekten “ IV. Kuvvet “ olduğu, gazetecilerin sevilip, sayıldığı bir devrin gazetecilerinden biri olan Kaya Çelikkanat’ın kalbi insan sevgisiyle dolu. Bu bu nedenle dostum, çilingir sofrası arkadaşım Kaya’ya Tanrı’dan sağlık ve uzun ömürler diliyor, insanları aydınlatan kitaplar yazmasına devam etmesini istiyorum.

Sona gelmişken, genç meslektaşlar Kaya Çelikkanat’ın “ 2. Liman “ adlı kitabını dikkatle okumalarını ve kitabın 131. sahifesinde yer alan “ Kalemler Türlü Çeşitlidir ” başlıklı yazısında yer alan “ Kalem var, sütü doğuştan bozuktur – Kalem var, mayası doğuştan sağlamdır “ ve “ Terazi var, tartı var, kalem var, kalemcik var…” satırlarını da nacizane olarak zihinlerine nakşetmelerini tavsiye ediyorum.

SEVDİĞİM SÖZCÜK

“ Yaşlanmadan akıllanmak gerek “

……………………………………………………………………………..

Hulusi ŞENEL

hulusisenel@yahoo.com

08 Şubat 2015 - Medya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?