Bıçak parasını AKP yasallaştırdı

CHP İzmir Milletvekili Prof Dr. Hülya Güven, Aile Hekimliği'nin amacından saptığını söyledi. Güven, "Katkı payı ne demek? Parasız hasta ölsün mü?" dedi.

GÜVEN: Bıçak parasını AKP yasallaştırdı

CHP İzmir Milletvekili Prof Dr. Hülya Güvenle Sağlık sistemini konuştuk. Engelliler konusunda yapılması gerekenleri sorduk. Biz sorduk, Hülya Güven cevapladı.

Hülya Güver kimdir

Hülya Güven CHP İzmir Milletvekili. Tıp Doktoru, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji ABD’de 1993’te profesör oldu. “İlaç ve Zehir Danışma Merkezi”nin kurulmasını sağladı. Anabilim Dalı Başkanlıkları, Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu Üyelikleri, DEÜ Etik Kurul Başkanlığı görevlerini yürüttü. İzmir Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi olarak görev yaptı ve kadınlara yönelik eğitim ve sosyal projelerin yürütülmesini sağladı. İBB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı yaptı. İzmir Tabip Odası Onur Kurulu Başkanlığı, Türk Farmakoloji Derneği 2. Başkanlığı, EÇEV Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. DSÖ ve Sağlık Bakanlığının birlikte hazırladıkları Sağlık Projesi kitabının bölüm yazarlıklarını yaptı. Prof. Güven’in bu kadar başarılı çalışması siyasilerin dikkatini çekti. CHP’den son dönemde İzmir milletvekili adayı olmasını önerdi. Prof. Güven, TBMM’de çalışırsam topluma daha çok yararım olur birçok kanun ve kararnamenin hazırlanması katkım olur düşüncesiyle öneriyi kabul etti. İzmirliler de Prof. Güven’i oylarıyla parlamentoya gönderdi. Prof. Güven TBMM’de boş durmadı, kanun teklifleri sözlü ve yazılı soru önergeleri verdi.

Haber Hürriyeti olarak Hülya Güven’in kapısını çaldık ve kafamıza takılan sağlık sorunlarını sorduk…Çok mesajlı bir röportaj çıktı ortaya… Umarız herkese fayda sağlar.

İbrahim Irmak

Katkı payı ne demek? Parasız hasta ölsün mü?

Aile hekimliği

Amacından saptı

Temel olarak sağlık bir haktır. Asla paralı olmamalıdır. Aile hekimliği, giderek özel muayene hekimliğine doğru değişim göstermekte, hastaneler ise derin bir kuyu gibi içine düşen hasta da sağlık elemanı da perişan.

Sayın Güven, Sağlık konusunda dillendirdiğiniz, zaman zaman da önergeler ve kanun teklifleri olarak verdiğiniz konular, toplumu çok yakından ilgilendiren konular. Öncelikle toplum sağlığına yaptığınız katkılar nedeniyle teşekkür ederim.

Soru 1- Bir gazeteci olarak, sağlık politikalarındaki eksiklikleri gözlemleyebiliyorum.

Yıllarca sağlık konusunda eğitim alan/veren/uygulayan biri olarak acilen sağlık konusunda yapılması gerekenleri sıralayabilir misiniz?

– Sağlık sisteminde yaşadığımız sorunlar “Sağlıkta dönüşüm” adıyla sağlık hizmetlerinin hızla özelleştirilmeye doğru gitmesinden kaynaklanmaktadır. Temel olarak sağlık bir haktır. Asla paralı olmamalıdır. Sağlık hizmetinde sorunlar aslında tüm yurttaşların başvurduğu ilk basamak olan “aile hekimliği” ile başlamaktadır. Aile hekimleri esas olarak “koruyucu hekimlik” hizmetleri vermeleri gerekirken, yani kendisine bağlı yurttaşların hastalanmamasını sağlayacak önlemleri alması ve denetimlerin yapılması gerekirken, muayenehane hekimliğine dönüşmüştür.

GİDİŞ HOŞ DEĞİL


Hamilelerin ve bebeklerin, yaşlıların, çocukların, engellilerin sağlıklı bir süreç geçirmelerini sağlaması aile hekimlerinin birincil görevidir. Ayrıca verilen tüm hizmetlerinde bedelsiz olması gerekir. Bugün aile hekimlerinden de katkı payı alınmaktadır. Yakında aile hekimleri zinciri karşımıza çıkarsa şaşırmayalım. Çünkü aile hekimliği de artık özel muayenehane hekimliğine doğru gitmiştir.
Halbuki aile hekimlerinin kendisine bağlı 3000-4000 kişiye sağlıklı hizmet verebilmesi için ebe, hemşire, sağlık elemanı ve sekreter gibi tam bir ekip ile çalışması için bakanlık tarafından desteklenmesi gerekir.

HÜKÜMETİN SUÇU BÜYÜK


Hastane hizmetlerine ise değinmiyorum. Birçok sorunun bir arada olduğu derin bir kuyu, hastaneler yetersiz hekim, hemşire ve sağlık elemanları ile hizmet vermeye çalışıyorlar. Katkı payları giderek artıyor. En son geçtiğimiz hafta zam geldi. Hastalar katkı payı nedeniyle sağlık hizmeti alamıyorlar. Hükümet yoksulluğun giderek arttığı ülkemizde, sağlıksız bir nesil yetişmesine katkı veriyor.

Soru 2-Geçen gün Ödemiş Devlet Hastanesi’nde Tomografi ve MR cihazı arızalıydı. Acil hastalar görüntüleme için Tire’ye gönderiliyordu. Teşhis için geçen zaman büyük sıkıntılara neden oluyordu, sağlık konusunda belki de ölümcül sonuçlar doğuruyordu. Haberimiz üzerine cihazların arızaları giderildi. Bu bizim tanık olduğumuz bir sıkıntıydı. Diğer yerlerdeki bu sıkıntıların yaşanmaması için, Periyodik bakım sözleşmeleri yok mudur?

Bir de bu cihazların kalibrasyon ayarları tamirden sonra sağlıklı şekilde ayarlanabiliyor mu acaba? Bunları denetleyen bir mekanizma var mıdır sağlık Bakanlığı teşkilatında.

Tüm hastanelerde mevcut tıbbi cihaz ve malzemelerin mutlaka periyodik bakım-onarımlarının ve kalibrasyon için hizmet alımlarının yapılması gereklidir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinde aksama olmaması sağlanacaktır. Hangi hastaneler bu işlevi yerine getiriyor bilmiyorum. Ama Sağlık Bakanlığında ve Sağlık Müdürlüklerinde denetim birimleri mevcuttur. Amaç sağlık sistemini özelleştirme olunca denetimlerde yapılamıyor demek ki.

Soru 3-Benim yeğenim Hastane mikrobu nedeniyle yaşamını yitirdi. Hastanelerimizin hijyen durumları dünya standartlarında sağlanabiliyor mu acaba?

-Hastane mikroplarının oluşması nedeniyle hastanın mağdur olması hatta hayatlarını kaybetmesi, sağlıkta taşeronlaşmanın bir sonucudur.
Hastanelerde yeterli eğitimli eleman desteğinin verilmemesi sonucunda taşeron çalıştırılması zorunluluğu oluşmakta ve hijyenin, sterilizasyonun ne olduğunu bilmeyen kişilere hasta bakım yada hasta ile ilişkili işlerin verildiği görülmektedir. Her alanda olduğu gibi özellikle sağlıkta da taşeron sistemi ölüm getirmektedir.

****

Eleştirdiği uygulamayı kendileri yapıyor

Bıçak parasını

AKP yasallaştırdı

Bu gidişin sonu tüm sağlık hizmetlerinin paralı hale geleceğini göstermektedir.

Soru 4-Sayın Güven, yüreğimi burkan bir konu ise, Medya’da gördüğümüz, “Ameliyat olacak ama şu kadar para gerekiyor” haberleri.Biz çok zengin bir ülkeyiz… Maşallah 7 düvele yardım ediyoruz! Bizim kendi insanımız neden sağlık konusunda, “Yalvar, yakar, dilenci durumuna düşürülüyor. Ameliyat gerekliyse neden insanların derdine hemen şifa olunmuyor?

– Eskiden AKP “bıçak parası” alıyorlar diye hekimleri suçluyordu. Şimdi hükümet “bıçak parası”nı yasallaştırdı. Hastalardan poliklinik ve tetkiklerde alınmaya başlanan katkı payları giderek artırıldığı gibi hizmet alanı da genişleterek ameliyatlara kadar geldi. Gelecekte görünen yalnızca katkı payı alınması değil, hizmetin tamamının bedelinin tahsil edilmeye başlanmasıdır. Aslında devletin görevi sağlık hizmetlerinin bedelsiz olacağı şekilde planlamayı yapması, bunun yanında da hekimlerin hak ettikleri bedeli almalarının sağlanmasıdır.

***

Ülke nüfusunun yüzde 13’ünü oluşturuyorlar

ENGELLİLERE ENGEL

İNSANLIK SUÇUDUR

“Özürlüler Yasasına” göre engelliler, 2012 yılı Temmuz ayında yaya geçitlerini kullanabilecek, tüm resmi yapılara rahatça girebilecek, spor tesislerini engelsiz kullanabilecekti. Sürenin dolmasına üç gün kala yasanın uygulanmasını hükümet 2015’e kadar erteledi.
Engelliler gerekli olan tıbbi cihaz ve malzemeleri (protez, işitme cihazı, tekerlekli sandalye gibi) sağlayamamakta, alınan katkı payları engelli yurttaşları zorlamaktadır. Aslında tüm malzemeler katkı payı alınmadan verilmelidir.

Soru 5- Bir de toplumun kanayan yarası engelliler sorunumuz var.

“Sokağa çıkamıyoruz. Ulaşım sorunları var. Hem toplu taşım araçları, hem de yollarımız engelli için büyük sorun?

Engellilerin üretici duruma gelmesi, sosyalleşmesi için herkese görev düşmüyor mu?

Engelsiz kentler, engelsiz beyinler nasıl yaratabiliriz.

Belediyeler de bu işte sorumluluk sahibi değil mi?

-Engellilerin sorunları ülkemizde gerçekten kanayan bir yara, aslında bir “insan hakları” sorunudur.
Bugün Türkiye nüfusunun %13 ünü oluşturan engelli yurttaşlarımız, eğitimden sağlığa, ulaşımdan istihdama kadar hayatın her alanında önemli sorunlarla karşı karşıyadır.
Ulaşımda en büyük darbeyi aslında hükümet vurmuştur. 2005 yılında çıkan “Özürlüler Yasasına” göre engelliler, 2012 yılı Temmuz ayında yaya geçitlerini kullanabilecek, tüm resmi yapılara rahatça girebilecek, spor tesislerini engelsiz kullanabilecekti. Sürenin dolmasına üç gün kala yasanın uygulanması 2015’e kadar ertelendi. Ancak hiçbir hareket görülmüyor. Muhtemelen yine ertelenecektir.

EVE KAPAT KURTUL MANTIĞI

Esas olan engelli alt yapısı için yerel yönetimlere kaynak aktarılması ve öncelik sağlanmasıdır. Ancak hükümetin temel amacı engellileri aileleriyle birlikte “eve kapatmak” olunca, engellilerin yok sayılması, çıkarılan kanunlara rağmen devam ettiğini görüyoruz. Engellilerin sorunları yalnızca belediyelerle ilgili değil esasen hükümetin tutumu, davranışı ve bakış açısı ile ilgilidir. Örneğin kentsel dönüşüm diyerek yeni yapılan alanlarda engelli alt yapısı yok. Engelliler oturacak ev bulmakta zorlanıyorlar.
Engelli spor kulüpleri yeterli destek alamamakta, antrenman için kullanacakları salonlar geç saatlerde veriliyor.
En büyük sorundan birisi de sağlık sisteminin engellilere arkasını dönmüş olmasıdır.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri yetersiz olduğu için özellikle ilerleyici kas hastalığı olan engelliler yeterli rehabilitasyon hizmeti alamamaktadırlar.
Engelliler gerekli olan tıbbi cihaz ve malzemeleri (protez, işitme cihazı, tekerlekli sandalye gibi) sağlayamamakta, alınan katkı payları engelli yurttaşları zorlamaktadır. Aslında tüm malzemeler katkı payı alınmadan verilmelidir.
Engellilerin iş sahibi olmaları da engellenmektedir. Hemen her yıl 20.000-30.000 engelli işe alınacak denirken 1500-2000 kişi işe alınıyor. Üstelik gerçek sayı da belli değil.

Soru 6- Bütün yerel yönetimlerin engelliler için üretime yönelik bir YAŞAM MERKEZİ oluşturması, engelli bireylerin buralarda yaptıkları çalışmalarla hem üretime katkıda bulunması hem de kendilerine gelir sağlaması çalışması sağlanamaz mı?

ENGELLİYE İŞ İMKANI

Yanıt: Bütün yerel yönetimlerin engellilere yönelik bir yaşam merkezi oluşturması gerekir. Ancak burası yalnızca kendilerine gelir sağlamak amacıyla çalışması doğru değildir. Yaşam merkezlerinde engellilerin rehabilite edilebilecekleri, kişiliklerini bulacakları sosyal kazanımların sağlanacağı bir ortam olmalıdır. Gelir elde etmeleri engellilerin eğitimi ile birlikte iş sahibi olmalarının sağlanmasıyla olur. Zihinsel engelliler için de korumalı iş yerlerinin açılmasıyla olur. Engellilere yönelik işe uygun eleman stratejisi oluşturularak ülke genelinde “iş ve meslek danışmanlığı” ile işe uyum hizmetlerinin sağlanması gereklidir. Bu durum hükümetin temel olarak ele alması gereken bir konudur.

Soru 7. İzmir’deki engelliler için neler yapılmalı?

-İzmir’de ki engellilerin büyük kısmı haklarının farkındalar ve bu farkındalık giderek de artmaktadır. Sadece İzmir değil engelli hakları tüm Türkiye’de ki yurttaşlarımız için geçerli bir sorundur.
Hükümetlerin engelliler ile ilgili konularda engelli örgütleriyle birlikte çalışmalı, onların karar alması süreçlerine etkin katılımlarını sağlamak için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gereklidir.
CHP iktidarında, her yurttaş ayrımcılık göstermeden bu ülkenin zenginliğinden hak ettiği payı alacaktır.

Engelli bireyler asla seçimlerden önce ve engelli günlerinde hatırlanan kişiler olmamalıdır.

20 Eyl 2014 - 19:09 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?