HİÇ!

Bu topluma, örgütlenmeyi anarşizm gibi gösterdiler. Başardılar. Oysa örgütsüz toplumlar, güçsüzdür.

Üzülmek, moral bozmak neyi değiştiriyor?

Ağlamak neyin çözümü?

“Seçimde hile var, oylar çalındı, bu halk koyun”söylemleri derdine çare mi?

Elbette değil.

Gerçek şu.

Senin beğenmediğin bu iktidardan memnun olan milyonlar var.

Üstelik çoğunluktalar.

Senden 10 milyon fazlalar.

Ve de örgütlüler.

Evet, arkalarında devlet gücü var ama yine de boş durmuyorlar.

Bir oy için kapı kapı dolaşıyorlar.

Kadınlarla, gençlerle girmedik ev bırakmıyorlar.

Kazanmak için sandıklara, seçim kurullarına koşuyorlar.

Partilerinin her kurulunda yer alıyorlar.

Beğenmesen de politika yapıyorlar.

Tek hedefe kitleniyorlar.
Onlara cahil, eğitimsiz, bidon kafa demek sana bir şey kazandırmıyor.
Aksine seni halktan koparıyor, çözümden uzaklaştırıyor.

Kendine bir bak.

Bilgi, birikim ve yaşam biçimi olarak kendini bu toplumun üstünde sanıyorsun ama bu sözde ayrıcalık sana bir şey kazandırmıyor.

Kazandırmaz da.

Çünkü paramparçasın.

Örgütsüzsün.

Genelde apolitiksin.

Sadece seçimden seçime politika konuşuyorsun

Sivil toplum kuruluşlarında yer almıyorsun.

Derneklere, sendikalara üye olmuyorsun.

Siyasi partilerde görevden kaçıyorsun.

O yüzden de hep tribünlerde oturup, hiç sahaya inmiyorsun.

Sahaya bir kahramanın çıkıp, seni kurtarmasını bekliyorsun.

Yazarlar, aydınlar, akademisyenler, gazeteciler, politikacılar bir bir hapse atılırken, tepkin“vah vah”tan öteye geçemiyor.

Gençler joplanırken, biber gazı yerken, hatta katledilirken, sadece “yuh”luyorsun.

Ülkenin bir bölgesinde insanlar öldürülürken, seyrediyorsun.

Hayvanlara tecavüz edilirken, sokaklara inmiyorsun.

Kadına şiddette, çocuğa tacizde imza kampanyalarına katılmaktan başka yaptığın bir şey yok.

Ülkenin dereleri, kıyıları, ormanları yağmalanırken, protestolarda yer almıyorsun.

Fabrikalar bir bir satılırken, eleştirdiğin AVM’lerde cirit atıyorsun.

Sanata, kültüre, bilime darbe üstüne darbe vurulmasına hiç ses çıkarmıyorsun.

Güncel bir örnek.

Muhalefet partileri bazı sandıklarda müşahitleri olmadığını bas bas bağırdı.
Seslerini kaç kişi duydu?

Kısacası elini taşın altına sokmuyorsun.

Bak sonuçta ne oldu?

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”diye diye yaşattığın yılanların artık yeni hedefi sen oldun.

Yarından sonra çok daha fazla hedef olacaksın.

Bu gidişle, seni kurtaracak bir kahramanın çıkmasını bekleye bekleye ömrünü tüketeceksin.

Kim bilir daha kaç yıl“Sarı Saçlı, Mavi Gözlüm Nerde”şarkısını söyleyeceksin!
Franco faşizm İspanya’da halka nefes bile aldırmazken, bir grup sosyal demokrat ünlü ressamPicasso‘ya gider.

“Umudumuz sizsiniz”derken.
Picassokızar.
“Dikta rejiminde bir kişiye umut bağlamak ahmaklıktır. Umut kendiniz olun.”

Yaşamın bir anlamı olmalı.

Kahraman beklemek yerine, toplum olarak kahraman olmalı.

Bunun da tek yolu var.

Örgütlenmek.

Bugün hala12 Eylüldarbesinin yasa ve kurumlarıyla yönetiliyoruz.

12 Eylül’ün en büyük hedeflerinden biri örgütsüz bir toplum yaratmaktı.

Örgüt kelimesini bile yasaklamışlardı.

Bu topluma, örgütlenmeyi anarşizm gibi gösterdiler.

Başardılar.

Oysa örgütsüz toplumlar, güçsüzdür.

Bir dokunuşta yerle bir olur.

Tıpkı bugün yaşadığımız gibi.

Gezide ne diyordu o pırıl pırıl gençler.

“Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiç.”

Elini taşın altına sokmadan, suya sabuna karışmadan, örgütlenmeden, tek başına bir

“HİÇ”

sin.

Yaşamın anlamı bir

“HİÇ”

olmamalı.

Ne demişti düşünür.

“Yaşamfırtınanın geçmesini beklemek değildir.

Yaşam yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.”

SEDAT KAYA

25 Haziran 2018, DATÇA

25 Haziran 2018 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?