YAKAZA

Yazar, “Damla Varol Baysal”ın romanı “Yakaza”yı irdelerken, dikkatimi, kurgu biçimleri ve anlatım mükemmeliyetçiliği çekti. Neden derseniz

Maddeci düşüncenin somutluğu, insana en yakınlığı ve devinimi onun bulabileceği tek yerde, yani maddenin dışına çıkarak, oysa kimi zaman maddede aradığı gerçeği… Madde, horlanmalardan, sapmalardan uzak, esas yüzüyle, en has, en sonsuz devinimiyle anlaşılıyor. Tek gerçek devinim, gerçek ve saptanabilir tek kımıltı, maddedir. Devinimi, ruhsal uçuşlarda, içe kapanmalarda arayanlar, gözlerinin önünde dipdiri yaşayan, insanın temeli olan somut kımıltıyı görmekten, görebilmekten yoksun kimselerdir. Maddenin ötesinde oluşan içsel yaşayışında ilk hareket noktası maddenin kendisidir. Esas dirilik maddedir…

“Dünyanın bir rüya olduğunu fark edecek kadar uyanık mıyız?”

“… Kollarım, vücudum ne kadar da sıkışık. Niye kaldıramıyorum bedenimi buradan? Galiba yine sabah yatağı düzeltmek kolay olsun diye iki yana sokuşturduğum pikenin içindeyim. Yatağımda mıyım sahiden ben? O zaman bu toprak kokusu nedir? Yağmur yağdı belki de. O şakırtılarda mutlaka yağmurun şarkısıdır. Öyledir öyledir… Peki ya gördüklerim… Ya o sevdiklerimin gözyaşları… Onlar mı sel oldu acaba?”

Yazar, “Damla Varol Baysal”ın romanı “Yakaza”yı irdelerken, dikkatimi, kurgu biçimleri ve anlatım mükemmeliyetçiliği çekti. Neden derseniz, Türkçe kelimelerin dizilmelerinde düzgün ifadeler yerleşmiş. Konu bütünlüğü ve anlatımda üslup, akış, okuru bir yerlere takılmadan götürüyor… Ayrıca, kitabı nasıl olsa bir şekilde temin eder, okursunuz diye düşünüyor ve arzuyla tavsiye ediyorum. Bana değişik bir ritüel gibi geldi, bütünlük arz eden konusu… Ve kitaptan birkaç paragraf daha alarak, anlatacaklarımı yoksun bırakmak istemedim. Bu nedenle paragraf ve alıntılara boğmadan, değerli okuru anlatımlarımdan uzak tutamadım.

Kitabın girişinde başlayan okura mesajlar, okurun konuya derinlemesine girmesini ve girdiği kadar da, okuru bütününe alarak indirgenmesini sağlıyor. Yaşantımızın rüyalardan ibretliği, uyandığımızda tükeniyor gibi… Oysa uyuduğumuzu veya uyandığımızı tam bilemeden…

Edebiyat eserinde zorunlu olarak bulunması gereken düşüncenin, sıfatsız olduğu öncülü, kimi tutarsız tavır alışlarımızı önlemektedir. Yalnız belirli bir içeriği belirli bir doğrultuda yansıtan eserlere sanatsal niteliği tanırsak, karşı düşünceyi yansıtmış, ama bunu, pratikteki gerçek oluşumu saptırmadan, tutarlı ve doğru olarak yapmış, yani gerçekliğin, gerici de olsa bir başka yönünü namusluca vermiş olan eserleri elimizin tersiyle itmek zorunda kalırız. Bu tür eserleri, kişisel olarak ilgiyle okusak bile, bu eserlerin, insanın kurtuluş sürecindeki olumlu-olumsuz yönlerini açıklayacak kuramsal olanaklardan yoksun kalırız… İşte tüm bunların yanı sıra, düşüncemizde ve insan olmanın tüm beşeriyetteki varsıllığı, bazı kitapları realiteden uzak, adeta bir hikâye, kurgusal bir roman okuyarak geçiştirirsek, anlatımın içsellerini maalesef tam olarak kavrayamayız. Ve bu kitabı görsel anlamda adeta yaşam iksiri düşüncesiyle bizlere armağan eden ‘Baysal’a ve romanı ‘Yakaza’ya başarılar diler, yolu açık olsun derim…

Meraklısına;

Yazarımız ‘Damla Varol Baysal’ 1984 Bolu-Göynük doğumlu. Bir müddet, Türkçe/Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Daha sonra tiyatroya da gönül verdi. Bazı oyunlarda rol aldı. Oyun yazarlığı da olan yazarımız, gazetelerde de yazılar yazdı.

MUSTAFA GÖKÇEK

24 Mayıs 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?