Metin Uca'nın Katili Şah Damarı Tıkanması

Son zamanlarda duymadığımız hastalıkları duyar, görmediğimiz vakalarla karşılaşır olduk. Bunlardan biri de Şah Damarı tıkanması. Sanatcı, Yazar, Sunucu Metin Uca, Şah Damarı tıkanıklığıyla başlayan baygınlık sonrası otomobiliyle ağaca çarptı. Uca'nın Şah damarlarının tıkandığı anlaşıldı.Maalesef kaybettiğimiz Metin Uca'ya Allah'tan rahmet dilerken başka canların yitip gitmemesi için Kalp-Damar Doktoru Bayram Civilibal'a konuyu sorduk,"MU Binlerce İnsanın Akıbetine Uğradı" dedi.

Binlerce İnsan Metin Uca'nın Akıbetine uğrayabilir... Dr. Civilibal, "Yazar sunucu Uca, Kalp damar uzmanına muayene olsa, şah damarlarının durumunu inceletse, yaşayabilirdi" dedi.

Metin Uca'nın Katili Şah Damarı Tıkanması

Son zamanlarda duymadığımız hastalıkları duyar, görmediğimiz vakalarla karşılaşır olduk. Bunlardan biri de Şah Damarı tıkanması. Her iki ablam da şah damarı ameliyatı oldu. Hatta büyük ablam boynun iki tarafından geçen şah damarlarından sırasıyla ameliyat oldu. Birkaç gün sıkıntılı geçse de çok şükür durum şu an iyi. Ancak geçenlerde herkesin TV’lerden tanıdığı Yazar, Sunucu Televizyoncu, sanatçı Metin Uca’nın da Şah damarı sorunu yaşadığını öğrendik. Metin Uca 3 Kasım 2023 tarihinde Kocaeli'nin Dilovası ilçesine giderken baygınlık geçirip otomobiliyle ağaca çarptı. Hemen hastaneye kaldırılan Uca’nın her iki Şah damarının tıkalı olduğu anlaşıldı ve ameliyat edildi. Ancak Uca, tedavi sürecini atlatamadı ve yaşamını yitirdi. Bu olay bizi çok etkiledi. Metin Uca’nın Katili (!) olan şah damarı tıkanıklığı başkalarının canını almaması için Kalp Damar Hastalıkları Doktoru Bayram Civilibal'ın kapısını çaldım.

Haber Hürriyeti / İbrahim IRMAK: Sayın Dr. Bayram Civilibal, Almanya’da yıllarca, önce dahiliye, sonra kalp-damar cerrahisi konusunda şifa dağıtmış, sonra da emekli olunca da memleketine dönüp İzmir Karşıyaka Bostanlı merkezde hastalarını ayak tansiyonundan boyun damarlarına kadar muayene eden ve sağlıklı yaşam için yol gösteren biri olarak Almanya’da ve Türkiye’de muayeneler nasıl oluyor anlatır mısınız?

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Müsaadenizle bir kıyaslama yapacak olursam ülkemizde özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde kalp ve damar check-upları belli bir yaştan sonra düzenli olarak yapılmıyor. Buna insanlarımızın ihmalkarlığı mı denir bilemiyorum. Ben Almanya’da çalıştığım süre içerisinde hem özel sigortaları hem de devlete bağlı sigortalar 35 yaşını geçmiş tüm hastalarda kalp ve damar hastalıklarını oluşturabilecek risk faktörlerine belirleyen laboratuvar ve teknik testleri en az yılda bir defa yapardık.

IRMAK: Şah damarı tıkanıklığı nedir? Nasıl ve niye son zamanlarda ortaya çıktı? Beslenme düzenimizde sıkıntılar mı var? Yani şah damarı tıkanırsa beyin de tıkanır, ölümlere bile neden olabilir diye düşünüyorum.

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Carotis boyundaki beyni besleyen halk dilindeki şah damarlardır. Genellikle sebebi Ateroskleroz denilen yine halk dilinde damar kireçlenmesi ve damar daralmasıdır. Hastalığa sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, insülin direnci ve kandaki yüksek yağlar damar içi tıkanıklıklarına neden olabilir. Sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam bu hastalığın gelişmesinde büyük rol oynar.

IRMAK: Şah Damarlarımızın tıkanmaması için bizim neler yapmamız gerekiyor? Türkiye’de şah damarı hastalıklarının tansiyondan, kolesterolden kaynaklandığını sağlık sektörünün önde gelen doktorları söylüyorlar ama gerçekten bu damar tıkanıklıklarının özellikle şah damar tıkanıklıklarını önlemenin bir yolu var mı? Ne yapmamız lazım? Beslenme düzenimizi mi değiştirmemiz gerekiyor?

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Bireyin damar sağlığını koruması ve hastalığın önüne geçebilmek için sağlıklı bir beslenme şekli oturtmalıdır. Damar tıkanıklığından korunmak için ilk olarak ideal kiloya yakın olmalıdır. Beslenme şekli olarak Akdeniz tipi beslenme rutini oturtmalıdır. Bu beslenme şeklinde günlük olarak baklagil, tahıl, ceviz badem gibi kuruyemişlere yer verilir. Tahılların enerji metabolizmasına olumlu etkileri ve lif içeriği sayesinde damarlar için faydalıdır. Kuruyemişler içerdikleri doymamış yağ sayesinde kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olur. Günlük olarak sebze ve meyve tüketilmesi gerekir. Sebze ve meyvelerde bulunan lif bağırsaklarda yağ ve kolesterol emilimini azaltarak damar hastalığına karşı korur. Ayrıca sebze ve meyveler zengin antioksidan kaynağıdır. Sağlıklı damarlar için zeytinyağı önemli bir yere sahiptir. İçindeki doymamış yağlar ve Omega 3 kötü kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Yağlardan bahsederken en zararlı yağlar ise doymuş katı yağlardır. Balık tüketimini mümkünse haftada en az 2 öğün tüketilkelidir. Balığın içerisinde bulunan Omega 3 yağ asitleri kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olur. Balık özellikle D vitamininin en önemli besinsel kaynağıdır.

Bu diyet ile bitkisel proteini artırarak hayvansal proteine azaltmayı hedefleriz. Haftada 1-2 geçmeyecek şekilde kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalıdır. Hareketli yaşam oldukça önemlidir. Haftada 3 gün 45 dakikalık yürüyüşler bile kolesterol düzeylerinde düşmeye yardımcı olur.

Yemekler kızartma kavurma şeklinde yapılmamalıdır. Bu tür işlemler yemeklerin içerisindeki yağın yapısını bozarak damar sağlığını riske atar. Yemekler daha çok ızgara haşlama buğulama fırın şeklinde yapılmalıdır.

Sigara içilmemelidir. Sigara damar tıkanıklığında temel risk faktörüdür ve damar hastalıklarından ölümlerin önemli risk faktörlerinden biridir. Stres kan basıncını yükseltir bu da damar hastalığını olumsuz etkiler.

IRMAK:  En önemli soru da gerçekten bu şah damarımızın tıkanıp tıkanmadığını ya da ne durumda olduğunu nasıl öğrenebiliriz? Son güncel örneklerden bir tane vereyim meslektaşımız gazeteci sunucu arkadaşım Metin Uca’nın haberini verdim önceki gün. Otomobiliyle kaza yaptı bilinç kaybı olmuş ve bir ağaca çarptı acil olarak yoğun bakıma kaldırdılar. Sonra da ameliyata aldılar. Daha sonra da şu teşhisi koydular şah damarları tıkanmış. Ameliyat sonrası yoğun bakımda kaldı ama maalesef yaşamını yitirdi. Acı haberi duyunca yaşı biraz ilerlemiş olanların böyle bir sorunla karşılaşmaması ve gözünü hastane açmaması için ne yapmamız gerekiyor. Bu konularda bir uzmanlığımız olduğu için soruyorum ve insanlarımıza neler önerirsiniz?

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Öncelikle arkadaşınıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Özellikle burada koruyucu tıbbın önemi ön plana çıkıyor. Carotitler (şah damarı) ateroskleroz değişime uğrayıp daralması hatta tıkanması, genellikle uzun bir sürecin neticesinde oluşur. Bu nedenle koruyucu tıp şemsiyesi altında damar sertliğine ve tıkanmasına yol açan risk faktörlerine çok öncelerden tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin, tedavilerin arkadaşınızdaki gibi bir felaketle sonuçlanmaması çok önem arz eder.

ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ

Ben Almanya’da çalıştığım süreç içerisinde 35 yaşını geçmiş bütün hastalarımda semptomlarına bakmaksızın, laboratuvar (kolesterol, LDL, HDL, Trigliserit, şeker, CRP) kontrollerinin yanı sıra diğer risk faktörleri olan sigara, yüksek tansiyon, aşırı kilolar, hareketsizlik, genetik bağlar, kötü alışkanlıkları analiz ederdim.

Bu tetkiklerin sonucunda risk faktörleri yüksek diye tanımladığımız hasta grubuna ekokardiyografi ve şah damarlarının doppler ultrasonu yapardık. Özellikle carotit doppler dediğimiz metot hastaya hiçbir şekilde zarar vermeyen ve carotitlerdeki aterosklerozun erken evrelerinde yakalayıp gerekli ilaç ve yaşam tarzı değişiklerini uygulamamızda en önemli tetkiktir.

Hastalık teşhisini acısız ve zararsız yöntemler olan carotis-doppler ultrason kullanarak yapıyoruz. %50’den fazla bir darlık tespit edilirse bunu BT veya MR- Anjiyoyla kesinleştiririz.

IRMAK: Şah damar tıkanmasında neticesinde neler oluşur, peki ne yapmalıyız?

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Carotitlerden birinin tıkanması beyinde inme dediğimiz halk dilinde felç olarak bilinen hem kişiyi hem de yakınlarını oldukça kötü etkileyen tıbbi olarak çok ciddi bir durum teşkil eder. Böyle bir durumda kişi çok acil bir şekilde hastaneye yatırılmalıdır. Bu inme şüphesini birkaç basit şekilde tespit edebiliriz. Yapılması gereken birkaç örnek vereyim;

Hastalardan gülümsemesini isteyin. (Yüzünde kayma var mı?)

Hastalardan iki kolunu kaldırmasını isteyin. (Kollardan biri erken düşüyor mu?)

Hastaya basit bir cümleyi söyleyip anlayıp anlamadığını ve tekrarlamasını isteyin.

Bunlardan en az bir tanesini uygulayamıyorsa acil olarak112’yi arayın.

Bütün bu muayeneler sonucu hastanın ömür boyu gerekli ilaçları alması gerekebilir.

IRMAK: Tedavi yöntemleri nelerdir?

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Hiçbir şikâyeti olmayan ve %70 üzerindeki bir darlık için girişimsel tedavi veya ilaç tedavisi ile hastayı takip ederiz. Şayet görme sorunu, çift görme, konuşma sorunu, denge problemi, nörolojik sorunlar, ani baş ağrısı, el ve ayaklarda kuvvet kaybı veya baş dönmeleri varsa en yakın zamanda cerrahi müdahale gerekebilir.

Yapılan bütün tetkiklerin sonucunda cerrahi bir müdahale gerekirse hasta ve damar durumuna göre 2 tane yöntemden biri uygulanır. Birincisi carotis thromboendorteriektomi dediğimiz cerrahi müdahaledir. İkincisi ise carotitin daralmış alanına kasıklardaki arter damardan girilerek bir stend yerleştirme işlemidir.

Şayet hastaya cerrahi bir müdahaleye yapılması gerekmiyorsa hasta ömür boyu kanı sulandırıcı ve bir kolesterol düşürücü ilaçları risk faktörleri düşürücü diyet ile almalıdır.

IRMAK: Esas konu da şu; şimdi biz Türkiye’de şah damarı tıkanıklığını yeni duymaya başladık ama siz yıllar öncesinden Almanya’da bu konuda hizmet vermişsiniz. İşin pratiğinde ve doktor olarak işin üzerinde çalışmışsınız seneler boyunca. Türkiye ile Almanya arasındaki sağlık sistemini karşılaştırmak istiyorum. Almanya'da bu işler nasıl oluyor Türkiye’de nasıl oluyor? Almanya'da herkese bu damar tıkanıklıkları konusunda bir inceleme yapılabiliyor mu?

Dr. Bayram CİVİLİBAL: Türkiye’deki istatistiklere henüz tam hâkim değilim ancak Almanya’da %50 darlık toplumun yetişkin kesiminin %4’ünde, 65 yaş ve üzerinde ise oran%5-15 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Almanya’da yıllık 200.000 yeni felç teşhisi konulurken yapılan detaylı çalışmalarda bunun 30.000’e yakını Carotitlerdeki ateroskleroz(plak) ve tıkanıklığından kaynaklanmaktadır.

Almanya Türkiye arasındaki karşılaştırmaya gelince gördüğüm kadarıyla Türkiye’de son 10 yılda gerek teknik, gerekse tedavi konusunda Avrupa’yı yakalamış durumda. Bence aradaki en büyük fark koruyucu tıbbın Avrupa’ya nazaran ülkemizde henüz istenilen safhaya gelmemiş olması. Almanya’da koruyucu tıbbın daha ön safhalarda olması ilk basamak olan muayenehanelerin %95’e yakın bir bölümü SGK ile anlaşmasının olması ve toplumu aile hekimlerinin yanında bir de uzman hekimlerinin olmasından kaynaklanıyor. Bu durum hastaların rutin kontrollerinin aynı doktor tarafından özellikle kronik hastaların çok daha uzun süre takip edebilme imkanını sunuyor. Bütün dileğim ülkemizde de Almanya’daki gibi muayenehanelerin SGK ile bağının oluşturulmasıdır.

İbrahim IRMAK / iirmak@haberhurriyeti.com

29 Kas 2023 - 00:30 İzmir- Sağlık