Zafer'in Şifresi Kağnı Ordusu

Tarihimizin en büyük zaferi kadın ve çocukların sayesinde kazanıldı

+1
Haber albümü için resme tıklayın

200 BİN KAHRAMAN

Başkomutan Atatürk, düşmanın barışla Anadolu'dan çekilmeyeceğini anlayınca, “Büyük Taarruz”a karar verdi. Hazırlık 9 aydan fazla sürdü.  Seferberlik ilan edildi. 200 bin civarında asker toplandı.  Asker için “çarık” toplandı. Ordunun ancak yarısı asker asker kılığındaydı.

İŞGAL EDİLMEYEN TEK YER

Sovyet Rusya, Almanya ve İtalya'dan bir miktar silah, cephane, Fransa'dan 1000 hafif makineli tüfek satın alındı. En büyük sorun bunları cepheye getirmekti. İşgale uğramamış tek bölge Karadeniz, Anadolu’nun dışarı açılabileceği tek güvenli yer ise  İnebolu Limanı idi.

KADIN VE ÇOCUKLAR

Kastamonu-Ankara “İstiklal Yolu” kuruldu, “Kağnı Ordusu” oluşturuldu. Gemilerle getirilen silahlar demirciler tarafından kağnılara yüklendi. Kastamonu’nun kahraman kadın, yaşlı ve çocukları 340 km.lik balçık yolu insanüstü gayretle aşarak cephaneyi Ankara’ya ulaştırdı.

***

Refazettin Çığır Yazdı

Tarihimizde şanlı komutanlarımız olmuştur. Onların çağ açıp çağ kapatmalarının manevi miraslarını daima taşımaktayız. Ancak, bu değerli komutanlarımızın başarıları hep devletin yükselme ve en güçlü oldukları durumlarda meydana gelmiştir.

Oysa Gazi Mustafa Kemal Atatürk koskoca bir imparatorluğun giderek eriyen, yok olan, paylaşılan ve toprakları işgal edilmiş, ordusu elinden alınmış, bitkin düşürülmüş, yani yanmış, yıkılmış bir ülkenin küllerinden, mahrumiyetler ve yoksulluklar içinde bir ulusu yeniden ayağa kaldırarak istilacı dev güçlere karşı kesin bir zaferle “ Türkiye Cumhuriyetini” kurmuştur.

Hiç kuşkusuz 26- 30 Ağustos 1922 arasındaki “Büyük Taarruz” ve “Başkomutan Meydan Muharebesi”, tarihimizin en büyük zaferlerinden biridir.

Her ne kadar son yıllarda ülkeyi yönetenler tarafından sıklıkla “Büyük Taarruzu” tarihteki aynı günlere rastlayan başka bir takım zaferlerimizle kıyaslamaya kalkarak hak ettiği değeri gölgelemeye çalışsa da halkımızın belleğindeki değerini azaltmaya asla muktedir olamamışlardır.

Bilinmeli ki Malazgirt de bizimdir Büyük Taarruz da bizimdir. Sonsuza kadar hepsine de sahip çıkacağız, hepsini de kutlamaya devam edeceğiz…

***

BÜYÜK ZAFERLE BİR ÜLKE KAZANILDI

Atatürk; Sakarya Savaşı (1921) öncesinde ve sonrasında Sovyet Rusya, Fransa ve İtalya ile anlaşmıştı. Fransa ve İtalya'nın çekilmesiyle düşman cephesi olabildiğince daraltıldı. Sovyet Rusya ile de milli cephe güçlendirildi. Böylece Ekim 1921'de TBMM'nin karşısında kuzeydeki Pontus İç Cephesi dışında yalnızca Batı Cephesi kalmıştı.

Batı devletleriyle de diplomasi yolunu deneyen Atatürk’ün, kendisini mağrur gören batılı ve istilacı devletler tarafından bu girişimleri kabul görülmemişti. Öte taraftan da iç isyanlar ve içteki hainlerle de uğraşmak zorundaydı. İstanbul hükumetlerinin de bir takım teslim antlaşmalarına karşı etkisiz kalmış olmasını kabullenmemiş ve bütün bu zorluklara karşı inanç ve kararlılığını bir an bile kaybetmemiştir.

Sakarya Savaşında kazanılan zafer sonrasında mağrur İtilaf devletleri, Yunan ordularının Türk ordularıyla başa çıkamayacağını anlayınca Sevr Antlaşması'nı biraz yumuşatarak TBMM'ye kabul ettirmeyi denemişler ve 22 Mart 1922'de Türk-Yunan taraflarına bir mütareke teklifinde bulunmuşlar, 26 Mart 1922'de de barış şartlarını bildirmişlerdir. Bu şartlar Sevr'den pek de farklı değildir. TBMM bu şartları hiç düşünmeden reddetti.

Atatürk, Büyük Taarruz öncesinde son bir kere daha diplomasiye başvurur. Temmuz 1922'de, İçişleri Bakanı Fethi (Okyar) Bey’i Avrupa'ya göndererek diplomasi kanalını işletmek ister. Fethi Bey, Avrupa'daki temasları sonunda bu yolun açılamayacağı kanaatini bildiren bir rapor gönderir. Hükümete verdiği raporda tek yolun “askeri çözüm” olduğu yazılıdır.

Başkomutanlık görevi verilen Atatürk, düşmanın barış yoluyla Anadolu'dan çekilmeyeceğine kanaat getirdikten sonra, dünyanın en meşru, en haklı saldırısı durumundaki “Büyük Taarruz”a karar verir.

***

Büyük Taarruz hazırlığı 9 aydan fazla sürdü. Sakarya Savaşı'ndan hemen sonra 14/15 Eylül 1921'de gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere seferberlik ilan edildi. Asker sayısı arttırıldı. Böylece Büyük Taarruz öncesinde Batı Cephesi'nde ilk kez 200 bin civarında asker toplandı.

Hiç vakit kaybetmeden Büyük Taarruz için hazırlıkları yapmak üzere bir “Savaş Kurulu” teşkil edildi. Arkasından bir dizi tedbirler alınarak bu tedbirler kanun şekline dönüştürüldü. Bunlardan bazılarıyla yetinelim:

Askeri Taşıma Yükümlülüğü getirilerek cepheye taşınacak araç-gereç ve cephanenin taşınması sağlandı. Af yasasıyla, yüz kızartıcı suçlar hariç olmak üzere ve cezasının üçte birini çekmiş olanlara, tarımla uğraşanlar ve toprak sahipleri serbest bırakıldı. İmalat atölyeleri elde edilen her türlü silah ve cephaneyi eldeki silahlara uyumlu hale getirmek için çalıştı.

Sovyet Rusya'dan silah ve cephane alındı. Ayrıca Almanya ve İtalya'dan bir miktar silah, cephane ve birkaç uçak, Fransa'dan ise 1000 hafif makineli tüfek ile 150 kamyon ve birkaç uçak satın alındı. Cephane taşımak için oluşturulan kağnı kollarının sayısı arttırıldı. Ordunun yiyecek ihtiyacı için ambarlar oluşturuldu. Ordunun çarığa ihtiyacı vardı. 16 Ağustos 1922'de İsmet Paşa, özellikle “çarık” istedi. 200 bin askerin ancak yarısı tam asker kılığındaydı. Ötekiler memleketlerinden geldikleri gibi giyinmişlerdi.

İstanbul’dan kaçırılan silah ve cephaneler ile Sovyet Rusya’dan gelen önemli miktarda harp silahı ve cephanesi İnebolu’ya deniz yoluyla getirildi ve oradan da “İstiklal Yolu” üzerinden “Kağnı Ordusu” ile Ankara’ya ulaştırıldı.

İSTİKLAL YOLU VE KAĞNI ORDUSU

Atatürk’ün “Gözümüz Sakarya’da, Dumlupınar’da, kulağımız İnebolu’da” dediği yol İstiklal yolu ve “Kağnı ordusu” ise İnebolu’dan dünyanın en kıymetli hazinesini, yani silah ve cephanesini kağnılarla taşıyan, doğanın çetin şartlarına karşı savaşmış Kastamonu’nun kahraman kadınları, yaşlıları ve çocukları tarafından kurulmuş ordumuzdur.

İstiklal yolu

İstiklal Yolu İnebolu Limanı’ndan başlayarak Küre, Seydiler, Kastamonu üzerinden Ankara’ya uzanan toplam 340 km’lik bir yoldur.

Açlık bir şekilde giderilir ama silahsız, cephanesiz savaşılamazdı. Bir savaşın silahsız cephanesiz kazanılması beslenmeyen bir vücudun hayatta kalması kadar zordu. İşte Milli Mücadele bu şartlarda yokluklar ve yoksulluklar içinde başladı.

Anadolu’da işgale uğramamış tek bölge Karadeniz, Anadolu’nun dışarı açılabileceği tek güvenli yer ise Kastamonu İnebolu Limanı idi. Türk toplumunun yaşayabilmesi, mücadelenin başarıya ulaşabilmesi, İnebolu Limanından gelecek mühimmata bağlı idi. Bu sebeple İnebolu- Ankara arasındaki bu yol Milli Mücadele için hayati bir önem taşıyordu.

O dönemde güvenliği açısından tercih edilen bu yol aslında yağışlı havalarda çamurla kaplanan eski bir kervan yolu idi. İnebolu’nun büyük gemileri barındıracak bir limanı yoktu. İnebolu açıklarına gemilerle gelen silah ve cephane, açıktan ve her türlü hava şartlarında kahraman demirciler tarafından kayıklarla İnebolu kıyılarına çıkarılıyordu. Bu malzemeler Kastamonu’nun kahraman kadınları, yaşlıları ve çocukları tarafından çok zor şartlarda Ankara’ya taşınıyordu. Bu güzergâhta yol alan nakliye kollarının ortak nitelikleri cephe gerisinde kalan çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşması idi.

İstiklal Yolu’ndan zor şartlarda Anadolu’ya silah ve cephane taşıyan yüzlerce isimsiz kahraman geçmiştir. İnsanüstü çabalarla bu görevi yerine getirip Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında önemli görevler üstlenmişlerdir.

Adı bilinmeyen yüzlerce kahramandan; Hamamcı Kadı Salih Reis, Şehit Şerife Bacı, Halime Çavuş, Rahime Kaptan sadece bir kaçıdır.

Büyük Zafer’in “Büyük” olduğunu anlamak için birkaç rakam da verelim ki neden büyük zafer diyoruz kabul edemeyenlerin gözüne sokalım.

Büyük Taarruz sırasında karşı karşıya gelen kuvvet miktarları şöyledir.

Türk ordusu: 8659 subay, 199283 er toplam 207942 insan, 100352 tüfek, 2025 hafif makineli tüfek, 839 ağır makineli tüfek, 323 top, 5282 kılıç, 10 uçak, 198 kamyon, 35 otomobil.

Yunan ordusu: 6565 subay, 218432 er toplam 224997 insan, 90 bin tüfek, 3139 hafif makineli tüfek, 1280 ağır makineli tüfek, 418 top, 1280 kılıç, 50 uçak, 4036 kamyon, 1770 otomobil.

Buna göre Yunan ordusu 17055 insan, 1114 hafif makineli, 441 ağır makineli, 95 top, 40 uçak, 3838 kamyon, 1740 otomobil daha fazladır.

Büyük Taarruz, 5 gün 5 gece içinde 400 bini aşkın askerin karşı karşıya geldiği mahşeri bir savaştır.

26 Ağustos-18 Eylül 1922 arasında Türk ordusunun toplam kaybı şöyledir: 2543 şehit (146'sı subay), 9977 yaralı (378'i subay), 55 tutsak (2'si subay) Toplam kayıp: 12575.

Yunan askeri tarihine göre Yunan ordusunun toplam kaybı -20 bin civarındaki esir hariç- yaklaşık olarak 121500 kişidir.

Türk ordusu, Yunan ordusuna on kattan fazla kayıp verdirdi. Tarihte bu kadar kesin sonuçlu zafer yok denecek kadar azdır.

Savaşta Yunan ordusu 418 topun 365'ini kaybetti. Yunan ordusunun I. Kolordu Komutanı General Trikopis, 2. Kolordu Komutanı General Digenis, 4. Tümen Komutanı General Dimaras, 11. Tümen Komutanı General Kladas, 12. Tümen Komutanı Albay Kalidopulos, 13. Tümen Komutanı Albay Kaibalis ile 1 ve 2. Kolordu Kurmay Başkanları esir alındı.

***

Büyük Zafer, Türkiye'yi bağımsızlığına kavuşturan, Yunanistan'ı altüst eden, İngiltere'de hükümeti deviren bir zafer olmakla kalmaz, Büyük Zafer, Hindistan başta olmak üzere emperyalizm karşısında ezilen sömürülen milletlerin bağımsızlık umudu da oldu.

Sonuç olarak; Büyük Zafer, gerçekleştiği koşullar, kazanılma biçimi ve sonuçları itibarıyla tarihimizin en önemli zaferidir. Başka zaferlere benzemez.

KUTLU OLSUN!

buyuk-zafer-2022_html_5ed00b9c1f47e4c4.jpg

Refazettin Çığır

30 Ağu 2022 - 02:52 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?