Dünya Hızla Çölleşirken Biz Ne yapıyoruz?

Toprağın 15 cm2'lik üst kısmı çok verimlidir. 1 cm kalınlığındaki toprak, en az 200 yılda oluşur. İçeriğinde, bitkiler için gerekli hava, su, mineraller ve organik madde barındırır. Ama her yıl ülkemiz 500 milyon ton verimli toprağını kaybediyor...

UNESCO 1994’te, her yılın 17 Haziranını , Dünya Erozyon ve Çölleşme Günü olarak ilan etti. Bu konuda insanlara duyarlılık ve farkındalık oluşmasına, dünyanın yakın geleceğinde gerçekleşme olasılığı yüksek olan tehlikeleri bilmemizi ve önlem almamızı istedi.

Çölleşme: Toprağın doğal niteliğin bozulması, üretim gücünü kaybetmesidir.

Aşırı otlatma, ormanların tahribi çölleşme nedenlerinden biridir.Toprağı bir arada tutan ve yer altına eriyen kar ve yağmur sularının geçmesini sağlayan bitki kökleridir. Eğer bunlar olmazsa verimli toprakların üstü erozyonla akar gider ve toprak çölleşir. Her yıl bu yolla ülkemiz 500 milyon ton verimli toprağını kaybetmektedir.

1 cm kalınlığındaki toprak, en az 200 yılda oluşur. Toprağın 15 cm2'lik üst kısmı çok verimlidir. İçeriğinde, bitkiler için gerekli hava, su, mineraller ve organik madde barındırır.
Susuzluk , çölleşmeye neden olan etkenlerden biri olmasına rağmen, bazen de aşırı sulama, toprak içindeki tuzları çözüp, yüzeyde birikmesini sağlar. Bu durum toprağın tuzlanmasına ve çölleşmesine sebep olur. .

Yer altı sularının denetimsiz ve aşırı çekilmesi, gölleri, sulak alanları besleyen derelere sorumsuzca el konulması, yataklarının değiştirilmesi, sularının özelleştitilmeleri, suyun paraya doğru akması ülkemizi çölleştiren ana sebeplerdendir. Bunun yanında, tarım ve orman alanlarımızın betonlaşması, yağmur sularının toprak altına geçmeden sel olup, akması, bunu körükleyen küresel iklim krizine bağlı yağış rejiminin bozulması, uzun süren sağnak yağışları yakın gelecek için, " Türkiye çölleşiyor" uyarısını bütün gücüyle anlatmaktadır.

Son 60 yılda, Marmara denizinin iki katı büyüklüğünde sulak alanımız ve göllerimiz kurudu ( Amik, Gavur, Suğla, Kestel, Emen, Avlan, Meke, Tersakan, Eşmekaya) Toprak da suyunu yitirdi. Göçmen kuşlar artık uğrak yeri bulamıyor ülkemizde. Son otuz yılda, Konya Ovası'nda sulu tarıma geçilmesi, önce yer üstü, sonra da yer altı sularını tüketti. Böylece buğday ambarınızında, obruklar birer birer çöktü. Şimdi Ukrayna’dan, Rusya’dan buğday ithal ediyoruz.
Biyolojik çeşitlilik için A sınıfı bir sulak alan olan olan Tuz gölü kuruyor. Yarı alanını kaybetmiş durumda.

Türkiye 80 milyon nüfusuyla su fakir bir ülke. Kişi başı su tüketimi yılda 1500- 2000 m3. 10 yıl sonra nüfusumuz 100 milyon olunca ne olacak?

Bütün bunların yanında ülkemizde hava, toprak ve bunlara bağlı da sularımızın hepsi kirli. Havaya salınan denetimsiz bacalardan çıkan kirli dumanlar, sulara, toprağa salınan işletmelerin zehirli kimyasal dolu deşarjları, madencilik faaliyetlerinin kirli atıkları ve toprağa verilen pestisitler, gübreler, kimyasallar, hepsi çölleşmeye sebep olduğu gibi, havayı ve suyu da aşırı kirletiyor. Tüm ekosistemleri zehirlediği gibi, en son tüketici, doğanın en akıllı organizması olan insanın sofrasına tüm görkemli kirliliğiyle giriyor. Ve bu zehirler yıllarca, yıllarca hava,su ve toprakta kalıyor. DDT kullanımı uzun yıllar önce yasaklandığı halde, hala ABD’nin yer altı sularında bu pestisite rastlanmıştır.

Bütün bu kirlilik ve çölleşmenin önlenmesi için bireysel önlemler önemli olsa da, esas hükümetin sıkı denetim mekanizmalarıyla mümkündür. İşletmelerin deşarjlarına konulması gereken arıtma sistemleri, havzalarımızın , su varlıklarımızın yönetimi, kontrolleri, su kıtlığı olan bölgelerde susuz tarım yapma zorunluluğu, Türkiyenin toprak yetenek haritasının çıkarılması, vahşice çekilen yer altı sularına sayaç bağlanması ve bütün bunların denetimi devlet politikası olmalıdır. Ülkemizin çölleşmesini hep birlikte önlemeliyiz.

Merih Yücel
İZÇEP ( İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu) Sözcüsü

18 Haz 2022 - 21:05 - Çevre



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi


Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?