Son Dakika
20 Kasım 2019 Çarşamba
”

Gül’ün kararı AKP’yi Ve Erdoğan’ı çıkmaza soktu…

CHP ve MHP’den bugüne kadar devam eden seçim itirazları YSK tarafından kabul edilmezken. Nedense iktidar tarafından yapılan itirazlar kabul ediliyor.

19 Nisan 2014 Cumartesi, 17:59
Gül’ün kararı AKP’yi Ve Erdoğan’ı çıkmaza soktu…

Birkaç ay önce sürekli şu ifadeyi kullanıyorduk: “Önümüzde iki, bilemedin üç seçim var. Bu seçimler Türkiye’nin kaderini belirler nitelikte olacak. Birincisi yerel seçimler. İkincisi cumhurbaşkanlığı.

Ve üçüncüsü de genel seçimler.” Birinciyi geride bıraktık. Bıraktık bırakmasına da epey zahmetli ve sorunlu bir bırakış oldu. Kimse bize dönüp de, “Yerel seçimlerde hiçbir şaibe olmadı. Herkes gönül rahatlığı içinde oyunu kullandı ve evine veya işine döndü. Pazar günü gerçekleşen yerel seçimler ülkemize bir rahatlık ve huzur getirdi” diyemez.
Eğer öyle olmuş olsaydı, bugün halâ illerde ve ilçelerde yapılan seçimlere itirazlar devam etmezdi. Hatta bitmesi gerekirdi. Ama ne yazık ki ne itirazların bittiği var, ne de stresinin.
CHP ve MHP’den bugüne kadar devam eden seçim itirazları YSK tarafından kabul edilmezken. Nedense iktidar tarafından yapılan itirazlar kabul ediliyor. 16 kez itirazlara rağmen halâ iktidarın iptal istemi devam ediyorsa, siz düşünün cumhurbaşkanlığı seçimini.
Şu anda yerel seçimler geride bırakıldı ama önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi aynı şüpheleri ve şaibeli seçim trafiğini bitirebilecek bir sistem açıklanmadı. Ne olursa olsun Köşk seçimi başlı başına büyük bir sorun olarak önümüzde durmakta.
Hal böyleyken bir de bunun üstüne “Cumhurbaşkanı Erdoğan mı olsun, Gül mü olsun?” diye ortaya atılan yeni söylemler, sanki AKP dışında başka bir parti yokmuş gibi bir ima yaratılmaya çalışılmakta. Gerçi yalaka basın bu görevini iyi yapmakta ama onların yüzünü kara çıkaracak süper
bir uygulamanın muhalefetçe mutlaka ortaya konulması gerekiyor.

ERDOĞAN “AKP DAĞILIR MI?” DİYE KORKARKEN, GÜL “BAŞBAKANLIK YAPARIM AMA PASİF KALMAM” DEMEKTE…

Başbakan Erdoğan, Köşk seçimi için milletvekilleriyle yaptığı toplantılarda kendisinin ön plana çıkmasından hoşnut. Ancak bu hoşnutluğunun yerini zaman zaman büyük korku da almakta. O da “AKP dağılır mı?” düşüncesi.
Çünkü bunun örneğini ANAP hükümetinde gördük. Özal Köşk’e çıkarken, ANAP Genel Başkanlığı’na ve başbakanlığa Akbulut getirildiğinde her yer cennet bahçesi gibi gösteriliyordu. Ama işin aslı hiç de öyle olmamıştı. ANAP yavaş yavaş çöküş devrine girmiş, partinin mirasçıları mücadeleye erken bile davranmıştı.
Sonra mı ne oldu?..
Zamanının en büyük ve en güçlü partisi olan ANAP, ofislerinin ve binalarının elektrik parasını veremeyecek duruma düştü ve hepsi arka arkaya kapandı. Tabii bu muazzam çöküş ANAP’ı Türk siyaseti hayatından sildi.
Bunun aynısını yaşamak istemeyen AKP, ne yaparsa yapsın, mutlaka bir yerde çatlak verecektir. Yani Erdoğan Köşk’e çıktığında “Bütün güç yine bende olmalı” derken… Yerine geçecek olan Gül’ün “Yok öyle şey. Ben cumhurbaşkanı görevini yapmış biriyim. Ben şimdi başbakanlık görevini üstleneceksem, kendime göre de düşüncelerim ve alternatiflerim olacak. Köşk başka, başbakanlık başka” diyecektir.
Bu kesindir.
İşte tam da burada Erdoğan, ya başbakanlık görevine devam edecek… Ya da Gül’süz bir formül bularak (Tıpkı Akbulut – Özal hükümetlerinde olduğu gibi) bir sistem üzerinde yoğunlaşacak. Ama bu formülün de sonunda ihtilaf olmayacağının garantisini kim verebelir?..
Hiç kimse…
Ama AKP için şu andan itibaren tehlike çanları çalmaktadır. Bu çanların sesi Köşk arifesinde mutlaka çıkacaktır. Bir defa Gül’ün başbakanlığı kabul edemeyeceği görüşü kendi ağzından duyuldu. Bunu
ekranlarda herkes dinledi ve gördü. Fakat Gül başbakanlığı daha sonra kabul etse bile, yine iki lider arasında büyük bir ihtilafın kopacağını görmemiz muhakkaktır. Çünkü AKP’de ilahlaşmak başka şeydir… İdareci kadroda Türkiye’yi yönetmek başka şeydir…
Gül de, pekala bu başkalaşmanın mimarı olmak ister. Erdoğan’ın uyguladığı rejimin aksine kendine göre bir rejim yaratarak Türkiye’ye yeni bir düşünceyle Gül hükümeti düşüncesini yaratmak isteyebilir.
Bize burada, “Peki bu nedir?..” diye soru sorulabilir.
Tabii ki AKP içinde Gül’ü tutanlar vardır – tutmayanlar vardır.
Tutanların azınlıkta kalması ve çoğunluğa ulaşmak için alternatif politikalar üretmesi mutlaka yaşanacaktır. Bu da AKP için ya ölüm, ya da dönüm noktası olacaktır.
Bu tehlikeyi gören ama görmek istemeyen Erdoğan, partinin başında ya başbakanlık yoluna devam edecektir… Ya da Gül’ün masaya yatırdığı bütün şartlarına “evet” diyerek Köşk’e çıkmayı kabul edecektir.

KÖŞK AKP İÇİN ÇANTADA KEKLİK Mİ?.. MUHALEFETİN NE YAPACAĞINI HİÇ Mİ DÜŞÜNMÜYOR?..

Bugün yalaka basının olağanüstü (mecburi) desteğiyle Köşk seçimini çantada keklik olarak görmek isteyen AKP, halkın nabzını mutlaka yoklamak isteyecektir. Ama halkımızın düşüncesinin ve tepkisinin ne olacağını şimdiden kestirmek çok zordur. Çünkü görüldü ki yerel seçimlerde o kadar basının desteği olduğu halde İstanbul’da, Adana’da, Hatay’da, İzmir’de, Van’da ve Ankara’da nasıl zorlandığını inkâr edemez.
Bunun yanında cumhurbaşkanlığı seçiminde ise halkın düşüncesi en çok “partili cumhurbaşkanı olur mu - olmaz mı?” yönünde olacaktır. Çünkü bir partili Köşk adayının tek adamlığı başkanlık ya da yarı başkanlık sistemini getireceğinin şüphesini halkımız yaşayacaktır.
Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Evet ama Gül tekrar partisine başbakan olarak döndüğünde, Erdoğan’ın hayallerini süslediği başkanlık sistemi içinde Köşk’ten gelen her yasayı onaylamak gibi bir durumu yaşamayacak mı?..
Yaşayacaktır tabii ki…
Bakın nasıl yaşayacak?..
Mesela Erdoğan Köşk’e çıkarsa, yasaların hazırlanış şekilleri değişecektir. Yani, Meclis’te ele alınan yasalar onaylansın diye Çankaya’ya gönderilmesi yerine… Bunun tam aksi olarak Köşk’te alınan
yasal kararlar onaylansın diye AKP’ye ve oradan da Meclis’e sunulacatır.
İşte buna partili bir cumhurbaşkanın Türkiye versiyonu denir. Siz bakmayın Amerikan toplumunun başkanlık sistemi içinde yaşatıldığında.
Eğer bizde başkanlık veya yarı başkanlık sistemi gerçekleşirse (Amerika’nın aksine) her şey Türk usulüne dönecek ve Gül pasif duruma düşürülerek bütün kararlar ve yetkiler Çankaya Köşk’ünden geleccktir.
Gül işte bunları şimdiden gördüğü için “AKP’ye dönüşe hayır” demekte.
Tabii önümüzdeki günler her şeyi daha net şekilde gösterecek.
Evet ama, muhalefet partilerinin eli armut mu topluyor?
Onlarda en keskin ve en çarpıcı bir ismi mutlaka bulacaklardır.
Kimbilir AKP içinden de bazı çatlak sesler gelecek ve muhalefetin bu yönde güçlenmesi daha ağır basacaktır.
“Hadi canım sende…” diyeniniz mutlaka olacaktır.
Ama iş öyle “Hadi canım sende” gibi değildir. Çünkü AKP dağılmasın diye yeni planlar üretilecek olunursa (Ki mutlaka üretilecek)… Bir de buna milletvekili seçilememe şartının parti içi tüzükteki rahatsızlık hesaba katıldığında… Siz o zaman görün AKP içindeki çatlak sesleri…
İşte muhalefetin gücü ve etkinliği tam da burada başlayacaktır. Onun için muhalefet ya tek ses olarak ortaya çıkıp bir kişi üzerinde yoğunlaşacaktır… Ya da ayrı ayrı isimler üzerinde hemfikir olmak için halkın nabzı yoklanacaktır.
Bunu önümüzdeki günlerde mutlaka göreceğiz ve yaşayacağız. Ama olsun, bu da ayrı bir heyecan ve ayrı bir güzellik. Madem demokrasilerde seçme ve seçilme özgürlüğü vardır. O halde bu özgürlüğü demokratik kurallar içinde uygulatmalı ve yaşatılmalıdır.
Yok eğer bunun tersi yapılacaksa (Ki AKP hep ben diyor), işte o zaman iktidar tam bir labirentin içine düşmüş olacaktır. Çünkü bugün vekillerin Köşk seçimine aynı isim üzerinde durması her ne kadar doğru gözükse de, bugün değil yarının AKP’ye ne getireceğini kimse
bilmemekte ve kestirememektedir.
Zaten her şey bilinseydi, bugün Erdoğan kalkıp, “Ben adayım” diye kesin konuşurdu. Ama Gül’ün olumsuz açıklamaları AKP içinde büyük hir huzursuzluk yaşatacak gibidir.
Ama şu da görüldü ki, “Yerel seçimlerde basının ve diğer organların desteği olduğu halde iktidarın zorlandığının görülmesi… Köşk seçiminde de bu zorlanışın daha da artacağı” kuşkusunun yaşanacağıdır.
Yani son sözü AKP’nin değil, muhalefetin söyleyeceği anlamı çıkmaktadır.
Neden mi?..
AKP içindeki olumsuz sesler muhalefetin güçlenmesine yarayacaktır.
Eeeee, bu da politik stratejidir. İyi kullanan kazanır. Kötü kullanan kaybeder.
Bekleyip göreceğiz.

www.haberhurriyeti.com / ÖKKEŞ AĞAOĞLU

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz