Son Dakika
17 Şubat 2019 Pazar

FİL İLE KARINCA

Fil:“ Senin karnın tok mu?” diye sordu Karınca’ya.

03 Ağustos 2018 Cuma, 19:50

İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda küçük yaşında ailesinden, yani annesi ve kardeşlerinden koparılıp buraya getirilmiş bir FİL’di! Babasının kim olduğunu bilmiyordu. Çoğu babanın görevi, sadece dişileri dölledikten sonra başkalarının peşine düşmek değil midir? Söz aramızda, filler de tıpkı insanlara benziyorlardı!

Fil:

“ Yukarıda Allah var!” diyordu, “ belki de aşağıda? Hüseyin Efendi yıllardır bana kendi evladı gibi bakıyor. Yiyeceğimi içeceğimi önüme seriyor, gövdemi ılık soğuk sularla yıkıyor, hatta arada sırada ayak tırnaklarımı bile keserek: ‘ Pedikür fillerin de hakkı değil midir?’ diyor. Az kalsın unutuyordum: Hortumumun bu kadar duyarlı olmasını da Hüseyin Efendi’ye borçluyum. Hemen hemen her gün o uzun çıkıntının ucunda biriken zararlıları temizliyor. Bir yerde Allah var canım! Adam bana kendinden daha çok yakınlık göstererek, alkışımı alıyor!”

( Anneannem Sakızlı Terzi Fatma Hanım, teşekkür sözcüğünü pek kullanmazdı. Onun yerine çok memnun kaldığı bir davranış karşısında: ‘ Alkışımı alasın çocuğum!’ derdi.)

Bu kaçıncı sabahtı bilinmez, Hüseyin Efendi küçük bir ovaya benzeyen açık hava alanını süpürdü, temizledi, suladı. Dün günlerden Pazardı ve Doğal Yaşam Parkı yüzlerce çocuğu ağırlamıştı. Ne kadar uyarırsanız uyarın, bin bir tembihatta bulunun çocuklar yine de fillere iyilik yapmak için ellerindeki gevrekten veya çikolatadan bir parça keserek hayvanlara uzatıyordu. Fil ilk günler ona ikram edilen yiyecek maddelerini hortumuyla almaya kalktı ama çok korktu çocuklar, ellerindeki bisküvileri kafesin içine fırlatıp kaçıştılar. Onurlu bir Fil’di, bugüne kadar yere atılanların bir tanesini bile eğilip almamıştı. Yerden alınmayan yiyecek maddeleri karıncalar için birer ziyafet sofrasıydı sanki. Karıncaların da beğenmeyip yuvalarına taşımadıkları artık yiyecekleri, bugün olduğu gibi Hüseyin Efendi süpürerek temizlerdi.

Evet, bu kaçıncı sabahtı bilinmez Hüseyin Efendi yatak odasının kapısını açarak Fil’in gezinti ovasına çıkmasını sağladı. Erken gelmiş bir yaz sabahıydı. Zaten İzmir’de iki mevsim yaşanıyordu: Kış ve yaz! Ara mevsimler, yani İlkbahar ile Sonbahar çok geride kalmış birer anıydı.
Hep böyle oluyordu: Sabah güneşine alışmak Fil için uzun sürüyordu. Neyse ki biraz sonra gözleri İzmir’in çapkın güneşine alışıyor ve çevresini görebiliyordu. Birden, aşağıdan toprağın üzerinden ince bir ses yukarıya tırmandı:

“ Hey! Beni duyabiliyor musun?” diyordu ses.

Fil:

“ Duyuyorum ama kimsin sen?” dedi.
“ Ben Karınca’yım! Seni daha yakından tanımak hatta arkadaş olmak istiyorum!”
Fil güldü, hortumunu birkaç kez salladı:
“ Seni göremiyorum ki!” dedi. “ Neredesin sen?”
“ Arka sol ayağının yanındayım. Seni daha yakından tanımama izin verecek misin?”
Fil hiç hareket etmeden dikiliyor:
“ Bu kadar küçük olunur mu?” diye soruyordu. “ Nerede, nasıl, ne kadar olduğunu bile göremiyorum. Seni ağırlığımla ezmemek için olduğum yerden kıpırdayamadığımı biliyor musun?”
“ Biliyorum!” dedi Karınca. “ Lakin senin ağırlığın beni ezmez. Öyle bir durumda kendimi toprağa gömerek ağırlığından kurtulabilirim!”
“ Tamam, iyi de!” dedi Fil, “ ilkin seni görüp tanımam gerekiyor!”
“ Ne yapabilirim?”
“ Yanında durduğun ayağımdan yukarıya tırman, sonra gözümün yanına gel ki seni görebileyim!”
Denileni yaptı Karınca, uzun bir yolculuktan sonra Fil’in gözüne ulaştı.
“ Hoş geldin!” dedi Fil.
Karınca yorgunluktan kendinde konuşabilecek takat bulamıyor:
“ Soluk soluğa kaldım!” diyordu. “ Sanki İzmir’den İstanbul’a kadar yürüdüm. Bu kadar da iri olunur mu canım? Annenin karnında biraz daha kalacak olsaydın, Afrika Kıtası olarak gelebilirdin dünyaya. İzin verirsen biraz dinleneyim?”

Fil:
“ Gözümden akan yaşın içine gir!” dedi. “ Tüm yorgunluğunu giderir gözyaşım!”
Karınca denileni yaptı, Fil’in gözyaşının içinde küvette yatar gibi bir süre uzandı, sonra:
“ Senin gözyaşın şifalı bir kaplıca suyu!” dedi. “ Ne kadar bitkindim, oysa şimdi yorgunluktan eser kalmadı!”
“ Ama!” dedi Fil, “ ben kendi gözyaşımın içine sığmıyorum. Yani senin ulaştığın rahatlığı kendime sağlayamıyorum!”
“ Hepimizin böyle yoksunlukları var!” dedi Karınca. “ Birbirimize hem yararlı hem zararlı olalım diye oluşturmuş doğa bizi!”
“ Tıpkı insanlar gibiyiz desene?” dedi Fil. “ İnsanlar birbirinin hem dostudur hem de düşmanı. Dostluk neyse de, ülkesel düşmanlıklar nedeniyle onlarca savaş yaşadı insanlar. İnsan olan birisi ders çıkarmaz mı bunca kıyımdan? Bir fil topluluğunun başka bir fil grubuna saldırıp hortumlarındaki yer altı yer üstü zenginliklerin üzerine çöreklendiği ne zaman görülmüştür? Dünyaya insan olarak gelmemiş olmamı, fil şansı olarak görüyorum!”
“ Bırak bunları insanlar düşünüp çözüm yolları arasınlar!” dedi Karınca. “ Onlar: ‘ En akıllı yaratıklarız!’ diye övünürler ama akılsız belledikleri biz hayvanların tırnağı olamazlar!”
“ Öyle deme!” dedi Fil. “ Hüseyin Efendi de bir insan ama onu öteki insanlardan ayırmak gerekir!”
“ Evet!” dedi Karınca. “ İnsanların içinde de ne hayvanlar var! Örneğin bu öykünün yazarı, daha küçük yaşlarındaydı annesinden gizli bir dilim ekmek alarak gelir karınca yuvasının çevresine ufalardı. Bir gün annesi onu yakaladı: ‘ Sen ne yaptığının ayrımında mısın?’ diye sordu. ‘ 1944 yılındayız, İkinci Dünya Savaşı’nın korkunç günlerinde. Ekmeğin karne ile alındığını, benim kendi hakkıma düşen ekmekten sana göstermeden önüne lokmalar koyduğumu biliyor musun?”

( Anneciğim! Bugün, hatta her gün senin ölüm yıldönümün! Kaç yıl önceydi? Belki de dünyanın oluşumu sırasında Midilli’den, Sakız Adası’ndan kaçıp Karaburun’a sığınan Yunanlıları unutabilir miyim? Bir gün yaşlı bir kadın: ‘ Vire pedimu!’ demişti. Bir lokma ipsomi lütfen!’ Koşup durumu anneme söylemiştim: ‘ Git getir o kadını buraya!’ demişti. Koştum, yaşlı kadını elinden tutup eve getirdim. Annem düzgün Rumcası ile konuşmaya başladı: ‘ Hoş geldiniz!’ dedi. ‘ Size ne ikram edebilirim?’ ‘ Bir lokma ekmek!’ dedi yaşlı kadın. Annem ona bir sofra kurdu. Önce tarhana çorbası, sonra kuzu etli soğan yahnisi, erişte pilavı ve üzerine de sütlaç. Yaşlı kadının hem ağlayıp hem bu yiyecekleri nasıl tükettiğini bugün gibi anımsıyorum. Bu kadın bana açlığın ne olduğunu öğretmişti. O günden sonra yemek seçmekten vazgeçmiştim. ‘ Bugün kereviz pişireceğim!’ derdi annem, ‘ Sen kereviz yemezsin, sana iki yumurta kırsam olur mu?’ ‘ Yok anne!’ derdim, ‘ ben artık kereviz de yiyeceğim!’)

Fil:
“ Senin karnın tok mu?” diye sordu Karınca’ya.
“ Sabah bir buğday tanesini kemirmiştim!” dedi Karınca. “ Bu akşama kadar bana yeter!”
“ Akşam benimle kal!” dedi Fil. “ Hüseyin Efendi’nin bana getireceği yemeği beraber yeriz!”
“ Neden olmasın?” dedi Karınca. “ Hem de senin bu kocaman gövdeni ne kadar yiyecekle doyurduğunu görürüm!”
Akşam oldu, Hüseyin Efendi Fil’in akşam yemeğini getirdi. Tam kafesten çıkıyordu, Fil’in gözünün içine girmeye çalışan Karınca’yı gördü. Cebinden çıkardığı kağıt mendille Fil’in gözünü sildi. Karınca mendilin katları arasında kendini çöp kovasının içinde buldu. Fil:
“ Hüseyin Efendi!” diye bağırdı. “ Ne yaptın arkadaşıma?”
“ Senin burada bir arkadaşın mı vardı?”
“ Elbette!” dedi Fil. “ Gözümün ucundan alıp çöp kovasına attığın Karınca, benim en yakın dostum olacaktı!”
Güldü Hüseyin Efendi:
“ Duyulmamış şey!” dedi. “ Bir karınca, benim bakıp beslediğim Fil’in arkadaşı olabilir mi?”
Sustular! Hatta Hüseyin Efendi’ye küstü Fil! Arkasını dönüp ağır ağır duvarın kıyısına yürüdü.
Karınca kağıt mendilin içinden zor kurtardı kendini, Fil’in sol arka ayağından yine yukarıya tırmanmaya başladı.
“ Bu kadar yolu bir kez daha yürümek zorunda mıyım?” diye sordu kendine. “ Sanki bir kez daha Afrika’yı kurtaracağım beyazlardan? Sabaha kadar Fil’in gözüne varabilir miyim acaba?”
Fil sabah olduğunda, gözünün ucundaki kaplıcada yıkanan Karınca’yı görünce dünyalar onun oldu. Kahkahalar atacak, belki de hantal gövdesine aldırmayıp bir oyun havasının ritmine uyarak ıslak topraklara diz vuracaktı ama Hüseyin Efendi görüp sihri bozmasın diye sesini çıkarmadı!

CAVİT KÜRNEK

03 Ağustos 2018, ÇEŞME

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

izmir escort bursa escort izmir escort antalya escort izmir escort porno izmir escort