Son Dakika
19 Temmuz 2019 Cuma

FİDANCILARIN PAZARI DARALDI

Doku Kültürü Laboratuvarı kurup, yıllık 5 milyon Euroluk tasarruf sağlayan ademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selçuk Bilgi ödemelerin zamanında yapılmamasından dertli.

05 Mayıs 2019 Pazar, 19:02

Haber Hürriyeti Gazetesi Süs bitkisi, çiçek ve ağaç yetiştiriciliğini bu sayıda sayfalarına taşıdı. Türkiye’de yetişen meyve ağaçlarının fidanlarının yüzde 60’ını üreten bir beldeye gitmemek onların sesini dinlememek büyük bir eksiklik olacaktı. Biz de o nedenle Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin kapısını çaldık ve Başkan Selçuk Bilgi ile sektörü konuştuk. Yılların Kooperatifçisi Bilgi’ye sorularımız ve verdikleri cevaplar şöyle:

Bize kooperatifinizi anlatır mısınız?

Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 1968’de kurulmuş, o günden o bugüne ortaklarına gerek tarım girdilerini temin etmek gerekse ürettikleri ürünleri pazarlamak, gerekse tarım sanayini oluşturmak için çalışmalar yapmaktadır. Bunlar nedir, zeytin ve zeytinyağı konusunda çalışmalar yapmaktadır. Hayvancılık ve süt ürünleri konusunda çalışmalar yapmak, dünyada rağbet gören kültür laboratuvarlarını kurup, Balkanlar ve Ortadoğu’nun en büyük laboratuvarında çalışmalar yaparak, gerek süs bitkisi konusunda gerek meyve bitkisi konusunda üretim yaparak, piyasaya sürmektedir. Bunun yanı sıra neresinden bakarsanız bakın Türkiye’de üretilemeyip veya özellikle İtalya’da, İspanya’da üretilen süs bitkilerinin AR-GE’lerini oluşturmuş, üretimi zor olan bitkileri laboratuvar ortamında üretip, yine onları da süs bitkisi üreticilerinin huzuruna sunmuş.

Bu çalışma yurtdışına döviz gidişini de engellemiş diye düşünüyorum. Doğru mu?

Tabi doğru, daha önce laboratuvarımız olmadan 3 milyon Euro ile 5 milyon Euro arasında fiyatlarla ithal ediyorduk. Ama 2013’te kurduktan sonra artık ithalatı kestik, normal kendi üretimlerimizi yapmaktayız. Zaten Türkiye’de 3 tane. Bizden başka Dikili’de ve Torbalı’da da var. Türkiye’nin ihtiyaçlarını bu üç laboratuvar karşılıyor. Türkiye’de pazar daralması çok büyük sıkıntıda. Esasen gıda stratejik ürün olmasına rağmen, önümüzdeki günlerde pazarda çok büyük sorunlarla karşılaşılacak. Ürettiği ürünleri pazarlayamamanın sıkıntısı içerisinde üretici. Dolayısıyla bu bize yansıyor, olumsuz olarak, bizden aldıkları anaçların paralarını ödemekte zorlanmakta ve üretim artığı bir sürü fidan da zayi olmakta. Bunu yurtdışına çok fazla satamıyoruz. Çünkü Avrupa Birliği’nin aldığı desteklerin dışında bizim aldığımız destekler bize imkan sağlamıyor. Bunlar da bizi olumsuz etkiliyor. Bu sıkıntılarla boğuşuyoruz.

Doku kültürü gerçekten çok önemli bir laboratuvar, 3 milyon Euro’lardan bahsediyorsunuz, bu ülkemize kalıyor. Peki bu laboratuvarda başka geliştirebildiğiniz, pazarlayabildiğiniz ülkeler var mı? İlerleyen günlerde bunun önünü daha çok açılır mı?

Özbekistan pazarımızdı bizim. Özbekistan’da çok büyük ekonomik sıkıntıları olduğundan bu sene hemen hemen yok gibi Türkiye’nin orada pazarı. Sadece biz değil bizim gibi bu ülkelere satış yapan, meyve fidanı satan arkadaşlar da hemen hemen hiç satamamışlar. Çok cüzi miktarlarda Azerbaycan’a biraz da Türkmenistan’a gönderebildik. Tabi Türkiye’deki ekonomideki bu sıkıntı ve daralma öbür ülkelerde de çok fazla yani iktisaden kalkınmamış ülkeler kendi ayaklarının üstünde durmakta zorlanıyor. Özellikle Doğu ülkelerinin gelirleri petrol ve petrole dayalı ürünler olduğundan dolayı onlar da dünyada sıkıntılı. Ama ülkemizde gerçekten pazar daralması çok fazla.

Süs bitkileri üreticisi bu seneye kadar iyiydi. Gerek yurt içinde gerek yurtdışında. Bu seneki ekonomik sıkıntı, belediyelerin el değiştirmesi yani seçimlerin olmasından kaynaklanan durum. Dolayısıyla süs bitkisi pazarına da engel oldu. Çünkü adam kazanıp kazanmayacağını bilmediği için park, bahçe yapmakta, yeşil alan yapmakta tereddüt etti. Onları askıya aldı, bu askıya almalar bu pazarın küçülmesine, hemen hemen yok olmasına neden oldu.

Süs bitkileri konusunda araç üretimi yapılabiliyor mu bu laboratuvarlarda ?

Şimdi biz anaç üretimi yapıyoruz ama çelikten üretimleri sıkıntılı olan bazı çalı grupları var. O çalı gruplarından eğer çelikten üretilmiyorsa ve zor oluyorsa, az üretiliyorsa onların AR-GE’sini oluşturduk nasıl verimli şekilde üretimi yapılıyor diye. Pazar payı da yüksek olan çalıların AR-GE’lerini de oluşturduk, üretimini yapıyoruz. Mutlaka çalışmalar var ama bu çalışmalar bedava yapılmıyor. Eğer kazançlar olmuyorsa bunlar hep banka borçlarıyla oluyor. Bankaların faizleri belli. Bir de insan çalıştırmak çok pahalı biz de. 250 kişi çalışıyor kooperatifte. Bunların maliyetleri de pahalı. Günlük para dönüşümlerinin sağlanmasında geçikmeler yaşanıyor ve biz ücretleri ödemekte çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz.

Aslında Türkiye yerli tarımın geliştirilmesi için tohum ıslahı konusunda biraz gecikmiş. Siz bu laboratuvardan bu anlamda faydalanabiliyor musunuz?

Şimdi Türkiye’de eleştiri anlamında değil ama bir de realite var. Realiteyi doğru dürüst konuşmuyorsak bu sefer yine ülkeye zarar veririz. Türkiye’de neler geri kalmamış ki bu geri kalmasın. Tohum çok çeşitlilik arz eden bir üretim şekli. Buğday tohumları üretiliyor, en önemli maddelerden bir tanesi. Sebzeler bütün tohumdan üretiliyor, çok önemli bir çeşitlilik arz eden bir konu. Bir de meyve konusu var. Tohumdan üretilen meyveler artık, meyveyi verme yani yatma dediğimiz erken hasat konusunda, tohumdan üretilen meyve ağaçları meyveyi en az 8-10 yılda yaptıkları için üreticiler, ona hiç rağbet tenezzül etmez oldu. Laboratuvar ortamında üretilen fidanların meyveleri 2 yılda kaliteli olmaya başlayınca herkes ona döndü. Biz de tamamen o konuda üretim yapıyoruz. Tohumdan üretilenler ayrı, bir de bu şekilde üretilenler var.

Siz Türkiye’de fidancılık denilince ilk akla gelen isimlerdensiniz. Sektörün beklentileri nedir ?

Valla sektörde şu anda ülke açmazda. Nedir? Şimdi 2002’de gelen bu hükümet, enflasyonu belli bir dizgin altında tutabilmek için bir kere, orta yerde kullanılan malzemelerin Çin çöplüğü oldu ülke. Bir de çiftçi üretim yapıyordu, pahalı maliyetler doğrultusunda düşüncesiyle , çiftçinin ürettiği ürünü ithalatla ucuza getirip, çiftçiye rekabetmiş gibi yaptırıldı. Bu defa çiftçi birkaç yıl ekti. Kazanamaz olunca da artık üretimden çekildi, büyükşehirlere gitti. Oğlu şoför oldu, kendisi apartman bekçisi oldu. Artık o insanların gelip üretime yeniden katkı yapmaları mümkün değil. Öyle olunca da artık ithalatda da fiyatlar artınca durum şimdiki halde işte. Patates 8-10 lira, soğan yine 8-10 liraya çıktı. Artık bunları ithal edebilecek durumdaysak zaten ekseriyetimiz belli. Bunlar hep yanlış stratejiden kaynaklanan şeyler, bu ülkenin ithalat yoluna gitmesi. Eğer çiftçiyi doğru dürüst desteklenmiş olsaydı, ilk zamanda göreceli olarak ucuz veren yerlerden ithal etmek yerine, kendi çiftçimize ürettirseydi bugün bunların hiçbiri yaşanmazdı.

Adam diksek yeşertecek toprağımız, suyumuz ve, iklimimiz var ama ülkemizde maalesef dışarıdan süs bitkileri ve ağaçlar alınıyor. Bu konuda ne yapılabilir?

Açıkça söylemek gerekir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bazı belediyeler yurtdışından kaliteli büyük ağaç, ithalatının yoluna çok gittiler. Artık onun önüne yetişmiş ve uzmanlaşmış süs bitkileri üreticisi çok fazlalaştı ve Avrupa’yı aratmayacak şekilde kaliteli, kalibreli üretimler yapılıyor. Yurtdışından yerine artık Türkiye’den temin edilecek durumda. Şimdiki gelen belediye başkanları da, sanırım bu doğrultuda bir anlayışta. İnşallah ithalat yoluna gitmezler. Giderlerse de amansız bir şekilde eleştiririz onları da.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, üretici ve kooperatiflere çok önem vereceklerini ve onların ürettikleri her şeyi alacakları sözünü verdi. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Mutlaka bu çok güzel bir söz kooperatifler açısından. Ancak kooperatifleri de dizayn etmek lazım. Şöyle yani standart, kaliteli, gıda güvenilirliği konusunda üretim yaptırmalı kooperatiflere. Yeteri kadar üretim yaptırmalı. Türkiye’nin arzına yetecek şekilde üretim yapmalı ki bu iş neticeye varsın. Türkiye’deki tarım ürünleri kooperatifler tarafından üretilip kooperatifler tarafından pazarlansın. Bu bir başlangıçtır, çok iyi bir umut ışığıdır, ufuktur. Bunun desteklenmemesi mümkün değil. Her Türk vatandaşının destekleyerek bunun arkasında durması, hem kendi çıkarına hem de memleket çıkarınadır.

Başka eklemek istedikleriniz var mı ?

Çok teşekkür ederim. Şimdi söylemler çok fazla ülkede ama dinleyenler az. Veya dinleyip de yerine getirenler az. Bilmiyorum, İnşallah doğruları buluruz hep beraber. Bu ülke bizim , kolay alınmış bir ülke değil, kan dökülerek alınmış bir ülke. Sanırım böyle bir kuşu elimizden uçurmayız. Demokrasi denilen kuşu elimizden uçurmayız.

Sayın Selçuk Bilgi, Kooperatiflerde yıllardır görev almış ve bu konuda emek vermiş, kooperatifler kanalıyla üreticinin he zaman yanında olmuş bir başkan olarak size teşekkür ediyoruz.

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz